<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2158 E. , 2025/209 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2023/2158<br>Karar No : 2025/209<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Birliği<br> VEKİLİ : Av. ...<br> 2- ... Odası<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2018/4824, K:2023/463 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Elektrik mühendisi olan davacının, mühendislik hizmetlerini mesleki denetime sunmadığından bahisle 1.075,00-TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Elektrik Mühendisleri Odası Onur Kurulunun 11/11/2017 tarih ve ... sayılı kararının, 18/03/2004 tarih ve 25406 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin, 09/12/2010 tarih ve 27780 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, 10/07/2002 tarih ve 24811 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c) bentlerinin iptali istenilmiştir.<br> Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2018/4824, K:2023/463 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarelerden TMMOB Elektrik Mühendisleri Odasının usule ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,<br>Anayasa'nın 124. maddesi, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 2., 26. ve 39. maddeleri, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ana Yönetmeliği'nin 50. maddesi, Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 39. ve 99/A maddeleri, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde yer alan kurallar aktarılarak,<br>Dava konusu Yönetmelik hükümleri yönünden;<br>Davacının üretmiş olduğu mühendislik hizmetlerini mesleki denetime sunmadığı gerekçesiyle verilen para cezası üzerine dava konusu edilen düzenlemelerin tamamının mesleki denetime ilişkin olduğunun anlaşıldığı,<br>Anayasa ve Kanun kuralları uyarınca meslek odalarının; gerek üyelerinin gerekse de soyut olarak mesleğin onurunu ve mesleki disiplini korumak, mesleğin gelişimini sağlamak, mesleğin icrasında uyulacak ilke ve kuralları saptamak hususlarında görev ve yetki sahibi olduğu,<br>6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 2. maddesinin (b) fıkrası uyarınca, meslek odalarının, meslek mensuplarının müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin yerel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü birtakım kuralları koyabileceği,<br>Bu bağlamda, meslek odasınca meslek mensuplarına yönelik mesleki denetim yetkisinin sınırlarının belirlenmesi gerektiği, Oda tarafından yapılacak denetimin meslek mensubunun sunduğu hizmetin içeriğinin denetlenmesi yahut meslek mensubunun yeterliliğinin denetlenmesi niteliğinde olmaması, meslek mensubunca bulundurulması gerekli bazı belge ve bilgilerin bulundurulup bulundurulmadığı, meslek mensubunun Oda üyelik kaydının bulunup bulunmadığı, kısıtlılığının olup olmadığı, bürosunun tescilini yaptırıp yaptırmadığı gibi mesleki disiplini sağlamaya yönelik şekli bir denetim niteliğinde olması gerektiği,<br>Bu bağlamda, meslek odasının üyeleri üzerinde sahip olduğu mesleki denetim görev ve yetkisi mesleki disiplini sağlamaya yönelik olduğundan, serbest meslek faaliyetinin özünü zedeleyecek vize veya onay niteliği taşımaması gerektiği,<br>Bu durumda, dava konusu Yönetmelik maddeleri ile getirilen denetimin içerik denetimi olmayıp şekli nitelikte bir denetim olduğu anlaşıldığından, bu husustaki maddeler ile haksız rekabete neden olacak davranışlarda bulunanlar ve mesleki denetime uymayanlara para cezası verileceği hükmünü getiren Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı,<br>Ayrıca, davacı tarafından, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesine 12/07/2013 tarih ve 6495 sayılı Kanun'un 73. maddesi ile eklenen (ı) bendinde, "Harita, plan, etüt ve projeler; idare ve ilgili kanunlarında açıkça belirtilen yetkili kuruluşlar dışında meslek odaları dahil başka bir kurum veya kuruluşun vize veya onayına tabi tutulamaz, tutulması istenemez. Vize veya onay yaptırılmaması ve benzeri nedenlerle müellifler veya bunlara ait kuruluşların büro tescilleri iptal edilemez veya yenilenmesi hiçbir şekilde geciktirilemez. Müelliflerden bu hükmü ortadan kaldıracak şekilde taahhütname talep edilemez." kuralının getirildiği, bu düzenleme ile dava konusu Yönetmelik hükümlerinin birbiriyle çeliştiği, Yönetmelik ile normlar hiyerarşisine aykırı düzenleme yapıldığı iddiasıyla iptal isteminde bulunulduğu,<br>Söz konusu düzenlemelerin yapının ruhsata bağlanmasına ilişkin usul ve esaslara ilişkin olarak, ruhsat verilmesi sırasında projelerin meslek odalarının vize veya onayına tabi tutulamayacağına ilişkin olduğu, bu düzenlemenin esasen yapının ruhsatlandırılması öncesi vize ve onay şartını ortadan kaldırdığı, ancak bu düzenlemenin meslek odası ile üyesi arasındaki mesleki denetime sunma yükümlülüğünün bertarafı anlamına gelmeyeceği, meslek odası ve üyeleri arasındaki hukuki duruma ilişkin olmadığı, farklı alanlardaki farklı düzenlemelere ilişkin olduğu sonucuna varılarak davacının iddiasının yerinde görülmediği,<br>Davacıya verilen disiplin cezası yönünden;<br>Disiplin soruşturma dosyası içeriğinden, davacı tarafından üretilen projelerin Odanın mesleki denetimine sunulmadığı anlaşıldığından, davacının Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçeleriyle,<br>davanın reddine karar verilmiştir.<br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, mühendislik hizmetlerinin mesleki denetime sunulacağına ilişkin dava konusu düzenlemelerin kanuni dayanağının bulunmadığı, ayrıca söz konusu düzenlemelerin, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesine 12/07/2013 tarih ve 6495 sayılı Kanun'un 73. maddesi ile eklenen (ı) bendinde yer alan, harita, plan, etüt ve projelerin; idare ve ilgili kanunlarında açıkça belirtilen yetkili kuruluşlar dışında meslek odaları dahil başka bir kurum veya kuruluşun vize veya onayına tabi tutulamayacağı yolundaki kurala aykırı olduğu, dolayısıyla dava konusu hükümlerde ve bu hükümler uyarınca verilen disiplin cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, diğer davalı TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Daire kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY :<br>Davacı, Elektrik Mühendisleri Odasına kayıtlı serbest elektrik mühendisidir.<br> Elektrik Mühendisleri Odası tarafından davacıya gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıda; ekte ruhsatı bulunan (1270 adet) ve davacı tarafından imzalanan projelerin Odanın mesleki denetimine sunulmadığının tespit edildiği belirtilmiş ve söz konusu projelerin bu yazının tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde mesleki denetime sunulması istenilmiştir.<br>Verilen süre içerisinde söz konusu projelerin Odanın mesleki denetimine sunulmaması üzerine Oda tarafından davacı hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.<br>Bu soruşturma sonucunda tesis edilen Elektrik Mühendisleri Odası Onur Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacının 1.075,00-TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br> Bu ceza, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ... Dönem Yüksek Onur Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile onanmıştır.<br>Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>Anayasa'nın 152. maddesinin 1. fıkrasında, "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır."; 3. fıkrasında, "Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır."; 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Kanun Hükmünde Kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; 4. fıkrasında, "İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar."; 5. fıkrasında ise, "İptal kararları geriye yürümez." hükümleri yer almaktadır.<br>6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 26. maddesinde, "Odalara kayıtlı meslek mensuplarından bu kanuna aykırı hareketleri görülenlerle, meslekle alakalı işlerde gerek kasten ve gerekse ihmal göstermek suretiyle zarara sebebiyet veren veya akdettiği mukavalelere riayet etmiyen veyahut meslek şeref ve haysiyetini muhil durumları tesbit olunanlara kayıtlı bulundukları oda haysiyet divanınca aşağıda yazılı inzibati cezalar verilir:<br>a) Yazılı ihtar;<br>b) (25) liradan (100) liraya kadar para cezası;<br>c) (100) liradan (1 000) liraya kadar para cezası;<br>ç) 15 günden 6 aya kadar serbest sanat icrasından men'i;<br>d) Odadan ihraç.<br>Bu cezaların verilmesinde sıra gözetilmez. Ancak sebep teşkil eden hadisenin mahiyet ve neticelerine göre bu cezalardan biri tatbik olunur." hükmü yer almıştır.<br>10/07/2002 tarih ve 24811 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin "Para Cezaları" başlıklı 8. maddesinde, "Para cezalarında uygulanacak cezanın tutarı olayın doğurduğu sonuçlara göre belirlenir. <br>Para cezası aşağıdaki durumlarda verilir:<br>a) Meslek mensupları arasında haksız rekabete neden olacak davranışlarda bulunmak,<br>...<br> (c) Mesleki denetim uygulamasına aykırı davranmak,<br>..." hükmüne yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Daire kararının Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden davanın reddine ilişkin kısmı yönünden;<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Sekizinci Dairesi kararının, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden davanın reddine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Daire kararının Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c) bentleri ile davacıya verilen para cezası yönünden davanın reddine ilişkin kısmına gelince;<br>Uyuşmazlıkta, serbest elektrik mühendisi olan davacının, mühendislik hizmetlerini Elektrik Mühendisleri Odasının mesleki denetimine sunmadığından bahisle, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Davacı hakkında tesis edilen para cezasının düzenlendiği Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin dayanağı olan 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 26. maddesinin itiraz yoluyla iptali talebi ile yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 04/05/2023 tarih ve 32180 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22/03/2023 tarih ve E:2023/53, K:2023/49 sayılı kararıyla;<br>"4. İtiraz konusu kuralla Türk mühendis ve mimarları odaları haysiyet divanının 6235 sayılı Kanun’a aykırı hareketleri görülenlerle, meslekle alakalı işlerde gerek kasten ve gerekse ihmal göstermek suretiyle zarara sebebiyet veren veya akdettiği sözleşmelere uymayan veyahut meslek şeref ve haysiyetini ihlal eden durumları tespit olunan meslek mensupları (yüksek mühendis, yüksek mimar, mühendis ve mimarlar) hakkında fiil ve hareketlerinin niteliğine göre yazılı ihtar, (25) liradan (100) liraya kadar para cezası, (100) liradan (1.000) liraya kadar para cezası, 15 günden 6 aya kadar serbest sanat icrasından meni ve odadan ihraç şeklinde düzenlenen disiplin cezalarından birinin uygulanacağı, bu cezaların verilmesinde sıra gözetilmeyeceği ancak sebep teşkil eden hadisenin nitelik ve neticelerine göre bu cezalardan birinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.<br>5. Anayasa Mahkemesi 22/9/2021 tarihli ve E.2021/16, K.2021/62 sayılı kararında 25/1/1956 tarihli ve 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun eczacı odaları haysiyet divanının görev ve yetkilerini düzenleyen 30. maddesinin ilgili kısmını incelemiş ve söz konusu kuralın eczacı odaları haysiyet divanının meslek mensupları hakkında disiplin cezası uygulama yetkisini kullanmaları sırasında bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımadığı gerekçesiyle kuralı Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir.<br>6. Anılan kararda ilk olarak kuralda eczacılar hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları sayılmakla birlikte söz konusu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde sayılan hâllerde hangi disiplin cezasının uygulanacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı tespit edilmiştir (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 17).<br>7. Bu kapsamda haysiyet divanının kendisine intikal eden bir dosyada yer alan eylemin söz konusu kuralda sayılan hâllerden birisinin kapsamına girdiği kanaatine varması durumunda yine maddenin birinci fıkrasında sayılan disiplin cezalarından herhangi birisine hükmedebileceği, haysiyet divanının, hangi fiile hangi cezayı uygulayacağı konusunda herhangi bir kayıt ve şartla bağlı olmayıp tamamen serbest bırakıldığı, kuralda eczacılar hakkında disiplin cezası uygulanabilecek hâller sayılmakla ve disiplin cezaları da gösterilmekle birlikte maddede sayılan disiplin suç ve cezaları arasında yeterli bağlantının kurulamadığı, bu çerçevede disiplin cezasını gerektiren eylemin gerçekleşmesi durumunda fiil ve hareketin niteliğine göre disiplin cezalarının verilebileceği öngörülmekle birlikte bu ölçütün disiplin cezasının muhatapları açısından yeterli bir hukuki güvence sağlamadığı belirtilmiştir (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 18).<br>8. Öte yandan kuralda “Haysiyet divanı bu cezaların verilmesinde sıra gözetmeksizin geniş takdir hakkını haizdir.” denilmek suretiyle disiplin cezasının belirlenmesi konusunda haysiyet divanına sınırsız bir takdir yetkisinin tanındığı, bu bağlamda kuralın haysiyet divanına disiplin cezasını gerektiren eylemin gerçekleşmesi durumunda kuralda yer alan disiplin cezalarından istediğini uygulayabilme yetkisini tanımakta olduğu, haysiyet divanının bu yaptırımı uygularken anılan Kanun’da öngörülen sırayı gözetme zorunluluğuna da tabi tutulmadığı ifade edilmiştir (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 19).<br>9. Bu tespitlerden hareketle kuralla haysiyet divanına tanınan yetkinin somut olayın özelliklerine, eylemin ağırlığına, oluşan zararın büyüklüğüne göre kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmasını sağlamanın yanında işlenen disiplinsizlik eylemi ile tayin edilen disiplin cezası arasında adil bir dengenin gözetilmesini sağlayacak gerekli ve yeterli mekanizmaların kurulmadığı, bu nedenle kural kapsamında verilecek disiplin cezaları bakımından keyfî yorum ve uygulamalara karşı hukuki güvencenin sağlanmadığı sonucuna varılmıştır (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 20).<br>10. Bakılmakta olan itiraz başvurusunda Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen kural bakımından yapılacak anayasallık denetiminin konusunu da benzer şekilde, Türk mühendis ve mimarları odaları haysiyet divanının meslek mensupları hakkında disiplin cezası uygulama yetkisini kullanmaları sırasında bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanınıp tanınmadığı hususu oluşturmaktadır.<br>11. Bu kapsamda itiraz konusu kural bakımından da Anayasa Mahkemesinin anılan 22/9/2021 tarihli ve E.2021/16 ve K.2021/62 sayılı kararından ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığından 6643 sayılı Kanun’un 30. maddesinin ilgili kısmının Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.<br>12. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir." gerekçesiyle iptaline ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. <br>Bu süreç itibarıyla öncelikle, Anayasa Mahkemesi kararı ile bir kanun hükmünün iptal edilmesinden sonra, söz konusu kanun hükmünün yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 152. maddesinin 1. fıkrasında, "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır."; 2. fıkrasında, "Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır." ve 3. fıkrasında da, "Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." hükmüne yer verilmiş, 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; 5. fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez."; 6. fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralı düzenlenmiştir.<br> Anayasa'nın itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulması konusunu düzenleyen 152. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı hükmü yer almakta olup, Anayasa Mahkemesinin, işin gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı, ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin bu kararı dikkate almak zorunda olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca da kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ya da bunların hükümlerinin Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği ileri bir tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ve Resmi Gazete'de yayımlanması ile geleceğe yönelik etki doğuracağı anlaşılmaktadır. Diğer yandan hukuk devleti olmanın gereklerinin doğal bir sonucu olarak Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayıcı olduğu kuşkusuzdur.<br>Bu noktada, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi ele alındığında; öğretide, bu ilkenin temelinde hukuki güvenlik ilkesi etkin kılınarak hukuk düzeninde güven ve istikrarın sağlanmasının amaçlandığı kabul edilmektedir. Bu ilkenin idare hukuku açısından önemi ise, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmediği ve bu kapsamda tesis edilen işlemlerin "kanunilik ilkesi" yönünden dayanaksız kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Aksinin kabulü halinde iptal edilen kanunun yürürlükte olduğu dönemde, bu kanuna dayanılarak tesis edilmiş olan bütün işlemlerin geçersiz hale gelmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır.<br>Öte yandan, yargı kararları yalnızca hüküm fıkrası ile anlam ifade etmemekte olup, gerekçeleriyle bir bütün oluşturmaktadır. Gerekçenin bir nevi, mahkemece tespit edilen maddi olgular ile hüküm fıkrası arasında bir köprü olduğu söylenebilir. Bu anlamda iptal ya da yürütmenin durdurulması yolunda verilen kararların, gerekçesi ile birlikte dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Zira, Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrasında da; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilmek suretiyle bu konuya verilen öneme dikkat çekilmiştir. Bu husus, Anayasa Mahkemesince hukuka aykırılığı saptanan yasal düzenlemeye dayanılarak tesis edilen idari işlemlerin hukuka uygunluk denetimi açısından da önem arz etmektedir.<br>Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ve doğuracağı sonuçlara ilişkin yukarıda belirtilen kurallar, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir davada Anayasa Mahkemesi kararı uygulanacağı gibi emsali durumda olan davalarda da, yani daha açık bir ifade ile dayanak kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde de dikkate alınması gerekecek, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanırken Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dayanak yasa hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle oluşan ileriye yönelik hukuki durumun -Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezlik ilkesi gözetilmek suretiyle- kararın gerekçesi dikkate alınarak idari işlem üzerinde etkisi belirlenecektir.<br>Bakılan uyuşmazlıkla ilgili olarak, dava konusu para cezasının düzenlendiği Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin dayanağı olan 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 26. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin yukarıda özetine yer verilen kararıyla; Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi nedeniyle, dava konusu para cezasının ve Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c) bentlerinin yasal dayanağının kalmadığı anlaşılmaktadır. <br>Diğer yandan, anılan iptal kararının yürürlüğe girmesi için öngörülen sürenin dolmuş olmasına rağmen kanun koyucu tarafından yeni bir yasal düzenlemenin halen yapılmadığı görülmektedir. <br>Bu durum karşısında; yasal dayanağı kalmayan para cezasına yönelik herhangi bir yasal düzenlemenin hali hazırda olmaması nedeniyle, Kurulumuzca maddi olay yönünden bir irdeleme yapılmasına da olanak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, yasal dayanağı kalmayan Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde ve bu bentler uyarınca tesis edilen bireysel işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 08/02/2023 tarih ve E:2018/4824, K:2023/463 sayılı kararının, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,<br>3. Anılan Daire kararının, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c) bentleri ile davacıya verilen para cezası yönünden davanın reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br>4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 05/02/2025 tarihinde, dava konusu para cezası yönünden esasta oybirliği gerekçede oyçokluğu, dava konusu Yönetmelik hükümleri yönünden oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>GEREKÇEDE KARŞI OY <br>X- 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun işlem tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesinde, "Odalara kayıtlı meslek mensuplarından bu kanuna aykırı hareketleri görülenlerle, meslekle alakalı işlerde gerek kasten ve gerekse ihmal göstermek suretiyle zarara sebebiyet veren veya akdettiği mukavalelere riayet etmiyen veyahut meslek şeref ve haysiyetini muhil durumları tesbit olunanlara kayıtlı bulundukları oda haysiyet divanınca aşağıda yazılı inzibati cezalar verilir: <br>a) Yazılı ihtar;<br>b) (25) liradan (100) liraya kadar para cezası;<br>c) (100) liradan (1 000) liraya kadar para cezası;<br>ç) 15 günden 6 aya kadar serbest sanat icrasından men'i;<br>d) Odadan ihraç.<br>Bu cezaların verilmesinde sıra gözetilmez. Ancak sebep teşkil eden hadisenin mahiyet ve neticelerine göre bu cezalardan biri tatbik olunur." hükmü yer almaktadır.<br>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin "Para Cezaları" başlıklı 8. maddesinin (c) bendinde "Mesleki denetim uygulamasına aykırı davranmak," para cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.<br>3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesine 12/07/2013 tarih ve 6495 sayılı Kanun'un 73. maddesi ile eklenen (ı) bendinde, "Harita, plan, etüt ve projeler; idare ve ilgili kanunlarında açıkça belirtilen yetkili kuruluşlar dışında meslek odaları dahil başka bir kurum veya kuruluşun vize veya onayına tabi tutulamaz, tutulması istenemez. Vize veya onay yaptırılmaması ve benzeri nedenlerle müellifler veya bunlara ait kuruluşların büro tescilleri iptal edilemez veya yenilenmesi hiçbir şekilde geciktirilemez. Müelliflerden bu hükmü ortadan kaldıracak şekilde taahhütname talep edilemez." hükmü yer almaktadır.<br>Uyuşmazlıkta, mühendis olan davacının üretmiş olduğu mühendislik hizmetlerini Odanın mesleki denetimine sunmadığının tespiti üzerine, Elektrik Mühendisleri Odası Onur Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla 1.075,00-TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Davacı tarafından ise, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesine 12/07/2013 tarih ve 6495 sayılı Kanun'un 73. maddesi ile eklenen (ı) bendinde yer alan, harita, plan, etüt ve projelerin; idare ve ilgili kanunlarında açıkça belirtilen yetkili kuruluşlar dışında meslek odaları dahil başka bir kurum veya kuruluşun vize veya onayına tabi tutulamayacağı yolundaki kural nedeniyle, mühendislik hizmetlerinin Odanın mesleki denetimine sunulmadığı görülmektedir.<br>Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 22/03/2023 tarih ve E:2023/53, K:2023/49 sayılı kararıyla, dava konusu para cezasının düzenlendiği Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin dayanağı olan 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 26. maddesinin iptaline karar verilmiş ise de; Anayasa'nın 153. maddesinin 5. fıkrası gereğince iptal kararları geriye yürümeyeceğinden, işlem tarihinde Kanun hükmünün yürürlükte olduğu açıktır. <br>Bu durumda, mühendislik hizmetlerinin Odanın mesleki denetimine sunulmamasının nedeninin 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (ı) bendinde yer alan düzenlemenin hukuki yorumundan kaynaklandığı, davacının kastı veya kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, davacıya verilen disiplin cezasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının, davacının mühendislik hizmetlerini mesleki denetime sunmadığından bahisle 1.075,00-TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Elektrik Mühendisleri Odası Onur Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı yönünden davanın reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına gerekçe yönünden katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>
denetim