<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/1703 E.  ,  2023/6563 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONİKİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2021/1703<br>Karar No : 2023/6563 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI): …<br>VEKİLİ: Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI): … Başkanlığı <br>VEKİLİ: I. Hukuk Müşaviri V. …<br><br>İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Eskişehir İl Müftülüğünde memur olarak görev yapan davacının, ''müstehcen yayınlara aracılık etmek'' suçundan '' 1 yıl 8 ay 4 gün'' hapis cezası ile cezalandırıldığından bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendi ile Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle, 657 sayılı Kanun'un 98. maddesinin (b) bendi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevine din hizmetleri sınıfında vekil imam hatip olarak 2001 yılında başlayan ve sonrasında kadroya geçerek bu görevini 2014 yılına kadar sürdüren davacının, üzerine atılı fiileri işlediğinin, yargılandığı … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile sabit olduğu, benzer fiilleri nedeniyle ..., ..., ... ve ... Asliye Ceza Mahkemelerinde de yargılamalarının devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda, davacının işlediği fiillerin, yürüttüğü kamu hizmetinin amacı din hizmetleri sunmak olan Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevi ile bağdaştırılamayacağı, bu olayın duyulması ve çevrede bilinir olmasının, davacının, görev yaptığı kurumun vasfını olumsuz yönde etkileyecek olması ve davacının yürütmekte olduğu kamu hizmetini etkili ve verimli bir şekilde ifa etme imkanının ortadan kaktığı sonucuna varıldığından, Yönetmelik'te yer alan ortak nitelik taşımak şartını görevde iken kaybettiği anlaşıldığından, görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Genel idare hizmetleri sınıfında memur olarak görev yaptığı, atanmasında herhangi bir dini öğrenim şartı aranmadığı, ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahsedilemeyeceği belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …<br> DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile hakkında yapılan ceza yargılaması sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının "Genel şartları" belirleyen (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde düzenlenen kasten işlenmiş bir suçtan mahkum olmamak şartını kaybettiğinden bahsedilemeyeceği, öte yandan genel idare hizmetler sınıfında görev yapan davacının, atanmasında dini öğrenim şartı esas alınan bir unvanda görev yapmadığı, dolayısıyla ortak nitelik şartını kaybettiği için görevine son verilemeyeceği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br>MADDİ OLAY : <br>Eskişehir İl Müftülüğünde memur olarak görev yapan davacının, ''müstehcen yayınlara aracılık etmek'' suçundan '' 1 yıl 8 ay 4 gün'' hapis cezası ile cezalandırıldığından bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendi ile Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 98. maddesinin (b) bendi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin tesis edilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. <br> <br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Genel ve özel şartlar" başlıklı 48. maddesinin birinci fıkrasının "genel şartları" belirleyen (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde; "Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamak", Devlet memurluğuna alınacaklarda aranan şartlar arasında sayılmış; "özel şartları" belirleyen (B) bendinin (2) numaralı alt bendinde, "Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak" kuralına yer verilmiş; 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi", Devlet memurluğunu sonra erdiren haller arasında sayılmıştır.<br>633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Personelin nitelikleri" başlıklı 9. maddesinin ikinci fıkrasında, "Başkanlık personelinin 657 sayılı Kanunda ve bu Kanunda yer almayan diğer nitelikleri ile atanmalarında dinî öğrenim şartı arananlara ilişkin ortak nitelikler yönetmelikle düzenlenir." hükmü öngörülmüştür.<br>Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin "Genel şartlar" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" koşulu aranmıştır.<br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesinin, 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile eklenen ve 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun ile değişik beşinci fıkrasında; "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. ...Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. " sekizinci fıkrasında, "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur...", onuncu fıkrasında, "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir." hükmüne; onüçüncü fıkrasında, "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir." düzenlemelerine yer verilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Yukarıda açık metnine yer verilen mevzuat hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi, esas itibarıyla bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur: İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan; ancak, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan, bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü; ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır.<br> Anayasa Mahkemesinin, 13/06/2013 tarih ve Başvuru No:2012/665 sayılı kararında da; masumiyet karinesinin kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkumiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilke olduğu kabul edilmekle birlikte, ceza davasının herhangi bir nedenle düştüğü, belirli bir süre sonra şarta bağlı olarak düşeceği veya sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmaksızın davanın ertelendiği durumlarda kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğini kabul etmek gerekeceği, çünkü bu tür durumlarda ortada henüz verilmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı, bu çerçevede, ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet kararına dayanılmasının masumiyet karinesi ile çelişeceği açıkça ifade edilmiştir.<br>Bu itibarla; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, ceza mahkemesince verilebilecek hükümlerin sınırlı olarak sayıldığı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinde yer almadığından, hüküm niteliği taşımamaktadır. Davanın esasını çözen bir hüküm niteliğinde olmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, lehe veya aleyhe bir sonuç da doğurmamaktadır. Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/05/2011 tarih ve E:2011/4-61, K:2011/79 sayılı kararıyla da açıkça ortaya konulmuştur.<br>Yukarıda da vurgulandığı üzere; ''müstehcen yayınlara aracılık etmek'' suçu nedeniyle davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, bu aşamada lehe veya aleyhe hukuki bir sonuç doğurmayacağı, bir başka ifadeyle davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "... mahkum olmamak" şartını henüz kaybettiğinden bahsedilemeyeceği açıktır.<br>Öte yandan, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği ile getirilen "ortak nitelik" koşulunun, yine Yönetmelik hükmünde belirlendiği şekliyle "atanmasında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarla" sınırlı olduğu, Yönetmeliğin 8. maddesiyle atıf yapılan Vaizlik, Kur’an Kursu Öğreticiliği, İmam-Hatiplik ve Müezzin-Kayyımlık Kadrolarına Atama ve Bu Kadroların Kariyer Basamaklarında Yükselme Yönetmeliği ile de dini öğrenim şartı esas alınacak unvanların, "vaizlik, Kur'an kursu öğreticiliği, müezzin kayyımlık ve imam hatiplik" olarak belirlendiği, davacının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte memur kadrosunda görev yaptığı, bu kadroya atanmak için sadece 657 sayılı Kanun'un 48. maddesindeki genel şartların arandığı ve "ortak nitelik" koşuluna yer verilmediği, dolayısıyla davacının, atanmasında aranılmayan bir koşulu kaybettiğinden bahsedilemeyeceğinden görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/12/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>

atama