<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2963 E.  ,  2022/3683 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2022/2963<br>Karar No : 2022/3683<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı-ANKARA<br>VEKİLİ : Av…<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 09/11/2021 tarih ve E:2017/6851, K:2021/3520 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4(8)b maddesi ile değişik 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin aynı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca oluşturulan Komisyonun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 09/11/2021 tarih ve E:2017/6851, K:2021/3520 sayılı kararıyla; <br>Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,<br>"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "667 sayılı KHK Uyarınca Oluşturulan Komisyonun Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı", "FETÖ'nün Askeri Yargı Yapılanmasına İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,<br>Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; <br>Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü, <br>Sıkıyönetim mahkemesi görevlendirmeleri yönünden, 6. MKNZ. P. TÜM. K.LIĞI Askeri Mahkemesi ve Adana Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinde Askeri Hâkim olarak görevlendirilmiş olmasının, örgüt ile olan iltisakı ve irtibatını ortaya koyduğunun değerlendirildiği,<br>Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, kararda yer verilen iletişime dair kayıtların incelenmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,<br>Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,<br>Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, işlemde şahsına özel hiçbir iddia ve gerekçeye yer verilmediği; Kurulun şablon kararlar verdiği; meslekten çıkarılmayı gerektirecek kesinleşmiş bir mahkeme kararı ya da disiplin cezası bulunmadığı; Dairenin hukuk ihlallerini görmezlikten gelerek sebepsiz idari işleme sebep ve hukuki dayanak bulmaya çalıştığı; 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’lerin Anayasa’ya aykırı olduğu; ihraç kararı ile temel haklarına müdahale edildiği; kanun hükmünde kararnamelerle olağanüstü hal sürecini aşacak şekilde etki doğuracak düzenlemeler yapıldığı; kanun hükmünde kararnamelerin yayımlandığı tarihte bu suçlamalarla ilgili bir yargı kararı ya da soruşturma bulunmadığı; darbe teşebbüsüne katılmadığının yargı kararıyla sübut bulduğu; kamu görevinden çıkarılmasının olağanüstü halin gerektirdiği bir tedbir olmadığı; 6749 sayılı Kanun’un 3/1. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu; uygulanan tedbirlerin amaca ve hukuka uygun olmadığı; anayasal hâkimlik teminatının ihlal edildiği; ihraç kararından yıllar sonra karar verilerek adil yargılanma hakkının çiğnendiği; işlemin gerekçesinin bulunmadığı; ankesör iddiasının ceza soruşturmasına konu dahi yapılmadığı; Askeri Hâkimler Kurulunun tarafsız ve bağımsız olmadığı; sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair fiil gösterilmediği; irtibat ve iltisak kavramlarının kanuni olmadığı ve keyfi yorumlanabildiği; atama listesinin şahsı dışında ve rızası olmadan hazırlandığı; aynı listelerde bulunan başka askeri hâkimlerin ihraç edilmediği; söz konusu listenin başlı başına örgüt üyeliği doğurmayacağına dair tanık ifadeleri bulunduğu; HTS kaydının ihraç kararının sebep unsuru olmadığı ve delil niteliğinin bulunmadığı; bu konudaki raporların teknik yönden sıkıntılı olduğu ve kripto şifreleme metodunun mevcut olmadığı; dijital delillerin kuşku götürmeyecek şekilde dosyaya yansıtılması gerektiği; kayıtların 2014 yılından öncesine ait olduğu; ihraç kararı verildiği zaman delillerin mevcut olmadığı; davalı idarece Komisyon ihraç gerekçesinde geçen hususların varlığı ve dayanağının ortaya konulmadığı; meslek safahatının başarılı geçtiği ve tek bir yerde görev yaptığı; askeri hâkimlik sınavında başarılı olarak mesleğe başladığı; darbe kalkışmasına katılmadığı; kumpas davalarında görev almadığı; hakkında hiçbir şikayet yapılmadığı; Genelkurmay Askeri Savcılığınca, Ankara ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmalarda aleyhine bir husus bulunmadığı; Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatınca veya başka kurumlarca hakkında aleyhe bir bilgi ve belge sunulmadığı; ortaya konulan hususların ise gerçekliğinin ve hukukiliğinin bulunmadığı ve dayanaksız oldukları; kanunilik, şüpheden yararlanma, ölçülülük, adil yargılanma, mülkiyet haklarının, masumiyet karinesinin, lehe kanunun uygulanması, idari soruşturmanın bağımsızlığı, suç ve cezaların kanuniliği, insanlık dışı ceza ve muamele yasağı ilkelerinin ihlal edildiği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br><br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …. Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği ve dosyanın temyiz incelemesinin devam ettiği anlaşılmıştır.<br>668 sayılı KHK ile değişik 667 sayılı KHK'nın 3/1 maddesi uyarınca, askeri hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.<br>Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 09/11/2021 tarih ve E:2017/6851, K:2021/3520 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,<br>4. Kesin olarak, 19/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi</font></p></body></html>

atama