<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/161 E.  ,  2024/64 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/161<br>Karar No : 2024/64 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... <br> 2- ... <br> 3- ... <br> 4- ... <br> 5- ... <br>VEKİLLERİ : Av. ... , Av. ... <br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : ... <br> <br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 11/10/2022 tarih ve E:2018/3859, K:2022/4915 sayılı kararının, esas ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım bakımından davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davacılar tarafından,12-15 Şubat 2018 tarihleri arasında yapılan vergi müfettişliği yeterlik sınavının yazılı bölümünü ile 31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin 30. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Başkanlıkça belirlenen esaslar çerçevesinde yapılan" ibaresinin, 30. maddesinde yer alan eksik düzenlemenin, 33. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Yazılı sınavı kazanamayanlar sözlü sınava giremezler." cümlesinin, 33. maddesinin 3. fıkrasının ve geçici 1. maddesindeki eksik düzenlemenin iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 11/10/2022 tarih ve E:2018/3859, K:2022/4915 sayılı kararıyla;<br>Vergi müfettişliği yeterlik sınavının 12-15 Şubat 2018 tarihleri arasında yapılan yazılı bölümü yönünden;<br>Davacıların katılmış olduğu yeterlik sınavının, bir yarışma sınavı olmadığı gibi; sınav sonucunda atama yapılacak vergi müfettişi kadro sayısının da sınırlı olmadığı, başka bir ifade ile sınava giren vergi müfettiş yardımcısı sayısı kadar vergi müfettişi kadrosu bulunduğu ve davacıların, vergi müfettişi olarak atanabilmesi için başarı sıralamasında belirli sayıda kişi arasına girme zorunluluğunun bulunmadığı, bunun sonucu olarak da, sınava katılan diğer kimselerin başarılı olup olmamalarının davacıların durumunu etkilemediği, sınava katılan tüm yardımcıların başarılı olma şansının bulunduğu, <br>Diğer yandan, kariyer nitelikte bir meslek olan vergi müfettişliği görevine atanabilmek için; müfettiş yardımcılığı süresinde performans değerlendirmesinin olumlu olması ve yeterlik sınavında başarılı olunması koşullarının sağlanmasının yeterli olduğu, bu koşullar sağlandığı takdirde, idarenin vergi müfettişliğine atama konusunda bağlı yetki içinde olduğu, diğer bir ifade ile takdir yetkisi bulunmadığı, <br>Bu durumda; sınav sonucunda başarısız sayılmaya ilişkin bireysel işlemlerin iptalini istemekte kişisel, meşru ve güncel bir menfaati bulunan ve başarısız sayılma işlemlerinin iptalini talep etmiş olan davacıların; bir yarışma sınavı olmayan yeterlik sınavının tamamının iptalini istemekte güncel bir menfaatinin bulunmadığı kanaatine varıldığı, <br>Ayrıca, davacıların başarısız sayılmalarına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, dava konusu işlemin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi ve bunun sonucunda davacıların vergi müfettişi olarak atanması halinde; davacıların, emsali müfettiş yardımcılarının müfettiş kadrosuna atandığı tarih ile kendilerinin müfettiş olarak atandığı tarih arasında oluşacak parasal kayıpları ile kariyer mesleğin niteliği gereği sahip olunan kıdem ve diğer özlük haklara ilişkin kayıplarının, davalı idarece, T.C. Anayasası'nın 125. maddesi gereğince tazmin edilmesinin bir zorunluluk olduğu, nitekim idari yargı yerlerinin kararlarının da bu yönde olduğu, <br>Düzenleyici işlemler yönünden;<br>31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin, 07/04/2021 tarih ve 31447 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin 75. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı dikkate alındığında, dava konusu düzenlemeler yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle,<br>Vergi müşfettişliği yeterlik sınavının yazılı kısmına ilişkin olarak davanın ehliyet yönünden reddine, düzenleyici işlemler yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 431,70-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 9.500,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiş, davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, başarısız sayıldıkları yeterlik sınavının yalnızca başarı odaklı bir sınav olmadığı, yarışma sınavı niteliği de olan bir sınav olduğu, yeterlik sınavının iptali istemlerinin ehliyet yönünden reddedilmesinin Anayasal bir hak olan hak arama özgürlüğünün ihlali niteliğinde olduğu; karar verilmesine yer olmadığı kararı verilen dava konusu Yönetmelik düzenlemelerinin bireysel işlem olan sınavın iptalini de gerektiren hukuka aykırı düzenlemeler olduğu; konusuz kalan dava bakımından davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Öte yandan, davaya konu düzenleyici işlemler hakkında, davanın konusuz kaldığına karar verilmiş ise de; bu husus, düzenleyici işlemde, dava tarihinden sonra değişiklik yapan idarenin doğrudan haksız çıkan taraf olduğu kabulü ile yargılama giderlerinden sorumlu olacağı ve davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi sonucunu doğurmayacaktır. Zira, söz konusu düzenlemelere yönelik olarak açılan başka bir davada, temyizen incelenen işbu davada iptali istenilen düzenlemeler yönünden Danıştay İkinci Dairesinin 11/02/2019 tarih ve E:2016/7628, K:2019/444 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş olup, anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/12/2020 tarih ve E:2019/1483, K:2020/2909 sayılı kararıyla onanmıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz isteminin reddine,<br>2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle, vergi müfettişliği yeterlik sınavının yazılı kısmına ilişkin olarak davanın ehliyet yönünden reddine, düzenleyici işlemler yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ... -TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen ... -TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin 11/10/2022 tarih ve E:2018/3859, K:2022/4915 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Kesin olarak, 24/01/2024 tarihinde, davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi.<br><br> KARŞI OY <br>X- Temyize konu Daire kararının, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmına bağlı olarak davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden davacıların temyiz istemi incelendiğinde; <br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış; aynı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; vekâlet ücretine yargılama giderleri arasında yer verilmiş ve 326. maddesinde; Kanun'da yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı belirtildikten sonra, 331. maddesinde; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder düzenlemesine yer verilmiş; böylece, kural olarak, yargılama giderlerinin davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi esası benimsenmiştir.<br>2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, düzenleyici veya bireysel bir işlem nedeniyle menfaati ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabileceği belirtilerek, kişilere, dava açma yolu ile iddialarını yargı yerinde ileri sürme hakkı özel olarak düzenlenmiştir.<br>Hukukumuzda, iptal davası açıldıktan sonra, yargılama faaliyeti devam ederken, kamu hizmetinin sürekliliği ve değişkenliği kapsamında idarece işlemin, yürürlükten kaldırılması, hukuk aleminde geçerliliğinin kalmaması ve artık işin esasının incelenmesinde menfaat görülmeyen hallerde davanın konusuz kaldığından söz edilmektedir.<br>Davanın konusuz kaldığı durumlarda, yargı yerince dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilebileceği tabii olmakla birlikte, yargılama faaliyeti esnasında yapılan yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletileceğinin de kararda ayrıca belirlenmesi gerekmektedir.<br>Bu noktada, 6100 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen 331. maddesine bakıldığında, davanın konusuz kalması halinde, hakime, davanın açıldığı zamandaki haklılık durumunu değerlendirerek yargılama giderlerine hükmetme konusunda takdir hakkı tanındığı görülmektedir.<br>Temyize konu Daire kararında, bireysel işlemin ehliyet yönünden reddine, düzenleyici işlemlerin yürürlükten kaldırıldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek yargılama giderleri davacılar üzerinde bırakılmış ve davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiş ise de karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım bakımından davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.<br>Her ne kadar vekalet ücretine ilişkin davacıların temyiz istemi ile ilgili olarak, çoğunluk kararı ile başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Yönetmelik hükümleri yönünden davalı idarenin, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği yolundaki açıklama ile davacıların temyiz istemi reddedilerek Daire kararının vekalet ücretine ilişkin kısmı onanmış ise de, aynı düzenlemeler yönünden davanın reddi yönünde verilen yargı kararının, iptal kararları gibi bağlayıcı olmadığı; zira, farklı iddialarla açılacak başka bir davada daha evvel hukuka uygun bulunmuş aynı düzenleme bakımından iptal yönünde bir karar verilmesinin önünde bir engel bulunmadığı ve yürürlükten kaldırılan dava konusu düzenlemeler yönünden Dairece işbu dosyada hukuka uygunluk değerlendirilmesi yapılmadığı hususları dikkate alındığında, başka dosyada davanın reddi yolunda verilen karara atıfla davacının haksız çıktığı kabul edilerek davacıların yargılama giderlerinden sorumlu olacağından söz edilemez.<br>İdarenin düzenlemeyi yürürlükten kaldırması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilen davalarda, "başka bir davada" aynı düzenleme yönünden esasa girilerek verilen ve kesinleşen bir ret kararı bulunduğundan ve bu nedenle artık idarenin haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceğinden bahisle davacının yargılama giderlerinden sorumlu tutulup tutulamayacağı hususunda değerlendirilmesi gereken temel nokta, ret kararlarının kesin hüküm niteliğidir. <br>Gerek kabul şartları, gerekse esastan ret kararlarının meydana getirdiği kesin hüküm nisbi kuvvettedir. Kararların etkisi sadece taraflara yöneliktir. (Çağlayan, "İdari Yargıda Kesin Hüküm", A.Ü Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:III, Sayı 1, s.138) Üçüncü kişiler aynı işleme karşı aynı sebep yönünden yeni bir dava açabilirler. (Gözübüyük, Yönetsel Yargı, s. 214) Çünkü bu redde dair kararlarda, reddin sebebi davacının ileri sürdüğü delillerin ve gerekçelerin yeterli olmamasıdır. (Telli, "İdari Yargıda Kesin Hüküm", İdare Hukuku ve İdari Yargı ile ilgili incelemeler III. Ankara 1980, s. 103.)<br>Bu itibarla, davanın bireysel işleme ilişkin olarak ehliyet yönünden reddi ve dava konusu düzenlemeler bakımından karar verilmesine yer olmadığı kararıyla sonuçlandığı ve düzenleyici işlemler yönünden davalı idarenin davanın açılmasına sebebiyet verdiği görüldüğünden, bu kısım yönünden davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi ile davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz isteminin kabulüyle, Daire kararının karar verilmesine yer olmadığı kısmına bağlı olarak davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara bu kısım yönünden katılmıyoruz. <br> <br></font></p></body></html>

atama