<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/665 E. , 2024/2978 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/665<br>Karar No : 2024/2978 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Hazine Avukatı ...<br> <br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 03/11/2022 tarih ve E:2020/2346, K:2022/5584 sayılı kararının, davacı tarafından davanın reddine ilişkin kısımları ile vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, "vergi müfettişi" kadrosuna atamasının yapılması, yoksun kaldığı parasal hakların hakediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi istemiyle yaptığı 29/02/2020 günlü başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile 31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin "Atanma" başlıklı 34. maddesinin 1. fıkrasının eksik düzenleme nedeniyle iptali ve manevi zararlarının karşılanması için 50.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı idarece tarafına ödenmesine hükmedilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 03/11/2022 tarih ve E:2020/2346, K:2022/5584 sayılı kararıyla;<br> 31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin dava konusu "Atanma" başlıklı 34. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemi yönünden;<br>31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin, 07/04/2021 tarih ve 31447 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin 75. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı dikkate alındığında, dava konusu düzenleme yönünden davanın konusuz kaldığı, <br>Bu itibarla, davacının iptalini talep ettiği düzenleme yürürlükte olmadığından, anılan düzenlemenin iptaline ilişkin istem hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı, <br>Ancak, dava konusu bireysel işlemin dayanağı olan düzenleyici işlemin sonradan yürürlükten kaldırılmasının, söz konusu bireysel işlemle ilgili olarak açılan dava hakkında karar verilmesine engel oluşturmayacağı, anılan bireysel işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre irdelenmesi gerektiği,<br> Davacının, "vergi müfettişi" kadrosuna atanma istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların hakediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi istemi yönünden;<br>Vergi müfettiş yardımcılığı giriş sınavında başarılı olarak anılan kadroya ataması yapılan vergi müfettiş yardımcılarının, fiilen üç yıl çalışmaları ve yardımcılık döneminde performans değerlendirmesine göre başarılı olmaları kaydıyla, yeterlik sınavına katılmaya hak kazanacakları, <br>Yazılı ve sözlü kısımlardan oluşan yeterlik sınavına tabi tutulan vergi müfettiş yardımcılarının, bu sınavda başarı göstermeleri durumunda, müfettişlik kadrolarına atamalarının öngörülmüş olduğu dikkate alındığında; yeterlik sınavında başarılı olan davacının, vergi müfettişliğine atanma hususunda haklı beklenti içerisine girdiği; ancak, aradan geçen zamana rağmen müfettişlik kadrosuna atanamadığı,<br>Bu durumda, hem bireylerin tüm eylem ve işlemlerde devlete güven duyabilmesi ilkesini ifade eden hukuki güvenlik ilkesine; hem de idarenin yaptığı iş ve eylemlerde makul süre içerisinde hareket ederek bireylerin mağduriyetini engelleme işlevi olan hukuki belirlilik ilkesine aykırı olacak şekilde; aradan uzun bir süre geçmesine karşın davacının vergi müfettişi olarak atanmadığının anlaşılması karşısında, vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davacının "vergi müfettişi" kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı,<br>Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında öngörülen "İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralı uyarınca; dava konusu bireysel işlemin iptaline karar verildiğinden, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, davacının vergi müfettişliğine atanması için davalı İdareye başvurduğu ve böylece dava konusu işlemin tesisine yol açtığı tarihin, vergi müfettişi kadrosuna ilişkin parasal hak kayıplarının ve buna ilişkin faizin hesaplanmasına da başlangıç teşkil edeceği, <br> Davacının, dava konusu işlem nedeniyle oluşan parasal kayıplarının idareye başvuru tarihi olan 29/02/2020 tarihinden itibaren ve yine bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi ve müfettişlik kadrosuna bağlı özlük haklarının iadesi isteminin reddine ilişkin kısımlarında da hukuka uyarlık görülmediği,<br>Öte yandan, dava konusu işlemin, 29/02/2020 tarihinden öncesine yönelik parasal hakların ödenmesi talebinin reddine ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı,<br>Davacının manevi tazminat istemi yönünden; <br> Manevi tazminatın, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin değil, manevi tatmin aracı olduğu, başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirdiği, manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişinin fiziki yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi veya idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması ya da şeref ve haysiyetin rencide edilmiş olmasının gerektiği; uyuşmazlıkta anılan şartlar oluşmadığından, davacının manevi tazminat isteminin de reddi gerektiği, <br>gerekçeleriyle, düzenleyici işlemin iptali istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu bireysel işlemin davacının, "vergi müfettişi" kadrosuna atanması ve yoksun kaldığı parasal hakların davalı idareye başvuru tarihi olan 29/02/2020 tarihinden itibaren yine bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ile özlük haklarının iadesi talebinin reddine ilişkin kısımlarının iptaline, dava konusu bireysel işlemin davacının yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal hakların 29/02/2020 tarihinden öncesine ilişkin kısmı ile davacının manevi tazminat istemi yönünden reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 9.500,00-TL vekalet ücreti ile buna ilaveten davacının manevi tazminat isteminin de reddedilmesi nedeniyle 9.500,00-TL maktu vekalet ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, parasal haklarının idareye başvuru tarihinden değil atamaya hak kazandığı tarihten itibaren ödenmesinin gerektiği; hak ihlalinin giderilmesi için Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, Anayasa Mahkemesinin 01/12/2022 tarih ve Başvuru No:2019/12998 sayılı kararı ile yoksun kalınan parasal hakların hak ediş tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte giderilmesi gerektiği belirtilerek, başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verildiği; mesleki onur ve saygınlığının rencide edilmesinden dolayı manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği; reddedilen manevi tazminat istemi bakımından aleyhine ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesinin hak arama özgürlüğünü ihlal ettiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının, temyize konu davanın reddine ilişkin kısımları ile vekalet ücretine ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması",<br> sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın, temyize konu davanın reddine ilişkin kısımları ile vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Öte yandan, davacı tarafından benzer durumda olan kişilerce Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, Anayasa Mahkemesinin 01/12/2022 tarih ve Başvuru No:2019/12998 sayılı kararı ile ihlal kararı verildiği belirtilerek, bu karar emsal alınarak vergi müfettişliği yeterlik sınavında başarılı olduğu tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de, anılan Anayasa Mahkemesi kararında, dava açma süresi yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadan işin esası yönünden konu değerlendirilerek; idari sürecin olağan akışı içinde başvurucular hangi tarihte müfettişliğe atanacaksa o tarihten itibaren oluşan parasal hak kayıplarının da karşılanması gerektiği yorumuyla ihlal kararı verildiği anlaşılmaktadır. <br>Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında irdelenmeyen parasal hakların idari başvuru tarihinden önceki kısmı ile ilgili olarak dava açma süresi yönünden bir değerlendirme yapıldığında; <br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'u kapsamında dava açma süresi, idari eylem ve işlemlerde istikrarı sağlamak amacıyla, hukuki güvenlik ilkesi çerçevesinde "kamu düzeni" kavramı içinde ve kamu yararı için getirilmiş bir usul kuralı olarak yer almakta olup, yargı yerlerince re'sen göz önüne alınıp incelenecek unsurlar arasında bulunmaktadır.<br>2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğuna işaret edilmiş; 10. maddesinde ise, (işlem tarihinde yürürlükte olan hali) ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinde dava açabileceği, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süre yönünden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır. <br>Anılan hükümler incelendiğinde, 2577 sayılı Kanun'da idari işlemlere karşı açılacak davalarda dava açma sürelerinin; idarenin kendiliğinden harekete geçerek tesis ettiği işlemler ve idareyi işlem yapmak üzere harekete geçirmek maksadıyla, ilgililerin idareye başvurusu üzerine işlemeye başlayacak dava açma süreleri olarak iki kategoride düzenlendiği görülmektedir. <br>Somut olayda davacının vergi müfettişliği yeterlik sınavına girip başarılı olduğu; konuyla ilgili mevzuat olan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliğinde, yeterlik sınavında başarı gösterenlerin Vergi Müfettişi olarak atanacaklarının düzenlendiği, ancak atama için belli bir sürenin öngörülmediği; davacının Vergi Müfettişi kadrosuna atamasının dava tarihi itibarıyla henüz yapılmadığı anlaşılmaktadır.<br>Müfettişlik yeterlik sınavında başarılı olmaları sonrasında, müfettiş kadrosuna atamalarının gecikmesinden mağdur olan davacı ve benzer durumda olanların, idarenin işlem tesis etmekte eylemsiz kaldığı bu gibi hallerde, idarenin işlem tesis etmesi için harekete geçmesi maksadıyla hemen idareye başvurabilmesine 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile cevaz verildiği; ancak, davacının yeterlik sınavında başarılı olmasının ardından, atamasının geciktiğini düşünerek anılan Kanun'un 10. maddesi kapsamında idareye hemen başvuruda bulunmadığı, yeterlik sınavında başarılı olmasından çok sonra 29/02/2020 tarihinde aynı madde kapsamında yapmış olduğu başvurusunun ise, ileriye yönelik hüküm ve sonuç doğuracağı, geçmişe dönük olarak hak ve menfaat sağlamayacağı ortadadır.<br>Uyuşmazlıkta, davacının, vergi müfettişliği yeterlik sınavında başarılı olduğu, müfettiş kadrosuna atanması gerektiği, dolayısıyla yoksun kaldığı parasal hakların yeterlik sınavında başarılı olduğu tarih gözetilerek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi istemiyle, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapmış olduğu başvuru ile ilgili olarak, idari başvuru tarihinden önceki kısmın Dairece reddedilmesinin davanın bu kısım yönünden dava açma süresi içinde olmamasından kaynaklandığı anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen hükümleri çerçevesinde Daire kararının parasal hakların idari başvuru tarihinden önceki kısmının reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir.<br>Nitekim, benzer konuda açılan davalara ilişkin verilen emsal kararlarda da, parasal hakların idari başvuru tarihinden itibaren ödenmesi yönünde içtihat oluştuğu anlaşılmaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Dava konusu düzenleyici işlemin iptali istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu bireysel işlemin davacının, "vergi müfettişi" kadrosuna atanması ve yoksun kaldığı parasal hakların davalı idareye başvuru tarihi olan 29/02/2020 tarihinden itibaren yine bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ile özlük haklarının iadesi talebinin reddine ilişkin kısımlarının iptaline, dava konusu bireysel işlemin davacının yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal hakların 29/02/2020 tarihinden öncesine ilişkin kısmı ile davacının manevi tazminat istemi yönünden reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen ...-TL vekalet ücreti ile buna ilaveten davacının manevi tazminat isteminin de reddedilmesi nedeniyle ...-TL maktu vekalet ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin 03/11/2022 tarih ve E:2020/2346, K:2022/5584 sayılı kararının, temyize konu davanın reddine ilişkin kısımları ile vekalet ücretine ilişkin kısmının ONANMASINA,<br>3.Kesin olarak, 25/11/2024 tarihinde parasal hakların başlangıç tarihi yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY <br>X- Daire kararının temyize konu parasal hakların başlangıç tarihine ilişkin kısmı yönünden; <br> Gerek yargı kararları, gerek öğretideki ortak tanımlamalara göre "haklı beklenti", idarenin ister bir taahhüdüne, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir.<br>Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan, Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin "Atama" başlıklı 34. maddesinde, yeterlik sınavını başarıyla geçen vergi müfettiş yardımcılarının idarece (kendiliğinden) müfettiş olarak atanacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla yeterlik sınavında başarılı olan davacının, müfettiş kadrosuna atanmak için idareye ayrıca bir başvuru yükümlülüğünden söz edilemez.<br> Bu itibarla, davacının vergi müfettişliği kadrosuna idari sürecin olağan akışı içinde, atanmaya hak kazandığı tarihten itibaren makul bir süre içinde atanması halinde anılan kadroya bağlanan parasal hakları elde etmeyeceğinin düşünülmesi için bir neden bulunmamaktadır. Buna göre, vergi müfettişliği kadrosuna bağlanan parasal hakların idari başvuru tarihinden önce davacı yönünden ödenebilir hale geldiği ve haklı bir beklentiye dönüştüğü anlaşılmaktadır.<br> Uyuşmazlıkta, vergi müfettişi olarak atanmak için mevzuatta öngörülen şartları yerine getiren ve vergi müfettişi olarak atanmak için haklı beklenti içerisinde olan davacı, davalı idarece vergi müfettişi kadrosuna atanmaması sebebiyle, vergi müfettişi kadrosuna atanması yönünde oluşan haklı beklentisi ihlal edildiği gibi, aynı zamanda bu kadronun mali haklarından istifade etme hakkından da mahrum bırakılmaktadır. <br> Hukuk devletinde idare, hukuka aykırı olarak tesis ettiği işlemlerin sebep olduğu mağduriyeti giderme yükümlülüğü altındadır. İdare; eski hale getirme (restitutio in integrum) ilkesi gereğince kişiyi, hukuka aykırı işlem tesis edilmemiş olsaydı kişi hangi durumda olacaksa ona mümkün olduğunca en yakın konuma getirmekle yükümlüdür. Bu açıdan idarenin, davacıyı yargı kararı üzerine vergi müfettişi kadrosuna atamış olması, hukuka aykırı işleminin sebep olduğu mağduriyeti giderme hususundaki yükümlülüğünü bütünüyle yerine getirdiği anlamına gelmez. Hukuka aykırı işlem nedeniyle uğranılan mağduriyetin tam olarak giderildiğinden söz edilebilmesi için hukuka aykırı gecikme yaşanmamış olsaydı idari sürecin olağan akışı içinde davacı hangi tarihte vergi müfettişi kadrosuna atanacaksa o tarihten itibaren oluşan parasal hak kayıplarının da karşılanması gerekir. <br> Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 2019/12998 başvuru numaralı, 01/12/2022 tarihli kararı da bu yöndedir.<br>Bu durumda, hem bireylerin tüm eylem ve işlemlerde devlete güven duyabilmesi ilkesini ifade eden hukuki güvenlik ilkesine; hem de idarenin yaptığı iş ve eylemlerde makul süre içerisinde hareket ederek bireylerin mağduriyetini engelleme işlevi olan hukuki belirlilik ilkesine aykırı olacak şekilde, haklı beklentisi de ihlal edilerek; aradan uzun bir süre geçmesine karşın davacının vergi müfettişi olarak atanmadığının anlaşılması karşısında, davacının vergi müfettişi olarak atanmayı hak ettiği tarihten itibaren parasal haklarının tazmin edilmesi gerektiğinden, davacının bu kısma yönelik temyiz isteminin kabulüyle Daire kararının parasal haklarının idareye başvuru tarihinden önceki kısmının reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.<br><br><br><br></font></p></body></html>
atama