<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/4609 E.  ,  2025/140 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2023/4609<br>Karar No : 2025/140 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVALI) ... Birliği<br>VEKİLİ : Av. ...<br> 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL)<br> ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı Adalet Bakanlığı tarafından, müdahil ...'ün baro levhasına avukat olarak yazılmasına dair Ankara Barosu Yönetim Kurulu kararının uygun bulunmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine yönelik Adalet Bakanlığı işlemine uyulmayarak ilk kararda ısrar edilmesine dair Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; boro levhasına yazılmak için başvuran müdahil hakkında, (FETÖ/PDY) silahlı terör örgütüne üye olma suçundan... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında açılan davanın halen derdest olduğu, adı geçene isnat edilen fiilin niteliği, baro levhasına yazılması durumunda yürütülecek kamu hizmetinin önemi ve özelliği dikkate alındığında, ceza kovuşturma sonucunun beklenmesinin yerinde olacağı, davalı tarafından ileri sürülen masumiyet karinesinin, esas itibarıyla suç isnadının karara bağlandığı ceza yargılamalarında geçerli olduğu, AİHS'nin 6. maddesinde ifade edilen "medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar" kapsamında değerlendirilen idari davalarda masumiyet karinesinin uygulama alanı bulunmadığı sonucuna varıldığından müdahilin baro levhasına yazılmasına dair kararda ısrar edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davalı Türkiye Barolar Birliği ve müdahil tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir<br><br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davalı Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı tarafından; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda belirli suçlardan mahkum olmanın avukatlığa engel olacağının belirtildiği, müdahil hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, kaldı ki baro levhasına yazılma talebinin kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesi hususunda idareye takdir hakkı tanındığı, suçsuzluk ve masumiyet karinesinden hareketle bir değerlendirme yapılması gerektiği, tesis edilen işlemin mevzuat hükümlerine uygun olduğu, idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak, yerindelik denetimi niteliğinde yargı kararı verilemeyeceği, nitekim Anayasa Mahkemesinin B.S. (Başvuru No:2020/8344) kararının da aynı yönde olduğu belirtilerek, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.<br> Müdahil tarafından; dava konusu ısrar kararının alındığı tarihte hakkında yapılan ceza kovuşturması neticesinde verilmiş kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, baro levhasına yazılma talebinin kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesi hususunda idareye takdir hakkı tanındığı, bu takdir hakkının "kamu yararı" ve "hizmet gerekleri" gibi soyut ifadelerle ortadan kaldırılmasının yerindelik denetimi niteliğinde olduğu ve yerindelik denetimi niteliğinde yargı kararı verilemeyeceği, temyize konu kararın masumiyet karinesine, suç ve cezalarda yasallık ilkesine aykırı olduğu, hakkında yürütülen ceza kovuşturmasının da adil olmadığı, nitekim Anayasa Mahkemesinin B.A.Y. (Başvuru No:2019/19788) ve diğer benzer kararlarının da aynı yönde olduğu belirtilerek, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı Adalet Bakanlığı tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz istemlerinin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Öte yandan; İdare Mahkemesince dava konusu ısrar kararının iptaline gerekçe olarak, adı geçene isnat edilen fiilin niteliği, baro levhasına yazılması durumunda yürütülecek kamu hizmetinin önemi ve özelliği dikkate alındığında, ceza kovuşturma sonucunun beklenmesinin yerinde olacağı, davalı tarafından ileri sürülen masumiyet karinesinin, esas itibarıyla suç isnadının karara bağlandığı ceza yargılamalarında geçerli olduğu, AİHS'nin 6. maddesinde ifade edilen "medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar" kapsamında değerlendirilen idari davalarda masumiyet karinesinin uygulama alanı bulunmadığı belirtilmişse de, masumiyet karinesinin Anayasa tarafından daha kapsamlı şekilde düzenlendiği, yalnızca bir suç isnadının bulunduğu durumları değil, herhangi bir suç isnadı olmaksızın kamu otoritelerince kişilere “suçlu” muamelesi yapılmamasını da içerdiği görüldüğünden, Mahkeme kararının masumiyet karinesine ilişkin gerekçe kısmı çıkarılmak suretiyle onanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.<br> Buna göre; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte müdahil hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan ceza kovuşturmasının derdest olduğu, İdari yargı denetiminin, işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuata uygunluğun denetlenmesi ile sınırlı olduğu, bu halde dava konusu işlem tarihi itibariyle hakkında Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan ceza kovuşturması bulunan ilgilinin baro levhasına yazılması yolunda tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz istemlerinin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 24/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br> <br><br><br></font></p></body></html>

denetim