<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3410 E. , 2024/2601 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2022/3410<br>Karar No : 2024/2601 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/02/2022 tarih ve E:2016/56122, K:2022/588 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/02/2022 tarih ve E:2016/56122, K:2022/588 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,<br>"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,<br>Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; <br> Davacının, ceza yargılaması sonucunda... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği,<br> Tanık beyanları yönünden, davacı hakkındaki tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br> Davacının şüpheli sıfatı ile verdiği beyanı yönünden, davacının ifadesi incelendiğinde, bulunduğu ilçede yeterli bir eğitim kurumu bulunmadığı için çocuklarını örgüte müzahir okula gönderdiğine ilişkin beyanlarının, bir başka ifadeyle eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel amaçla hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının çocuğunu örgüte müzahir okula gönderdiğine yönelik beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği; her ne kadar davalı idarece davacının çocuklarının okul taksitlerini ...'da açtırdığı hesap üzerinden ödediğine yönelik kendi beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, okul idaresinin zorunlu kılması nedeniyle okul taksitlerini ödemek için... ile kredi kartı sözleşmesi imzaladıklarını beyan eden davacının, bu beyanının aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı gibi dosya kapsamında davacının örgütün amacına hizmet eden bir finans kuruluşu olan anılan Bankanın mali durumuna destek olmak amacıyla örgüt liderinin talimatı sonrasında ...'ya para yatırma işlemi gerçekleştirdiğine ilişkin herhangi bir delil de bulunmadığı görüldüğünden, davacının anılan beyanının da örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, netice itibarıyla, davacının 19/07/2016 tarihli ifadesinde yer alan beyanlarının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br> Davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 15/10/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ...esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, bu soruşturma kapsamında incelenen davacının örgüt mensubu olduğunun belirtildiği şikayet dilekçelerinin de bu dilekçeler üzerine davacı hakkında işlem yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği; ayrıca davacı hakkındaki diğer iddialar ile ilgili olarak işlem yapıldığına ilişkin ve davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı bulunduğuna delil teşkil edebilecek nitelikte dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması karşısında, söz konusu iddialara ilişkin şikayet bilgilerinin de davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği;<br> Unvanlı görev yönünden, davacının Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla atandığına ilişkin iddianın başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı;<br> Diğer hususlar yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı;<br> Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 15/10/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,<br>Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı,<br> Davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, dava dosyasına sunulan delillerin, idarelerince davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkûmiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de, dava konusu işlem "üyelik" değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği; meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davacının çocuklarını FETÖ/PDY bağlantılı okula gönderdiğine ve okul taksitini ödemek için ...'dan kredi kartı aldığına dair beyanı, çocuklarının 667 sayılı KHK ile kapatılan kurumlarda kayıtlarının olduğuna dair Milli Eğitim Bakanlığı yazısı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı yargı mensuplarının Adalet Bakanlığı ve HSYK’da etkin oldukları dönemde davacının ağır ceza mahkemesi başkanı olarak görev almış olması, tanık beyanları, davacı hakkında verilen beraat kararında yer alan tespitler,....'nin, Balıkesir ili, Edremit ilçesinde birbiriyle bağlantılı ve şaibeli olduğunu belirttiği bazı olaylara dair anlatımında davacının da adını zikretmesi, davacı hakkındaki ihbar, şikayet ve inceleme/soruşturma bilgileri birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu; davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan tanık beyanlarına ilişkin olarak Dairenin "başka delillerle desteklenmediği" gerekçesiyle ve salt davacının beyanlarını esas alarak delil olarak değerlendirmemesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, zira işbu davalarda ilgililer hakkındaki her delilin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı gösterdiği, ayrıca davacı hakkında ifade veren tanıkların ifadesini değiştirmesi hususu ile ilgili olarak, tanıkların farklı amaçlarla beyanlarını değiştirdiği kanaatiyle önceki ifadelerinin hükme esas alınması gerektiği, Dairenin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı okulda/dershanede eğitim hususunu sadece davacının beyanını esas alarak, bu beyanın ve eğitim saikiyle hareket edildiğinin aksini gösteren bir tespit olmadığı gerekçesiyle delil olarak kabul etmediği, Kurulca örgütle irtibat veya iltisaklarına karar verilen hâkim ve savcılardan neredeyse tamamının, daha iyi eğitim için veya ekonomik sebeplerle örgütün okul/dershanelerini tercih ettiklerini savunmuş olup davacının da benzer gerekçeleri sunması öngörülebilir olsa da, Dairenin benzer bazı dosyalarda bu yolda bir saptama yapmayarak, bu durumu davacılar aleyhine delil kabul ederken bu dosyada delil kabul etmemesinin çelişki yarattığı, diğer yandan "saik"in kelime manası itibarıyla "güdü" anlamında olup, Kurulun kişinin iç dünyasındaki bir güdülenmenin aksini ispat etmesinin, bu bağlamda bir tespiti dosyaya sunmasının mümkün olmadığı gibi Dairenin de bunu öngöremeyeceği, davacının...hesabının bulunması hususunda, davacının beyanına itibar edilmesi ve örgütsel amaçla kullandığına ilişkin somut tespit istenmesinin hatalı olduğu, davacıyla ilgili şikâyet bilgisi olarak sunulan dilekçelerin, elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya konulmadığı gerekçesiyle değerlendirmeye alınmadığı, Kurul tarafından ihbar ve şikâyet dilekçelerinin 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında disiplin hukuku bağlamında ele alınarak değerlendirildiğinden salt şikayet dilekçesi üzerine Kurul tarafından verilen karar sonucuna göre hareket etmenin hatalı değerlendirmeye yol açacağı gibi dilekçede davacı hakkındaki isnatların ve söz konusu dilekçenin iltisak ve irtibat noktasında ne şekilde değerlendirildiğinin kararda tartışılmamasının isabetsiz olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün başsavcılık, CMK'nın 250. maddesi veya TMK'nin 10. maddesi ile görevli başsavcılık ve mahkeme üyeliği, Kurul ve Adalet Bakanlığında bulunan unvanlı görevlere özel bir önem verdiği, bunun nedenlerinin meslekten çıkarma kararlarında uzun uzun örnekleri ile anlatıldığı bilgileri ışığında davacının, örgütün yargı teşkilatında etkin olduğu dönemde unvanlı göreve getirilmesinin (ağır ceza mahkemesi başkanlığı) tesadüfi veya rutin bir atama olmadığı açıkken bu durumun delil olarak kabul edilmemesinin isabetsiz olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davacı tarafından, esasa ve diğer hususlara ilişkin olarak tekrar olmaması bakımından dava dosyasında ifade ettiği hususları aynen yinelediği, bilindiği üzere kanaatin, objektif olarak belirlenebilecek, gerekçesi açıklanabilecek ilgilisi tarafından dış dünyaya yansıyan davranış, hal ve oluşa, delil veya ize dayalı olması gerektiği; HSK Genel Kurulunun davaya konu edilen ve iptali istenen kararlarında bir davranışının, eyleminin tariflenmediği gibi ek listede adına yer vermek dışında kendisini temsil eden bir anlatım ve gerekçe bulunmadığı, kanaat oluşturacak bir bilgi veya verinin de olmadığı, geçerli bir mesnedi bulunmayan davaya konu kararın iptalinin olağan ve hukuki gereklilik olduğu, davalı idarenin temyiz gerekçelerinin yerinde bulunmadığı, dosya içerisinde bunlara karşı daha önce cevaplarını sunduğu için o beyanları tekrar ettiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 07/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2. Dava konusu kararın yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/02/2022 tarih ve E:2016/56122, K:2022/588 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. 31/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.<br> <br><br>KARŞI OY <br><br>X- Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br> Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. <br> 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.<br> Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde,<br> Dosya içerisinde bulunan ve dava konusu işlemin tesisinden sonra davacı tarafından HSK Genel Sekreterliğine sunulan, yeniden inceleme ve HSK Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının kaldırılması talepli dilekçesinde, 2014 yılı HSK seçimlerinde kullandığı oylara ilişkin açıklamalarda bulunduğu ve bazı oylarını, kıramadığı iki meslektaşı nedeniyle, bağımsız görünümlü FETÖ/PDY adaylarına verdiğini belirttiği görülmektedir. Örgütün önem atfettiği 2014 yılı HSK seçimi dönemindeki tutumunu açıkladığı bu beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koyduğu değerlendirilmiş; yine, davacının çocuklarını örgüte müzahir okula gönderdiğine yönelik kendi beyanları ile FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde 2011 yılında unvanlı bir görev olan ağır ceza mahkemesi başkanlığına atanmış olmasının bu değerlendirmeyi desteklediği sonucuna varılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle; yukarıda belirtilen delillerin davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte bulunduğu ve davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.<br> <br><br><br></font></p></body></html>
atama