<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/868 E. , 2024/165 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/868<br>Karar No : 2024/165 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 07/12/2022 tarih ve E:2020/1187, K:2022/6300 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Afyonkarahisar ili, İscehisar Çok Programlı Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, 2010 yılı iller arası yer değiştirme istemiyle yaptığı 11/06/2010 tarihli başvurusunun reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olarak ileri sürdüğü davalı Bakanlıkça yapılan basın açıklamasının 3. paragrafında yer alan "İlk atama ya da zorunlu hizmetini tamamlamak üzere atanmış..." ibaresinin iptali istemiyle açtığı davanın aleyhine sonuçlanıp kesinleşmesinden sonra, Anayasa Mahkemesi'nin 04/05/2020 tarih ve 2020/2137 başvuru numaralı, "Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine, başvurucuya 15.000-TL manevi tazminat ödenmesine" ilişkin kararı uyarınca Danıştay İkinci Dairesinin 03/12/2014 tarih ve E:2010/6996, K:2014/11681 sayılı kararı ile ilgili olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesindeki şartların gerçekleştiğinden bahisle yargılamanın yenilenmesi istenilmiştir.<br> Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 07/12/2022 tarih ve E:2020/1187, K:2022/6300 sayılı kararıyla;<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53 ve 55. madde hükümleri aktarıldıktan sonra,<br>Afyonkarahisar İli, İscehisar Çok Programlı Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacının, 2010 yılı iller arası yer değiştirme istemiyle yaptığı 11/06/2010 tarihli başvurusunun reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olarak ileri sürdüğü davalı Bakanlıkça yapılan basın açıklamasının 3. paragrafında yer alan "İlk atama ya da zorunlu hizmetini tamamlamak üzere atanmış..." ibaresinin iptali istemiyle açtığı davada; Danıştay İkinci Dairesinin 03/12/2014 tarih ve E:2010/6996, K:2014/11681 sayılı kararıyla davanın reddine hükmedildiği, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/03/2018 tarih ve E:2015/2167, K:2018/1274 sayılı kararı ile onandığı ve karar düzeltme talebinin de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/10/2019 tarih ve E:2018/3379, K:2019/4526 sayılı kararıyla reddedilerek Daire kararının kesinleştiği, bilahare davacının, idari davanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden bahisle Anayasa Mahkemesine 06/01/2020 tarihinde başvuruda bulunduğu, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2020 tarih ve 2020/2137 başvuru numaralı kararıyla; "Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine, başvurucuya 15.000-TL manevi tazminat ödenmesine" karar verildiği, bu defa Danıştay İkinci Dairesinin 03/12/2014 tarih ve E:2010/6996, K:2014/11681 sayılı kararı ile ilgili olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesindeki şartların gerçekleştiği, dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek yargılamanın yenilenmesinin istenildiği,<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinde yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin sayma yoluyla belirlendiği, öğreti ve yargı içtihatlarında, tahdidi olarak sayılan bu sebepler dışında herhangi bir nedenle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulamayacağı, kıyas yoluyla da bu sebeplerin genişletilemeyeceği konusunda fikir birliğinin bulunduğu,<br>Bu durumda, Anayasa Mahkemesince makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği ve davacıya 15.000-TL tazminat ödenmesi gerektiğine karar verilmesinin, yargılamanın yenilenmesi için 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen sebeplerden hiçbirine uymadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ve davalı idare lehine 9.500,00-TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.<br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava sürerken 01/07/2016 tarih ve 6723 sayılı Kanun'la Danıştay'ın tüm üyelerinin görevden alınması ile de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; Anayasa Mahkemesince adil yargılanma hakkının ihlal edilmesine karar vermesinin doğrudan bir yeniden yargılama sebebi olduğu, eğer davaya ilişkin Ülkedeki hukuksal süreç bitmiş olsaydı Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa'nın 40. maddesi gereği verilen kararı için başvuru yolu olarak AİHM'i göstermek zorunda olduğu, bunu yapmayıp kararı ilgili Danıştay Dairesine gönderdiği, 6126 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 50. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davası hakkında yeniden yargılama yapılarak karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyizi istenilen Daire kararında; usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının ileri sürdüğü hususların da temyiz sebeplerinden olmadığı, temyiz talebinin reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 07/12/2022 tarih ve E:2020/1187, K:2022/6300 sayılı kararının ONANMASINA,<br>3. Kesin olarak, 01/02/2024 tarihinde, Daire kararının esası yönünden oybirliği, vekâlet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY<br>X- Yargılamanın yenilenmesi müessesesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlara Karşı Başvuru Yolları" başlıklı Üçüncü Bölümünde düzenlenmiş olan ve kesinleşmiş hükmün, yine hükmü veren Mahkeme tarafından ortadan kaldırılmasına ve uyuşmazlığın esasının tekrar incelenmesine imkân tanıyan bir kanun yoludur.<br>Anılan Kanun'da bu kurum, bir dava olarak nitelendirilmemiş, bahsedildiği gibi, kesinleşmiş olan mahkeme kararlarının, Kanun'da sayılan şartlar gerçekleştiği zaman yeniden incelenmesine imkan tanıyan bir "olağanüstü kanun yolu" olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine Mahkemece öncelikle yeni bir yargılamaya gidilip gidilemeyeceğine dair bir inceleme/değerlendirme yapılarak ilgili uyuşmazlığın yeniden dava konusu edilebilmesine ilişkin koşulların varlığı veya yokluğu tespit edilmektedir.<br>Bunun yanında, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde vekâlet ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddenin son fıkrasında ise vekâlet ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı belirtilmiştir.<br>Diğer yandan, başvuruya konu daire, idari dava daireleri kararlarının verildiği tarihlerde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinde, bu Tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu ifade edilmiş, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın bu ücretin tamamına hak kazanacağı kuralı getirilmiş, ancak olağan ve olağanüstü kanun yollarında faydalanılan avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekâlet ücretine hükmedileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir.<br><br>Yukarıda yer verilen düzenlemelerin ve tarife hükümlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, bir davada haklı bulunan taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için avukatlık hizmetinin ilk derecede karar verilinceye kadar sunulmuş olması gerektiği, kanun yollarında verilen avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.<br>Bu kapsamda, Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan tarafça ileri sürülen sebepler yerinde bulunmayarak istemin reddedilmesi nedeniyle yeni bir yargılama sürecinin başlamasına gerek görülmediğinden, bir başka deyişle, bu aşamaya kadar olan süreç eski yargılamanın devamı niteliğinde olduğundan, karşı taraf lehine vekâlet ücreti takdirine gerek bulunmamaktadır. Kanun hükmü gereği süresinde savunma sunulmuş olması da bu durumu değiştirmemektedir.<br>Bu duruma göre, idarî yargı yerince, koşulları oluşmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmesi hâlinde, vekil ile temsil edilen ve dosyaya süresinde savunma sunan taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü durumunda ise önceden verilen karar hükümsüz kalıp yeni bir karar verileceğinden avukatla temsil edilip haklı bulunan taraf lehine vekâlet ücretine hükmedileceği de tabiidir.<br>Bu itibarla, Daire kararının davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara vekâlet ücreti yönünden katılmıyoruz.<br><br><br>KARŞI OY<br>XX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 53. maddesinde sınırlı olarak sayılan hâllerde, kesinleşmiş hükmün, yine hükmü veren Mahkeme tarafından ortadan kaldırılmasına imkân tanıyan yargılamanın yenilenmesi müessesesi, Mahkemece verilen kararın kesin hüküm hâline gelmesi bakımından tüketilmesi gereken bir yol olmaması nedeniyle olağanüstü kanun yolu olarak kabul edilmektedir. <br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda atıf yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde vekille takip edilen davalarda takdir olunacak avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu, 326. maddesinde ise yargılama giderlerinin davayı kaybeden tarafa yükleneceği hükümlerine yer verilmiştir.<br> 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddenin son fıkrasında ise avukatlık ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı belirtilmiştir.<br> 03/09/2022 tarih ve 31942 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 2. maddesinde, bu Tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu, 3. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde bulundurulacağı, 20. maddesinde ise bu Tarifede yazılı olmayan hukuki yardımlar için, işin niteliği göz önünde tutularak Tarifedeki benzeri işlere göre ücret belirleneceği ifade edilmiştir. <br> 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Tarife hükümlerinde avukat tarafından yapılan iş ve işlemlere değinilmekte, avukatlık ücretinin “hukuki yardımın” karşılığı olduğu ifade edilmekte ve avukatlık ücretinin ödenmesinde dava şartı aranmamaktadır. Ayrıca Tarifede hangi hâllerde avukatlık ücretine hükmedilmeyeceği de düzenlenmektedir. Kesin hükmün elde edilmesinden sonraki bir süreci ifade eden ve asıl davaya bağlı, olağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinde ise istemde bulunabilmeye dair usul ve koşullar 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nda gösterilmiş olmasına ve aynı Kanunun 55. maddesinde karşı tarafın savunmasının alınması şart koşulmasına rağmen, verilecek karar sonucunda bu isteme yönelik yapılan yargılama giderlerinin özellikle tarafların vekille temsil edilmesi durumunda vekâlet ücretinin akıbetinin ne olacağına dair bir düzenlemeye mevzuatta yer verilmemiştir.<br> Yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine Mahkemece öncelikle yeni bir yargılamaya gidilip gidilemeyeceğine dair bir inceleme/değerlendirme yapılarak uyuşmazlığın yeniden dava konusu edilebilmesine ilişkin koşulların varlığı veya yokluğu tespit edilmektedir. Bu koşulların varlığı hâlinde yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilerek Mahkemenin yeni bir yargılama yapacağında ve yargılama sonucunda verilecek kararda vekâlet ücretine hükmedileceğinde kuşku bulunmamaktadır.<br>Buna karşılık, ilgili uyuşmazlığın yeniden dava konusu edilebilmesine ilişkin koşulların yokluğuna karar verilerek yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi hâlinde müstakil bir davadan söz etmek mümkün bulunmamaktadır. Nitekim Harçlar Kanunu’nun 10. maddesinde yer alan “İadei muhakemenin kabulü üzerine cereyan edecek davalar, yeni davalar gibi harca tabidir.” hükmünden de anlaşılacağı üzere yargılamanın yenilenmesi istemlerinin kabulü ya da reddine kadar olan aşama bir dava olarak nitelendirilmemektedir.<br> Mevzuat hükümlerinin ve yargılamanın yenilenmesi müessesesinin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi hâlinde bu süreçte yapılan hukuki yardımın karşılıksız bırakılamayacağı ancak hükmedilecek vekâlet ücretinin, Tarifede davalar için belirlenen avukatlık ücreti olarak kabulüne imkân bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi halinde davalı idare vekilinin emeği ve çabası göz önünde bulundurularak Tarifede yazılı olmayan bu hukuki yardım için Tarifedeki benzeri işlere göre bir vekâlet ücreti belirlenmesi gerekmektedir.<br> Bu durumda, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin kararda, vekili aracılığıyla savunma dilekçesi veren davalı idare lehine takdiren -03/09/2022 tarih ve 31942 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedildiği tarihte yürürlükte olan- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin Birinci Kısmının Birinci Bölümü'nün dördüncü alt bendinde yer alan, her türlü dilekçe yazımı için öngörülen 1.030,00-TL avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, Daire kararında bu yolda hüküm kurulmamasında hukuki isabet bulunmadığından, davacının temyiz isteminin davalı idare lehine hükmedilen vekâlet ücretine ilişkin kısmı yönünden kabulü ile Daire kararının anılan kısmının bozulması gerektiği görüşüyle, karara vekâlet ücreti yönünden katılmıyorum.</font></p></body></html>
atama