<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/7737 E. , 2023/7307 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2021/7737<br>Karar No : 2023/7307 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI): ... Üniversitesi<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:2021/2143, K:2021/2402 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: ... Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde 2547 sayılı Kanunun 50/d maddesi uyarınca araştırma görevlisi olarak görev yapan ve aynı zamanda aynı üniversitede doktora yapan davacının, ... tarihinde kadroyla ilişiğinin kesilmesine ilişkin bila tarih ve E.... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının 04.09.2014 tarihinden itibaren davalı Üniversite'nin Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe Bölümü doktora programına başladığı, 17.12.2015 tarihinde ise 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50/d maddesi kapsamında araştırma görevlisi olarak görev yaptığı, davacının anılan doktora programındaki azami öğrenim süresinin hesaplanırken davacının doktora programına kayıt tarihi olan 04.09.2014 tarihinin esas alındığı, bununla birlikte Covid-19 salgını nedeniyle 6 ay 8 gün daha eklenerek 12.03.2021 tarihinde doktora azami öğrenim süresinin uzatılmasına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, 2547 sayılı Kanunun Geçici 67. maddesinin yürürlüğe girdiği 26/11/2014 tarihinde doktora öğrencisi olduğu tartışmasız olan davacının, söz konusu düzenleme uyarınca doktora eğitimine ilişkin azami süresinin hesaplanmasında düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki eğitim sürelerinin değerlendirme dışında bırakılması gerektiği, bu durumda, ... Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50/d maddesi uyarınca araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı hakkında 26/11/2014 tarihinden itibaren azami eğitim süresi hesaplanması gerekirken, bu husus gözetilmeden aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, ayrıca, 20.04.2016 günlü ve 28551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği'nin geçici 1.maddesinin birinci fıkrasında, "Bu Yönetmelikle getirilmiş hükümlerin uygulaması ve belirlenmiş süreler yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihinden itibaren başlar." hükmü yer almakta olup, YÖK Yürütme Kurulunun 09.06.2016 tarihli kararında, lisansüstü eğitim programına kayıtlı öğrencilerin azami öğretim süreleri dikkate alınmaksızın 2016/2017 güz döneminden itibaren azami öğretim sürelerinin yeniden başlaması uygun bulunduğundan, anılan kararın alındığı tarihte doktora öğrencisi olduğu tartışmasız olan davacının, söz konusu düzenleme uyarınca doktora eğitimine ilişkin azami süresinin hesaplanmasında düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki eğitim sürelerinin değerlendirme dışında bırakılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; 20.04.2016 tarih ve 29690 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği'nin 17. maddesinde "Doktora programı, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın sekiz yarıyıl olup azami tamamlama süresi on iki yarıyıl; lisans derecesi ile kabul edilenler için on yarıyıl olup azami tamamlama süresi on dört yarıyıldır." kuralının yer aldığı, öte yandan, YÖK Yürütme Kurulu'nun 10.10.2017 tarihli kararı ile "2547 sayılı Kanunun Geçici 67. maddesi hükümlerinin 2547 sayılı Kanunun 50/1-d maddesi kapsamında atanan araştırma görevlileri ve ÖYP kapsamında araştırma görevlisi kapsamında bulunanların araştırma görevlisi kadrolarında azami bulunma sürelerinin hesaplanmasında uygulanmamasına; bu kapsamda yer alan araştırma görevlilerinin lisansüstü eğitim öğrencilik statülerinin hesaplanmasında ise uygulanmasına" şeklinde karar alındığı, olayda, davalı idarenin davacıyı araştırma görevlisi kadrosuna atama hususunda takdir yetkisinin bulunduğu, bu takdir yetkisinin Kanun'da belirtilen doktora eğitimini tamamlama azami süresi ile objektif olarak sınırlandırdığı, davalı idare nezdindeki doktora eğitimine 04/09/2014 tarihinde başlayan davacının, yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca zorunlu olduğu halde bu sürenin (12 yarıyıl/6 yıl) bittiği tarih (04.09.2020) itibariyle doktora eğitimini tamamlamadığı gibi, kendisine Covid 19 salgını nedeniyle tanınan 6 ay 8 günlük sürenin de sona erdiği dikkate alınarak araştırma görevlisi kadrosundan ilişiğinin bu nedenle kesildiği, öğrencilik hakkının ise devam ettirildiği, böylece davalı idarece Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararına ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun bir biçimde hareket edildiği anlaşıldığından, davacının araştırma görevlisi kadrosundaki görev süresinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yönde değerlendirme ile işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle, davalı idare vekilince yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına; davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idare işleminin hukuka aykırı olduğu, doktora eğitimine 04/09/2014 tarihinde başladığı ve lisansüstü eğitim programına kayıtlı öğrencilerin azami öğretim sürelerinin 2016-2017 güz yarıyılının esas alınması gerektiği, bu sebeple görev süresinin 2022 yılı güz dönemine kadar uzatılması gerekeceği, temyiz isteminin kabulü gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan isteme konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan yürütmenin durdurulması harcının ve posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 15/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br> <br><br><br></font></p></body></html>
atama