<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/612 E.  ,  2025/289 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2023/612<br>Karar No : 2025/289 <br><br>TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI) :... Birliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2-(DAVALI) : ... Bakanlığı <br> VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 17/03/2022 tarih ve E:2019/7045, K:2022/1415 sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 03/02/2015 tarih ve 29256 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 23/12/2016 tarih ve 29927 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilen; 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki "ve tabip ortaklığı veya en az %51 hissesi diş hekimi/uzman ve tabip ortaklığı bulunan tüzel kişiler" ibaresinin, 6. maddesinin 2. fıkrasının birinci cümlesindeki "Her diş hekimi için 9 uncu maddede belirtilen şartlarda ayrı muayenehane odası bulunması kaydıyla" ibaresinin, 6. maddesinin 2. fıkrasındaki "Bu durumda her bir diş hekimi için ayrı ruhsatname düzenlenir" cümlesinin, 13. maddesinin 3. ve 6. fıkralarındaki "Müdürlük" ibarelerinin, 13. maddesinin 9. fıkrasındaki "Bu Yönetmelik kapsamındaki mevcut ADSM ve poliklinik sahibi tüzel kişiler tarafından ikinci bir sağlık kuruluşunun açılmak istenmesi durumunda" ibaresinin, 15. maddesinin 1. fıkrasındaki "ADSM'de veya ticaret şirketleri tarafından açılmış poliklinikte" ibaresinin, 15. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesindeki "muayenehane haricindeki" ibaresinin, 17. maddesinin 1. fıkrasındaki "muayenehane hariç" ve "muayenehanede ise muayenehane ruhsatı" ibarelerinin, 19. maddesinin 3. fıkrasındaki “Mesleğini serbest icra eden diş hekimleri/uzmanlar, hastalarının Ek-9’daki cerrahi işlemler dışında kalan genel anestezi ve sedasyon altında yapılacak tanı ve tedavi işlemlerini ADSM’ler bünyesinde bulunan Sedasyon ve Genel Anestezi Biriminde yapabilirler.” cümlesinin, 21. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının, 26. maddesinin 2. fıkrasının, 28. maddesinin, EK-8 listesinin 1. satırına 1. cümleden sonra gelmek üzere eklenen “Ayrıca toplumun veya sağlık hizmeti alanların sağlığını olumsuz etkileyeceği düşünülen durumların ortaya çıkması halinde bu durum ortadan kaldırılana kadar sağlık kuruluşunun tamamında valilikçe geçici olarak faaliyet durdurulur ve Bakanlığa bildirilir.” cümlesinin, EK/1-a nın sekizinci satırının, EK/1-b nin 11. satırının, EK/1-c nin 9. satırındaki "diş hekimleri odasına kayıtlı olduğuna dair beyanları" ibaresinin, EK/1-ç nin 4. satırının (ç) bendinin, EK- 9 Listesinin, EK-9 Listesinin 14., 16, 17. ve 20. satırlarında yer alan işlemlerin, 13. maddesinin 4. fıkrasının (eksik düzenleme nedeniyle), 19. maddesinin 3. fıkrasının (eksik düzenleme nedeniyle) iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 17/03/2022 tarih ve E:2019/7045, K:2022/1415 sayılı kararıyla; <br>1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 29. ve 34. maddeleri, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 9. ve ek 11. maddeleri, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 40. maddesine atıfta bulunularak,<br> Yönetmeliğin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki "ve tabip ortaklığı veya en az %51 hissesi diş hekimi/uzman ve tabip ortaklığı bulunan tüzel kişiler" ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak:<br>1219 sayılı Kanun'da, diş hekimliğinin icrası ve hasta tedavi edebilmek için diş hekimliği fakültelerinden diploma sahibi olmak zorunluluğu getirilmişse de; özel hastane ve tıp merkezlerinin kimler tarafından açılıp işletilebileceğine ilişkin herhangi bir sınırlamaya yer verilmediği, bu kapsamda dava konusu Yönetmelikte diş hekimliği mesleğinin serbest olarak icra edildiği muayenehane ve polikliniklerin bizzat hekimler tarafından açılması ve işletilmesinin öngörüldüğü,<br>Sağlık hizmet sunumunun tamamen ticari bir faaliyet alanı olarak görülmesinin, sunulacak hizmetin niteliğiyle bağdaşmayacağı açık olmakla birlikte, verilecek hizmetin mahiyeti itibarıyla gerekli olan teknik donanım, bina şartları, zorunlu hizmet birimleri ve personel şartlarının sağlanabilmesi için belli bir sermaye gücü gerektiren ADSM'lerin açılabilmesi için ihtiyaç duyulacak maddi imkânın sağlanabilmesi amacıyla, bunların en az %51 hissesi diş hekimi/uzman ve tabip ortaklığı bulunan tüzel kişiler tarafından açılabileceğine ilişkin düzenlemede kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı,<br>Yönetmeliğin, 6. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesindeki "Her diş hekimi için 9 uncu maddede belirtilen şartlarda ayrı muayenehane odası bulunması kaydıyla" ibaresinin, 6. maddesinin 2. fıkrasındaki "Bu durumda her bir diş hekimi için ayrı ruhsatname düzenlenir" cümlesinin, 15. maddesinin 1. fıkrasındaki "ADSM'de veya ticaret şirketleri tarafından açılmış poliklinikte" ibaresinin, 15. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesindeki "muayenehane haricindeki" ibaresinin, 17. maddesinin 1. fıkrasındaki "muayenehane hariç" ve "muayenehanede ise muayenehane ruhsatı" ibarelerinin iptali istemine ilişkin olarak:<br>Muayenehanelerin, poliklinik ve ADSM'lerden farklı olarak diş hekimlerinin serbest meslek icrası yapabilmeleri için tek başlarına açtıkları işyerleri olduğu, muayenehanede diş tabibinin kendi nam ve hesabına ve ferden sanatını icra ettiği, bu yerlerdeki faaliyetin, sermayeden daha ziyade bilgiye dayanan emeğin mahsulü olan serbest meslek faaliyeti olduğu, bu nedenlerle muayenehanelerde bir hekimin emrinde birden fazla hekimin çalışmasına izin verilmediği, aynı muayenehanede faaliyet gösterilse dahi ayrı odada ve ruhsatla faaliyet gösterilmesinin öngörüldüğü anlaşıldığından, dava konusu düzenlemelerde kamu yararı, hizmet gerekleri ve dayandığı üst hukuk normlarına aykırılık görülmediği,<br>Yönetmeliğin, 13. maddesinin 3. ve 6. fıkralarındaki "Müdürlük" ibarelerinin, eksik düzenleme nedeniyle 13. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemine ilişkin olarak:<br>3359 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan 9. maddesi uyarınca, ruhsatlandırma başvurusu aşamasında yapılacak incelemenin, bizatihi davalı idarenin sorumluluğunda bulunması, bu yetkinin meslek örgütü ile birlikte kullanılmasını zorunlu kılan yasal bir düzenlemenin de bulunmaması karşısında, denetim ekibinde Diş Hekimleri Odasından bir temsilciye yer verilmemesinin eksiklik olarak kabul edilemeyeceği,<br>Ayrıca, ruhsatlandırma başvurusu aşamasında Müdürlük tarafından yapılacak inceleme ekibinde içerisinde Oda temsilcisi yer almasa da meslek odasının kendi mevzuatından kaynaklanan yetkilerini kullanmasını engelleyen bir durum bulunmadığı, 3224 sayılı Kanun kapsamında meslek mensupları üzerindeki denetim yetkilerini her zaman kullanabileceğinden, Yönetmeliğin 13. maddesinin 3. ve 6. fıkralarında yer alan "Müdürlük" ibarelerinde ve 4. fıkrasında teknik inceleme ekibi yerine yetkinin il sağlık müdürlüklerine bırakılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı,<br> Yönetmeliğin, 13. maddesinin 9. fıkrasındaki "Bu Yönetmelik kapsamındaki mevcut ADSM ve poliklinik sahibi tüzel kişiler tarafından ikinci bir sağlık kuruluşunun açılmak istenmesi durumunda" ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak:<br> 1219 sayılı Kanun'un 43. maddesine göre, bir diş hekimi/uzman tarafından mesleğini serbest olarak icra etmek üzere birden fazla yerde muayenehane açılmasının yasaklandığı, bununla birlikte mevzuatta poliklinik ve ağız ve diş sağlığı merkezlerinin şube açmalarını engelleyen bir düzenleme bulunmadığı, ağız ve diş sağlığı merkezleri ile polikliniklerin kimler tarafından kurulacağının belirlenmesinin ve faaliyetlerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesinin davalı idarenin görev ve yetkisinde olduğu, bu itibarla dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,<br> Yönetmeliğin, 19. maddesinin 3. fıkrasındaki “Mesleğini serbest icra eden diş hekimleri/uzmanlar, hastalarının Ek-9’daki cerrahi işlemler dışında kalan genel anestezi ve sedasyon altında yapılacak tanı ve tedavi işlemlerini ADSM’ler bünyesinde bulunan Sedasyon ve Genel Anestezi Biriminde yapabilirler.” cümlesinin iptali istemine ilişkin olarak:<br> Dava konusu düzenleme ile, mesleğini serbest icra eden dişhekimleri/uzmanların, hastalarının Ek-9’daki cerrahi işlemler dışında kalan genel anestezi ve sedasyon altında yapılacak tanı ve tedavi işlemlerini ADSM’ler bünyesinde bulunan Sedasyon ve Genel Anestezi Biriminde yapabileceklerinin düzenlendiği, bununla birlikte bu işlemlerin daha donanımlı genel anestezi müdahale ünitesi bulunan ADSM’ler ile tıp merkezleri ve özel hastanelerin ameliyathane ve genel anestezi müdahale ünitelerinde yapılmalarında ise herhangi bir engelin bulunmadığı, hükmün yazılışından, mesleğini serbest icra eden dişhekimleri/uzmanların bu yerlerde söz konusu işlemleri evleviyetle yapabileceklerinin anlaşılması gerektiği, keza düzenlemenin amacının Ek-9'da yer alan cerrahi işlemlerin önemine binaen bu işlemlerin daha özellikli ve tıbbi donanımlı yerlerde yapılmasının sağlanması olduğunun anlaşıldığı, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,<br> Yönetmeliğin, Ek-9 listesinin, anılan listenin 14., 16., 17. ve 20. satırlarında yer alan işlemlerin ve eksik düzenleme nedeniyle 19. maddesinin 3. fıkrasının iptali istemine ilişkin olarak:<br> Davacı tarafından, ağız, diş ve çene cerrahisi uzmanının büyük cerrahi işlemleri diğer bir diş hekimi ile birlikte yapabileceği belirtilmediğinden bu hükmün eksik düzenleme sebebiyle iptali talep edilmiş ise de, 1219 sayılı Kanun'un 23. ve 29. maddeleri ile dava konusu düzenlemelerden, büyük cerrahi işlemlerin ağız, diş ve çene cerrahisi uzmanları tarafından yapılması gerektiği sonucuna varıldığından davacının söz konusu iddiasına itibar edilmediği, öte yandan dosyanın incelenmesinden, Yönetmelik eki "Denetim Formları Majör Cerrahi İşlemler Listesi" başlıklı Ek-9 listesinin belirlenmesi aşamasında davalı idare tarafından, üniversitelerden görüş talep edildiği, Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi ile Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinin görüş yazılarının dava konusu majör cerrahi işlemler ile uyumlu olduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,<br> Yönetmeliğin, 21. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının iptali istemine ilişkin olarak:<br> Konuya ilişkin mevzuat uyarıca diş protez laboratuvarlarının, bünyesinde ağız ve diş sağlığı hizmeti verilen kamu ve özele ait hastane ve ağız ve diş sağlığı merkezleri ile 1219 sayılı Kanun'a göre mesleğini serbest olarak icra etme yetkisine sahip diş hekimi ve diş protez teknisyeni ile ayrıca ortaklarının tamamı diş hekimi ve/veya diş protez teknisyeni olan şirketler tarafından açılabileceği; diş hekimlerinin, muayenehanelerinde münhasıran kendi klinik hastalarının protezlerini diş protez teknisyeni istihdam etmeden asgari araç ve gereçleri bulundurarak yapabilecekleri; kendi klinik hastalarının dışında başka hastaların protez işlerini de yapmak istiyorlarsa laboratuvar kurabilecekleri; ancak laboratuvarda diş protez teknisyeni istihdam etmeyip protez başvurularını bizzat karşılamak isterlerse klinik hizmeti yürütemeyecekleri anlaşıldığından, kendi hastalarına hizmet vermek kaydıyla bünyelerinde ilgili mevzuatına uygun olarak diş protez laboratuvarı açan ADSM’lerin en az bir diş protez teknisyeni/teknikeri bulundurmasına ve Yönetmelik kapsamında bünyesinde diş protez laboratuvarı bulunmayan ADSM ile diğer sağlık kuruluşlarında diş protez teknisyeni/teknikeri istihdam edilemeyeceğine dair dava konusu düzenlemelerde dayandığı mevzuat hükümlerine aykırılık görülmediği,<br> Yönetmeliğin 26. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemine ilişkin olarak:<br> Yönetmeliğin 26. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinde, sabit totem tabela haksız rekabet oluşturacak tabela ve cisimler arasında zikredilmişken, dava konusu değişiklik ile anılan fıkraya yeni bir cümle eklenerek, sabit totem tabelanın haksız rekabet oluşturacak tabela ve cisimler arasından çıkarıldığı, <br> 1219 sayılı Kanun ve Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi uyarıca, hekimlerin reklam yapmasının ve bu reklamlardan yararlanarak talep oluşturmaya yönelik davranışlarda bulunması ve diğer sağlık kuruluşları aleyhine haksız rekabet oluşturması yasak olmasına rağmen, dava konusu değişiklik ile hangi saik gözetilerek, totem tabelanın yasak kapsamından çıkartılarak serbest hale getirildiği anlaşılamadığından, Yönetmeliğin 26. maddenin 2. fıkrasının son cümlesinin yukarıda belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunduğu,<br> Bununla birlikte sağlık hizmetleriyle ilgili temel esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca, Sağlık Bakanlığına tanınan bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarına yönelik verilen genel düzenleme yapma yetkisi kapsamında, özel ağız ve diş sağlığı poliklinikleri ve merkezlerinin tabela standartlarını belirleyen ve sağlık hizmetine ticari bir görünüm verilmesi ve haksız rekabete neden olunması gibi sakıncaların önlenmesi amacıyla öngörüldüğü anlaşılan, Yönetmeliğin 26. maddesinin diğer kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı,<br> Yönetmeliğin, 28. maddesinin iptali istemine ilişkin olarak: <br> 3359 sayılı Kanun'un 9. maddesinin (c) bendinde Sağlık Bakanlığının, sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ile denetimiyle ilgili hususları çıkaracağı Yönetmelikle düzenleyeceği hükmüne yer verildiği, buna göre Müdürlükçe yapılacak denetimlerde görev alacak personelin nitelikleri, sayısı ve kullanılacak denetim formlarına ilişkin hususların Yönetmelikle düzenlenmeyip Bakanlıkça çıkarılacak alt düzenlemelerle belirleneceğinin öngörülmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı,<br> Yönetmeliğin, EK-8 listesinin 1. satırına 1. cümleden sonra gelmek üzere eklenen “Ayrıca toplumun veya sağlık hizmeti alanların sağlığını olumsuz etkileyeceği düşünülen durumların ortaya çıkması halinde bu durum ortadan kaldırılana kadar sağlık kuruluşunun tamamında valilikçe geçici olarak faaliyet durdurulur ve Bakanlığa bildirilir.” cümlesinin iptali istemine ilişkin olarak:<br> Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik eklerinde, sağlık kuruluşlarında gerçekleşen hangi eylemlere hangi müeyyidelerin uygulanacağının düzenlendiği, dava konusu düzenleme ile Yönetmelik ekinde yer alan denetim formlarında öngörülmeyen durumların meydana gelmesi halinde uygulanacak tedbirin belirlendiği, yaptırım uygulanacak ihlallerin tamamının önceden belirlenebilmesinin ise mümkün olmadığı,<br> Dava konusu düzenlemenin içeriği ve amacı dikkate alındığında, sağlık kuruluşunun tamamında geçici olarak faaliyetin durdurulmasının, ancak toplumun veya sağlık hizmeti alanların sağlığını olumsuz etkileyeceği düşünülen önemli durumların ortaya çıkması halinde ve istisnai olarak kullanılabilecek bir yetki olduğu, bu tedbirin uygulanabilmesi için de, toplumun veya sağlık hizmeti alanların sağlığını olumsuz etkileyeceği düşünülen önemli durumların sağlık kuruluşunda yapılacak bir ön inceleme ile somut olarak ortaya konulması, daha sonra ise durumun önemi de dikkate alınarak, olaya uygun bir değerlendirme yapıldıktan sonra yetkili merciler tarafından karar verilmesi gerektiği, bu tedbirin keyfi olarak kullanıldığının ortaya konulması halinde ise kamu görevlilerinin sorumluluklarının doğacağının açık olduğu, sağlık kuruluşunun tamamında geçici olarak faaliyetin durdurulması tedbirinin ne kadarlık bir süre için uygulanacağı her durumda ve olaya göre farklılık göstereceğinden, sağlık kuruluşunda ne kadarlık bir süre için faaliyetin durdurulacağının belirtilmemiş olması yönünden de, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,<br> Yönetmeliğin, EK/1-a'nın 8. satırının, EK/1-b'nin 11. satırının, EK/1-c'nin 9. satırındaki "diş hekimleri odasına kayıtlı olduğuna dair beyanları" ibaresinin, EK/1-ç'nin 4. satırının (ç) bendinin iptali istemine ilişkin olarak:<br> Davacı Birlik tarafından, 3224 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca diş hekimliği mesleğini icra edenlerin maddede belirtilen süre içerisinde ilgili odaya üye olmak zorunda oldukları, diş hekiminin üyeliğine ilişkin beyanla yetinilmesinin, denetimi sağlayabilecek bir mekanizmanın da bulunmaması nedeniyle diş hekimleri odasının üyelerinin çalışmalarına ilişkin olarak bilgi sahibi olması imkânını ortadan kaldırdığı ileri sürülmekte ise de, dava konusu düzenlemenin bürokrasinin azaltılması ve kırtasiyeciliğin önlenmesi amacıyla tesis edildiği, odaya kaydı olmayan bir dişhekimine çalışma belgesi düzenlenmeyeceği ve çalışmasının da mümkün olamayacağı dikkate alındığında, dava konusu düzenlemelerin diş hekimi odasına üye olma zorunluluğunu ortadan kaldırıcı nitelik taşımadığının anlaşıldığı,<br> Bununla birlikte, 3224 sayılı Kanun'un "Bildirim zorunluluğu" başlıklı 42. maddesine göre, gerek diş hekimleri ve gerekse bunları istihdam eden bütün özel kurum ve işyerlerinin tayin, nakil, işten ayrılma ve benzeri değişiklikleri en geç bir ay içinde bulundukları yerin Odalarına bildirmeye mecbur oldukları,<br> Bu durumda, ağız ve diş sağlığı hizmeti verilen sağlık hizmeti sunucusunda çalışan diş hekimlerine ilişkin olarak diş hekimleri odasına kayıtlı olduğuna dair belge yerine beyanın yeterli kılınmasına ilişkin dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,<br> 03/02/2015 tarih ve 29256 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 23/12/2016 tarih ve 29927 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilen 26. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi ile 28. maddesinin iptaline, dava konusu diğer düzenlemeler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, özel ağız ve diş sağlığı merkezlerinin, diş hekimi dışında ortakların da katılımıyla kuruluşun açılmasına izin verilmesini zorunlu kılan bir gerekliliğin mevcut olmadığı, muayenehane ve adi ortaklıkla açılmış polikliniklerde istihdama izin verilmezken aynı poliklinikteki ortaklık şirkete dönüştürüldüğünde ya da sağlık kuruluşu ADSM ise diş hekimi istihdamına izin verildiği, söz konusu olanağın bir kısım polikliniklerle bütün ADSM’lere tanınırken muayenehanelerde yasaklanmasının muayenehaneler aleyhine haksız rekabete sebebiyet verdiği, eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği, ruhsat başvurusu sırasında yerinde yapılacak denetim daha önce teknik inceleme ekibince yapılırken, bu denetimi yapma görevinin İl Sağlık Müdürlüğüne verilmesine ilişkin düzenlemenin soyut ve belirsiz olduğu, söz konusu denetimi, gerçekleştirecek ekipte meslek odası temsilcisine yer verilmemesinin de eksiklik olduğu, ADSM ve polikliniklerin ikinci bir sağlık kuruluşunun açmasının sağlık hizmetinin niteliğine ve gereklerine uygun olmadığı, Diş Protez Laboratuvarları Yönetmeliği'ne göre diş hekiminin muayenehanesinde kendi hastalarının protez işlemlerini yapabileceği gibi bir diş teknisyenini yanında çalıştırarak onun yardımını da alabileceği, bu konudaki seçimin diş hekimine ait olduğu, bünyesinde diş protez laboratuvarı açma, diş protez teknikeri/teknisyeni istihdam etme hakkının poliklinikler ve muayenehanelerde yasaklanmasının hukuka aykırı olduğu, Yönetmelik ekinde yer alan denetim ve yaptırım formlarında, kişi ve toplum sağlığını etkileyebilecek tüm durumların belirlendiği, toplumun veya sağlık hizmeti alanların sağlığının olumsuz etkileyeceği düşünülen durumlarda sağlık kuruluşunun faaliyetinin valilikçe geçici olarak durdurulacağı yolundaki düzenlemenin keyfi uygulamalara neden olabileceği, 3224 sayılı Kanun’a göre diş hekimlerinin mesleklerini serbest icra edebilme için odaya kayıt zorunda oldukları, diş hekiminin oda üyeliğine ilişkin beyanı ile yetinilmesinin, diş hekimleri odasının üyelerinin çalışmalarına ilişkin olarak bilgi sahibi olma imkanını ortadan kaldıracağı, temyize konu kararın davanın reddine ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br>Davalı idare tarafından, 3224 sayılı Kanun ile davacı Birliğe, diş hekimlerinin kullanacakları genel tabelanın şeklini belirleme yetkisinin verildiği, ancak bu yetkinin diş hekiminin ismini telefon numarasını vs. belirten tabelaların şekline yönelik bir yetki olduğu, bu yetkinin korunarak sağlık kuruluşlarının binalarının ön cephesindeki arsa alanı içerisinde olmak ve hastalar ile yayaların geçiş alanlarını, kaldırımları, otopark alanlarını işgal etmeyecek şekilde konumlandırılmak kaydıyla totem tabela koyulmasına izin verilmesinde hukuken bir engel bulunmadığı, Yönetmelik ekinde yer alan denetim ve yaptırım formlarında, denetimlerde tespit edilen eksiklik ve aykırılıklara uygulanacak yaptırımların ayrıntılı biçimde düzenlendiği, bunun dışında yapılacak denetimlerin sıklığı, denetim personelinin niteliği ve sayısı ile denetimlerde uyulacak kurallara ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça belirlenmesine imkan tanıyan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, temyize konu kararın iptale ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu, temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un ikinci faslında "Diş Tabipleri" ile ilgili kurallara yer verilmiş olup, anılan Kanun'un 29 ilâ 46. maddelerinde diş tabiplerinin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. <br> Anılan Kanun'un 29. maddesinde "Diş tabibi, insan sağlığına ilişkin olarak, dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene dokularının sağlığının korunması, hastalıklarının ve düzensizliklerinin teşhisi ve tedavisi ve rehabilite edilmesi ile ilgili her türlü mesleki faaliyeti icra etmeye yetkilidir. Diş tabipliğinin herhangi bir dalında münhasıran uzman olmak ve o unvanı ilan edebilmek için diş hekimliği fakültelerinden veya Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarından alınmış bir uzmanlık belgesine sahip olmak şarttır." hükmü ile 34. maddesinde, "Tabipler diş çekmeğe ve dişler üzerine iptidai tedavi tatbikına ve diş etlerine ait her nevi hastalıkları tedaviye mezun iseler de, doğrudan doğruya dişçilik etmek istiyen ve o suretle icrayı sanat ettiğini ilan eden bir tabip behemehal Dişçi Mektebince verilmiş bir ruhsatnameyi hamil olmalıdır. Ruhsatname bir sene müddetle Dişçi Mektebine devam ile tatbikat gördükten sonra bilimtihan ita olunur." hükmü yer almaktadır.<br> 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 9. maddesinin (c) bendinde, "Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir." hükmü yer almaktadır.<br> Yine 3359 sayılı Kanun'un ek 11. maddesinde, sağlık hizmet sunumu ile ilgili iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığınca denetleneceği, denetleme sonucunda tespit edilen eksikliklere bazı yaptırım kararları uygulanacağı belirtilmiştir.<br> 663 sayılı -dava konusu düzenlemenin yayım tarihindeki adıyla- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Düzenleme yetkisi" başlıklı 40. maddesinde de, "Bakanlık ve bağlı kuruluşlar görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idarî düzenlemeler yapabilir." yönünde düzenleme yer almıştır. <br>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine dayanılarak, fertlerin ve toplumun sağlığını korumak maksadıyla, mesleğini serbest olarak icra etme yetkisine sahip olan dişhekimlerinin, münferiden ve müştereken ağız ve diş sağlığı hizmeti verdikleri muayenehanelerin, özel ağız ve diş sağlığı poliklinikleri ile merkezlerinin açılması, faaliyetleri, denetimleri, faaliyetlerine son verilmesi ve diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarılan Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, 03/02/2015 tarih ve 29256 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, bilahare 23/12/2016 tarih ve 29927 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklik ile dava konusu düzenlemelere yer verilmiştir. <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Yönetmeliğin, 13. maddesinin 3. ve 6. fıkralarındaki "Müdürlük" ibareleri yönünden;<br> Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde Devlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise, kanuni düzenlemelerin, hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. <br> Hukuk devletinde kişiler, kendilerine uygulanacak hukuk kurallarının neler olduğunu önceden bilme ve davranışlarını ona göre ayarlayabilme imkanına sahip olmalıdır. Kişilerin, haklarını kullanırken belli kısıtlamalara tabi olacağını önceden bilmesi ve bu kısıtlamaların da somut, objektif ve öngörülebilir nitelikte ve netlikte olması gerekmektedir.<br> Hukuk devletinin zorunlu koşullarından olan hukuki belirlilik ilkesi, hukuk kurallarının önceden öngörülebilir bir açıklıkta ve kişilerin haklı beklentilerini açık şekilde bertaraf etmeyecek düzenlemeler yapılmasını gerektirir.<br> Yönetmeliğin, "Ruhsat başvurusu ve ruhsatname" başlıklı 13. maddesinin ilk halinde, sağlık kuruluşu açacak kişilerin, sağlık kuruluşunun türüne göre EK-1'de yer alan belgelerle birlikte İl Sağlık Müdürlüğüne başvuracağı, bunun üzerine on iş günü içerisinde sağlık kuruluşunun Yönetmelikte belirlenen şartları taşıyıp taşımadığının "teknik inceleme ekibi" tarafından yerinde inceleneceği, anılan maddenin 4. fıkrasında ise teknik inceleme ekibinin, müdürlükçe görevlendirilen biri diş hekimi olmak kaydıyla en az üç kişiden oluşacağı düzenlenmekte iken; <br> 23/12/2016 tarihli değişiklik ile Yönetmeliğin 13. maddesinin 3. ve 6. maddelerinde yer alan "teknik inceleme ekibi" ibareleri, "Müdürlük" olarak değiştirilmiş ve söz konusu incelemeyi yapacak ekibin oluşumuna ilişkin başkaca bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Buna göre, ruhsat başvurusu yapan sağlık kuruluşlarının Yönetmelikte belirlenen şartları taşıyıp taşımadıkları hususunda yapılacak inceleme, tamamen İl Sağlık Müdürlüğünün insiyatifine bırakılmış ve yapılacak inceleme ekibinin kimlerden oluşacağı hususu da belirsiz hale gelmiştir.<br> Dava konusu "Müdürlük" ibareleri, yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde, sağlık kuruluşu açmak üzere ruhsat başvurusunda bulunan kişiler açısından objektif ve öngörülebilir olma niteliğini taşımadığı anlaşılan düzenlemenin, bu haliyle hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br> Bu itibarla, dava konusu düzenlemelerde hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Kararın, Yönetmeliğin dava konusu diğer kısımları yönünden;<br>Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onuncu Dairesi kararının, Yönetmeliğin 13. maddesinin 3. ve 6. fıkralarındaki "Müdürlük" ibareleri dışındaki dava konusu diğer kısımları aynı gerekçeler ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. <br>Öte yandan; her ne kadar, temyize konu Daire kararında, 3359 sayılı Kanun'un 9. maddesinin (c) bendi uyarınca davalı idarenin, sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışması, hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ilgili hususları yönetmelikle düzenlemesi gerektiği belirtilerek, Yönetmeliğin 28. maddesinin tamamının iptaline karar verilmiş ise de; kararın gerekçesi incelendiğinde, iptal hükmünün Yönetmeliğin 28. maddesinin "Müdürlükçe yapılacak denetimlerin sıklığı, denetimlerde görev alacak personelin nitelikleri ve sayısı ile denetim formlarına ilişkin hususlar Bakanlıkça belirlenir." yolundaki 2. cümlesine yönelik olduğu anlaşılmış ve bu husus bozma nedeni olarak görülmemiştir. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2. Danıştay Onuncu Dairesinin 17/03/2022 tarih ve E:2019/7045, K:2022/1415 sayılı kararının, Yönetmeliğin 13. maddesinin 3. ve 6. fıkralarındaki "Müdürlük" ibareleri yönünden davanın reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, kararın diğer kısımlarının ONANMASINA,<br>3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,<br>4. Kesin olarak, 10/02/2025 tarihinde, Yönetmeliğin 13. maddesinin 3. ve 6. fıkralarındaki ibare, 4. fıkrasındaki eksik düzenleme, 26. maddesinin 2. fıkrasının 3. cümlesi, EK/1-a kısmının sekizinci, EK/1-b kısmının onbirinci ve EK/1-c kısmının dokuzuncu satırındaki ibare ve EK/1-ç kısmının dördüncü satırının (ç) bendi yönünden oyçokluğu, diğer kısımları yönünden oybirliği ile karar verildi.<br> <br><br>KARŞI OY <br>X- Yönetmeliğin "Ruhsat başvurusu ve ruhsatname" başlıklı 13. maddesinin 4. fıkrası, dava konusu değişiklikten önceki hali, "Teknik inceleme ekibi müdürlükçe görevlendirilen, biri diş hekimi olmak kaydıyla en az üç kişiden oluşturulur. Müdürlükte diş hekimi bulunmadığı takdirde kamu kurumlarında çalışan bir diş hekimi görevlendirilir.Yapılacak inceleme neticesinde, başvurunun bütün şartları taşıdığının tespit edilmesi halinde müdürlük tarafından on iş günü içerisinde Ek-2’de yer alan ruhsatname düzenlenir. Poliklinik ve ADSM’lerde ruhsata ilave olarak, mesul müdür adına Ek-3’te yer alan mesul müdürlük belgesi ile mesul müdür kuruluşta mesleğini icra edecek ise mesul müdür dâhil diğer sağlık çalışanlarının her birine Ek-4’te yer alan çalışma belgesi düzenlenir. Muayenehane için mesul müdürlük belgesi ve diş hekimi için çalışma belgesi düzenlenmez ancak ağız ve diş sağlığı teknikeri çalıştırılıyorsa çalışma belgesi düzenlenir. Düzenlenen bu belgelerin ve başvuru dosyasının bir örneği müdürlükte saklanır. Düzenlenen belgelerin aslı, mesul müdüre/muayenehane diş hekimine imza karşılığında teslim edilir." şeklinde iken, dava konusu değişiklik ile anılan maddede, yine ruhsat başvurusunun nasıl yapılacağı ve ruhsatnamenin nasıl düzenleneceğine yer verilmiş, bu defa Yönetmelikten teknik inceleme ekibi ibaresi çıkarılmış, 13. maddenin 4. fıkrasında sağlık kuruluşunda yapılacak inceleme neticesinde, başvurunun bütün şartları taşıdığının tespit edilmesi halinde yapılacak iş ve işlemlere yer verilmiş, maddenin 3. ve 6. fıkralarında ise, sağlık kuruluşunun açılması aşamasında bu yerlerde inceleme yapma görevi tamamen il sağlık müdürlüklerine bırakılmıştır. <br>Davacı tarafından, bileşimi belirli olan teknik inceleme ekibinin ortadan kaldırıldığı, başvuruların nasıl ve kim tarafından değerlendirileceğinin belirsiz hale getirildiği iddiasıyla bu husus dava konusu edilmiştir. <br> Anayasa'nın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleri olarak tanımlanmıştır.<br>Sağlık kuruluşunun açılması sırasında yapılacak olan denetimin, fiziki şartlar dışında diş hekimlerinin mesleklerinin uygulanmasına ilişkin mesleki standartlar yönünden yapılacak bir denetim olduğu dikkate alındığında, Anayasa'nın yukarıda aktarılan hükmü uyarınca mesleki faaliyetlerin kolaylaştırılması, ihtiyaçların belirlenmesi, mesleğin gelişmesi, meslek ahlâkı ve disiplininin korunması gibi amaçları olan meslek odasının diş hekimi olan bir üyesinin bu denetim içinde bulunması bir zorunluluktur. <br> Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının Yönetmeliğin 13. maddesinin 4. fıkrasına ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.<br> <br><br>KARŞI OY <br>XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın Yönetmeliğin 13. maddesinin 3. ve 6. fıkralarındaki "Müdürlük" ibareleri yönünden davanın reddine ilişkin kısmında usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bahse konu kısmının onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.<br> <br>KARŞI OY <br>XXX- Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 26. maddesinin ikinci fıkrasının ilk halinde "Çalışma günlerinde sekiz saatin üzerinde hizmet verecek poliklinik ve ADSM’lerin dış cephesinde dış tabelaya yakın bir yerde; asgari 50 cm. x 70 cm. boyutlarında, iki cepheden kolayca görülebilecek yükseklikte, mavi zemin üzerinde ortasında beyaz diş resmi bulunan beyaz ışığı geçirgen ışıklı bir tabela bulundurulması zorunludur. Ancak, tabelanın ışığı sağlık kuruluşunun açık olduğu ve faaliyet gösterdiği sürece yakılır. Sağlık kuruluşunun önüne, cadde ve sokaklara seyyar veya totem tabela, afiş ve benzeri gibi haksız rekabet oluşturacak tabela ve cisimler konulamaz." kuralı yer almakta iken;<br> Dava konusu değişiklik ile, "Çalışma günlerinde sekiz saatin üzerinde hizmet verecek poliklinik ve ADSM’lerin dış cephesinde dış tabelaya yakın bir yerde; asgari 50 cm. x 70 cm. boyutlarında, iki cepheden kolayca görülebilecek yükseklikte, mavi zemin üzerinde ortasında beyaz diş resmi bulunan beyaz ışığı geçirgen ışıklı bir tabela bulundurulması zorunludur. Ancak, tabelanın ışığı sağlık kuruluşunun açık olduğu ve faaliyet gösterdiği sürece yakılır. Sağlık kuruluşunun önüne, cadde ve sokaklara seyyar tabela, afiş ve benzeri gibi haksız rekabet oluşturacak tabela ve cisimler konulamaz. Muayenehane hariç sağlık kuruluşlarında, binanın ön cephesinde ve arsa alanı içerisinde olmak, hastalar ile yayaların geçiş alanlarını, kaldırımları, otopark alanlarını ve müstakil olmayan binalarda sağlık kuruluşu dışındaki diğer katları işgal etmeyecek şekilde konumlandırılmak kaydıyla en fazla 6 metre yüksekliğinde, isim ve/veya logosunun bulunduğu sabit totem tabela konulabilir.” kuralı getirilmiştir.<br> Böylece fıkranın 3. cümlesi değiştirilerek, yeni bir cümle eklenmiş ve sağlık kuruluşlarında kullanılması yasak olan sabit totem tabela, değişiklik ile muayenehane hariç diğer sağlık kuruluşlarında bazı şartlara uyulmak kaydıyla serbest hale getirilmiştir. <br>Sağlık hizmet sunumunda reklam yasağını düzenleyen mevzuat hükümleri incelendiğinde, genel olarak hekimlerin reklam yapması, bu reklamlardan yararlanarak talep oluşturmaya ve diğer sağlık kuruluşları aleyhine haksız rekabet oluşturmasının yasaklandığı anlaşılmaktadır. <br>Bununla birlikte; anılan mevzuatta özel sağlık kuruluşlarının açık veya örtülü reklam niteliğinde olmamak kaydıyla tanıtım ve bilgilendirme faaliyetini, hasta kabul ve tedavi edilen uzmanlık dalları ile hasta tedavi zaman ve mahal bilgisi, hekim ve diş hekimlerinin akademik unvanı, adres ve iletişim bilgileri, hizmet verilen sağlık alanıyla ilgili sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikteki bilgileri ile sınırlı olarak yapılmasına izin verildiği görülmektedir.<br>Yönetmeliğin dava konusu 26. maddesinin 2. fıkrasının 3. cümlesi ile kullanımına izin verilen sabit totem tabelanın niteliklerine bakıldığında; totem tabelanın, muayenehane hariç diğer özel sağlık kuruluşlarında, binanın ön cephesinde ve arsa alanı içerisinde olmak, hastalar ile yayaların geçiş alanlarını, kaldırımları, otopark alanlarını ve müstakil olmayan binalarda sağlık kuruluşu dışındaki diğer katları işgal etmeyecek şekilde konumlandırılmak kaydıyla en fazla 6 metre yüksekliğinde, isim ve/veya logosunu ihtiva edeceği kurala bağlanmıştır.<br>Uyuşmazlık, yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında ele alındığında, bahse konu sabit totem tabelanın, reklam yasağını ihlal etmediği ve haksız rekabet oluşturacak tabela ve cisim olarak nitelendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının, Yönetmeliğin 26. maddesinin 2. fıkrasının 3. cümlesinin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.<br><br>KARŞI OY <br>XXXX- Yönetmeliğin EK/1-a kısmının sekizinci, EK/1-b kısmının on birinci ve EK/1-c kısmının dokuzuncu satırında yer alan "diş hekimleri odasına kayıtlı olduğuna dair beyanları" ibaresi ve EK/1-ç kısmının dördüncü satırının (ç) bendi yönünden; <br>Yönetmeliğin bu kısımlarında, sağlık kuruluşunun açılması veya devri halinde yapılacak başvurularda istenecek belgeler sayılmış ve bu belgeler sayılırken, Yönetmeliğin ilk halinden farklı olarak diş hekiminin odaya kayıtlı olduğuna ilişkin belge aranmayarak, kayıtlı olunduğu yönünde beyan verilmesi yeterli görülmüştür. <br>Davacı tarafından, diş hekiminin oda üyeliğine ilişkin beyanı ile yetinilmesinin denetimi sağlayabilecek bir mekanizmanın bulunmaması sebebiyle, diş hekimleri odasının üyelerinin çalışmalarına ilişkin olarak bilgi sahibi olma imkânını ortadan kaldırdığı, önceki düzenlemede sağlık kuruluşu açılışında istenen belgelerin tamamı değişiklikle korunurken, sadece odaya kayıt belgesi istenmesinden vazgeçildiği, bu durumun konuyla ilgili yargı kararlarına ve hukuka aykırılık teşkil ettiği iddia edilmektedir.<br>Davalı idare tarafından ise; dava konusu değişiklik ile diş hekimliği odasına kayıt olma zorunluluğunun kaldırılmadığı, yalnızca kamu hizmetlerinde bürokrasinin azaltılması çerçevesinde beyanın yeterli görüldüğü, 29/06/2009 tarih ve 2009/15169 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden hazırlanan Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 8.maddesinin, idarenin hizmetlerini yerine getirirken başvuru sahibinden istediği bilgi ve belgelerle ilgili düzenlemelerin beyan esas alınarak hazırlanmasını zorunlu kıldığı, diğer taraftan odaya kayıt zorunluluğu kanunla düzenlenmiş bir durum olduğundan diş hekimleri açısından bağlayıcı olduğu, kanunen Bakanlıklarının işe başlayan ve işten ayrılan hekimleri tabip odasına bildirme yükümlülüğünün olmadığı savunulmaktadır.<br>3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu'nun "Odaya kayıt zorunluluğu" başlıklı 17. maddesinde, bir oda sınırları içinde sanatını serbest olarak icra etmeye başlayan diş hekimlerinin bir ay içinde o il veya bölge odasına üye olmak ve üyelik görevlerini yerine getirmekle yükümlü oldukları hükmü yer almaktadır.<br>Türk Diş Hekimleri Birliği, 3224 sayılı Kanun ile kurulmuş ve diş hekimliği mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, bu mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve hastaları ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kurulan tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur.<br>Mesleğini serbest olarak ifa etmek isteyen diş hekimleri yönünden, diş hekimleri odasına kayıtlı olmak yasal bir zorunluluk olup, aynı düzenlemeye Yönetmelik hükmünde yeniden yer verilmesinin gerekmediği düşünülebilirse de, diş hekimleri odasına kayıt yolu ile Türk Diş Hekimleri Birliğince diş tabiplerinin deontolojiye uygun davranmaları, mesleki denetim ve yaptırımların uygulanmasının sağlanması amaçlandığından, mesleğini serbest olarak ifa etmek isteyen diş tabiplerinden bu belgenin istenmemesi halinde, diş hekimleri odasına üye olmaksızın çalışan diş tabiplerinin Türk Diş Hekimleri Birliğince saptanması ve denetimlerinin mümkün olmaması sonucunun ortaya çıkmasına neden olunabileceği de açıktır.<br>Öte yandan her ne kadar idarece, beyanın yeterli görülmesindeki amacın bürokrasinin azaltılması olduğu ve Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereği, idarenin hizmetlerini yerine getirirken başvuru sahibinden istediği bilgi ve belgelerle ilgili düzenlemelerin beyan esas alınacak şekilde hazırlanmasını zorunlu kıldığı savunulmuş ise de; anılan Yönetmeliğin 2009 yılında yürürlüğe girdiği, dava konusu değişikliğin ise 2016 yılında yapıldığı ve Yönetmelikte istenen belgelerden sadece odaya kayıt belgesinin istenmesinden vazgeçildiği görüldüğünden, bahse konu savunmaların dava konusu değişikliği haklı kılacak niteliği haiz bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Buna göre Türk Diş Hekimleri Birliğinin yukarıda yer verilen niteliği ve görevleri, ayrıca, diş hekimlerinin odalara kayıt olma zorunluluğu ile kayıt olunmaksızın mesleğin serbest olarak icra edilememesine ilişkin 3224 sayılı Kanun'un 17. maddesi gözönünde bulundurulduğunda, dava konusu Yönetmelik eklerinde düzenlenen belgeler arasında "diş hekimleri odasına üyelik belgesine" yer verilmeyerek beyanın yeterli görülmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. <br>Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının, Yönetmeliğin EK/1-a kısmının sekizinci, EK/1-b kısmının on birinci ve EK/1-c kısmının dokuzuncu satırında yer alan "diş hekimleri odasına kayıtlı olduğuna dair beyanları" ibaresi ve EK/1-ç kısmının dördüncü satırının (ç) bendine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz. <br> <br><br> <br><br><br><br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

denetim