<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1908 E. , 2023/2145 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/1908<br>Karar No : 2023/2145 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- … <br> 2- … Bakanlığı <br> VEKİLİ: I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …<br> 3- … Müdürlüğü<br> VEKİLİ: Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 19/01/2023 tarih ve E:2021/2589, K:2023/267 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, komiser yardımcısı olarak görev yapmakta iken 2015 yılı terfi döneminde bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin, 10/05/2015 tarih ve 29351 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik'in 8., 27., 28. maddelerinin, 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin ve 20. maddesinin 1. fıkrasının iptali, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 19/01/2023 tarih ve E:2021/2589, K:2023/267 sayılı kararıyla; <br>Dava konusu Yönetmelik'in 8. maddesi yönünden,<br>Polis amirlerinin bir üst rütbeye terfi işlemlerinin kurullarda görüşülebilmesinin kıdem sırasına, rütbelere terfilerin ise aynı Yönetmelik'in 12. maddesinde belirtilen şartları taşımak kaydıyla liyakate göre yapılacağına ilişkin dava konusu düzenleme, emniyet hizmetinin gereklerine ve üst norm olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun (6638 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik) "Terfi ve Atama" başlıklı 55. maddesinin aynı yöndeki amir hükmüne uygun olduğundan, anılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,<br>12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden,<br> Anayasa'nın 124. maddesi ile idarelere, kamu hizmetinin daha etkin ve verimli yürütülmesi amacıyla kendi görev alanlarını ilgilendiren konularda yönetmelik çıkarma ve bu yönetmeliklerde değişiklikler yapabilme yetkisinin verilmiş olduğu ve bu yönetmeliklerin Anayasa, kanun, tüzük ve hukukun genel ilkelerine aykırı hükümler içermemesi ve öngörülen biçim ve yetki koşullarına uyularak çıkarılması dışında, söz konusu düzenleme yetkisinin kullanılmasında kamu hukuku yönünden herhangi bir engel bulunmadığı,<br> Dava konusu Yönetmelik'in 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, ilgililerin terfi değerlendirmesine tabi tutulabilmeleri için yazılı ve sözlü sınavda başarılı olma şartının arandığı, 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin 11. fıkrasının (c) bendi uyarınca, yazılı ve sözlü sınavda başarılı olmanın kurullarda personelin üst rütbeye terfisinin görüşülebilmesi için aranan şartlardan olduğu dikkate alındığında, Yönetmelik'in 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan düzenlemenin üst norm olan 3201 sayılı Kanun'da yer alan düzenlemeyle aynı nitelikte olduğunun görüldüğü, bu durumda, Yönetmelik'in 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde hukuka aykırılık görülmediği,<br> 20. maddesinin 1. fıkrası yönünden,<br> Yönetmelik'in 20. maddesinin 1. fıkrasında, Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurullarının terfi edecek personeller hakkında belirtilen değerlendirme kriterlerini dikkate alarak belirleyecekleri liyakat koşullarına göre karar vereceklerinin öngörüldüğü, üst norm olan 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin rütbe terfileri ile ilgili kuralları bir bütün halinde dikkate alındığında, söz konusu düzenlemenin dayanağı olan Kanun hükmüne uygun olarak belirlenmiş olduğu, rütbe terfileri bakımından herhangi bir hak kısıtlanmasının söz konusu olmadığı, üst norm olan Kanun hükümlerini aşan nitelikte bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği,<br> 27. maddesi yönünden,<br> Düzenleme ile üst rütbeye terfi edecek personelin mesleki bilgi ve genel kültür düzeyini ölçmek üzere yapılacak yazılı sınavlara ilişkin temel kriterlerin belirlendiği, emniyet hizmetlerinin kamu düzeni ve güvenliğin sağlanması açısından taşıdığı önem dikkate alındığında, mevzuat hükümlerini uygulayarak kendisine verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü olan bir emniyet mensubunun, üst rütbeye terfisi için, polis meslek mevzuatının yanı sıra hukuk, insan hakları, Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi ile genel kültür konularında da belli oranda bilgi birikimine sahip olması gerektiği, nitekim ülkemizde yapılan ve görevde yükselme niteliği taşıyan tüm sınavlarda da benzer bir sistemin uygulandığı, idarenin bu tür sınavlarda sorulacak soruların konularını ve oranlarını belirlemede takdir yetkisine sahip olduğunun kabulü gerektiği, bu bakımdan, dava konusu edilen Yönetmelik maddesinin, hizmetin en iyi şekilde ve en uygun kişiler eliyle yürütülmesinin sağlanması amacıyla ve mesleğin gerekleri gözetilerek düzenlendiği görüldüğünden, kamu yararı, hizmet gerekleri ile üst hukuk normlarına uygun olarak hazırlanan Yönetmelik düzenlemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,<br> 28. maddesinin 2. fıkrası yönünden,<br> Düzenlemede sözlü sınav için oluşturulan komisyon üyelerinin sınava girecek personelden en az bir üst rütbede olmak zorunda olduğu kuralına yer verildiği, söz konusu düzenleme uyarınca sözlü sınava çağrılan adayların yeterliliğinin tespiti amacıyla yapılan sınavda görevlendirilen personelin sınava girenlere göre daha üst rütbede olmasının, sınava girecek personelin objektif değerlendirilmesi bakımından memur güvencesine hizmet ettiği gibi değerlendirmeyi yapacak personel açısından da kariyer ve liyakat ilkelerine uygun olduğu,<br> Öte yandan, idarenin 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin 11. fıkrasının (c) bendi uyarınca kendisine verilmiş olan sözlü sınav yapma görev ve yetkisini yerine getirebilmesi amacıyla anılan Kanun'a uygun olarak yönetmelikle düzenleme yapma konusunda takdir yetkisinin bulunduğu, bu kapsamda söz konusu Yönetmelik hükmü ile sınava girenlere göre daha üst rütbedeki kişilerin sınavda görevlendirilmesi öngörülmek suretiyle takdir yetkisinin objektiflik ilkesine uygun olarak kullanıldığı,<br> Bu nedenle, Yönetmelik'in 28. maddesinin 2. fıkrasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı,<br> Davacının komiser yardımcısı olarak görev yapmakta iken 2015 yılı terfi döneminde bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden, <br> Dava konusu Yönetmelik'in, sözlü sınava dair 28. maddesinin 3. fıkrasının Danıştay Beşinci Dairesinin 20/06/2018 tarih ve E:2016/24760, K:2018/15074 sayılı kararıyla iptaline karar verildiği; anılan kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/11/2020 tarih ve E:2019/179, K:2020/2522 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği; bu durumun, davacının yeniden sözlü sınava alınmasını gerektirmesi karşısında, terfi için aranan sözlü sınavdan başarılı olma şartını gündem tarihi itibarıyla henüz yerine getirmeyen davacının, Kurul gündemine alınmasına ve terfi değerlendirmesine tabi tutulmasına hukuken olanak bulunmadığından, davacının komiser rütbesine terfi ettirilmemesine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı,<br> Davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının yasal faziyle ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden,<br>Davacının 2015 yılı terfi döneminde bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin hukuka uygun bulunması nedeniyle davacının terfi ettirilmemesinden kaynaklanan özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle,<br> Davanın kısmen reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2015 yılında komiser rütbesine hak kazanmasına rağmen terfi ettirilmediği; hukuki öngörülebilirlik ve kazanılmış hak ilkeleri göz önünde bulundurulduğunda Yönetmeliğin yürürlüğe girdikten sonraki terfilerde uygulanması gerektiği; hem yazılı hem sözlü sınavlarda başarılı olduğu; başarılı bir meslek hayatı bulunduğu; kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak lehine hüküm kurulması gerektiği; kendisine uygulanması gereken eski Yönetmeliğe göre bekleme süresini doldurduğu ve sınava girmeden komiser rütbesini alabileceği; liyakatsiz sayılmasını gerektiren bir durum söz konusu değilken gerekçesi sadece liyakatsiz olarak açıklanan bir karar verilerek idarece takdir yetkisinin keyfi olarak kötüye kullanıldığı; dava konusu hükümlerin idare tarafından keyfi yorumlandığı; yazılı ve sözlü sınavı başarı ile atlattıktan sonra liyakatsizlik sebebiyle başarısız sayılmanın mantık sisteminde de kabulünün mümkün olmadığı; hukuka aykırılığı açık olan bireysel işlemin sonucunda maddi ve manevi olarak telafisi imkansız zararlar yaşadığı; rütbesinden mahrum bırakıldığı süreç boyunca elde etmesi gereken kanuni haklarından da mahrum bırakıldığı; bu nedenlerle bireysel işlemin iptali ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal ve özlük haklarının iadesinin terfi hakkı kadar hukuki olduğu belirtilerek Daire kararının redde ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idarelerden ...Müdürlüğü tarafından, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br>Diğer davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının davanın reddine yönelik kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın davanın reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Dava hakkında kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen davanın reddine ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin 19/01/2023 tarih ve E:2021/2589, K:2023/267 sayılı kararının temyize konu davanın reddine yönelik kısmının ONANMASINA, <br>3. Kesin olarak, 30/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>
atama