<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/10799 E. , 2025/299 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2021/10799<br>Karar No : 2025/299 <br><br>DAVACI : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı/... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ...<br> 2- ... Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN ÖZETİ : Mülkiyeti hazineye ait İzmir ili, Menderes ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresince hazırlanan ve 12.11.2021 tarihli ve 31657 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11.11.2021 tarihli, 4769 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI :Dava konusu edilen imar planlarının yapı ve nüfus yoğunluğunu arttırıcı nitelikte olduğu, uyuşmazlık konusu parselin kıyı kenar çizgisinden itibaren ilk 50 metrelik kısmının park alanı olarak planlanması gerekirken rekreasyon alanı olarak planlandığı, ilgili kurumlardan görüş talep edilen imar planı ile davalı idarece onaylanan planlar arasında farklılık bulunduğu ileri sürülerek, dava konusu plan değişikliklerinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>SAVUNMANIN ÖZETİ : Davanın ehliyet ve süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, dava konusu işlemin ilgili idarelerden istenen görüşler doğrultusunda revize edilerek onaylandığı, turizm alanı ilan edilen bir alanda kalan taşınmazlara ilişkin yapılan imar planlarının Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişme Bölgelerinde ve Turizm Merkezlerinde Planlamaya ve Uygulamaya İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu, dava konusu imar planı değişikliğinin İmar Kanununda öngörülen esaslara, mevzuata, planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca dava konusu alanda kısmi yapılaşmanın varlığı kabul edilse de, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin, Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin amacına, planlama ve yapılaşmaya esas hükümlerine uygun olmadığı sonucuna ulaşıldığından işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, mülkiyeti hazineye ait olup özelleştirme kapsam ve programında bulunan, İzmir ili, Menderes ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak 11.11.2021 günlü, 4769 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan ve 12.11.2021 günlü, 31657 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır.<br> Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.<br> Dosyanın incelenmesinden, İzmir İli, Menderes İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı mülkiyeti Maliye Hazinesine ait taşınmazların 03.02.1987, 02.10.1987 ve 12.10.1990 tarihli 1/1000 ölçekli mevzii uygulama imar planlarında büyük bir kısmı belediye turistik tesis alanı, sahil, küçük bir kısmı yol alanı, park, otopark alanı olarak, 16.11.2015 onay tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi/turizm merkezi ile tercihli kullanım alanı olarak planlandığı, 02.04.2018 tarihinde özelleştirme kapsam ve programına alındığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak 30.08.2019 günlü, 1487 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan ve 31.08.2019 günlü, 30874 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile ... parsel sayılı taşınmazın sahil şeridinin ilk 50 metrelik alanda kalan kısmının "E:0.45 Yençok: 5 kat otel alanı" ile "E.0.10 Yençok: 4.5 m günübirlik tesis alanı", ikinci 50 metrelik alanda kalan kısmı ile ... parsel sayılı taşınmazın "E:0.45 Yençok:5 kat otel alanı", kumsal-plaj, dere ve yol olarak belirlendiği, bu planların iptali istemiyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 14/10/2020 günlü, E:2019/19759, K:2020/12727 sayılı kararıyla "...Uyuşmazlıkta, 11 Temmuz 1992 tarihinde yürürlüğe giren 3830 sayılı Kıyı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici maddesiyle kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanması gerektiği düzenlenmişken dava konusu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin 08.05.2015 tarihinde Menderes Belediyesi Kültür ve Turizm Komisyonu kararıyla kısmi yapılaşmanın tespit edildiği anlaşıldığından yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca bu alanda kısmi yapılaşmanın bulunduğunun kabulü ile Kanuna aykırı olarak sahil şeridinin daraltılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan, 11 Temmuz 1991 tarihinden önce 1986 onaylı planlarda kısmen tercihli kullanım alanı, kısmen belediye turistik tesis alanı kısmen park alanı ve yol olarak ayrılan taşınmazların imar planı değişikliği ile "günübirlik tesis alanı" ve "otel alanı" olarak belirlenmesi de anılan mevzuat hükümlerine aykırıdır. Ayrıca, taşınmazdan dere geçmesine ve ... parsel sayılı taşınmazın kısmen "dere" olarak belirlenmesine rağmen, Devlet Su İşleri'nden ve/veya İZSU'dan görüş alındığı yolunda bilgi sunulmadığından bu yönden de dava konusu imar planı değişikliğinde hukuka uyarlık görülmemiştir." gerekçesiyle planların iptal edildiği anlaşılmaktadır.<br> Anılan iptal kararı üzerine dava konusu imar planları hazırlanarak onaylanmış ve ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara "Otel alanı (E.0.45, Yençok:5 kat), Rekreasyon alanı, Park alanı, Trafo alanı, Dere, Kumsal-Plaj, Karayolları yol kenarı koruma kuşağı, Taşıt yolu ve Yaya yolu" kullanım kararları getirilmiş, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı paftasında ... sayılı parselin kıyıda kalan kısmı kumsal/plaj, kıyı kenar çizgisinin kara yönündeki ilk 50 metrelik kısmı rekreasyon alanı, park trafo alanı ve 12 metrelik taşıt yolu, ... sayılı parsel ile ... sayılı parselin ikinci 50 metrelik kısmı ve bunun ardında kalan alan otel alanı, parsellerin ikinci 50 metrelik kısmı Otel-B, sonraki bölüm ise Otel-A olarak gösterilmiş, plan açıklama raporunda otel alanında "A" ile işaretli olan alanın otel olarak planlanacağı (E.0.45 ve Yençok:5 kat, termal kür yapılması halinde E:0.60), "B" ile işaretli alanda sadece toplumun yararlanmasına açık olmak şartı ile konaklama hariç günübirlik turizm yapı ve tesislerinin yapılacağı, alanın emsalinin alanın en fazla 0.20 si olabileceği, yapılanma hakkının kalan kısımlarının "A" ile işaretli alanda kullanılacağı öngörülmüştür.<br> Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda özetle; dava konusu 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının plan kararları yönünden ve üst ölçekli planlarla uyumlu olmaları sebebiyle, planların kademeli birlikteliği ilkesine uyumlu oldukları, dava konusu planlama çalışmasının taşınmazlar ile sınırlandığı ve çevresindeki alan kullanımları ile bütünlüklü olarak ele alınmadığı ve rapor içerisinde yer verilmediği, farklı ölçek ve kapsamda detaylar ve kararlar içermesi beklenen dava konusu planların plan açıklama raporlarının analiz ve değerlendirme açısından aynı olduğu ve bu sebeple çevre ve imar bütünlüğü yönünde uygun olmadığı, dava konusu planlarda yeni yapıların yapılması halinde Kıyı Kanununa uygun hareket edilmesi zorunluluğunun bulunduğu, planların kıyıların herkesin eşit ve serbest kullanım hakkını zedeleyecek ve kamu adına kayıplara neden olacak bir içerik taşıdığı, kıyılarda kamu elinde bulunan alanların özelleştirilerek ticari amaçlarla kullanımının sağlanmasına aracılık edecek plan kararlarının üretilmesinin Kıyı Kanununun kamu yararını sağlama amacına aykırılık teşkil ettiği, dava konusu plana ilişkin kurum görüşlerinin farklı planlara yönelik olduğu ve plan kararlarına ilişkin bir değerlendirmeyi içermediği, kıyıda ilk 50 m. içerisinde önerilen rekreasyon alanının belirli yapılaşma hakları içerdiği ve otel alanı olarak gösterilen kullanım ile bütünleştirildiği, ulaşım ve erişim ilişkilerinin açık olmadığı, otel alanında verilen yapılaşma haklarının yoğunluğu arttırıcı bir içerik taşıdığı, yapılaşmaya yönelik Emsal hesaplama yönteminin sahil şeridi olarak tanımlanan ilk 100 m’lik kesimindeki alanı da içermesi nedeniyle uygun olmadığı, gabarinin net tanımlanmamış olmasının ve otel için verilen kat yüksekliğinin bölgedeki silüeti etkileyebileceği, dava konusu alana ilişkin bir önceki planın iptal gerekçelerinin yeterli ölçüde değerlendirilmediği, dere ile ilgili kurum görüşlerine dikkat edilmediği ve plan hükümlerinde yer verilmediği, dava konusu nazım imar planı ve uygulama imar planının çevre ve imar bütünlüğü, imar mevzuatı, Kıyı Kanunu, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından uygun olmadığı, görüş ve tespitlerine yer verilmiştir.<br> Bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazların bulunduğu bölgenin 11 Temmuz 1992 tarihinden önce mevzi imar planlarıyla yapılaştığı, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların yer aldığı ... adada 1985 tarihinde alınmış bir adet ruhsatın bulunduğu ve uyuşmazlığa konu taşınmazlar üzerinde herhangi bir yapılaşmanın bulunmadığı, dolayısıyla adada kısmi yapılaşmanın söz konusu olmadığı, Danıştay Altıncı Dairesince iptaline karar verilen 30.08.2019 tarihli imar planlarında yer alan "otel alanı" kullanım kararına dava konusu planlarda da yer verildiği, sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmının "rekreasyon alanı" olarak belirlendiği anlaşılmakla, dava konusu planların iptal kararında yer verilen gerekçelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.<br> Kıyı Kanunu ve Kıyı kanunu uygulama yönetmeliği hükümleri uyarınca sahil şeridinin ikinci 50 metrelik kısmının sadece günübirlik turizm yapı ve tesislerini kapsayacak şekilde düzenlenmesi gerektiğinden, dava konusu uygulama imar planında uyuşmazlığa konu taşınmazların ikinci 50 metrelik kısmı ile birlikte ardında kalan bölümünün plan paftasında otel alanı "A" ve "B" olarak gösterilmesinde de mevzuata uyarlık bulunmamaktadır. Dava konusu plan kararları ile sahil şeridinde kalan "B" otel alanında sadece günübirlik turizm yapı ve tesisleri yapılacağı belirtilmişse de, plan paftası gösterimlerinin de mevzuata uygun olarak belirlenmesi gerektiğinden, uyuşmazlığa konu taşınmazların ikinci 50 metrelik kısmı ile birlikte ardında kalan bölümünün tümünün otel alanı olarak gösterilerek kullanımın bütünleştirilmesinde ve emsal hesabının sahil şeridinin tümü üzerinden yapılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br> Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Kanununun 9/2. ve Ek 3. maddesi hükümlerine göre dava konusu imar planlarının onaylanmasından önce ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alınmasının gerekmesine karşın, bilirkişi raporu ile de saptandığı üzere, kurumların görüşüne sunulan planlar ile Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan dava konusu planların farklı kullanım kararları içerdiği anlaşıldığından, planlarda bu yönüyle de imar mevzuatına uyarlık bulunmamaktadır. <br> Açıklanan nedenlerle, İzmir ili, Menderes ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak 11.11.2021 günlü, 4769 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : Mülkiyeti hazineye ait olan uyuşmazlık konusu taşınmazlar 03.02.1987, 02.10.1987 ve 12.10.1990 tarihli 1/1000 ölçekli mevzii uygulama imar planlarında büyük bir kısmı belediye turistik tesis alanı, sahil, küçük bir kısmı yol alanı, park, otopark alanı olarak planlanmıştır.<br>16.11.2015 onay tarihli 1/100.000 çevre düzeni planınında kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi/turizm merkezi ile tercihli kullanım alanı olarak, 12.09.2012 onay tarihli 1/25.000 İzmir Çevre Düzeni Planında turizm merkezi alanı olarak planlanmıştır.<br>Uyuşmazlık konusu parseller,... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.<br>Özelleştirme İdaresince hazırlanan ve 11.11.2021 tarih ve 4769 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında taşınmazların kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan kısmı “kumsal/plaj”, kıyı kenar çizgisinin kara yönündeki ilk 50 metresi “rekreasyon alanı”, "park", "trafo" ve "12 metrelik taşıt yolu" ikinci 50 metresi "turizm alanı” olarak planlanmış, turizm alanının A ve B olmak üzere ikiye ayrılarak sahil şeridinin ikinci 50 metrelik kısmı "otel alanı - B", ilk 100 metrenin ardında kalan kısım ise "otel alanı - A" olarak planlanmıştır.<br> Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği 25.11.2021- 24.12.2021 tarihleri arasında askıya çıkarılmış, davacı tarafından 11.12.2021 tarihinde bakılmakta olan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 1982 Anayasasında da 1961 Anayasasındaki gibi kıyılar, 'Tabii kaynaklar ve servetler' olarak kabul edilmiş; ayrıca, ülkemiz açısından giderek artan ekonomik ve sosyal değerleri gözönünde bulundurularak bu konuda özel düzenlemeye gidilmiştir.<br>2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, Kıyılardan yararlanma başlıklı 43. maddesinde: "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir." kuralı yer almıştır.<br>Kıyı konusunda, 6785 sayılı İmar Kanununun Ek 7. ve Ek 8. maddelerine göre çıkarılan Yönetmelik ile herkesin kıyılardan mutlak bir eşitlik ve serbestlikle yararlanmasını sağlamak, kıyıların doğal yapısının değiştirilmesini önlemek ve atıklarla kirletilmesini engellemek için kurallar getirilmiş ise de; anılan Yönetmelik 6785 sayılı İmar Kanunu ile birlikte yürürlükten kalkmış olup; Kıyılar yönünden, 1982 Anayasası döneminde yapılan ilk düzenleme 01.12.1984 tarihinde yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanunu ve buna dayanılarak çıkarılan ve 18.05.1985 günlü, 18758 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliktir.<br>3086 sayılı Yasanın tümü Anayasa Mahkemesinin 25.02.1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararı ile iptal edilmiş; iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı 10.07.1986 tarihini izleyen altı ay sonra ise 3086 sayılı Yasa yürürlükten kalkmıştır.<br>3086 sayılı Yasanın yerini, 17 Nisan 1990 günü yayımlanarak yürürlüğe giren 3621 sayılı Kıyı Kanunu almış ve Anayasanın kıyıya ilişkin kuralları Anayasa Mahkemesi kararının gerekçeleri de dikkate alınarak yaşama geçirilmiştir.<br>3621 sayılı Yasanın 4. maddesinde: "Sahil Şeridi: Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde;<br>a) Uygulama imar plânı yapılacak alanlarda yatay olarak en az 20 metre genişliğindeki alanı,<br>b) Uygulama imar planı bulunmayan belediye ve mücavir alan sınırları içinde veya dışındaki yerleşik alanlarda, çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın, yatay olarak en az 50 metre genişliğindeki alanı,<br>c) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışındaki iskân dışı alanlarda çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alanı" ifade edeceği şeklinde tanımlanmıştır.<br>Anayasanın Mahkemesinin 18.09.1991 günlü, E:1990/23, K:1991/29 sayılı kararı ile bu tanımlardan 4. maddenin 1. fıkrasının a) bendindeki tanım iptal edilmiştir.<br>İptal kararından sonra yasa koyucu tarafından 4. maddenin sahil şeridine ilişkin kuralları 3830 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile: "Sahil şeridi Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan" olarak tanımlanmıştır.<br>Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı görülemeyen 3086 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki kuralın yerini, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile getirilen Geçici Maddedeki "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerlidir. Ancak, 8 inci maddenin ikinci fıkra hükümleri saklıdır." kuralı almıştır.<br>11 Temmuz 1992 tarihinde yürürlüğe giren 3830 sayılı Kıyı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici Maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanması öngörülmüştür.<br>Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 03.08.1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin 4. maddesinde kısmi yapılaşma tanımlanmıştır.<br>Buna göre: "Kısmi Yapılaşma: 17 Nisan 1990 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parseller ile üzerine birden fazla yapı yapılması mümkün olan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az su basman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumudur."<br>Anılan Yönetmelikteki kısmi yapılaşma tanımında, 30.03.1994 günlü, 21890 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Yönetmelikle değişikliğe gidilmiştir. Bu değişikliğe göre:<br>"Kısmi Yapılaşma: a) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında; 11 Temmuz 1992 tarihinden önce belirli bir kullanım amacına dayalı olarak onaylanmış 1/1000 ölçekli mevzii imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik kesim içerisindeki imar adalarında; üzerinde yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan plan ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılar ile ruhsat alınarak en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam taban alanının yüzde ellisinden fazla olması durumudur.<br>Üzerinde birden fazla yapı yapılması mümkün olan parseller, en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış olmak kaydı ile taban alanı veya yapı sayısı itibariyle bu kapsamda değerlendirilir.<br>b) Kentsel ve kırsal yerleşmelerde; meskun ve gelişme alanlarını kapsamak yerleşmenin mevcut ve projeksiyon nüfusuna dayalı gerekli tüm kullanım ve fonksiyonları içermek üzere hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesiminde yer alan imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir.<br>c) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa tabi alanlarda; bu Kanun kapsamında 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış turizm amaçlı uygulama imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesimindeki imar adalarının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir.<br>d) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa tabi alanlarda; turizm dışı kullanımlara yönelik olarak hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının ilgi ve kapsamına göre (a) veya (b) bentlerindeki tanımlara uygun yapılaşmış olması durumudur." kuralına yer verilmiştir. <br>Kıyı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Sahil şeridinde Planlama" başlıklı 17. maddesinde, "Sahil şeridinde uygulama imar planı yapılıp onaylanmadan uygulamaya geçilemez. Tamamen veya kısmen yapılaşmamış sahil şeritlerinde yapılacak plânlar: Kanunun 5 inci maddesindeki esaslar dikkate alınarak aşağıdaki şekilde düzenlenir.<br><br>Sahil şeritlerinin birinci bölümünü içeren uygulama imar planları, tümüyle açık alan olarak toplumun kullanımına tahsis edilecek şekilde düzenlenir. Bu alanlarda sadece yaya yolları, gezinti ve dinlenme alanları, seyir teras ve alanları ile bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde tanımlanan rekreaktif amaçlı kullanımlar ile bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde belirlenen yapı ve tesisler yer alabilir. Bu alan içinde toplumun yararlanmasına açık yapılar da dahil olmak üzere başka hiç bir yapı ve tesis yapılamaz.<br>Sahil şeridinin ikinci bölümünde yapılacak planlar, bu Yönetmeliğin 13 ve 14 üncü maddesinde sayılan yapı ve tesisler ile toplumun yararlanmasına açık olmak şartı ile konaklama hariç bu Yönetmelikte tanımlanan günübirlik turizm yapı ve tesislerini kapsayacak şekilde düzenlenir.<br>Sahil şeridinin ikinci bölümünde yapılacak günübirlik turizm yapı ve tesisleri için emsal 0.20' yi, bir (1) katı, H=4.50 metreyi, asma katlı yapılması halinde H=5.50 metreyi geçmemek üzere plan kararları getirilebilir..." hükümlerine yer verilmiştir.<br> 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.<br> 3194 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır.<br> Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin "Tanımlar" başlıklı 1. fıkrasının c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (...) ifade eder." tanımına, yine aynı Yönetmelik'in 26. maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." hükmüne yer verilmiştir. <br>3194 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne, Ek 3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir" hükmüne yer verilmiştir.<br>4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunu'nun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;<br> a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,<br>b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,<br>c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,<br>d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,<br>e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,<br>f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." hükmüne yer verilmiştir.<br> Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "Araştırma ve analiz" başlıklı 8. maddesinde, "1) Mekânsal planların, plan değişiklilerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılır. (2) Kurum ve kuruluşlar, görüşlerini en geç otuz gün içerisinde bildirmek zorundadır. Görüş bildirilmesi için etüt ve analiz gibi uzun süreli çalışma yapılması gereken hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine otuz günü geçmemek üzere ilave süre verilir. Bu süre içerisinde görüş bildirilmediği takdirde plan hakkında olumsuz bir görüşün bulunmadığı kabul edilir. (3) Kurum ve kuruluşların plan yapım aşamasında plan alanına yönelik ihtiyaç duydukları eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel tesis, emniyet ve güvenlik vb. hizmet alanları ile bu alanlara ilişkin standartları bildirmeleri esastır. Bu amaçla nazım imar planı yapım aşamasında kurumların görüşü alınır. (4) Nazım ve uygulama imar planlarının hazırlanması sürecinde birlikte veya eş zamanlı görüş istenebilir. Ancak, nazım imar planı hazırlanırken kurum ve kuruluş görüşlerinin veya verilerin uygulama imar planı ayrıntısında elde edilmesi halinde, bu görüş ve güncel veriler temin edilmek suretiyle plan onaylayan idareler farklı da olsa ayrıca uygulama imar planı için görüş veya veri istenmeyebilir...." düzenlemelerine yer verilmiştir. <br>Yönetmeliğin ''İmar planı ilkeleri'' başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrasında; ''(10) İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır.<br>'' hükmüne yer verilmiştir.<br>Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin ''Parsel kullanım fonksiyonlarına göre yapılaşma koşulları'' başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasının (g) alt bendinde; ''g) Ticaret alanı: Bu alanlarda; <br>1) İş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri,<br>2) Sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler,<br>3) (Değişik:RG-25/7/2019-30842) Sağlık kabini ve muayenehane,<br>4) (Mülga:RG-25/7/2019-30842) gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar yapılabilir.'' hükmü ile ğ) atl bendinde; ğ) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanları: Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanlardır. Bu alanlarda;<br>1) Bu alanlarda plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut veya turizm tesisi için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranır. Her bir kullanım için bağımsız giriş çıkış ve merdiven düzenlenmesi, kullanım oranlarının ve sosyal ve teknik altyapı alanlarının imar planlarıyla tayin edilmesi esastır. (Mülga cümle:RG-25/7/2019-30842) (…)<br>2) Bu alanlarda ayrıca (Mülga ibare:RG-25/7/2019-30842) (…) gerçek ve tüzel kişilere veya kamuya ait; yurt, kurs, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir.<br>3) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret+Konut gibi konut da yapılabilen karma kullanım alanlarında konut veya yüksek nitelikli konut yapılabilmesi için, imar planında konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılmış olması şarttır.<br>4) Konut, ticaret, turizm alanlarının her biri için belirlenen (Mülga ibare:RG-25/7/2019-30842) (…) yapılabilecek yapılar, aynı şartlar çerçevesinde karma kullanım alanlarında da yapılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Usul yönünden:<br> Süre itirazına ilişkin olarak; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği 25.11.2021- 24.12.2021 tarihleri arasında askıya çıkarılmış olup, 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi kapsamında olan davada, davacı tarafından 10.12.2021 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. <br> Ehliyet itirazına ilişkin olarak;, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.<br> Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir. <br> İmar planlarına karşı açılan davalarda "ilgili" kavramından, taşınmazların bağlı bulunduğu idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi niteliğindeki büyükşehir belediyelerince de dava açabileceği sonucuna varıldığından, davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.<br><br> Esas yönünden;<br> Dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre-imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlık konusu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından planlama esasları, şehircilik ilkeleri ve Kıyı Kanunu yönünden uygunluğunun tespiti amacıyla Naip üye ... tarafından re'sen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. ..., Doç. Dr...., Doç. Dr....'nın katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 17.08.2023 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu görülmüştür.<br> Bu itibarla dosyada yer alan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporuna davalı idareler tarafından yapılan itirazlar ve davacıların beyanları birlikte değerlendirilerek dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri aşağıda başlıklar halinde incelenmiştir.<br> Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin;<br><br> - Üst ölçekli planlara uyum, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesi bakımından incelenmesinde,<br> Bilirkişi raporunda, "İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda "Tercihli Kullanım Alanı"nda ve "Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi/Turizm Merkezi” sınırları içerisinde kaldığı,<br>- Yürürlükteki 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planında “Turizm Merkezi Alan Sınırı” içerisinde ve "Turizm Merkezi Alanı"nda kalmakta olduğu, <br>- 16.05.2014 tarihinde onaylanan Seferihisar, Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii Gümüldür kesimine ait 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinde "Tercihli Kullanım Alanları (Turizm veya Konut (TK))” kullanımında kaldığı, sonrasında Kültür ve Turizm Bakanlığınca 15.12.2015 tarihinde bu planda bir plan notu değişikliği yapıldığı,<br>- Plan kararları yönünden 1/25.000 Ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planının ve Seferihisar, Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii Gümüldür kesimine ait 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planının İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planın kararları ile uyumlu olduğu,<br>- Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca düzenlenen İzmir İli, Menderes İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... ve ... parsellere ilişkin ... paftadan ibaret 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planının 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ek-3 maddesi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun geçici 29. Maddesi kapsamında 11.11.2021 tarihli ve 4769 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanmış olduğu ve bu planda; ... ada, ... parselin; kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan kısmının “Kumsal/plaj”, kıyı kenar çizgisinin kara yönündeki ilk 50 metresinin “Park ve Yeşil Alan” ve ikinci 50 metresinin "Turizm Alanı” olarak planlandığı, <br>- Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca düzenlenen İzmir İli, Menderes İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... ve ... parsellere ilişkin ... paftadan ibaret 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ek-3 maddesi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun geçici 29. Maddesi kapsamında 11.11.2021 tarihli ve 4769 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanmış olduğu ve bu planda; ... parselin; kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan kısmının “Kumsal/plaj”, kıyı kenar çizgisinin kara yönündeki ilk 50 metresinin “Rekreasyon Alanı”, “Park”, "Trafo Alanı” ve "12 metrelik Taşıt Yolu" olarak, ... ada, ... parselin; kıyı kenar çizgisinin kara yönündeki ikinci 50 metrelik kısmında kalan bölgenin ard alandaki Turizm Alanının A ve B Alanı olarak bölünmesi sonucu “Otel Alanı - B" ve "12 metrelik Taşıt Yolu" olarak, ilk 100 m gerisinde kalan alanın da "Otel Alanı - A” ve "Taşıt Yolu” olarak planlandığı,<br>- Davaya konu edilen 1/5000 ölçekli Nazım İmar ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının kararlar yönünden birbirleri ile uyumlu oldukları ve yine bu planın dayanakları olan üst ölçekli planlarla uyumlu olmaları sebebiyle, planların kademeli birlikteliği ilkesine uyumlu oldukları tespit edilmiş bulunmaktadır. " tespitlerine yer verilmiştir.<br> Dairemizce yapılan değerlendirme;<br>Uyuşmazlıkta, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin, 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı ve Seferihisar, Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii Gümüldür kesimine ait 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kararları ile uyumlu olduğu, planlar arasında kademeli birlikteliğinin sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır.<br> - Dava konusu planlar ile getirilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, getirilen kullanım kararlarının çevre ve imar bütünlüğü ile sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi;<br><br> Bilirkişi raporunda; "Plan açıklama raporunun dava konusu planlama alanını mevcut özellikleri ve var olan doğal nitelikleri ile birlikte ele almamış olmasının önemli bir eksiklik olduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca plan açıklama raporunda plan değişikliği gerekçesi açık olarak aktarılmamaktadır. Bu nedenle yapılan alan kullanımı ve düzen değişikliğinin gerekçesi mevzuatın tanımladığı zorunluluklar açısından değerlendirilememektedir. Raporların hazırlanma biçimi plan ölçeği ve içeriğine bağlı olmayıp, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlar için tek bir araştırma ve açıklama raporu hazırlanması mevzuatta tanımlanan içerikle çelişmektedir. Bu yönüyle plan açıklama raporunun imar mevzuatının tanımladığı çerçeve açısından yetersiz olduğu kanaatine ulaşılmaktadır. Sonuç olarak, dava konusu planlama çalışmasının taşınmazlar ile sınırlandığı ve çevresindeki alan kullanımları ile bütünlüklü olarak ele alınmadığı ve rapor içerisinde yer verilmediği, farklı ölçek ve kapsamda detaylar ve kararlar içermesi beklenen dava konusu planların plan açıklama raporlarının analiz ve değerlendirme açısından aynı olduğu ve bu sebeple çevre ve imar bütünlüğü yönünde uygun olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. " tespitlerine yer verilmiştir. <br><br> Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; dava konusu plan değişikliğine ilişkin analiz ve inceleme aşamasında alanın konumu ve genel özellikleri, yapı analizi, doğal kaynakları, potansiyeli, jeolojik durumu, kentsel altyapı ve sosyal donatı ihtiyacı, ulaşım durumu göz önüne alındığı, yapılan incelemeler sonucu elde edilen tüm verilere araştırma raporunda ayrıntılı biçimde yer verildiği, söz konusu parsellerin özelleştirme kapsam ve programına alındığından 4046 sayılı Özelleştirme Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.<br> Dairemizce yapılan değerlendirme;<br> Mahallinde yapılan keşif sırasında yapılan gözlemde; taşınmazın kıyı alanında halihazırda boş olduğu ve yakın çevresinde turistik tesis alanı ve ticaret alanı kullanımlarının yer aldığının görüldüğü, ayrıca planlama alanının ve yakın çevresinin daha önceden 19.09.1986, 03.02.1987, 02.10.1987, 12.10.1990 onay tarihli mevzii imar planları ile belediye turistik tesis alanı ve tercihli konut alanı olarak belirlendiği anlaşıldığından parseller için belirlenen kullanım kararlarının hem çevredeki yapılaşma, hem de üst ölçekli çevre düzeni planı ile uyumlu ve yer seçiminin de uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br> Diğer taraftan nazım ve uygulama imar planının birlikte onaylanmasında ve plan açıklama raporunun planların ölçeklerine uygun ayrı ayrı gerekli analizleri ve değerlendirmeleri barındırdığı görüldüğünde tek bir açıklama raporu şeklinde hazırlanmasında aykırılık bulunmadığı, bununla birlikte açıklama raporu ile birlikte hazırlanan araştırma raporunun da yeterli araştırma, analiz ve sentez çalışmalarını içerdiği sonucuna ulaşılmıştır.<br> - Dava konusu planlar ile getirilen fonksiyonların ilgili mevzuat, planlama easasları, şehircilik ilkeleri ve Kıyı Kanunu açılarından uygunluğunun değerlendirilmesi; <br> Bilirkişi Raporunda; "dava konusu planlarda yeni yapıların yapılması halinde Kıyı Kanununa uygun hareket edilmesi zorunluluğunun bulunduğu, Kıyı Kanunun kıyılardan herkesin eşit ve serbest yararlanması ilkesini tekrarlayarak kıyılarda hiçbir yapı yapılamayacağını vurguladığı, sahil şeritlerinin kamu yararına kullanılması gereği açıkça ortadayken, kıyılarda kamu elinde bulunan alanların özelleştirilerek ticari amaçlarla kullanımının sağlanmasına aracılık edecek plan kararlarının üretilmesinin Kıyı Kanununun kamu yararını sağlama amacına aykırılık teşkil ettiği, dava konusu plana ilişkin kurum görüşlerinin farklı planlara yönelik olduğu ve plan kararlarına ilişkin bir değerlendirmeyi içermediği, kıyıda ilk 50 m içerisinde önerilen rekreasyon alanının belirli yapılaşma hakları içerdiği ve otel alanı olarak gösterilen kullanım ile bütünleştirildiği, ulaşım ve erişim ilişkilerinin açık olmadığı, otel alanında verilen yapılaşma haklarının yoğunluğu arttırıcı bir içerik taşıdığı, yapılaşmaya yönelik Emsal hesaplama yönteminin sahil şeridi olarak tanımlanan ilk 100 m’lik kesimindeki alan üzerinden belirlenmiş olması sebebiyle uygun olmadığı, gabari açısından verilen kat yüksekliğinin bölgedeki silüeti etkileyebileceği, dava konusu alana ilişkin bir önceki planın iptal gerekçelerinin yeterli ölçüde değerlendirilmediği, dere ile ilgili kurum görüşlerine dikkat edilmediği ve plan hükümlerinde yer verilmediği, bu sebeplerle dava konusu nazım imar planı ve uygulama imar planının imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından uygun olmadığı kanaatine ulaşılmıştır." tespitlerine yer verilmiştir.<br> Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek, dava konusu imar planları incelendiğinde planlama alanının kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan kısmının kumsal ve plaj olarak, sahil şeridinin ilk 50 metresinin rekreasyon alanı olarak halkın kullanımına açık hale getirildiği, ayrıca taşınmazların bulunduğu alana yönelik Menderes Belediyesi İmar Komisyonu ile Kültür ve Turizm Komisyonu’nun 12.09.2014 tarihli kararına uygun olarak Menderes Belediye Meclisi’nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile onanan kısmi yapılaşma durumu planının bulunduğunun tespit edildiği, bu nedenle 11 temmuz 1992 tarihinden bu yana belediye turistik tesis alanı, sahil, yol, otopark alanı olarak planlanan taşınmazların, otel alanı, rekreasyon alanı ve park alanı olarak planlanmasının Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğe uygun olduğu, bir önceki plana karşı açılan davada verilen iptal kararının gerekçelerinin yerine getirildiği, iptal kararı doğrultusunda İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile Devlet Su İşlerinin görüşleri alınarak plana işlendiği, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 13. maddesi uyarınca rekreasyon alanlarında %5 oranında yapılaşma öngörüldüğü, otel alanına ilişkin kat yüksekliğinin çevresinde yer alan ve mevcut imar planı ile verilmiş olan yüksekliğe eşit şekilde belirlendiği, söz konusu parsellerin özelleştirme kapsam ve programına alındığından 4046 sayılı Özelleştirme Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, 54.202,94 m2 'lik planlama alanının 19.412, 05 m2'lik kısmının kumsal ve plaj alanı, 12.287,97 m2'lik kısmının rekreasyon alanı, yalnızca 12.769, 97 m2'lik kısmının otel alanı olarak planlandığı, dolayısıyla 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca belirlenen %45 düzenleme ortaklık payından (DOP) fazla oranda düzenleme ortaklık payı (DOP) ayrıldığı, bu nedenle dava konusu işlemin Kıyı Kanununa ve ilgili Yönetmeliğe, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olduğu ileri sürülmektedir.<br><br> Dairemizce yapılan değerlendirme;<br><br> Kıyı mevzuatı açısından yapılan değerlendirmede; planlama alanında kısmi yapılaşmanın bulunduğuna ilişkin Menderes Belediye Başkanlığı tarafından sunulan yazıda; " 1)Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ...tarih ... sayılı yazısı doğrultusunda; İzmir Seferihisar Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii Gümüldür Kesimi, 1/25.000 ölçekli Çevre Düzen Planına uygun olarak Menderes Belediyesine verilmiş olan ön izin doğrultusunda, Menderes Belediye Başkanlığının... ürüt ... sayılı yazısı ile Bakanlığa onaya sunulmuş olan 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının incelenmesi neticesinde; 12.09.2014 tarihli Menderes Belediyesi İmar ve Kültür ve Turizm Komisyonu Karar Tutanağı ile "Kısmi Yapılaşma”nın tamamlandığı pafta numaraları ile ilgi yazı ekinde iletilen mer'i imar planları pafta numaralan arasında uyumsuzluk olduğu (iletilmeyen paftalar:..., ..., ..., ... ve ...) ayrıca söz konusu karar tutanağında kısmi yapılaşmanın dayanağı olduğu belirtilen imar planlarına herhangi bir atıfta bulunulmadığı belirtilerek gereğinin yapılmasının belirtildiği, Komisyonlarımızca Gümüldür kıyı kesiminin tamamında 3621/3830 sayılı kanun gereğince kısmi yapılaşma durumunun incelenmesinin görüşülmesi,<br>2) Komisyonumuzca yapılan görüşmelerde; Menderes Belediye Meclisinin ... tarihli ve ... nolu kararı doğrultusunda komisyonumuza havale edilen ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ... tarih ve ... sayılı yazısında belirtilen hususlarda dikkate alınarak, İzmir İli, Menderes İlçesi,..., ...ve...Mahallesini kapsayan kıyı kesiminin tamamında, Gümüldür Belediye Meclisinin...tarih ... sayılı kararı ve eki plan ve tutanaklar ile onayı yapılmış olan imar planlarına uygun olarak yapılan tetkiklerde; 12.09.2014 tarihli komisyon kararı ve ...tarih ve ... nolu Meclis Kararında geçen ... paftasının...paftası olduğu tespit edilmiş,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...ve ...paftalar, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,...,...,...,...,...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,...,...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adalarda kısmi yapılaşma hakkında yapılan incelemelerde; <br> 01.07.1992 tarih ve 3830 sayılı Kıyı Kanunu değişik 4.4.1990 tarih ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5. ye 16. maddeleri gereğince düzenlenmiş olan "Kıyı Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik"in "Genel Hükümleri” ne ilişkin "Birinci Bölümü”nde; "Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında 11 Temmuz 1992 tarihinden önce belirli bir kullanım amacına dayalı olarak onaylanmış 1/1000 ölçekli mevzi imar planlarının kıyı kenar çizgisinden itibaren karar yönünde 100 metrelik kesim içerisindeki imar adalarında; üzerinde yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan plan ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılar ile ruhsat alınarak en az su basman seviyesinde inşaatı tamamlanmış yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanımları toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanın yüzde ellisinden fazla olması durumudur.” şeklinde “Kısmi Yapılaşma” tanımlandığı,<br> Bu kapsamda yukarıda konulu adalara ilişkin belediyemiz arşiv kayıtlarında ve yerinde yapılan incelemeler neticesinde imar planı bütününde Kısmi Yapılaşma”nın tamamlanmış olduğu tespit edilmiştir.” ifadelerine yer verildiği görülmektedir.<br> Söz konusu metinden de anlaşıldığı üzere ... ada kısmi yapılaşma kararı verilen alan içerisinde yer almaktadır. Yine ifadelerden kararın imar planı bütünlüğünde verilmiş olduğu ve dava konusu taşınmazları kapsadığı sonucuna ulaşılmaktadır. <br> Anayasada 'kıyılardan yararlanma' koşulları düzenlenirken sadece kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunun belirtilmesi ile yetinilmeyip ayrıca deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği ve kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartlarının yasayla düzenleneceğine ilişkin kurallara da yer verilmiştir. <br>3086 sayılı Kıyı Kanununun 4,5,6,9,12,13,17. maddelerinin ve Geçici 2.maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 25.02.1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararının " Geçici 2. maddenin Anayasa'ya aykırılığı sorunu" başlıklı bölümünde:<br>"Geçici 2. maddede, '1972 yılından önce Kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.<br>Birinci fıkrada sözü edilen yapılara eklenti yapılamaz. Ancak bu yapıların herhangi bir sebeple yıkılması halinde 6 ncı madde hükümlerine göre yapılanmaya izin verilir.<br>Kıyı ve sahil şeridinde Hazineye ait arazi ve arsalar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler üzerinde gerçek ve tüzel kişiler tarafından 1 Ekim 1983 tarihinden önce izinsiz ve kaçak olarak inşa edilen liman, iskele, rıhtım, balıkçı barınağı ve dayanma duvarları gibi kıyıda bulunması zorunlu tesisler ile sanayi ve turizm tesislerinden ilgili Bakanlıklarca millî ekonomiye katkısı veya kamu yararı olduğu kararlaştırılanlar hakkında 12 nci madde hükümleri uygulanır. Bu arsa ve araziler, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca, kullananlara veya tesis sahiplerine kiraya verilebilir...' denilmektedir.<br>Görüldüğü gibi, maddenin birinci fıkrasında iki tür yapılanma Yasanın kapsamı dışında tutulmuştur. Bunlardan ilki, 1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar, ikincisi, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılardır. Bunlardan birinci gruba giren yapılarda mevzuata ve imar planına uygun olma koşulu aranmadığına göre, bununla kıyıda 1972 yılından önce mevzuata aykırı olarak yapılan yapıların kastedildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kıyı konusunda da bazı hükümler getiren 11/7/1972 günlü, 1605 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1972 yılından önce kıyıda kaçak olarak yapılmış olan yapılar bu hükmün kapsamına girmektedir. Kanunun 4. Maddesi incelenirken belirtildiği gibi Anayasa'nın 43/1. maddesindeki 'Kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu'nu belirleyen hükmü karşısında, özel mülkiyete konu olamayan kıyıda, 1972 yılından önce mevzuata aykırı olarak yapılan yapılar yönünden 'kazanılmış hakların saklı tutulacağı kuralı uygulanamaz. Çünkü yasalara aykırı durumlara dayanılarak kazanılmış hak iddiasında bulunulamayacağı, hukukun temel ilkelerinden birini teşkil etmektedir. Yine 6. maddenin incelenmesi sırasında, Anayasa koyucunun kıyıda kamu yararı yanında, kişilerin de bazı haklarının bulunduğu gerçeğini gözönünde tutarak, kamu yararı ile kişi haklarını bağdaştırmaya çalıştığı ve sonuçta bu madde ile ulaşılmak istenen amacın, kıyıda mevzuata ve hukuka uygun olarak kazanılmış hakları korumakla birlikte kıyıları kamuya açmak olduğu belirtilmiştir.<br>Maddenin birinci fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.' biçimindeki kural ile kazanılmış haklar saklı tutulmuş, ikinci ve üçüncü fıkralardaki hükümlerde de, kazanılmış bir kısım haklar dikkate alınarak, bazı koşulların mevcudiyeti halinde ilgililere bu yapı ve tesislerden yararlanma imkanının idarece verilebileceği kabul edilmiştir.<br>Dava konusu Geçici 2. maddenin birinci fıkrasında yer alan '1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile...' biçimindeki ibarenin kıyıda, mevzuata aykırı olarak yapılan yapılar için 3086 sayılı Kanunun uygulanmayacağı belirtilmek suretiyle kazanılmış hakların korunacağı kuralından yararlanmaları olanağı bulunmayan yapılar için bu hakkın tanınmış olması Anayasa'nın 43. maddesine aykırı düşmektedir.<br>Açıklanan nedenlerle, 3086 sayılı Kanun'un 5., 12., 17. maddeleriyle Geçici 2.maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ve birinci fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki ibare Anayasa'ya aykırı olmadığından iptal davasının bu maddeler ve hükümlere yönelik kısımları red edilmeli....."<br> gerekçesine yer verilmiş; bu çerçevede, 3086 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki ibare Anayasaya aykırı bulunmamıştır.<br>Anayasal durumu ortaya konulan kamusal kullanımının engellenmemesi gereken kıyılar üzerinde "kazanılmış hak" kavramının kapsam ve sınırları, Kıyı Kanunu ve bu Kanunun uygulanması yönünden büyük önem taşımaktadır.<br>Bu bağlamda, iptal edilen 3086 sayılı Yasanın yerini alan ve halen yürürlükte olan 3621 sayılı Yasanın Geçici Maddesinin incelenmesi gerekmektedir. Bu maddede 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden (17 Nisan 1990) önce kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlara ilişkin mevzuata uygun olarak onanmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümlerinin geçerli olduğu kabul edilmiştir. Kıyı Kanununda değişiklik yapan 3830 sayılı Yasanın Geçici Maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde tamamlanması zorunluluğu getirilmektedir.<br>Bu yasal çerçeveye göre, sahil şeritlerinde 17 Nisan 1990 tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış uygulama imar planları kapsamında; kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlarda plan kararlarının uygulanmasına devam edileceği hüküm altına alınmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlara ilişkin ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılması öngörülmüştür. <br>Kısmı yapılaşma tanımı ise, 03.08.1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikle yapılmış, Yönetmelikte, 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında, yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az subasman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumu kısmi yapılaşma olarak tanımlanmıştır. 3830 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra Yönetmelikte yapılan değişiklikle kısmi yapılaşma benzer şekilde yeniden tanımlanırken; farklı olarak kısmi yapılaşmanın olmadığı alanlardaki plan revizyonları için Yasaya paralel olarak, 3830 sayılı Yasanın yayım tarihi olan 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre verilmiştir.<br>Kanuna, Kıyı Kanunundan önce oluşmuş hakların nasıl ve hangi ölçüler içinde korunabileceğini belirlemek için geçici madde eklenmiş ve buna uygun olarak Yönetmelikle kısmi yapılaşma tanımlanmış ve mevcut hakların sınırları belirlenmiştir.<br>3621 sayılı Kıyı Kanununun Geçici Maddesi kapsamında geçerli kabul edilebilecek planlar, kısmen veya tamamen planlanmış alanlardaki sahil şeritleri iken, 3830 sayılı Yasa ile gelen Geçici Madde ise, kısmen veya tamamen yapılaşmamış sahil şeritlerinde plan revizyonu yapılmasını öngörmüş, başka bir ifade ile 3621 sayılı Kanunun geçici maddesi ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki sahil şeridine ilişkin plan kararları geçerli kabul edilirken, 3830 sayılı Kanunun geçici maddesi ile 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre içinde onaylanan plan kararlarınında geçerli olduğu kabul edilmiş, 3621 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra hiç yapılaşmamış alanlara ilişkin olan revizyonun 3621 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılması, diğer bir ifade ile idarelere 3621 sayılı Kanun ve buna dayalı olarak çıkarılan Yönetmelik hükümlerine göre kısmı yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine göre yapılaşma ya da yapılaşmaya uygun olmayan parselleri (dolayısıyla 3621 sayılı Kanunun yürürlükteki 100 metrelik sahil şehidi hükümlerine göre) belirleme suretiyle plan revizyonu yapma yükümlülüğü getirilmiştir.<br>Ancak idarenin bu yükümlülüğüne uymayarak verilen süre içerisinde plan revizyonlarını yapmadığı alanlara ilişkin sonraki tarihlerde de kısmİ yapılaşma tespit ve araştırılması yapılarak plan revizyonlarının yapılabileceği, yapılmadığı hallerde ise yargı yerlerince de anılan hükümler çerçevesinde bu tespitin yapılabileceği kabul edilmiştir.<br> Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca, imar planının uygulama imar planı ya da mevzi imar planı olma durumuna göre kısmi yapılaşma durumları imar adası veya imar planı bazında değerlendirilmektedir. Kısmi yapılaşma değerlendirmesi mevzi imar planlarında imar adası bazında, uygulama imar planlarında ise sahil şeridinde kalan imar adalarının bütününe göre olması gerekmektedir. Mevzi imar planlarının olduğu yerlerde imar adası bazında değerlendirme yapılmış ve yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanın yüzde ellisinden fazla olması durumu, uygulama imar planlarının olduğu yerde de plan kapsamındaki imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında anılan koşulların bulunması kişilere korunacak haklar sağlayan ölçüt olarak ele alınmıştır.<br>Yukarıda yer verilen mevzuat ve yapılan açıklamalar ve Yönetmelik maddelerinde yer alan bu düzenleme göz önüne alındığında, sahil şeridinden yararlanmanın kamunun kullanımına açılmasında kamu yararı olduğu kabul edilmekle birlikte, 3621 sayılı Kanundan önce yürürlükteki mevzuata uygun olarak onaylanmış plan kararları uyarınca yapılaşmış veya yapılaşmamış olsa dahi belli koşulların gerçekleşmesi şartıyla (geçerli bir kıyı kenar çizgisinin esas alınması suretiyle 11.07.1992 tarihinden önce onaylanmış imar planlarına göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleştiği haller ) yasanın eşitlik ilkesi çerçevesinde tanıdığı haktan yararlanan taşınmazların hukuki statüsünün geçerli olduğu kazanılmış hak kavramı çerçevesinde kabul edilerek daha önce kanunla belirlenmiş hakların korunması ve kişilerin mağdur edilmemesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.<br>Bilindiği üzere imar planları belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus planı ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak koşulların zorunlu kıldığı biçim ve zamanda mevzuatta öngörülen yöntemlerle değiştirilebilir ve yeni kullanımlar getirilebilir.<br> Bu bağlamda kanun ve yönetmelik hükmü gereği kazanılmış hakkı bulunduğu kabul edilen sahil şeridinde bulunan taşınmazlara ilişkin sonraki tarihli planlarda yapılacak düzenlemelerin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir. <br>Bir başka ifadeyle, kanun ve yönetmelik gereği önceki mevzuata göre yapılaşma veya kısmi yapılaşma koşullarını taşıdığı için hukuken kabul edilen imar haklarının, tıpkı diğer yürürlükteki mevzuata göre getirilmiş mevcut plan kararları gibi zorunlu durumlarda revizyon ve değişikliğe tabi tutulabileceğinde duraksama bulunmamaktadır.<br>Kıyı Kanunun söz konusu hükümleri ile ilgili uyuşmazlıklara genel olarak bakıldığında, idarece, plan kararlarının önceki mevzuata uygun olarak yapılaşma veya kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik olarak üretildiği, yargısal denetimin de bu kapsamda yapıldığı görülmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki, kıyıda yer alan taşınmazlara ilişkin diğer bütün alanlarda olan taşınmazlar gibi idarece yasal zorunluluk ortaya çıktığı zaman yapılacak revizyon ve değişiliklerin plan yapım, yöntem ve tekniklerine, şehircilik ilkelerine kamu kararına uygunluk bakımından inceleneceği tabiidir.<br>Uyuşmazlıkta, bölgedeki planlamanın 11 Temmuz 1992 tarihinden önce başlamış olduğu, alanda 1983, 1986, 1987 ve 1989, 1990 yıllarında hazırlanmış mevzi planların bulunduğu, 1986 onay tarihli 1 /1000 ölçekli mevzii imar planı itibarıyla uyuşmazlık konusu taşınmazların belediye turistik tesisi alanı, sahil, yol, park ve otopark alanı olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.<br> Öte yandan, dava konusu taşınmazları da kapsayan alanda Menderes Belediyesi İmar ve Kültür ve Turizm Komisyonunun 12.09.2014 tarihli kararına uygun olarak Menderes Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile kabul edilen kısmi yapılaşma durumu planının bulunduğu, uyuşmazlık konusu taşınmazın da kısmi yapılaşma kararı verilen alan içerisinde yer aldığı, yine söz konusu belediye meclisi kararında geçen ifadelerden kısmi yapılaşma kararının imar planı bütünlüğünde verilmiş olduğu sonucuna ulaşıldığından uyuşmazlık konusu taşınmazların Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerinin ortaya koyduğu esasları taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.<br> Rekreasyon alanı ve otel alanı yönünden yapılan değerlendirmede; Bilirkişi raporunda rekreasyon alanı için verilen yapılaşma haklarının yoğunluğu arttırıcı bir içerik taşıdığı, otel alanında yapılaşmaya yönelik emsal hesaplama yönteminin sahil şeridi olarak tanımlanan ilk 100 m’lik kesimindeki alan üzerinden belirlenmiş olması sebebiyle uygun olmadığı değerlendirmelerinde bulunulmuş ise de Kıyı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 13. maddesi uyarınca sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmında 0,05 emsali aşmayan yapı ve tesisler yapılabileceği hükmü uyarınca, taşınmazların ilk 50 metrelik kısmının E:0,03, Yençok:4,50 metre rekreasyon alanı olarak planlanmasında ilgili yasal düzenlemeye aykırılık bulunmadığı, otel alanına ilişkin olarak ise sahil şeridinin ikinci 50 metrelik kısmında kalan "otel alanı - B" kısmının E:0,20 H:4,50 metre yapılaşma koşullu belirlendiği, sahil şeridinin ilk 100 metresinin ardında yer alan "otel alanı - A" kısmının ise E:0,45, Yençok:5 kat yapılaşma koşullu belirlendiği, alanda yer alan 1986, 1987, 1989 ve 1990 onay tarihli mevzii 1/1000 ölçekli uygulama imar planınlarında sahil şeridinde ilk 50 metrelik kısım ve ikinci 50 metrelik kısım şeklinde ayırım yapılmaksızın kıyı kenar çizgisinden itibaren ilk 100 metrenin tamamının E:1.50, H:15.50 metre yapılaşma koşullu belediye turistik tesis alanı olarak belirlendiği görüldüğünden dava konusu plan ile rekreasyon ve otel alanına yoğunluk artışına yol açılmadığı ve yüksekliğin mevzuata uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br> Dava konusu plana yönelik alınan kurum görüşleri yönünden yapılan değerlendirmede ise; uyuşmazlıkta kurum görüşü alınan planların, onaylanan planlardan farklı olduğu, yapılan incelemede kurumlardan görüş sorulan plan belgesinde uyuşmazlık konusu taşınmazların kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan kısmının “kumsal/plaj”, kıyı kenar çizgisinin kara yönündeki ilk 50 metresinin "park" ve "yaya yolu", ikinci 50 metresinin "günübirlik tesis alanı", "park” "trafo alanı” ve "yaya yolu" olarak, ilk 100 metrenin ardında kalan kısmın ise “ticaret-konut alanı (TİCK)”, “taşıt yolu” ve "yaya yolu” olarak planlandığının belirtildiği, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca düzenlenen 11.11.2021 tarihli ve 4769 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanmış olan ve dava konusu edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan kısmının “kumsal/plaj”, kıyı kenar çizgisinin kara yönündeki ilk 50 metresinin “park ve yeşil alan” ve ikinci 50 metresinin "turizm alanı (otel alanı- A ve otel alanı B)” olarak planlandığı, dolayısıyla kurum görüşüne sunulan planlar ile dava konusu planların farklı kullanım kararları içerdiği görülmüştür. <br>Bu itibarla, planın hazırlanması aşamasında alınan kurum görüşlerinin dava konusu imar planları kapsamında geçerli kabul edilmesinin mümkün olmadığı, tüm kurum görüşlerinin yeniden alınmasının gerektiği sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> <br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İvedi Yargılama Usulü" başlıklı 20/A maddesi kapsamında kalan dava konusu işlemlerin İPTALİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...- TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...- TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, <br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/01/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>
denetim