<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1038 E. , 2023/517 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2021/1038<br>Karar No : 2023/517 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) :…<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) :… Kurulu<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2016/56936, K:2020/4482 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2016/56936, K:2020/4482 sayılı kararıyla;<br> Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,<br>Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; <br> Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Soruşturma No: …, Karar No: … sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda bu kararın kesinleştiğinin görüldüğü; davacı hakkında terör örgütüne üyelik suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,<br>Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte himmet verdiğine, hâkim adaylığı döneminde örgütün staj evlerinde kaldığına, örgüt tarafından düzenlenen etkinliklere katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,<br>Diğer hususlar yönünden, davacının, FETÖ'nün Adalet Bakanlığında ve HSK'da etkin olduğu dönemde HSK 1. Dairesinin 30/04/2013 tarihli kararı ile daha önce bu yönde bir tecrübesi olmadığı hâlde yargıda unvanlı bir görev olan İdare Mahkemesi Başkanı (Kahramanmaraş) olarak görevlendirilmesinin, diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu kanaatine varıldığı belirtilerek,<br>Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,<br> Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ceza hukukuna ilişkin tüm ilkelerin, insan haklarının ve adil yargılanma hakkının tüm gereklerinin somut olayda uygulanması gerektiği; tarafına yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden haberdar edilmediği gibi, savunma hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının engellendiği ve savunmasının alınmadığı, böylece adil yargılanma hakkının çiğnendiği; usulüne uygun bir soruşturma süreci yürütülmeden ve etkin bir savunma hakkı tanınmadan doğrudan işlem tesisi yoluna gidilmesinin “suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimsenin suçlu sayılamayacağı” ilkesine de aykırılık teşkil ettiği, masumiyet karinesinin yok sayıldığı; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; hakkında yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karar ile hain terör örgütü ile herhangi bir iltisak, irtibat ve de üyeliğinin bulunmadığının ortaya konulduğu, kamu görevlisince işlendiği ileri sürülen disiplin suçuna konu fiil ile ilgili olarak aynı zamanda Ceza Kanunu'na göre soruşturma ve yargılama yapılarak kişi suçsuz bulunmuşsa, disiplin cezasının da verilemeyeceği, aksi tutumun, Anayasa Mahkemesinin kararlarında sıklıkla vurgu yapılan “hukuki güvenlik ve belirlilik” ilkelerine aykırılık teşkil edeceği, ayrıca kamu görevinden çıkarma tedbirinin uygulanmasında "ölçülülük" ilkesine uygun davranıldığından söz edilemeyeceği; 18/07/2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan mevzuat hükümlerinin geçerliliğinin kalmadığı; hiçbir şekilde ne R.M ile, ne S.Ç. ile ne de bu kişilerin ifadesinde belirttiği diğer kişiler ile birlikte FETÖ/PDY terör örgütünün örgütsel faaliyetleri içerisinde bulunmadığı, bu kişilerle birlikte hareket etmediği, bu kişiler ile aynı staj döneminde yer almaktan başka ve bundan öte bir bağlantısının söz konusu olmadığı; S.Ç.'nin ifadesinde belirttiği şekilde himmet adı altında ya da başka herhangi bir şekilde bu kirli örgüte hiçbir şekilde yardımda bulunmadığı, bu kişinin ifadesinde belirttiği Sakarya ili, Sapanca ilçesine ve Ankara ili, Çubuk ilçesi, Karagöl isimli yere hayatı boyunca gitmediği, bu kişinin Ankara ili, Demirtepe Parkı yanında bir apartmanda staj döneminde kaldığını belirtmişse de staj dönemi boyunca Ankara ilinde ailesiyle birlikte kendi ikametlerinde kaldığı, bu ifadelerin gerçeklikten uzak, soyut ve hiçbir maddi delile dayanmayan, iftira niteliğinde ve kendini cezadan kurtarma amacıyla yapılmış beyanlar olduğu; bu kişilerin 2005-2006 yıllarında idari yargıda cemaat yapılanması içinde bu kişi de vardı şeklindeki ifadeleri ile terör örgütü ile iltisaklı ya da irtibatlı olarak değerlendirilmesinin hukuki ve vicdani olarak çok yanlış bir durum oluşturacağı; adli soruşturmada bu ifadelerin değerlendirildiği, hakkında birlikte çalıştığı mahkeme başkanlarının (A.E.K., Ö.G., S.Ü.) lehine olan ifadeleri, lehine olan deliller ve bu kişilerin ifadelerine karşı ortaya koyduğu somut beyan ve verilerle, bu kişilerin soyut ve haksız ifadelerine itibar edilmeyerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; idare mahkemesi başkanlığına atanması hususu, işleme ve karara gerekçe olacak ise ilk olarak başkan olarak atanması konusunda bu hain örgütten bir yardım istediğinin, bu yönde bir talepte bulunduğunun, FETÖ/PDY terör örgütünün referansı ya da önermesi ile bu göreve atandığının somut ve her türlü şüpheden uzak delillerle ortaya konulmasının gerektiği, böyle bir durum gerçekte söz konusu olmadığı; 2013 yılında İstanbul'daki görev süresini tamamlaması nedeniyle atama suretiyle yer değiştirme kapsamında olduğu, kendi sicil dönemi olan 97 bin sicilli hâkimlerin kendisinden bir sene önce 2012 yılında birçok ile başkan atamasının yapılmış olduğu, dönemi içinde yer değiştirme kapsamında olup başkan olarak atanan en son kişilerden olduğu; HSK seçimleri 2014 yılında yapıldığı, 2014 yılı yaz kararnamesi ile de bu örgütle bağlantılı olduğu düşünülen tüm başkanların görevden alınarak vergi mahkemesi üyeliğine atandığı, kendi atanmasının, Bursa İdare Mahkemesi üyeliğine 2015 yılı yaz kararnamesi ile gerçekleştirildiği, bu örgütle bağlantılı olduğu düşünülen tüm başkanların vergi mahkemesi üyeliğine atanırken, kendisinin atamasının idare mahkemesi üyeliğine olduğu; 2014 yılında yapılan HSK seçimlerinde yargının bu örgütün etkisinden kurtarılması ve toplum nezdinde yargının içinde bulunduğu güven kaybının sona erdirilmesi için seçim aşamasında ortaya koyduğu net tavır ve tutumun ve de bu seçimde ne şekilde oy kullandığının, bu konunun somut ve birebir şahitleri olan birlikte çalıştığı, N.E., A.E.K., Ö.G.'den sorulması gerektiği; FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği hususunun doğru olmadığı, meslek hayatı boyunca hâkimlik mesleğinin onur ve şerefini hep koruduğu, tarafsızlık ve bağımsızlıktan taviz vermediği, anayasaya sadakatten hiç ayrılmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.<br>Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.<br> Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/10/2020 tarih ve E:2016/56936, K:2020/4482 sayılı kararının ONANMASINA,<br>3. Kesin olarak, 20/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>
atama