<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2020/291 E. , 2023/3814 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONİKİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2020/291<br>Karar No : 2023/3814 <br><br>DAVACI : ... Sendikası<br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>DAVALI : ... Anonim Şirketi<br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... <br><br>DAVANIN KONUSU : 19/11/2019 tarihli ve 30953 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin 78. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile 82. maddesinin tamamının iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda ve 399 sayılı KHK da çalışanın yıllık ücret artışından yararlanmasına engel nitelikte bir düzenlemenin yer almadığı, söz konusu Yönetmeliğin 81. maddesinde aylıktan kesme cezasının düzenlendiği ayrıca ücret artışından yararlandırılmaması disiplin cezasının düzenlenmesinin hukuk ve hakkaniyetle bağdaşmadığı, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." hükmüne aykırı olduğu, PTT A.Ş. personelinin disiplin işlemlerinin diğer özlük işleri kavramına girdiği, ücret artışından yararlanmama cezası alan personelle emsali personel arasında kalıcı ücret farklılıkları oluştuğu ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen düzenlemelerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinde yer alan kademe ilerlemesi cezasının idari hizmet sözleşmeli personele uygulanması mümkün olmadığından, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi göz önünde bulundurularak ücret artışından yararlandırmama disiplin cezasının düzenlediği, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlayacak kamusal çalışma düzenini koruma amaçlı olan söz konusu disiplin cezasının PTT A.Ş. de idari hizmet sözleşmeli personelin ilk defa istihdam edildiği 2013 yılından bu yana uygulandığı, bu cezayı alan personelin 6 aylık ceza süresinin bitimi sonrası emsali nitelikte personel ile ücretinin eşitlendiği ve kalıcı ücret farklılığı oluşmadığı savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... <br>DÜŞÜNCESİ : 19/11/2019 tarih ve 30953 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin Yedinci Kısmının "Disiplin Cezaları" başlıklı, Birinci Bölümünün Disiplin Cezalarının Çeşitlerini düzenleyen 78. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile "Ücret artışından yararlandırmama" başlıklı 82. maddesinin tamamının iptali gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ... <br>DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı Sendika tarafından, 19/11/2019 tarih ve 30953 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin "Disiplin cezalarının çeşitleri" başlıklı 78. maddesinin (ç) bendi ile "Ücret artışından yararlandırmama" başlıklı 82. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.<br>Anayasanın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri belirtilmiştir.<br>Anayasa’nın 128. maddesinin 2. fıkrasında, "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır." hükmüne yer verilmek suretiyle memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, özlük hakları bakımından yasal güvenceye kavuşturulduğu görülmüştür. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin statü haklarını doğrudan etkileyen disiplin işlemlerinin "diğer özlük işleri" kavramı kapsamına girdiği tartışmasızdır.<br>Kanuni düzenleme ilkesi, düzenlenen alanda temel ilkelerin kanunla konulmasını ve çerçevenin kanunla çizilmesini ifade etmektedir. Bu niteliği taşıyan bir yasal düzenleme ile uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların belirlenmesi konusunda yürütme organına yetki verilmesi, kanuni düzenleme ilkesine aykırılık oluşturmaz. <br>Anayasa’nın 38 maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; 2. fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi getirilmiştir. Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan "suçta ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri gerektiği düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır. <br> "Suçta ve cezada kanunilik" ilkesinin daha esnek uygulandığı idari suçlar yönünden de suç ve cezalara ilişkin düzenlemelerin yalnızca kanun metninde yer alması yeterli değildir. Anayasa Mahkemesi'nin 14/01/2015 gün ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, söz konusu düzenlemelerin içerik bakımından da belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Bu açıdan kanunun metni, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Bu nedenle, belirli bir kesinlik içinde kanunda hangi fiile hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerin sonuçlarının öngörülebilmesi gerekir.<br>Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş, yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan, yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür.<br>Yukarıda yeralan açıklamalar çerçevesinde, disipline ait yaptırımların sadece kanunla düzenleneceği, kanun dışında tüzük, yönetmelik ve diğer alt düzenleyici işlemlerle disiplin cezasını gerektiren fiil ve hareketlerin belirlenmesinin ve buna göre disiplin cezası verilmesinin hukuken mümkün olmadığı görülmektedir.<br>Dava konusu Yönetmeliğin disiplin cezalarına ilişkin hükümlerinin Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine ve Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan “kanuni düzenleme” ilkesine aykırılık oluşturduğu açıktır.<br>Bu durumda, üst hukuk normu olan kanun hükmü aşılarak hazırlanan dava konusu Yönetmelik hükümlerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin "Disiplin cezalarının çeşitleri" başlıklı 78. maddesinin (ç) bendi ile "Ücret artışından yararlandırmama" başlıklı 82. maddesinin iptali gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME ve GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY :<br>19/11/2019 tarihli ve 30953 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin 78. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "Ücret artışından yararlandırmama: Personelin ücretlerde yapılacak ilk artış tarıhinden itibaren toplam altı ay süreyle sınırlı olmak üzere ücretinin dondurulmasıdır" ibaresinin ve ücret artışından yararlandırmama disiplin cezasını gerektiren fiil ve halleri düzenleyen 82. maddesinin tamamının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>Anayasa'nın "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." düzenlemesi yer almaktadır. <br>Davalı Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce Genel Müdürlük statüsünde kamu hizmeti yürütmüş olup, 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye ekli listenin “B – Kamu İktisadi Kuruluşları (KİK)” bölümünde yer almış, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket (mülga 21. madde birinci fıkra) olarak yeniden yapılandırılmıştır. <br>Dava konusu Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmelik, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 27. maddesi ile 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 391. maddesine dayanılarak hazırlanmış olup, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde görev yapan idari hizmet sözleşmeli personelin hak, yükümlülük ve sorumlulukları ile işe alma, atama, terfi, görevde yükselme, pozisyon değişikliği, disiplin, izin, görevden alma, sözleşmenin yenilenip yenilenmemesi, sona erdirilmesine ilişkin hususlar ve diğer özlük haklarına ilişkin usul ve esasları kapsamaktadır.<br>15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinin düzenlendiği Yirmisekizinci Bölümünün "Kuruluş" başlıklı 385. maddesinde; anılan Şirketin Türk Ticaret Kanunu'na ve özel hukuk hükümlerine tabi olarak kurulduğu ve sermayesinin tamamının Hazineye ait olduğu belirtildikten sonra, "Sözleşmeli personel" başlıklı 391. maddesinde; PTT personelinin, 27/6/1989 günlü, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 26 ve 27. maddelerine göre istihdam edileceği hükme bağlanmış, 389. maddesinin (h) bendinde ise; faaliyetlerin etkin bir şekilde yürütülebilmesi için gerekli organizasyonu ve çalışma usullerini tespit etmek ve Genel Müdürlükçe hazırlanan Yönetmelik ve yönergeleri onaylamak, Yönetim Kurulunun görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.<br>375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Sözleşmeli personel istihdamı" başlıklı Ek 27. maddesinin birinci fıkrasında; "14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi kapsamında personel istihdam edilmeyen kamu kurum ve kuruluşlarından teşkilatlanmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülenlere ait hizmetler 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlere bağlı olmaksızın idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edilen personel eliyle yürütülür." hükmü; dördüncü fıkrasında ise, "Bu kapsamda istihdam edilecek personelde kurumsal hizmetlerin gerektirmesi halinde aranacak öğrenim ve yabancı dil şartı ile diğer şartlar, bunların işe alınmaları, sınav ve istisnaları, sözleşme süre, usul ve esasları, görev, yetki ve yükümlülükleri, sözleşmelerinin feshi ile istihdamlarına dair diğer hususlar Devlet Personel Başkanlığı'nın görüşü alınarak kurumlarca çıkarılacak Yönetmelikle belirlenir." hükmü yer almaktadır.<br>Anılan madde uyarınca dava konusu Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmelik hazırlanmış, 19/11/2019 tarih ve 30953 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. <br>Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi her ne kadar Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi olarak faaliyet göstermekte ise de; yukarıda da belirtildiği üzere, gerek sermayesinin tamamının hazineye ait olması ve teşkilat yapısının özelliği gerek bünyesinde halen (anonim şirket olmadan önce istihdam etmeye başladığı) 399 sayılı KHK'ye tabi sözleşmeli personel çalıştırmaya devam etmesi gerekse personel rejimi ile ilgili konularda 375 sayılı KHK'nin kamu kurum ve kuruluşlarının idari hizmet sözleşmeli personel çalıştırması ile ilgili bölümlerine atıf yapılmış olması hususları göz önüne alındığında; davalı Kurumun halen kamu tüzelkişiliği sıfatını koruduğu, Kurumda çalışan personelin ise, geniş anlamda kamu görevlisi olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır. <br>Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 04/12/2014 tarihli ve E:2013/84, K:2014/183 sayılı kararında, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinin, kamu kurumu niteliği ağır basan bir anonim şirket olduğu sonucuna varmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında, "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır." düzenlemesine yer verilmek suretiyle memurlar ve diğer kamu görevlileri, özlük hakları bakımından yasal güvenceye kavuşturulmuştur. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin statü haklarını doğrudan etkileyen disiplin işlemlerinin "diğer özlük işleri" kavramı kapsamına girdiğine kuşku bulunmamaktadır.<br>Kanuni düzenleme ilkesi, düzenlenen alanda temel ilkelerin kanunla konulmasını ve çerçevenin kanunla çizilmesini ifade etmektedir. Bu niteliği taşıyan bir yasal düzenleme ile uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların belirlenmesi konusunda yürütme organına yetki verilmesi, kanuni düzenleme ilkesine aykırılık oluşturmaz. <br> Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi getirilmiştir. Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan "suçta ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri gerektiği düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır. <br> "Suçta ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca suç ve cezalara ilişkin düzenlemelerin yalnızca kanun metninde yer alması yeterli değildir. Anayasa Mahkemesinin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, söz konusu düzenlemelerin içerik bakımından da belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Bu açıdan kanunun metni, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Bu nedenle, belirli bir kesinlik içinde kanunda hangi fiile hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerin sonuçlarının öngörülebilmesi gerekir.<br>Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş, yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan, yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise, disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür.<br>Bu duruma göre, disipline ait yaptırımların sadece kanunla düzenleneceği, kanun dışında yönetmelik ve diğer alt düzenleyici işlemlerle disiplin cezasını gerektiren fiil ve hareketlerin ve bunlara uygulanacak cezaların belirlenmesinin ve buna göre disiplin cezası verilmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmış olup, 19/11/2019 tarih ve 30953 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin 78. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "Ücret artışından yararlandırmama: Personelin ücretlerde yapılacak ilk artış tarıhinden itibaren toplam altı ay süreyle sınırlı olmak üzere ücretinin dondurulmasıdır" ibaresinin ve ücret artışından yararlandırmama disiplin cezasını gerektiren fiil ve halleri düzenleyen 82. maddesinin, Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine ve Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan “kanuni düzenleme” ilkesine aykırılık oluşturduğu açıktır.<br>Bu durumda; dava konusu Yönetmeliğin 78. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile 82. maddesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 19/11/2019 tarih ve 30953 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin "Disiplin Cezaları" başlıklı 78. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile "Ücret artışından yararlandırmama" başlıklı 82. maddesinin İPTALİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderinin ...-TL'lik kısmının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan ... -TL'lik kısmının davalı idare üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/07/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>
atama