<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1269 E. , 2024/2731 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2023/1269<br>Karar No : 2024/2731 <br><br>TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACI):... Barosu<br><br>2-(DAVALI) : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DİĞER DAVALI: ... Birliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/11/2022 tarih ve E:2020/7195, K:2022/6335 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması davalı Adalet Bakanlığı tarafından istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: 07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in; 2. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 2. fıkrasının; 3. fıkrasında yer alan, "...Birden fazla baronun bulunduğu illerde il merkezi dışında avukat sayısı beşten fazla olan her yargı çevresinde her barodan bir avukat o ildeki baro yönetim kurulları tarafından adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirilebilir. Gerektiğinde yeteri kadar temsilci yardımcısı da görevlendirilir.", cümlelerinin; 5. fıkrasında yer alan "...birden fazla baronun bulunduğu illerde ise her baronun adli yardımdan sorumlu yönetim kurulu üyelerinin...", ibaresinin; 6. fıkrasında yer alan "...Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosunda görev yapacak toplam personel sayısı barolarca birlikte kararlaştırılır." cümlesinin; 3. maddesiyle, aynı Yönetmelik'in 5. maddesine eklenen 3., 5. ve 6. fıkralarının, 4. maddesiyle, aynı Yönetmelik'in 6. maddesinin (a) fıkrasına eklenen dördüncü paragrafında yer alan "...birden fazla baronun bulunduğu illerde ise başvuru tarihinde büronun adli yardımdan sorumlu olan Yönetim Kurulu üyelerinden yönetime başkanlık eden üyenin bağlı bulunduğu baronun Yönetim Kurulu kararıyla..." ibaresinin, 5. maddesiyle, aynı Yönetmelik'in 7. maddesine eklenen 2. ve 6. fıkranın, 6. maddesiyle, aynı Yönetmelik'in 9. maddesine eklenen 3. Fıkranın, 7. maddesiyle, aynı Yönetmelik'in 10. maddesinin değiştirilen 2. fıkrasının (b) bendinin iptali istenilmiştir.<br><br>Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/11/2022 tarih ve E:2020/7195, K:2022/6335 sayılı kararıyla; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Adli yardım bürosu" başlıklı 177. maddesinin 1. fıkrasında; adli yardım hizmetinin, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütüleceği, baro yönetim kurulunun, ayrıca baro merkezi dışında avukat sayısı beşten çok olan her yargı çevresinde de bir avukatı adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebileceği, büro ve temsilcilerin, baro yönetim kurulunun gözetimi altında çalışacağı; 2. fıkrasında; birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosunun, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacağı, büroda görevlendirmenin, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı, adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterileceği hükmü yer almaktayken; 11/06/2022 tarih ve 31863 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7409 sayılı Avukatlık Kanunu ile Türk Borçlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'un 177. maddesinin 2. fıkrasının, "Birden fazla baronun bulunduğu illerde her bir baro tarafından adli yardım bürosu oluşturulur. Yargı mercilerinin talebi üzerine yapılacak görevlendirmeler, Türkiye Barolar Birliği tarafından oluşturulan elektronik bilişim sistemi üzerinden o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır." şeklinde değiştirildiği, <br>07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in; 2. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 2. fıkrası; 3. Fıkrasında iptali istenen ibare, 6. fıkrasında iptali istenen ibare; 3. maddesiyle, aynı Yönetmelik'in 5. maddesine eklenen 3. fıkrasında yer alan "(...) Birden fazla baronun bulunduğu illerde başvuru, başvuru tarihinde büro yönetimine başkanlık eden sorumlu yönetim kurulu üyesinin bağlı bulunduğu baronun başkanına yapılır." kısmı ile 6. fıkra; 4. maddesiyle, aynı Yönetmelik'in 6. maddesinin (a) fıkrasına eklenen dördüncü paragrafında iptali istenen ibare; 5. maddesiyle, aynı Yönetmelik'in 7. maddesine eklenen 2. Fıkra; 6. maddesiyle, aynı Yönetmelik'in 9. maddesine eklenen 3. fıkra yönünden; <br>Anılan düzenlemeler, 08/10/2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırıldığından bu düzenlemeler yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı,<br>07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 7. maddesiyle, aynı Yönetmelik'in 10. maddesinin değiştirilen 2. fıkrasının (b) bendi yönünden;<br>08/10/2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile birden fazla baro bulunan illerde baroların adli yardım ödenek puanının hesaplanma usulü tamamen değiştirildiğinden anılan hüküm yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı,<br>Yönetmelik'in 5. maddesine eklenen 3. fıkra yönünden; <br>08/10/2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile dava konusu edilen fıkra değişikliğe uğratılmış ise de, davacının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dava konusu yaptığı aynı fıkranın "Adli yardım isteminin reddi halinde istemde bulunan; tebliğden itibaren on gün içinde yazılı veya sözlü olarak baro başkanına başvurabilir." kısmı ile "Baro başkanı yedi gün içinde karar verir ve bu karar kesindir. Süresinde karar verilmediği takdirde talep ret edilmiş sayılır." kısmının yeni düzenlemede de mevcut bulunduğu görüldüğünden, davanın konusuz kalmadığı anlaşılmakla birlikte bu kısım yönünden uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiği, <br>1136 sayılı Kanun'un "Adli yardım istemi" başlıklı 178. maddesinde, adli yardım isteminin, adli yardım bürosuna veya temsilcilerine yapılacağı, istek sahibinin, isteminde haklı olduğunu, gösterdiği delillerle kanıtlamak zorunda olduğu, yardım isteminin reddi halinde, ilgilisinin yazı veya sözle baro başkanına başvurabileceği, baro başkanının vereceği kararın kesin olduğunun düzenlendiği,<br>Davacı tarafından, kuralla kanunda yer almayan ve yetki verilmeyen konularda (itiraz süresi koyma ve karar verme gibi) Anayasa'nın 36. maddesi ile güvenceye alınan hak arama hürriyeti ile ilgili idarenin düzenleyici işlem yapma yetkisinin bulunmadığının ileri sürüldüğü, <br> İdare Hukukunun temel ilkeleri uyarınca; idare tarafından, düzenleyici işlemler tesis edilirken, üst hukuk normlarına açıklık getirilmesi ve bu normlarca çizilen çerçeve içerisinde teknik detayların belirlenmesi, uygulamadaki belirsizliklerin giderilmesinin amaçlanması gerektiği, <br>Esasen adli yardım isteminin reddi halinde, baro başkanına itiraz başvurusunda bulunulması ve bu başvuru üzerine Baro başkanının vereceği kararın kesin olmasına dair düzenlemenin, 1136 sayılı Kanun'un 178. maddesinde yer aldığı, söz konusu itiraz başvurusunun kaç gün içinde yapılacağı ve itirazı inceleyecek merciin bu itiraz başvurusunu ne kadar sürede karara bağlayacağına ilişkin hususların, adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konusunda Türkiye Barolar Birliğine verilen yetki çerçevesinde davalı idareye bırakıldığının anlaşıldığı, nitekim kanun koyucu tarafından adli yardım isteminin reddi kararına itiraz yahut itiraz merciin başvuruyu karara bağlama süresinin Kanun'da gösterilmemiş olmasının, bireylere adli yardım isteminin reddi kararlarına süresiz itiraz hakkı tanındığı anlamına gelmediği gibi bu hususta yapılan düzenlemenin de hak arama hürriyetine yapılan müdahalenin kanunilik koşulunu sağlamadığı şeklinde yorumlanamayacağı, <br>Öte yandan dava konusu Yönetmelik'le adli yardım isteminin reddi kararına yapılacak itiraz bakımından öngörülen sürenin makul olduğu, baro başkanının itiraz üzerine vereceği kararın belirli bir süreye bağlanmasının ise idarenin iç işleyişine yönelik tesis edildiği anlaşıldığından dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmediği, <br>Yönetmelik'in 5. maddesine eklenen 5. fıkra yönünden; <br> 08/10/2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile anılan fıkranın yürürlükten kaldırıldığı; ancak aynı madde ile bu defa Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliği'nin 5. Maddesine "Birden fazla baronun bulunduğu illerde yargı mercilerinin talebi üzerine baroların adli yardım listelerinde bulunan ve adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılır. Bu liste, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası esas alınarak oluşturulur." şeklinde 8. fıkra olarak eklendiği görüldüğünden, davacının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla davaya konu ettiği Yönetmelik maddesi, yeni düzenlemede aynı maddenin 8. fıkrasında mevcut bulunduğundan, davanın konusuz kalmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiği, <br>Dava konusu hükmün dayanağı olan adli yardım hizmetinin, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütüleceği, birden fazla baronun bulunduğu illerde ise adli yardım bürosunun, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacağı ve büroda görevlendirmelerin, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağının düzenlendiği Avukatlık Kanunu'nun 177. maddesindeki hükmün iptali istemine yönelik olarak Anayasa Mahkemesinin 01/10/2020 tarih ve E:2020/60 K:2020/54 sayılı kararında "...kuralda adli yardım kapsamında avukat görevlendirmesinin o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı belirtilerek, ilde görev yapan tüm avukatların eşit bir şekilde adli yardım hizmetlerinde görev almasına imkan tanınmıştır. Bu yönüyle kuralın avukatlar arasında herhangi bir adaletsizliğe sebebiyet verdiği de değerlendirilemez." tespitinin yapıldığı, <br>Bu durumda, görevlendirmelerin ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağına ilişkin Kanun hükmünde, eşitlik ilkesinin gözetilmesi hususunda herhangi bir kriter belirlenmemiş olup, adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisine sahip idare tarafından, adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak liste oluşturulması yönünde getirilen kuralda üst norma aykırılık bulunmadığı, <br>Öte yandan davacı tarafından, TBB sicili esas alınarak tek liste oluşturulmasının hem adli yardım hizmetlerinin hem de CMK görevlendirmelerinin Adli Yardım Büroları tarafından yerine getirildiği düşünüldüğünde, bölgesel listeler şeklinde tanzimine olanak sağlanması gerektiği, söz konusu düzenlemeyi ihtiva etmeyen eksik düzenlemenin hak arama hürriyetine aykırı olduğu iddiasında bulunulmuş ise de; görevlendirmelerde ildeki avukatlar arasındaki eşitliğin gözetilmesini teminen Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak liste oluşturulmasının, özellikle nüfusun yoğun olduğu illerde veya coğrafi şartların elverişsiz olduğu bölgelerde ulaşımda yaşanabilecek gecikmeler de dikkate alınarak uygulamada gerekli önlemlerin alınmasına engel teşkil etmediği, idarenin takdir yetkisi kapsamında getirilen düzenlemede hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varıldığı, <br>Yönetmeliğin 7. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden; <br>Dava konusu düzenlemenin 08/10/2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesi ile anılan fıkranın 8. fıkra olarak düzenlendiği, davacının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla davaya konu ettiği Yönetmelik maddesi, yeni düzenlemede de aynı maddenin 8. fıkrasında mevcut bulunduğundan, uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiği, <br>Dava konusu düzenlemede, adli yardım görevini haklı nedenler dışında tamamlamayan avukatın aldığı ücretin iki katını baroya ödemekle yükümlü olduğunun kurala bağlandığı, <br>Davacı tarafından, Avukatlık Kanunu'nun 180/1-d bendinde adli yardım görevinden çekilen avukatların yatıracağı ücretin, adli yardım bürosunun gelirleri arasında düzenlendiği, Kanun'da "çekilme" hali düzenlenirken, davaya konu Yönetmelik'te "görevin tamamlanmaması" halinin düzenlendiği, öte yandan Kanun'da görevden çekilen avukatın ödemekle yükümlü tutulduğu ücrete ilişkin düzenleme yer almazken, Yönetmelik'te baroya ödenecek ücretin iki katı olarak belirlenmesinin avukata ölçüsüz yükümlülük getirdiğinin ileri sürüldüğü, <br>Avukatlık Kanunu'nda görevlendirilen avukatın işi yapmaktan çekinmek istemesi durumu düzenlenmişse de, anılan hükmün, adli yardım görevinin haklı nedenler dışında tamamlanmaması durumunun Yönetmelik ile düzenlemesine engel teşkil etmeyeceği açık olup, adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisine sahip idare tarafından, hak arama özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının gereklerinden olan adli yardım görevi sürdürülürken, avukatın yapacağı hukuki yardımın haklı neden olmadan aksamasının önüne geçmek, adli yardım kurumunun varlık amacına uygun olacak şekilde vatandaşın hak arama özgürlüğüne engel oluşturmamak, sürecin uzamasına engel olmak suretiyle adli yardım hizmetine işlerlik kazandırmak amacıyla ihdas edildiği anlaşılan kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı, <br>Öte yandan, Kanun'da görevin başında çekinmek isteyen avukata o işin tarifede belirlenen ücretini ödeme yükümlülüğü getirildiği dikkate alındığında, adli yardım görevini haklı nedenler dışında tamamlamayan avukatın, aldığı ücretin iki katını ödemesi yolundaki yükümlülüğe ilişkin kuralda ölçülülük ilkesine aykırılık bulunduğunun da kabulünün mümkün olmadığı, <br>Bu durumda, adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisine sahip idare tarafından, adli yardım hizmeti kapsamında avukatın yapacağı hukuki yardımın haklı neden olmadan aksamasının önüne geçmek amacıyla getirilen kuralda, üst norma, hukuka ve kamu yararı ile hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, <br>Dava konusu Yönetmelik ile Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliği'nin; 4. maddesine eklenen 2. fıkrası; 3. ve 6. fıkrasındaki iptali istenen ibare; 5. maddesine eklenen 3. fıkrada yer alan "(...) Birden fazla baronun bulunduğu illerde başvuru, başvuru tarihinde büro yönetimine başkanlık eden sorumlu yönetim kurulu üyesinin bağlı bulunduğu baronun başkanına yapılır." kısmı ile 6. fıkra; 6. maddesinin (a) fıkrasına eklenen dördüncü paragrafındaki iptali istenen ibare; 7. maddesine eklenen 2. fıkra; 9. maddesine eklenen 3. fıkra ile 10. maddesinin değiştirilen 2. fıkrasının (b) bendi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Yönetmelik'in 5. maddesine eklenen 3. ve 5. fıkra ile 7. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden davanın reddine karar verilerek, yargılama giderinin yarısı davacı üzerinde bırakılmış, yarısının davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine ve karşılıklı olarak taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Yönetmelik'in 5. maddesinin 3. fıkrasında, yasada yer almayan ve yasa ile yetki verilmeyen itiraz süresi belirleme, karar verme gibi konularda düzenleme yapıldığı, hak arama hürriyeti ile ilgili idarenin doğrudan düzenleyici işlem yapma yetkisinin bulunmadığı; İstanbul gibi bir metropolde Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak görevlendirme yapılabilmesinin mümkün bulunmadığı, müdafi/vekil görevlendirmelerinin de Adli Yardım Büroları tarafından yerine getirileceği, mevcut atama sisteminde, vatandaşın avukatın hukuki yardımından yararlanma hakkına en kısa sürede erişebilmesi için avukatların konut/işyeri, gece/gündüz, hafta içi/hafta sonu tercihlerine göre bölgesel görevlendirme sisteminin bulunduğu, oysa Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak yapılacak görevlendirmelerde, hak arama hürriyetinin özünü zedeleyebilecek uygulamalara neden olabileceği, adli yardım görevini haklı nedenler dışında tamamlamayan avukatı aldığı ücretin iki katını levhasına kayıtlı olduğu Baroya ödemekle yükümlü tutan dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin hukuka aykırı olduğu, düzenleme ile avukatlara ölçüsüz yükümlülük getirildiği ileri sürülmektedir.<br>Davalı idarelerden Adalet Bakanlığı tarafından, kararda Bakanlıkları aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesine karar verilmiş ise de, taraflarına atfedilebilir kusur bulunmaması nedeniyle idareleri aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin kaldırılmasına ve kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br>Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 5. fıkrasında, tüm illerde ortak kural niteliğinde bir düzenleme yapılmış ise de; özellikle nüfusun yoğun olduğu illerde veya coğrafi şartların elverişsiz olduğu bölgelerde ulaşımda yaşanabilecek gecikmelerin de dikkate alınarak düzenleme yapılması, bireylerin avukat yardımından yararlanma hakkının etkin olarak kullanılabilmesi açısından elzemdir. Bu sebeple, Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak oluşturulacak listenin, bazı illerin özellikli durumu da gözetilerek bölgesel listeler şeklinde tanzimine olanak sağlanması gerekirken söz konusu düzenlemeyi ihtiva etmeyen eksik düzenlemenin adli yardımdan yararlanma hakkı bağlamında hak arama hürriyetine aykırı olduğu sonucuna varıldığından, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 5. fıkrası yönünden bozulması, diğer kısımlar yönünden ise onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davacı ile davalı idarelerden Adalet Bakanlığının temyiz istemlerinin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddi, kısmen karar verilmesine yer olmadığına yönelik Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/11/2022 tarih ve E:2020/7195, K:2022/6335 sayılı kararının temyize konu kısımlarının ONANMASINA, <br>3. 11/11/2024 tarihinde, dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesine eklenen 5. fıkra ile yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile kesin olarak karar verildi.<br> <br><br><br><br>KARŞI OY <br>X- Avukatlık Kanunu'nun "Adli yardım bürosu" başlıklı 177. maddesinde, adli yardım hizmetinin, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütüleceği, birden fazla baronun bulunduğu illerde ise adli yardım bürosunun, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacağı ve büroda görevlendirmelerin, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı düzenlenmiştir.<br>Dava konusu Yönetmelik'in 3. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 5. maddesine eklenen 5. fıkra ile birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılacağı ve bu listenin Türkiye Barolar Birliği sicil numarası esas alınarak oluşturulacağı düzenlenmiştir. <br>11/06/2022 tarih ve 31863 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7409 sayılı Avukatlık Kanunu ile Türk Borçlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'un 177. maddesinin 2. fıkrasının, "Birden fazla baronun bulunduğu illerde her bir baro tarafından adli yardım bürosu oluşturulur. Yargı mercilerinin talebi üzerine yapılacak görevlendirmeler, Türkiye Barolar Birliği tarafından oluşturulan elektronik bilişim sistemi üzerinden o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır." şeklinde değiştirilmesi üzerine, 08/10/2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile anılan fıkra yürürlükten kaldırılmışsa da, aynı madde ile bu defa Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliği'nin 5. maddesine; "Birden fazla baronun bulunduğu illerde yargı mercilerinin talebi üzerine baroların adli yardım listelerinde bulunan ve adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılır. Bu liste, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası esas alınarak oluşturulur." şeklinde 8. fıkra olarak eklendiği görüldüğünden, davacının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla davaya konu ettiği Yönetmelik hükmünün yeni düzenlemede de mevcut olduğu anlaşılmaktadır. <br>Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.<br>Hak arama özgürlüğü, bireyin menfaatinin temini için devletin yargı organına başvurabilmeyi ve fiilen etkili bir hukukî koruma talep edebilmeyi gerektirmektedir. Adli yardım ise, bireylerin hak arama özgürlüklerinin kullanımındaki eşitliği sağlamak üzere, hukuki korunma ihtiyacı olup da, bu ihtiyacını gidermek için gerekli ekonomik olanağı bulunmayanlara sosyal hukuk devleti ilkesi gereğince mali ve hukuki desteğin sağlanmasına yönelik bir müessesedir. Adli yardım, adil yargılanma hakkının güvencesi olup, hak arama özgürlüğünde eşitlik yaratmayı amaçlamaktadır. Dava konusu Yönetmelik'in düzenlediği alan, mahkemelerce verilen adli yardım kararından farklı olarak yargılama giderlerinden muafiyete ilişkin olmayıp, baroların adli yardım hizmetlerine ilişkindir. Bu hizmet, koşulları bulunmakta ise ücretsiz olarak avukatlık hizmetlerinden faydalanma imkânı sağlamaktadır. <br>Dava konusu düzenleme ile birden fazla baronun bulunduğu illerde tek liste üzerinden o ilde görevli avukatlar arasından görevlendirme yapılması ve hukuki korunma talep eden bireylere avukatlık hizmeti sağlanması öngörülmüştür. Söz konusu düzenlemeyle tüm illerde ortak kural niteliğinde bir düzenleme yapılmış ise de; özellikle nüfusun yoğun olduğu illerde veya coğrafi şartların elverişsiz olduğu bölgelerde ulaşımda yaşanabilecek gecikmelerin de dikkate alınarak düzenleme yapılması, bireylerin avukat yardımından yararlanma hakkının etkin olarak kullanılabilmesi açısından elzemdir. Bu sebeple, Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak oluşturulacak listenin, bazı illerin özellikli durumu da gözetilerek bölgesel listeler şeklinde tanzimine olanak sağlanması gerekirken söz konusu düzenlemeyi ihtiva etmeyen eksik düzenlemenin adli yardımdan yararlanma hakkı bağlamında hak arama hürriyetine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 5. fıkrası yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.<br> <br>KARŞI OY<br>XX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanun'da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.<br>Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemelerden bir kısmının bilahare yürürlükten kaldırıldığı/değiştirildiğinden söz edilerek, bu kısımlar yönünden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen yargılama giderlerinin ve bu giderler arasında yer alan vekâlet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine hükmedildiği görülmektedir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ve bu giderler arasında yer alan vekalet ücretine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir.<br>Bu durumda; konusu kalmadığından bahisle kısmen karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri ve bu kapsamdaki vekalet ücreti konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine hükmedilmiş olduğundan, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.<br><br><br><br></font></p></body></html>
atama