<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/1684 E.  ,  2025/233 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2024/1684<br>Karar No : 2025/233 <br><br>TEMYİZ EDENLER : I-(DAVACI): ... Anonim Şirketi <br> VEKİLİ : Av. ...<br> II-(DAVALI): ... Kurumu <br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>DİĞER DAVALI :... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 14/11/2023 tarih ve E:2022/3230, K:2023/4763 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun (Kurul) 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/285 sayılı kararı ile anılan Kurul kararının ekinde yer alan “Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi”nin, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun E... sayılı yazısı ve işbu yazıda belirtilen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı işleminin davacı Şirket bakımından iptali istenilmiştir.<br> Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 14/11/2023 tarih ve E:2022/3230, K:2023/4763 sayılı kararıyla;<br> Uyuşmazlık konusu olay ile ilgili sürece ilişkin bilgi verilmiş,<br> 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 4. maddesi, 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, 7. maddesinin üçüncü fıkrası, 13. maddesinin 1. ve 2. fıkraları; 01/11/2011 tarih ve 28102 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 31. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, 13. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi; 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 474. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, 483. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi aktarıldıktan sonra,<br> Dava konusu Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı işlemi yönünden;<br> Dava konusu azami ücret tarifesinin davacı şirket bakımından hukukî dayanağının, dava konusu 17/08/2018 tarih ve E.63000 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün yazısı olduğu, bu yazıda; mobil elektronik haberleşme hizmetlerinin serbest, âdil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında sunulmasına ve tüketici haklarının korunmasına katkı sağlamak amacıyla Turkcell ve Vodafone'un yükümlü olduğu azami ücret düzenlemesinin davacı şirket için de uygulanmasının politika olarak belirlendiğinin belirtildiği, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 483. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi kapsamında bu işlemin tesis edildiği,<br>Dairelerinin 25/02/2019 tarih ve E:2018/3933 sayılı ara kararı ile, Pazar Analizi Yönetmeliği gereğince, uyuşmazlık konusu tarifenin ait olduğu pazara ilişkin olarak yapılan bir pazar analizinin bulunup bulunmadığı, yapılmışsa sonuçlarının neler olduğu, yapılmamışsa pazar analizi yapılmamasının nedenlerinin sorulmasına, söz konusu pazarda etkin piyasa gücüne sahip işletmecilerin belirlenip belirlenmediği, davacı şirketin "etkin piyasa gücüne sahip işletmeci" olup olmadığı hususunda bir belirleme yapılıp yapılmadığı, etkin piyasa gücüne sahip işletmeciler belirlenmedi ise bunun nedeninin sorulmasına karar verildiği; davalı Kurum tarafından verilen cevapta, davalı idare ve Avrupa Birliği tarafından tanımlanmış uyuşmazlık konusu pazarın ait olduğu bir "ilgili pazar" tanımının bulunmadığı, davalı idare tarafından toptan seviyedeki mobil elektronik haberleşme hizmetlerine yönelik pazar analizleri yapıldığı, dava konusu mobil elektronik haberleşme hizmetleri bakımından âzâmi ücret tarifesinin uygulandığı pazarın perakende düzeyde bir pazar olduğu, perakende düzeyde mobil elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin bir pazar analizi yapılmadığı ve etkin piyasa gücüne sahip işletmecinin belirlenmediği, pazar tanımlamalarında Avrupa Birliği düzenlemelerinin takip edildiği, ülkemizdeki perakende mobil elektronik haberleşme pazarındaki gibi ciddî rekabet aksaklıklarının bulunmadığı pazarlarda, pazar analizi yapıp güçlü bir düzenleyici müdahalede bulunmak yerine, ardıl düzenlemeler ile pazarda oluşan geçici rekabet aksaklıklarının çözümlenmesinin daha orantılı ve yerinde bir yaklaşım olduğu, mobil elektronik haberleşme hizmetleri âzâmi ücret tarifesinin tespit edilen bir rekabet aksaklığının çözümünü öngörmediği, mobil elektronik haberleşme hizmetleri âzâmi ücret tarifesinin pazar analizlerinden farklı fonksiyonları ve düzenleyici çerçevesi bulunduğundan, mobil elektronik haberleşme hizmetleri âzâmi ücret tarifesinin pazar analizi düzenlemeleri kapsamında değerlendirilemeyeceği, Pazar Analizi Yönetmeliği'nin 1. maddesi uyarınca elektronik haberleşme sektöründe pazar analizlerinin ilgili pazarda etkin rekabetin tesisi ve korunması için tesis edildiği, mobil elektronik haberleşme hizmetleri âzâmi ücret tarifesine ilişkin idarî düzenlemelerin ilgili pazarda rekabet aksaklıklarının giderilmesi için değil, tüketici haklarının korunması ve tüketicinin uğrayacağı zararların bir derece asgarîye indirilmesi için tesis edilen işlemler olduğu, âzâmi tarife yükümlülüğünün idare ile mobil şebeke işletmecileri arasında imzalanan imtiyaz sözleşmeleri ve 5809 sayılı Kanun'un tüketicinin korunmasına ilişkin hükümleri ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca tüketici haklarını ve menfaatlerini korumaya yönelik olarak uygulanan bir yükümlülük olduğu, âzâmi tarife düzenlemesi ile 5809 sayılı Kanun'un 13/2-b maddesinde yer verilen tarife düzenlemesinin korunan hukukî menfaat yönünden farklı olduğu, davacı şirkete mobil haberleşme hizmetleri âzâmi ücret tarifesine uyma yükümlülüğünün getirilmesinin temel dayanağının 5809 sayılı Kanun'dan sonra yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 483. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi olduğu, bu maddede pazar analizi yapma ve ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip işletmeci tespit etme şartlarının bulunmadığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın dava konusu yazısı kapsamında Turkcell ve Vodafone'nin yanında davacı şirketin de mobil haberleşme hizmetleri âzâmi ücret tarifesine tâbi olmasına karar verildiği, söz konusu normların 5809 sayılı Kanun'un 13/2-b maddesinde yer alan norma göre fonksiyonlarının farklı olması nedeniyle daha özel nitelikte ve sonraki hüküm olduğu, âzâmi tarife düzenlemesine Turkcell ve Vodafone'nin yükümlü, davacı şirketin ise yükümlü olmadığı dönemde, davacı şirketin özellikle tüketicilerin pek de farkında olmadıkları paket aşım ücreti gibi kalemlerde ciddî artışlar yaptığı, önemli ölçüde gelir elde ettiğinin gözlemlendiği, mobil elektronik haberleşme hizmetlerinden faydalanan bütün abonelerin korunabilmesi için âzami tarife düzenlemesine her üç işletmecinin de uymasının önem arz ettiğinin ifade edildiği,<br>Dava konusu işlemler tesis edilmeden önce mobil elektronik haberleşme hizmetleri azami ücret tarifesinin uygulandığı, pazar perakende düzeyde olduğu için bir pazar tanımlamasının yapılmadığı ve perakende seviyedeki bir pazarda abone sayısının en önemli belirleyici unsur olduğu gözetilerek etkin piyasa gücüne sahip işletmecinin tespit edilmediği; bununla birlikte, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün dava konusu yazısı gereğince hem tüketicilerin korunması hem de adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamının sağlanması açısından Turkcell ve Vodafone ile birlikte aynı şartlarda davacı şirket için de tavan ücretin tespit edilmesine ve uygulanmasına karar verildiği,<br>Dava konusu işlem değerlendirilirken ilk olarak, 5809 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 483. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin birlikte incelenmesi gerektiği,<br>5809 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile mobil elektronik haberleşme hizmetlerinde tarifelerin alt ve üst sınırlarını belirlemek konusunda Kurum'a verilen yetkinin, işletmecinin ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip olduğunun belirlenmesi hâlinde mümkün olduğu, şartlı ve özel bir yetki niteliği taşıdığı,<br>1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 483. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi ile haberleşme hizmetlerini serbest, âdil, sürdürülebilir bir rekabet ortamı sağlamak amacıyla sınırlı olmak üzere gerektiğinde taban ve tavan ücret tespit etmek konusunda Haberleşme Genel Müdürlüğü'ne verilen yetkinin ise sınırlı ve genel bir yetki niteliğinde olduğu,<br>Dolayısıyla mobil elektronik haberleşme hizmetlerinde azami ücret belirlenmesi konusunda Kurum'a verilen yetki ile Haberleşme Genel Müdürlüğü'ne verilen yetkinin birbirine karşıt olmayan, aksine birbirini tamamlayan yetkiler olduğu; bir işletmecinin etkin piyasa gücüne sahip olduğu tespit edilmediği sürece, o işletmeciye imtiyaz sözleşmesindeki tarifeye ilişkin belirlenmiş kurallar dışında azami ücret tarifesi uygulanması mümkün değil iken, perakende düzeyde pazar niteliği taşıdığı için abone sayısının en önemli belirleyici unsur olduğu dikkate alınarak mobil haberleşme hizmetleri sektöründe işletmecilerden bir kısmının azami ücret tarifesine tâbî, bir kısmının ise azami ücret tarifesinden muaf olmasının, serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamını bozucu etkiler ortaya çıkmasına yol açtığında ve bu durum tüketicilerin mağduriyetine neden olduğunda Bakanlığın sınırlı ve genel yetkisini kullanarak tavan ücret politikasını uygulamasının mümkün olduğu,<br>Bu itibarla, yapılan değerlendirmeler çerçevesinde mevzuatta belirtilen sınırlı amaçlar doğrultusunda tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br> Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun (Kurul) 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/285 sayılı kararı ile anılan Kurul kararının ekinde yer alan “Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi” davacı şirket bakımından incelendiğinde:<br> Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle bildirilen "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin onaylanmasına ilişkin 23/09/2019 tarih ve 2019/DK-EDT/200 sayılı Kurul kararı ile ... tarih ve ...sayılı Bakanlık işleminin davacı şirket bakımından iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Dairelerinin E:2019/3893 dosyasında açılan davada, Dairelerince verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin 06/02/2020 tarihli karara davacı şirket tarafından itiraz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 25/06/2020 tarih ve YD İtiraz No: 2020/201 sayılı kararı ile, hem 23/09/2019 tarih ve 2019/DK-EDT/200 sayılı Kurul kararının hem de davacı şirkete azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğü getirilmesinin dayanağı olan ... tarih ve ...sayılı işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği, söz konusu kararın davalı idareye 08/11/2020 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, anılan kararın ifasını teminen 17/11/2020 tarih ve 2020/DK-EDT/315 sayılı Kurul kararıyla, "23/09/2019 tarih ve 2019/DK-EDT/200 sayılı, 20/09/2018 tarih ve 2018/DK-ETD/279 sayılı, 03/04/2019 tarih ve 2019/DK-ETD/094 sayılı, 17/03/2020 tarih ve 2020/DK-ETD/076 sayılı, 22/09/2020 tarih ve 2020/DK-ETD/269 sayılı Kurul kararlarıyla ilgili davacı şirketin Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi'ne uyma yükümlülüğü bulunmadığına ilişkin değişiklikler yapıldığı, ayrıca yeni bir hukuki durumun ortaya çıkmasına kadar "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi'nin davacı şirket için belirlenmemesine" karar verildiği, davacının azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğünden muaf tutulduğu, 2020/DK-EDT/315 sayılı Kurul kararı sonrası hazırlanan 17/02/2021 tarih ve 2021/DK-EDT/49 sayılı Kurul kararı, 31/03/2021 tarih ve 2021/DK-EDT/90 sayılı Kurul kararı ile 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-EDT/285 sayılı Kurul kararında davacı şirketin azami ücret tarifesinden muaf olacak şekilde yürürlüğe girdiği, Dairelerinin 19/10/2021 tarih ve E:2019/3893, K:2021/3362 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmesi üzerine 08/02/2022 tarih ve 2022/DK-ETD/38 sayılı Kurul kararı ile; 17/11/2020 tarih ve 2020/DK-ETD/315 sayılı Kurul kararının kaldırılması, 17/02/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/49 sayılı, 31/03/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/90 sayılı ve 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/285 sayılı Kurul kararlarının ekindeki Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi'nde bir kısım düzenlemeler yapmak suretiyle geriye yönelik davacı şirketin de Mobil Azami Ücret Tarifesi'ne uyma yükümlülüğü olduğuna karar verildiğinin anlaşıldığı,<br>Ayrıca, dava konusu 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/285 sayılı Kurul kararının ekinde yer alan “Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi”nin 01/10/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdiği, bu tarifeden sonra 29/03/2022 tarih ve 2022/DK-ETD/84 sayılı Kurul kararı ile “Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi”nin 01/04/2022 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde onaylanmasına karar verildiği, buna göre, 01/10/2021 tarihinden 01/04/2022 tarihine kadar dava konusu 2021/DK-ETD/285 sayılı Kurul kararının yürürlükte olduğunun görüldüğü,<br>Bu itibarla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 25/06/2020 tarih ve YD İtiraz No:2020/201 sayılı yürütmenin durdurulması kararının davalı idarece uygulanma tarihinden (17/11/2020), Dairelerinin 19/10/2021 tarih ve E:2019/3893, K:2021/3362 sayılı davanın reddi karar tarihine (19/10/2021) kadar geçen süreç içinde yürürlükte olan azami ücret tarifelerinin uygulanarak tükendiği, azami ücret tarifelerinin dayanağı olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı işleminin söz konusu dönemde yürütmenin durdurulması kararı nedeniyle hukuk aleminde bulunmadığı ve davacı şirketin de söz konusu süreçte azami ücret tarifelerinden muaf hâline geldiği, dolayısıyla uygulanarak tükenmiş olan azami ücret tarifelerinin tekrardan hukuk aleminde canlanamayacağı, hukuk devleti ilkesinin unsurlarından biri olan "hukuk güvenliği"nin de bunu gerektirdiği, bu kapsamda geriye dönük olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 25/06/2020 tarih ve YD İtiraz No:2020/201 sayılı yürütmenin durdurulması kararının davalı idarece uygulanma tarihinden, Dairelerinin 19/10/2021 tarih ve E:2019/3893, K:2021/3362 sayılı davanın reddi karar tarihine kadar (17/11/2020 ilâ 19/10/2021) geçen süreç içinde yürürlükte olan tarifelere davacı şirketin de uyması gerektiğine yönelik olarak tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından, 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/285 sayılı Kurul kararının 19/10/2021 tarihinden önce davacı şirketin azami ücret tarifesine tabi olmasına yönelik kısmının hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığı,<br>Bununla birlikte, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 25/06/2020 tarih ve YD İtiraz No:2020/201 sayılı yürütmenin durdurulması kararının uygulanma tarihinden, Dairelerinin 19/10/2021 tarih ve E:2019/3893, K:2021/3362 sayılı davanın reddi karar tarihine kadar olan süreç dışında davacı şirketin azami ücret tarifesine tabi olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/285 sayılı Kurul kararının 19/10/2021 tarihinden sonra davacı şirketin azami ücret tarifesine tabi olmasına yönelik kısmı yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı,<br>Ayrıca, Dairelerinin 14/11/2023 tarih ve E:2022/2390, K:2023/4761 sayılı kararında, dava konusu işlemin dayanağı 08/02/2022 tarih ve 2022/DK-ETD/38 sayılı Kurul kararına ilişkin olarak aynı yönde karar verildiği gerekçesiyle,<br> Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/285 sayılı kararı ile anılan Kurul kararının ekinde yer alan “Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi”nin 19/10/2021 tarihinden önce davacı şirketin azami ücret tarifesine tabi olması kısmı yönünden iptaline; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı işlemi, 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/285 sayılı kararı ile anılan Kurul kararının ekinde yer alan “Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi”nin 19/10/2021 tarihinden sonra davacı şirketin azami ücret tarifesine tabi olması kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>Davacı tarafından, Dairece Bakanlık işleminin, rekabet tesisi yönünden, hukuka uygun olduğu kabul edilmekteyse de Daire kararında rekabete ilişkin hiçbir verinin tartışılmadığı, salt “diğer işletmecilerin azami ücret tarifesine tabi tutulmasını, müvekkil şirketin ise muaf tutulmasını” rekabeti bozucu olarak kabul ettiği; Dairenin bu dosya özelinde verdiği hükümle “rekabet tesisi” amacına değil davalı idarelerin yazılarına da açıkça yansıttıkları niyetleri çerçevesinde “iki işletmecinin tahkime gitmesinin engellenmesi” amacına hizmet ettiği; 5809 sayılı Kanunun, yalnızca davalı idareyi değil aynı zamanda davalı Bakanlığı da bağladığı; söz konusu yetkinin, Kanunlara ve bilhassa konuya ilişkin “özel kanun” niteliğinde olan 5809 sayılı Kanun'a uygun kullanılması gerektiği; pazar analizi şartının, davalı Bakanlık uygulamaları için de geçerli olduğu; davalı Bakanlığın, diğer davalı idare tarafından yapılan pazar analizi neticesinde etkin piyasa gücüne sahip olduğu tespit edilen işletmecilere azami ücret tarifesi yükümlülüğü getirebileceği; 5809 sayılı Kanunun 13. maddesinin 2. fıkrasının (b) maddesinin asli amacının "etkin rekabet ortamı" yaratmak olduğu; tali amacının ise, "tüketici faydası" olduğu; Daire tarafından, mobil elektronik haberleşme hizmetlerinde azami ücret belirlenmesi konusunda Kuruma verilen yetki ile Haberleşme Genel Müdürlüğüne verilen yetkinin birbirine karşıt olmayan, aksine birbirini tamamlayan yetkiler olduğu ifade edilse de davalıların ve mahkemenin yorumu sebebiyle, Kanun'un içerdiği koşulun Kararname ile ortadan kaldırılması yönünde bir sonuç doğurduğundan verilen hükmün çelişkili ve hukuka aykırı olduğu; idarenin bütünlüğü ilkesi ve Anayasa'nın 104. maddesi doğrultusunda; Kararname'nin kanun hükümleri ile birlikte uygulanması suretiyle sonuca varılmasının anayasal bir zorunluluk olduğu; 5809 sayılı Kanun'un 13. maddesinde, Kurumun ancak bir işletmecinin ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip olduğunun belirlenmesi halinde tarifelerin üst sınırını belirleyebileceğinin açıkça belirtildiği, her ne kadar, Haberleşme Genel Müdürlüğüne haberleşme hizmetlerini geliştirmek ve serbest, adil, sürdürülebilir bir rekabet ortamı sağlamak amacıyla; hizmete ilişkin taban ve tavan ücret tespit etme ve uygulamasını denetleme görev ve yetkisi verilmişşe de Genel Müdürlüğün bu yetkisini kullanırken 5809 sayılı Kanun'da yer alan ilkeler kapsamında ve onlarla bağlı olarak işlem tesis etmesi gerektiği; adil yargılanma ilkesinin hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini de barındırdığı, birbiriyle uyuşmayan mahkeme kararlarının sürüp gitmesinin yargı sistemine güveni azaltıcı etkisi olduğu ve hukuki belirsizlik hali oluşturduğu; açtıkları dokuz davanın lehe sonuçlandığı; 5809 sayılı Kanun'da bir değişiklik olmamasına rağmen dava konusu Bakanlık işlemi ile yeni bir dayanak oluşturulmaya çalışıldığı ileri sürülmektedir.<br>Davalı idarelerden Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesinin E:2019/3893 sayılı dosyasındaki yargılamanın sonucunda “davanın reddine” dair kararın verilmesi ile birlikte baştan itibaren hukuka uygun görülen bir işlemin, YD kararı verildiği için bir dönem aralığında hukuka aykırı gibi uygulanmamasının hukukun temel prensiplerine aykırı olduğu; kaldı ki, davanın reddine dair verilen kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/11/2022 tarih ve E.2022/731, K.2022/3398 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği; YD kararının, davacı Şirkete daha avantajlı bir ekonomik durum sağlayarak toplumdaki menfaat dengesini bozacak bir fonksiyonunun olmaması gerektiği; açıkça idare hukuku ilkelerine aykırı iptal hükmünün durdurulması gerektiği; davacının, 2018 öncesinde de verilen iptal kararlarının ifasının bir sonucu olarak azami tarife düzenlemesine uyma yükümlülüğünden muaf hale gelir gelmez abonelerine uyguladığı ücretleri ciddi miktarda arttırdığı; azami tarife düzenlemesi belirli bir sınırın üzerinde ücretlendirmeye izin verilmemesi yoluyla tüketicileri korumaktayken, önceki mahkeme kararlarının ifası neticesinde Turkcell ve Vodafone aboneleri bu korumadan yararlanırken, TT Mobil abonelerinin yararlanamadığı; mobil elektronik haberleşme hizmetlerinden faydalanan bütün abonelerin korunabilmesi için azami tarife düzenlemesine her üç işletmecinin de uymasının önem arz ettiği; ilk defa uygulandığı 1998 senesinden günümüze kadar mobil elektronik haberleşme hizmetleri azami ücret tarifesinin tüketici haklarının korunması amacı ile tesis edildiği; söz konusu mobil elektronik haberleşme hizmetleri azami ücret tarifesinin bir fonksiyonunun, tüketicilerin pek de farkında olmadıkları paket aşım ücreti gibi kalemlerle yüksek fiyatlarla karşılaşılmasının önlenmesi olduğu; bu hususun, bir taraftan da toplumda haksız servet transferinin önüne geçilmesini sağladığı; mobil elektronik haberleşme hizmetleri azami ücret tarifesinin diğer bir fonksiyonunun ise, enflasyonist ortam nedeniyle oluşan fiyat artışlarından tüketicilerin daha az etkilenmesini sağlamak olduğu; idari işlem hakkında verilen “yürütmenin durdurulması” yolundaki kararın, davayı sona erdirmeyen, geçici karar niteliğinde olduğu; YD kararı verildiği takdirde, idari işlemin uygulanmasının dava hakkında karar verilinceye kadar ertelendiği; YD kararlarının, idarenin yaptığı işlemin hukuki varlığını sona erdirmeyen sadece yürürlük vasfını ortadan kaldıran, bu bakımdan geçici bir tedbir olan başka bir ifade ile işlemin iptalini sağlamayan, uyuşmazlıkları kökünden çözmeyen, sadece esasa ilişkin karar verilinceye kadar işlemi askıda tutan ihtiyati tedbir niteliğinde tutan bir müessese olarak görüldüğü; idari yargı uygulamasında, yürütmenin durdurulmasına karar verildiği halde, dosyanın tekemmülünden sonra gerçekleşen esas inceleme sonucunda davanın reddine karar verilebildiği; yürütmenin durdurulması kararı verilen bir davada, davanın esastan reddedilmesinin yarattığı sonuç, iptal kararının temyizen incelenmesi sonucu yürürlüğünün durdurulması veya bozulması ile aynı sonucu doğurduğu; bu durumda, davanın reddi yolundaki kararın işleme tekrar icrailik kazandırdığı, aslında tesis edildiği tarihte hukuka uygun olduğu bir karine gereği kabul edilen işlemin baştan itibaren hukuka uygunluğunun yargı kararıyla saptanmış olduğu; yürütmenin durdurulması gibi geçici bir tedbirin hukuki güvenlik sağlayacağından bahsedilemeyeceği gibi, geçici bir kararın, kazanılmış hak da bahşetmemesi gerektiği; bunun gibi hâlihazırda geçmişte tesis edilen bir kararın uygulanması da kararın ilk tesis edildiği andan itibaren durdurulduğu için, YD tedbirinin kalkması halinde de ilk tesis edildiği andan itibaren hüküm ve sonuç doğurması gerektiği; bu nedenle YD kararının geçmişte tesis edilen bir işlemi geçici olarak durdurduğu dikkate alındığında, işlemin ilk tesis edildiği andan itibaren geçerlilik kazanacağı; davacı Şirket dışında toplumun yararlandığı bir işlem hakkında verilen YD kararının ortadan kalkması halinde bunun Mahkeme kararında yer verildiği gibi nihai karardan itibaren ileriye yürümesinin söz konusu olamayacağı; YD kararının ortadan kalkmasının olması gereken hukuki duruma göre davacı Şirkete daha avantajlı bir ekonomik durum sağlayarak toplumdaki menfaat dengesini bozacak bir fonksiyonunun olmaması gerektiği fakat gelinen durumda TT Mobil tarafından abonelerinden haksız yere kazanç sağlanmış olacağı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: <br>Davacı tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen temyize konu kararın iptale yönelik kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davalı idarelerden Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br>Davalı idareler tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen temyize konu kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu işlemlerin dayanağı olduğu ileri sürülen, 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 483. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan düzenlemenin, kanunun açıkça düzenlediği bir konuya ilişkin olması nedeniyle Anayasa’nın 104. maddesinin 17. fıkrasının dördüncü cümlesine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varıldığından iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği düşünülmektedir.<br> Dosyanın esasına ilişkin olarak ise, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 13. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde, davalı Kurumun işletmecilerin ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip olduğunun tespiti halinde tarifelerin alt ve üst sınırlarını belirleyebileceği kabul edilmiş, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 483. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde ise, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğüne haberleşme hizmetlerini geliştirmek ve serbest, adil, sürdürülebilir bir rekabet ortamı sağlamak amacıyla sınırlı olmak üzere, taban ve tavan ücret tespit etme yetkisi tanınmıştır. <br> Görüldüğü üzere, 5809 sayılı Kanun ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi aynı konuda birbirinden farklı hükümler öngörmektedir. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümlerinin uygulanacağını öngören Anayasa'nın 104. maddesinin 17. fıkrası karşısında, mobil haberleşme sektöründe tarifelerin ancak 5809 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenebileceği ve ancak bu Kanun hükümlerindeki koşullarla tarifelere alt ve üst sınır getirilebileceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin yukarıda aktarılan hükmüne dayanılarak ve etkin piyasa gücü analizi yapılmadan tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin yukarıda belirtilen gerekçe ile reddedilmesi; davacının temyiz isteminin kabulü ile, Daire kararının redde ilişkin kısmının da bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerden Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY :<br>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun 10/02/2010 tarih ve 2010/DK-07/87 sayılı kararıyla, Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi kapsamında konuşma ücretinin GSM'den PSTN'ye ve GSM'den GSM'ye (özel ve genel abonelik paketleri için) azami ücret seviyesinin 0,40-TL/dk. (KDV ve ÖİV dâhil) olarak değiştirilmesine, bu karar kapsamında belirlenen azami ücretlerin 01/04/2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere uygulanmasına karar verildiği, anılan kararın iptali istemiyle Avea İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18/06/2014 tarih ve E:2010/2441, K:2014/2526 sayılı kararıyla “söz konusu ücretlerin ilgili olduğu pazar tanımı Kurum tarafından yapılmadığından ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip bir işletmeci olmayan davacı şirketin tarifelerine üst sınır getirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı” gerekçesiyle anılan kararın iptal edildiği, akabinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun 26/08/2014 tarih ve 2014/DK-ETD/430 sayılı kararıyla, 26/03/2014 tarih ve 2014/DK-ETD/169 sayılı kararının birinci maddesi ile onaylanan Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesine “Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 18/06/2014 tarih ve E:2010/2441, K:2014/2526 sayılı kararı gereğince Avea İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin azami tarifelere uyma yükümlülüğü bulunmamaktadır.” hususunun eklenmesine karar verilmiş, bu tarihten sonra Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun 20/09/2018 tarih ve 2018/DK-ETD/279 sayılı kararına kadar hazırlanan azami ücret tarifelerinin hepsinde aynı kural yer almıştır. <br>Vodafone ve Turkcell tarafından, davacı şirket hakkında verilen söz konusu iptal kararının, kendilerine de uygulanarak azami tarifelere uyma yükümlülüklerinin kaldırılması istemiyle davalı Kuruma başvuruda bulunulmuş, yapılan başvurunun Kurul kararlarıyla reddedilmesi üzerine bu Kurul kararlarına karşı açılan davada, Mahkemelerce dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi sonucunda alınan Kurul kararları ile bu şirketler de azami tarife çizelgesine uyma yükümlülüğünden muaf hâle gelmiş, bununla birlikte Mahkemenin iptal kararlarının Danıştay Onüçüncü Dairesince temyiz incelemesi sonucunda bozulmasına karar verilmiş, yapılan yargılamalar neticesinde anılan işletmecilerce imzalanan GSM-PAN Avrupa Mobil Telefon Sisteminin Kurulması ve İşletilmesi ile İlgili Lisans Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi'nin "Tarife" başlıklı 13. maddesinde azami tarife düzenlemesine ilişkin açık bir düzenleme bulunması, dava konusu ücretlere ilişkin azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğü kapsamında davacı şirket ile diğer şirketlerin statülerinin farklı olduğu gerekçesiye davaların reddine karar verilmiştir.<br>Bu kararlardan sonra, davalı Kurum tarafından "1 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 483. maddesi gereği TT Mobil'e de Turkcell ve Vodafone'un yükümlü olduğu azami tarife düzenlemesine uyma yükümlülüğünün getirilmesi ve davalı Kurumca Turkcell ve Vodafone için GSM imtiyaz sözleşmeleri kapsamında belirlenecek azami tarife çizelgesinin aynı koşullarda TT Mobil'e de uygulanabilmesi için davalı Kurum ve Genel Müdürlüğün görev ve sorumluluk alanları çerçevesinde eşgüdümlü bir şekilde işlem tesis edilmesinin değerlendirilmesi" gerekçesiyle Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına gönderilen 03/08/2018 tarih ve E.58384 sayılı yazı üzerine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı işlemi ile, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 483. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi gereğince, Kurul tarafından onaylanacak olan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin Turkcell ve Vodafone ile birlikte aynı koşullarda TT Mobil için de tavan ücret olarak tespit edilmesine ve uygulanmasına, uygulamaya ilişkin yeknesaklık sağlamak ve bürokratik işlemleri azaltmak amacıyla gerekli iş, işlem ve denetimlerin davalı Kurum tarafından yürütülmesine karar verilmiştir.<br>Yukarıda ayrıntısına yer verilen açıklamalardan; gelinen son aşamaya kadar ilgili pazarda mobil elektronik haberleşme hizmetleri azami ücret tarifesi uygulanmakta iken, pazar perakende düzeyde olduğu için bir pazar tanımlamasının yapılmadığı ve perakende düzeyde olan bir pazarda abone sayısının en önemli belirleyici olduğu gözetilerek etkin piyasa gücüne sahip işletmecinin tespit edilmediği, bununla birlikte, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün söz konusu yazısı gereğince hem tüketicilerin korunması hem de adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamının sağlanması açısından Turkcell ve Vodafone ile birlikte aynı şartlarda davacı şirket için de tavan ücretin tespit edilmesine ve uygulanmasına karar verildiği görülmektedir.<br>Bu çerçevede, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun 23/09/2019 tarih ve 2019/DK-EDT/200 sayılı kararı ile onaylanan ve davalı Kurum'un ... tarih ve ... sayılı işlemiyle bildirilen azami ücret tarifesine ilişkin olarak davacı şirket tarafından; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle bildirilen "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin onaylanmasına ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun 23/09/2019 tarih ve 2019/DK-EDT/200 sayılı kararı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı işleminin davacı şirket bakımından iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan ve Danıştay Onüçüncü Dairesinin E: 2019/3839 esasına kaydedilen davada, Dairece verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin 06/02/2020 tarih ve E: 2019/3839 sayılı karara davacı şirket tarafından itiraz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2020 tarih ve YD İtiraz No: 2020/201 sayılı kararı ile, hem 23/09/2019 tarih ve 2019/DK-EDT/200 sayılı Kurul kararının hem de davacı şirkete azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğü getirilmesinin dayanağı olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı işleminin yürütülmesinin durdurulması sonucunda, söz konusu kararın ifasını teminen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun 17/11/2020 tarih ve 2020/DK-EDT/315 (2020/315) sayılı kararıyla, yeni bir hukuki durumun ortaya çıkmasına kadar Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi'nin davacı şirket için belirlenmemesine karar verilmiş, davacının azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğünden muaf tutulduğu 2020/315 sayılı Kurul kararı sonrası onaylanan 17/02/2021 tarih ve 2021/DK-EDT/49 (2021/49) sayılı Kurul kararı, 31/03/2021 tarih ve 2021/DK-EDT/90 (2021/90) sayılı Kurul kararı ile 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-EDT/90 (2021/90) sayılı Kurul kararı, davacı şirketi azami ücret tarifesinden muaf tutacak şekilde belirlenerek yürürlüğe girmiştir.<br>Söz konusu davada, Danıştay Onüçüncü Dairesinin E: 2019/3839 sayılı dosyasında yargılama sürecinin sonunda 19/10/2021 tarih ve E:2019/3889, K:2021/3362 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/11/2022 tarih ve E: 2022/731, K:2022/3398 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.<br> Bunun üzerine, 08/02/2022 tarih ve 2022/DK-ETD/38 sayılı Kurul kararında; Danıştay Onüçüncü Dairesinin 19/10/2021 tarih ve E:2019/3893, K:2021/3362 sayılı kararı ile “dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, Bakanlığın işlemine dayanılarak gerçekleştirilen 23/09/2019 tarihli ve 2019/DK-ETD/200 sayılı Kurul kararının davacı Şirkete yönelik kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.” denilmek suretiyle “davanın reddine” karar verildiği ve anılan kararın ifasını teminen,<br> 1. 17/11/2020 tarih ve 2020/DK-ETD/315 sayılı Kurulu kararının kaldırılması,<br> 2.17/02/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/49 sayılı, 31/03/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/90 sayılı ve 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/285 sayılı Kurul Kararlarının Ekindeki Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesinin 5. maddesinde yer alan “… Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 25/06/2020 tarihli ve YD İtiraz No:2020/201 sayılı kararı gereğince T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü’nün 17/08/2018 tarihli ve 63000 sayılı işleminin yürütmesi durdurulmuş olup, söz konusu yürütmenin durdurulması kararı gereği TT Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin yukarıda yer alan Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesine uyma yükümlülüğü bulunmamaktadır.” ifadesinin çıkartılması,<br> 3. 14/09/2021 tarihli ve 2021/DK-ETD/285 sayılı Kurul kararının metninde yer alan “T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün 17/08/2018 tarihli ve 63000 sayılı yazısı ile, mobil haberleşme hizmetlerinin serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında sunulması ve tüketicilerin haklarının korunmasına katkı sağlamak amacıyla ilgili mevzuat gereği Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesinin Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. ve Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. ile aynı koşullarda TT Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş. için de tavan ücret olarak tespit edilmesine ve uygulanmasına karar verilmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 25/06/2020 tarih ve YD itiraz No:2020/201 sayılı Kararı gereğince T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı işleminin yürütmesi durdurulmuş olup, söz konusu yürütmenin durdurulması kararı gereği TT Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesine uyma yükümlülüğü bulunmamakta olduğu göz önünde bulundurularak” ifadesinin, “T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı yazısı ile, mobil haberleşme hizmetlerinin serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında sunulması ve tüketicilerin haklarının korunmasına katkı sağlamak amacıyla ilgili mevzuat gereği Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesinin Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. ve Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. ile aynı koşullarda TT Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş. için de tavan ücret olarak tespit edilmesine ve uygulanmasına karar verilmiştir.” şeklinde değiştirilmesi,<br> 4. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 25/06/2020 tarih ve YD İtiraz No:2020/201 sayılı yürütmenin durdurulması kararı, Dairemizin 19/10/2021 tarih ve E:2019/3893, K:2021/3362 sayılı “davanın reddine” ilişkin kararı ile yürürlükten kalktığından ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü’nün ... tarih ve ...sayılı işlemi ile Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesinin Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. ve Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. İle aynı koşullarda TT Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş. için de tavan ücret olarak tespit edilmesine ve uygulanmasına karar verildiğinden TT Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin Mobil Azami Ücret Tarifesine uyma yükümlülüğü olduğu göz önünde bulundurularak;<br> • 17/02/2021 tarihli ve 2021/DK-ETD/49 sayılı,<br> • 31/03/2021 tarihli ve 2021/DK-ETD/90 sayılı,<br> • 14/09/2021 tarihli ve 2021/DK-ETD/285 sayılı,<br>Kurul kararlarının yukarıda belirtilen değişiklikler yapılmak suretiyle TT Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş.’ye tebliğ edilmesi,<br> 5. İşbu Kurul Kararı’nın TT Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş., Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. ve Vodafone Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.’ye tebliği ile Kurum internet sitesinde yayımlanması hususlarına karar verilmiştir.<br> Bunun üzerine, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun (Kurul) 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/285 sayılı kararı ile anılan Kurul kararının ekinde yer alan “Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi”nin, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun E... sayılı yazısı ve işbu yazıda belirtilen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı işleminin davacı şirket bakımından iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT :<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun "yürütmenin durdurulması" başlıklı 27. maddesinde; "1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.<br>2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler......<br>7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…) kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.<br>8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır....." hükmü bulunmaktadır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Davacının temyiz istemi yönünden;<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onüçüncü Dairesi kararının, davanın reddine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. <br> Davalı idarelerden Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun temyiz istemi yönünden;<br> Hukuk devletinin en önemli gereklerinden birisini, idarenin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık olması oluşturmaktadır. Nitekim, Anayasanın 125. maddesinde de, idarenin tüm işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hüküm altına alınmış ve anayasal zemine oturtulmuştur. İdarenin işlem ve eylemlerinin yargısal denetimini sağlayan en etkili yollardan birisi ise, idari yargıda açılan iptal davalarıdır.<br> İptal davası sonucunda idari işlemin hukuka aykırı olduğu tespit edilirse yargı makamlarınca verilen iptal kararı sonucunda idari işlem tüm sonuçlarıyla birlikte tesis edildiği andan itibaren ortadan kalkmaktadır.<br> İdari işlemlerin en önemli özellikleri ise, kesin ve yürütülebilir olması; icrailik özelliği taşımasıdır. Dolayısıyla, idarelerin kamu gücüne dayanarak tek taraflı olarak tesis ettiği işlemler herhangi bir başka onaya ya da izne tabii olmadan kendiliğinden yürür ve sonuç doğurur. Ayrıca idari işlemler, icrailik özelliği taşıdıklarından dolayı tesis edildikleri andan itibaren hukuka uygunluk karinesinden yararlanmaya başlarlar yani bir idari işlem geri alınıncaya, kaldırılıncaya ya da yargı makamları tarafından iptal edilinceye kadar hukuka uygun olarak kabul edilir ve sonuç doğurmaya devam eder. Bunun yanısıra, idari işlemler hakkında açılan iptal davaları da doğrudan işlemin yürütmesini durdurmaz. Bu noktada, idari yargının en önemli yetkilerinden birisi olan ve etkili bir yöntem olan "yürütmenin durdurulması" müessesesi devreye girmektedir.<br> Bu noktada "yürütmenin durdurulması" kararlarının tarihi gelişimi hakkında biraz bilgi vermek gerekirse; 1925 yılında yürürlüğe giren 669 sayılı Cumhuriyet döneminin ilk Danıştay Kanunu’nun 46.maddesinde, “Şurayı Devlet’e dava ikame olunması ve Şurayı Devlet’in hükümlerine karşı turuku muayyenel kanuniyeye müracaat edilmesi icrayı tehir etmez. Ancak Deavi Dairesince yahut heyeti aleniyece tehiri icraya karar verilebilir” denilerek Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı verebileceği hükme bağlanmıştır. Ancak kanunda bu kararın hangi koşullarda verilebileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme yer almamıştır. 1935 yılında yürürlüğe giren 3456 sayılı Danıştay Kanunu ile de tehiri icra düzenlenmiş olup, 1961 Anayasası’ndan sonra çıkarılan ve 12/06/1963 tarihinde yürürlüğe giren 521 sayılı Kanunun 94.maddesi ile “Danıştay’da idari dava açılması ve kanun yollarına başvurulması itiraz olunan idari işlemlerin veya yargı kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Şu kadar ki, Dava Daireleriyle Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından birinin isteği halinde teminat karşılığı yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir” denilerek yürütmeyi durdurma kurumuna yer verilmiştir. Söz konusu düzenlemeyle, yürütmeyi durdurma kararı verilmesinde Danıştay’a geniş bir takdir yetkisi verilmiş olup, bu konuda kanunda herhangi bir şart aranmamıştır.<br> Daha sonraki süreçte,1982 Anayasasının 125. maddesinin 4. fıkrasında ise, "İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir." düzenlemesine yer verilerek "yürütmenin durdurulması" müessesesi anayasal bir zemine kavuşturulmuştur. Anılan anayasal düzenlemenin karşılığı olarak da 2577 sayılı Kanunun 27. maddesinde "yürütmenin durdurulması" kararı verilmesinin sınırları ve koşulları belirlenmiş olup, anılan Kanunun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinde de, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. " düzenlemesine yer verilerek idareler, gecikmeksizin, yargı makamlarınca verilen yürütmenin durdurulması kararının gereğini yerine getirmekle yükümlü kılınmıştır.<br> İdari yargı makamlarınca "yürütmenin durdurulması" kararı verilebilmesi için 2577 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birarada olması gerekmektedir. İdari yargı mercilerince verilen yürütmenin durdurulması kararlarının, yukarıda da aktarıldığı üzere, idarelerce gecikmeksizin uygulanması zorunludur. Bu durumda, idari işlemlerin uygulanması durdurulmaktadır yani idari işlemin uygulanması, yargılama sonuçlanıncaya kadar askıya alınmaktadır; bu kararlar, bir nevi yürütmenin durdurulmasına karar verildiği tarih itibariyla anılan idari işlemi işlemez hale getirmektedir fakat bu kararlar, doğrudan işlemin iptali sonucunu doğurmamaktadır; yargı makamlarınca hukuki denetim yapılmaya devam edilirken işlemin yürütmesi durdurulmaktadır. Kısacası, yürütmenin durdurulması kararları, idari işlemin denetimi ile ilgili yargılama sonucunda verilecek "iptal" ya da "ret" kararına kadar anılan işlem yönünden iptal kararı etkisi yaratan ve bu süreçte işlemin uygulanmasını durduran, işlemin askıya alınmasına neden olan kararlardır. Bu kararlar sonucunda, hukuk devleti ilkesi uyarınca, ilk aşamada hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından ve uygulanmasının da bireyler ya da kamu açısından telafisi güç veya imkansız zararlar oluşturacağı da saptandığından, bu zararlardan bireylerin ve kamunun korunması amaçlanmıştır. Yargı makamlarınca, yargılama sürecinin sonunda verilen "iptal" ya da "ret "kararı ile yürütmenin durdurulması istemine ilişkin verilen kararlar son bulur ve etkisini yitirir; aksi bir düşünce, yürütmenin durdurulması kararı verildikten sonra devam eden yargılama sürecini anlamsız hale getirecek ve yargılama sonunda sadece "iptal" kararı verilmesi sonucunu doğuracaktır.<br> Bu noktada, uyuşmazlığa geri dönülecek olursa; davacı şirket tarafından; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle bildirilen "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin onaylanmasına ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun 23/09/2019 tarih ve 2019/DK-EDT/200 sayılı kararı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı işleminin davacı şirket bakımından iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan ve Danıştay Onüçüncü Dairesinin E: 2019/3839 esasına kaydedilen davada, Dairece verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin 06/02/2020 tarih ve E: 2019/3839 sayılı karara davacı şirket tarafından itiraz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/06/2020 tarih ve YD İtiraz No: 2020/201 sayılı kararı ile, hem 23/09/2019 tarih ve 2019/DK-EDT/200 sayılı Kurul kararının hem de davacı şirkete azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğü getirilmesinin dayanağı olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin yürütülmesinin durdurulması sonucunda, söz konusu kararın ifasını teminen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun 17/11/2020 tarih ve 2020/DK-EDT/315 (2020/315) sayılı kararıyla, yeni bir hukuki durumun ortaya çıkmasına kadar Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi'nin davacı şirket için belirlenmemesine karar verilmiş, davacının azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğünden muaf tutulduğu 2020/315 sayılı Kurul kararı sonrası onaylanan 17/02/2021 tarih ve 2021/DK-EDT/49 (2021/49) sayılı Kurul kararı, 31/03/2021 tarih ve 2021/DK-EDT/90 (2021/90) sayılı Kurul kararı ile 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-EDT/90 (2021/90) sayılı Kurul kararı, davacı şirketi azami ücret tarifesinden muaf tutacak şekilde belirlenerek yürürlüğe girmiştir.<br>Söz konusu davada, yargılama sürecinin sonunda, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 19/10/2021 tarih ve E: 2019/3839 K: 2021/3362 sayılı kararıyla, davanın reddine karar verilmiş ve anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/11/2022 tarih ve E: 2022/731, K:2022/3398 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Dolayısıyla, Danıştay Onüçüncü Dairesinin E: 2019/3839 sayılı dosyasında dava konusu edilen işlem yargılama sonucunda yargı makamlarınca hukuka uygun bulunmuş olup; bu aşamada anılan dosyada verilen yürütmenin durdurulması kararının etkisi de, yargılama sonucunda verilen ve kesinleşen davanın reddi yolundaki karar ile sona ermiştir.<br>Bu durumda, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 19/10/2021 tarih ve E: 2019/3839 K: 2021/3362 sayılı kararıyla, azami ücret tarifesi belirlenmesine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/11/2022 tarih ve E: 2022/731, K:2022/3398 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği dikkate alındığında, yargı kararları doğrultusunda davacı şirket yönünden azami ücret tarifesine uyma yükümlülüğüne ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle, Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu kararının dava konusu işlemlerin iptaline yönelik kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine; davalı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun temyiz isteminin kabulüne<br>2. Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 14/11/2023 tarih ve E:2022/3230, K:2023/4763 sayılı kararının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun 14/09/2021 tarih ve 2021/DK-ETD/285 sayılı kararı ile anılan Kurul kararının ekinde yer alan “Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi”nin 19/10/2021 tarihinden önce davacı şirketin azami ücret tarifesine tabi olması kısmı yönünden iptale ilişkin kısmının BOZULMASINA, davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,<br>3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna iadesine,<br>4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 05/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

denetim