<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/2424 E.  ,  2023/2654 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/2424<br>Karar No : 2023/2654 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ...<br> 2-... Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 03/04/2023 tarih ve E:2021/3911, K:2023/1598 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Ekli listede yer alan taşınmazların ve üzerlerinde bulunan yapıların (varlıkların) özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin 10/07/2021 tarih ve 31537 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 09/07/2021 tarih ve 4264 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 03/04/2023 tarih ve E:2021/3911, K:2023/1598 sayılı kararıyla; <br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idarî işlemler hakkında menfaatleri ihlâl edilenler tarafından, tam yargı davaları da idarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlandığı; 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçelerinin, diğer ilk inceleme konuları yanında ehliyet yönünden de inceleneceğinin belirtildiği; 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, 14. maddenin 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hâllerde davanın reddine karar verileceğinin kurala bağlandığı,<br> 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendinde, sendika ve konfederasyonların, üyelerinin idare ile ilgili doğacak ihtilâflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etme veya ettirme, dava açma hakkı tanınmış ve bu nedenle açılan davalarda taraf olabileceğinin belirtildiği,<br> İptal davası açılabilmesi için idarî işlem nedeniyle ilgilinin menfaatinin etkilenmiş olması, etkilenen menfaatin somut, güncel ve meşru bir menfaat olması, iptali istenen işlem ile davacı arasında makul ve ciddi bir ilginin bulunması gerektiği,<br> Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 03/03/2006 tarih ve E:2005/1, K:2006/1 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 4688 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendine, sendika ve üst kuruluşlarına, bizzat taraf oldukları hukukî ilişkiler dolayısıyla davacı ve davalı oluş sıfatları ile ortak çıkarların korunması için tanınan davacı olabilme sıfatından başka, hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya bunların mirasçılarını her derecedeki yargı organları önünde temsil etme ve dava açma hakkı tanıdığı, kanun koyucunun bu madde ile sendika ve üst kuruluşlarını, diğer tüzel kişiliklere genel hükümler uyarınca tanınan taraf olma ve dava açma ehliyetinin dışında, üyelerini ve bunların mirasçılarını temsil etme ve ettirme yetkisi ile donattığı, bu nedenle, söz konusu maddenin sendikalara ve üst kuruluşlarına tanıdığı yetkinin ehliyet değil, temsil bağlamında değerlendirilmesi gerektiği, yani, bu düzenlemeyle, idare tarafından sendika üyesi kamu görevlisi hakkında tesis edilen bireysel (subjektif) işlemler nedeniyle bu ilişkinin tarafı olmayan sendika ve üst kuruluşuna, üyesinin isteğine bağlı olarak uyuşmazlığın çözümünde taraf olarak kendisini temsil etme yetki ve sorumluluğu verildiği,<br> Dolayısıyla, kamu görevlileri sendika ve üst kuruluşlarının, sendika üyesi olan kamu görevlisinin isteği üzerine, statüsü ve statüsünden kaynaklanan hak, yükümlülük, görev ve sorumlulukları ile atama, nakil, disiplin ve personel hukukuna ilişkin diğer düzenlemelere dayalı olarak, üyeleri hakkında tesis edilen bireysel (subjektif) işlemlere karşı, üyelerini temsilen avukatları aracılığıyla dava açabilecekleri ve bu nedenle açılan davalarda taraf olabileceklerinin anlaşıldığı, <br> Konfederasyonun üyelerini, kamu görevlilerinin değil, sendikaların oluşturduğu dikkate alındığında, konfederasyonun, sendika üyesi kamu görevlilerine yönelik veya bunların menfaatini ilgilendiren genel nitelikteki işlemlere karşı dava açamayacağının kabulü gerektiği, zira, konfederasyonun, yasayla verilen özel yetki dışında, sadece kendi tüzel kişiliğine yönelen işlemlere karşı dava açmaya ehliyetli olduğu,<br> Bu itibarla, kamu kurumlarına ait sosyal tesislerin bulunduğu taşınmazların ve üzerlerinde bulunan yapıların (varlıkların) özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı kararı ile ilgili olarak, hakları veya menfaatleri ihlâl edilmiş kişiler ile bu kişilerin üyesi olduğu sendikalar tarafından dava açılabileceği dikkate alındığında, en az beş sendikanın bir araya gelerek oluşturduğu davacı Konfederasyonun, doğrudan kendi üyesi sendikalara uygulanma olanağı bulunmayan dava konusu Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, kendisine bağlı on üç sendika bulunduğu, bu sendikaların örgütlü olduğu hizmet kollarında birçok kurum ve kuruluş bulunduğu, ayrı ayrı dava açılması yerine usul ekonomisi ilkesi gereğince konfederasyon tarafından dava açılmasının gerekli olduğu, açılan davanın konfederasyon tüzüğündeki amaçlara hizmet ettiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idareler tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Kanun'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 03/04/2023 tarih ve E:2021/3911, K:2023/1598 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3.Kesin olarak, 15/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br> <br><br></font></p></body></html>

atama