<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/8772 E.  ,  2023/945 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2019/8772<br>Karar No : 2023/945 <br><br>DAVACI : … <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA<br><br>DAVANIN_KONUSU :<br>08/04/2012 tarih ve 28258 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bölge Adliye Mahkemesi Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik’in;<br>1- 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "veya kuruluşu" ibaresinin,<br>2- 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin,<br>3- 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "Affa uğramış, ertelenmiş olsa dahi Devlete karşı işlenen suçlar ile" ve "hükümlü bulunmamak" ibarelerinin,<br>4- 7. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "meslek kuruluşunun mevzuatına göre bilirkişilik yapabilmek için uzmanlık alanını gösteren sertifika, uzmanlık belgesi, yetki belgesi ve benzerlerinin alınmasının zorunlu olduğu hallerde bu belgeye sahip olmak." ibaresinin,<br>5- 13. maddesinin 1., 2. ve 3. fıkrasının,<br>iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ_İDDİALARI : Dava konusu Yönetmelik'te bilirkişiliğin bir meslek gibi görüldüğü, bilirkişilik görevinin kuruluşlar aracılığı ile yapılmasının sakıncalı olacağı, en az üç yıllık mesleki deneyim şartı aranmasının hukuka aykırı olduğu, "Devlete karşı işlenen suçlar" kavramının haksız uygulamaları getireceği, Yönetmelik'in 13. maddesi ile yapılan düzenlemelerin de bilirkişilik görevine uygun olmayacağı ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ_SAVUNMASI : Yönetmelik maddelerinin, dayanağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine uygun düzenlemeler içerdiği, Yönetmelik'te geçen kuruluş ifadesinden kastedilenin Adli Tıp, Kriminal Laboratuvarı gibi kuruluşların olduğu, Yönetmelik'in 7. maddesi açısından, bilirkişilik kurumunda mesleğinde belli bir yeteneğe ve deneyime sahip olanların bilirkişi olarak görevlendirilmesinin amaçlandığı ve "Devlete karşı işlenen suçlar"ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun dördüncü kısmında düzenlenmiş olduğu, bu düzenlemenin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde Devlet memurluğuna alınacaklar için aranan genel şartlarla da benzerlik gösterdiği dikkate alındığında davacının iddiasına itibar edilemeyeceği, Yönetmelik'in 13. maddesi açısından ise yargının hızlandırılması, emek ve zaman kaybının önlenmesinin amaçlandığı, bilirkişilik kurumunun tekelleşmesinin önlenmeye çalışıldığı, Kanun'a aykırı bir düzenleme getirilmediği, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı uyarınca dava konusu Yönetmelik'in 13. maddesinin 2. ve 3. fıkrasının iptali istemi yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : …<br>DÜŞÜNCESİ : 8/4/2012 tarih ve 28258 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan "Bölge Adliye Mahkemesi Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkında Yönetmeliğin" 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "veya Kuruluşu" ibaresinin; 7 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendinin, (c) bendinde yer alan "Affa uğramış, ertelenmiş olsa dahi Devlete karşı işlenen suçlar ile "," hükümlü bulunmamak" ibarelerinin, (ğ) bendinde yer alan "...meslek kuruluşunun mevzuatına göre bilirkişilik yapabilmek için uzmanlık alanını gösteren sertifika, uzmanlık belgesi yetki belgesi ve benzerlerinin alınmasının zorunlu olduğu hallerde bu belgeye sahip olmak." ibarelerinin; 13üncü maddesinin 1inci, 2nci ve 3üncü fıkralarının iptali istemiyle dava açılmıştır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''Bilirkişilerin görevlendirilmesi'' başlıklı 268. maddesinde ''(1) Bilirkişiler, yargı çevresinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonları tarafından, her yıl düzenlenecek olan listelerde yer alan kişiler arasından görevlendirilirler. Listelerde bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişinin bulunmaması hâlinde, diğer bölge adliye mahkemelerinde oluşturulmuş listelerden, burada da yoksa liste dışından bilirkişi görevlendirilebilir.<br>(2) Kanunların görüş bildirmekle yükümlü kıldığı kişi ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak öncelikle başvurulur. Ancak, kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde, bilirkişi olarak görev verilemez.'' kuralı yer almış olup, aynı maddenin dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3. fıkrasında ise ''Bilirkişi listelerinin düzenlenmesine, güncellenmesine ve listede kendisine yer verilmiş olanların liste dışına çıkartılmasına ilişkin esas ve usuller, ilgili bakanlıkların da görüşü alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca hazırlanacak olan yönetmelikte gösterilir.'' kuralına yer verilmiştir.<br>Yargılama usulü ile ilgili konular yargı yerini ilgilendirdiği için, yargılama usulü yasalarının uygulanmasına ait alt düzeydeki normların konusu ve kapsamının ilgili yasa metninin lafzıyla sınırlı olacağı tabiidir.<br>Bilirkişi listelerinin düzenlenmesine, güncellenmesine ve listede kendisine yer verilmiş olanların liste dışına çıkartılmasına ilişkin esas ve usullerin, ilgili bakanlıkların da görüşü alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca hazırlanacak olan yönetmelik ile düzenlenebileceği konusunda bir duraksama bulunmamaktadır.<br>Dava konusu Yönetmeliğin iptali istenen 4 maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde "Bilirkişi: Çözümü; uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde oy ve görüşünü sözlü ya da yazılı olarak vermesi için başvurulan kişi veya kuruluş şeklinde tanımlanmış olup davacı tarafından madde de yeralan "kuruluş" ifadesiyle bilirkişi yapmak amacıyla kurulacak olan bir şirketin ilerde sakınca doğuracağı gerekçesiyle anılan ifadenin iptali talep edilmekte ise de 6100 sayılı Kanunun 268. maddesinin ikinci fıkrasında da görüş bildirmekle yükümlü kılınan kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak başvurulacağı şeklinde düzenlendiği hususu gözönüne alındığında Yönetmelik maddesinin dayanağı Kanun hükmüne paralel şekilde düzenlenmiş olduğu anlaşılmakta olup söz konusu düzenleme çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde sadece gerçek kişilerden değil, konunun uzmanı olan kuruluşlardan da bilirkişi olarak yararlanmayı mümkün kılmaktadır.<br>Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "Bilişkişilik yapacağı alanda en az üç yıllık mesleki deneyime sahip olmak", (c) bendinde "Devlete karşı işlenen suçlar" ibaresinin ve (ğ) bendinde yer alan "... Meslek kuruluşunun mevzuatına göre bilirkişilik yapabilmek için uzmanlık alanını gösteren sertifika, uzmanlık belgesi, yetki belgesi ve benzerlerinin alınmasının zorunlu olduğu hallerde bu belgeye sahip olmak" ibaresinin hukuka aykırı olduğu, soyut ve haksız uygulamalara sebebiyet vereceğini davacı iddia etmekte ise de; madde metni ile bilirkişi listesine kabul edilebilmek için gerekli şartlar sayılmıştır.Bilirkişilik kurumunda mesleğinde belli bir yeteneğe ve deneyime sahip olanların bilirkişi olarak görevlendirilmesinin amaçlandığı hususu gözönüne alındığında ve "Devlete karşı işlenen suçlar", 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun dördüncü kısmında düzenlenmiş olup bu düzenlemenin 657 sayılı Yasanın 48.maddesinde Devlet memurluğuna alınacaklar için aranan genel şartlarla da paralellik göstermesi karşısında davacının iddiasına itibar edilemez.<br>Kaldı ki bilirkişilik kurumunun önemi dikkate alındığında, madde metninde yer alan suçlardan hüküm giymiş olanların bilirkişi olarak atanmasının engellenmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br>Yönetmeliğin 13. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; "Görevlendirmeyi yapan mahkemenin yargı çevresinde yer aldığı komisyon tarafından hazırlanan listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişinin bulunması halinde bir başka listeden veya liste dışından bilirkişi görevlendirilemez ve bu konuda talimat yazılamaz." ibaresinin hakimin bilirkişi atama yetkisine müdahale anlamını taşıdığı iddia edilerek iptali istenmekte ise de söz konusu yönetmelik hükmünün dayanağı olan Kanun hükmüne paralel bir düzenleme olduğu açık olup bu iddia da yerinde bulunmamaktadır.<br>Öte yandan, 13. maddenin ikinci fıkrasında; "Bir bilirkişide, mahkemece verilen asıl veya ek süre dolduğu halde raporunu vermediği bir dosya bulunması halinde, raporunu verinceye kadar kendisine yeni bir bilirkişilik görevi verilmez." ibaresi ve 3. fıkrasında yeralan "Aynı bilirkişiye, listenin geçerli olduğu bir yıl içerisinde seri olmayan davalarda en fazla üç yüz; bunun haricinde seri davalarda ise en fazla iki yüz dosyada görevlendirme yapılabileceği, birden fazla davacı tarafından aynı davalıya karşı veya aynı davacı tarafından birden fazla davalıya karşı açılan konusu aynı olan davalar seri dava sayılır." hükümünün iptali istemi yönünden ise;<br>Mevzuat hükümleri incelendiğinde mahkemelerce; çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verileceği, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilen uyuşmazlıklarda, her yıl bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonları tarafından hazırlanan bilirkişi listelerinde (listelerde bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişinin bulunmaması hâli hariç) yer alan kişiler arasından görevlendirme yapılabileceği açıktır.<br>Yönetmeliğin dayanağı olan Yasa maddesinde, yukarıda sözedilen istisna hariç mahkemede liste dışından bilirkişi görevlendirilemeyeceği yönünde sınırlama getirilmiş, bunun dışında Yönetmeliğin 13. maddesinin 2. fıkrasında ve 3. fıkrasında olduğu gibi bir sınırlama getirilmemiştir. Kaldı ki, yönetmeliğin dayanağı olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 268. maddesinin 3. fıkrasında Adalet Bakanlığına hazırlayacağı yönetmelik ile bu yönde bir sınırlama yapılmasına olanak verecek bir kural da yoktur. Bu durumda sözkonusu fıkralar yönünden üst normlara uyarlık bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 4üncü maddesinin1-b fıkrası, 7inci maddesinin1-b,c,ğ fıkraları ve 13üncü maddesinin 1. fıkrası yönünden davanın reddine, 13üncü maddesinin 2. ve 3. fıkraları yönünden ise iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince; dava konusu Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin, 7. maddesinin 1. fıkrasının (b), (c) ve (ğ) bentlerinde yer alan ibarelerin ve 13. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemi yönünden davanın reddi; 13. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının iptali yolunda Dairemizce verilen 23/02/2016 tarih ve E:2012/5071, K:2016/958 sayılı kararın redde ilişkin kısımlarının onanması, iptale ilişkin kısımlarının bozulmasına yönelik Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2018 tarih ve E:2016/5310, K:2018/4672 sayılı kararı uyarınca; bozulan kısım hakkında, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br> <br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Dava konusu edilen Bölge Adliye Mahkemesi Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik, 08/04/2012 tarih ve 28258 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Davacı tarafından, Yönetmelik'in anılan kısımlarının iptali istemi ile bakılan dava açılmıştır.<br>Danıştay Onuncu Dairesinin 23/02/2016 tarih ve E:2012/5071, K:2016/958 sayılı kararı ile dava konusu Yönetmelik’in 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin, 7. maddesinin 1. fıkrasının (b), (c) ve (ğ) bendinde yer alan ibarelerin ve 13. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemi yönünden davanın reddine; 13. maddesinin 2. ve 3. fıkrasının iptaline karar verilmiştir.<br>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2018 tarih ve E:2016/5310, K:2018/4672 sayılı kararı ile Daire kararının redde ilişkin kısmının onanmasına, iptale ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Karar düzeltme kanun yolu açık olarak verilen Kurul kararına karşı taraflarca bu yola başvurulmamış, bunun üzerine bozulan kısımla sınırlı olmak üzere bir karar verilmesi için dosya Dairemizin mevcut esasına kaydedilmiştir.<br>Öte yandan, 03/08/2017 tarih ve 30143 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 89. maddesi ile dava konusu Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> ESAS YÖNÜNDEN:<br> İlgili Mevzuat:<br> 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişilerin görevlendirilmesi" başlıklı 268. maddesinin dava konusu Yönetmelik'in yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan hâlinde,<br>"(1) Bilirkişiler, yargı çevresinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonları tarafından, her yıl düzenlenecek olan listelerde yer alan kişiler arasından görevlendirilirler. Listelerde bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişinin bulunmaması hâlinde, diğer bölge adliye mahkemelerinde oluşturulmuş listelerden, burada da yoksa liste dışından bilirkişi görevlendirilebilir. <br>(2) Kanunların görüş bildirmekle yükümlü kıldığı kişi ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak öncelikle başvurulur. Ancak, kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde, bilirkişi olarak görev verilemez.<br>(3) Bilirkişi listelerinin düzenlenmesine, güncellenmesine ve listede kendisine yer verilmiş olanların liste dışına çıkartılmasına ilişkin esas ve usuller, ilgili bakanlıkların da görüşü alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca hazırlanacak olan yönetmelikte gösterilir." kuralı yer almıştır.<br>Kanun'un "Bilirkişinin görev süresi" başlıklı 274. maddesinin dava konusu Yönetmelik'in yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan hâlinde,<br>(1) Bilirkişi raporunun hazırlanması için verilecek süre üç ayı geçemez. Bilirkişinin talebi üzerine, kendisini görevlendiren mahkeme gerekçesini göstererek, süreyi üç ayı geçmemek üzere uzatabilir.<br>(2) Belirlenen süre içinde raporunu vermeyen bilirkişi görevden alınıp, yerine bir başka kimse, bilirkişi olarak görevlendirilebilir. Bu durumda mahkeme, görevden alınmış olan bilirkişiden, görevden alındığı ana kadar yapmış olduğu işlemler hakkında açıklama yapmasını talep eder ve ayrıca bilirkişinin dizi pusulasına bağlı bir biçimde görevi sebebiyle incelenmek üzere kendisine teslim edilmiş bulunan dosya ve eklerini mahkemeye hemen tevdi etmesini ister. Sözü edilen bilirkişilerin, hukuki ve cezai sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, gerekiyorsa, kendilerine ücret ve masraf adı altında hiçbir ödeme yapılmamasına veya gerekçesini göstererek bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonundan o kişinin bilirkişilik görevi yapmaktan belirli bir süre yasaklanmasının yahut listeden çıkartılmasının istenmesine, görevlendirmeyi yapan mahkemece karar verilir." kuralına yer verilmiştir.<br>08/04/2012 tarih ve 28258 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bölge Adliye Mahkemesi Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik"in "Görevlendirme sınırları" başlıklı 13. maddesinde,<br>"(1) Görevlendirmeyi yapan mahkemenin yargı çevresinde yer aldığı komisyon tarafından hazırlanan listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişinin bulunması hâlinde bir başka listeden veya liste dışından bilirkişi görevlendirilemez ve bu konuda talimat yazılamaz.<br>(2) Bir bilirkişide, mahkemece verilen asıl veya ek süre dolduğu halde raporunu vermediği bir dosya bulunması halinde, raporunu verinceye kadar kendisine yeni bir bilirkişilik görevi verilmez.<br>(3) Aynı bilirkişiye, listenin geçerli olduğu bir yıl içerisinde seri olmayan davalarda en fazla üç yüz; bunun haricinde seri davalarda ise en fazla bin iki yüz dosyada görevlendirme yapılabilir. Birden fazla davacı tarafından aynı davalıya karşı veya aynı davacı tarafından birden fazla davalıya karşı açılan konusu aynı olan davalar seri dava sayılır.<br>(4) Bu maddenin uygulanmasında UYAP verileri esas alınır. Belirtilen dosya sayısının üzerinde görevlendirme yapılamaması için UYAP'ta gerekli düzenlemeler yapılır." düzenlemesi getirilmiştir.<br><br> Dava Konusu Yönetmelik'in 13. Maddesinin 2. ve 3. Fıkrasının İncelenmesi:<br> 03/04/2012 tarih ve 28253 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 64. maddesinin 1. fıkrası ile getirilen düzenleme ile bilirkişilerin UYAP Bilirkişi Bilgi Sistemi üzerinden de işlem yapabilmelerine imkan tanınmış olup uyuşmazlık konusu Yönetmelik'in 13. maddesinin 2. fıkrası ile bilirkişilerin hazırladıkları raporların, mahkemeye sunulduğu an itibarıyla UYAP sistemine kaydedilmelerinin sağlanması, bu sayede de hâkimlerin UYAP üzerinden bilirkişi ataması yapacağı esnada dosyasını sunmamış olan bilirkişileri atamasının engellenmesi amaçlanmıştır.<br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 274. maddesinin 2. fıkrasında, belirlenen süre içinde raporunu vermeyen bilirkişinin görevden alınıp, yerine bir başka kimsenin, bilirkişi olarak görevlendirilebileceği ve o kişinin bilirkişilik görevi yapmaktan belirli bir süre yasaklanmasının yahut listeden çıkartılmasının istenmesine, görevlendirmeyi yapan mahkemece karar verileceği yolundaki düzenlemenin söz konusu Yönetmelik düzenlemesini gerekli kıldığı göz önüne alındığında; henüz dosyasını teslim etmemiş bilirkişinin, yeni bir dava için bilirkişi olarak atanmasının engellenmesi amacıyla yapılan düzenlemede 6100 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık bulunmamaktadır.<br>Diğer taraftan; uygulamada mahkemelerin uyuşmazlıkların çözümünde sıklıkla bilirkişi görevlendirme yoluna gittiği, dolayısıyla bilirkişilik müessesesinin bir meslek hâline geldiği görülerek aynı yargı çevresinde mümkün olduğunca fazla bilirkişinin görev alması sağlanarak bilirkişilik müessesinin bir meslek hâline gelmesi ve bilirkişilikte tekelleşmenin önlenmesi amacıyla Yönetmelik'in 13. maddesinin 3. fıkrası ile getirilen sayı sınırlamasına ilişkin düzenlemede de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br>Ayrıca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 276. maddesinde bilirkişinin görevini bizzat yerine getirme yükümlülüğü düzenlenmiş olup sayı sınırlaması konulması, bilirkişilerin görevlerini bizzat yerine getirmesi yükümlülüğünü sağlama amacına da hizmet ettiğinden düzenleme bu yönüyle de hukuka uygundur.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Dava konusu Yönetmelik'in 13. maddesinin 2. ve 3. fıkrası yönünden DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından ödenen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından ödenen … TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya ve davalı idareye iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>

atama