<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1217 E.  ,  2023/1820 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2021/1217<br>Karar No : 2023/1820 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI): … <br>VEKİLİ: Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu<br>VEKİLİ: Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 12/11/2020 tarih ve E:2016/59046, K:2020/5085 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. <br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 12/11/2020 tarih ve E:2016/59046, K:2020/5085 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,<br>"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,<br>Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; <br>UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde, … Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun … tarih ve Soruşturma No: …, Karar No: … sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüşse de; hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, <br>Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, 2014 yılı HSYK seçimlerinde paralel yapı adaylarına oy verdiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanları ve soruşturma sırasında alınan ifadesinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,<br>Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,<br> Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini isteminin de reddi gerektiği,<br> Diğer taraftan, davacı tarafından 05/07/2018 tarihli birinci savunmaya cevap dilekçesinde işlem nedeniyle yoksun kalınan tüm özlük, mali ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminde bulunulmuş ise de, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemi dışında kalan diğer istemlerinin iddiayı genişletme yasağı kapsamında kaldığı değerlendirilmekle bu hususta karar verilmesine imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, OHAL dönemi alınan tedbirlerin sadece OHAL dönemi ile sınırlı olarak alınabileceği, 18 Temmuz 2018 tarihinde OHAL döneminin sona erdiği ve uygulanan kamu görevinden çıkarma işleminin Anayasal dayanağının kalmadığı, dava konusu işlemin dayanağı olan KHK geçerliliğini kaybettiği için dava konusu işlemin iptalinin gerektiği; dava konusu işlemin savunma hakkı verilmeden tesis edildiği, ihraç kararı verildiği tarihte dosyada yer almayan, sonradan elde edilen delillerin ihraç kararını geçerli hale getirmeyeceği; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunmadığı, nitekim ceza soruşturması neticesinde hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, Dairece bu durumun göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılması gerekirken bunun yapılmadığı, bu şekilde masumiyet karinesinin ihlal edildiği; Dairenin 4 yıldan uzun süren inceleme süresinin makul olmadığı, dosyanın uzun süre sürüncemede bırakılarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; temyize konu Daire kararında yer verilen tanık beyanlarının somut bir bilgiye dayanmadığı, tahmine dayalı olduğu, tanık beyanlarının aksine 2014 HS(Y)K seçimlerinde sözde bağımsız adaylara oy vermediği, onlar lehine herhangi seçim çalışmasına katılmadığı, seçim anında toplantı salonunda arka tarafta yalnız oturduğu, dava dosyasında tanık beyanlarına bir bütün halinde bakıldığında, 2014 HS(Y)K seçimlerinde anılan yapının sözde bağımsız adaylarını destekler nitelikte bir davranışının olmadığının bu tanıklarca da doğrulandığı, Dairece lehine olan tanık beyanları hakkında bir değerlendirme yapılmadan karar verilemesinin hukuken kabul edilebilir olmadığı; süreçte başta suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesi, ölçülülük ilkesi, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi, ayrımcılık yasağı, özel hayata saygı hakkı, adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı, gerekçeli karar hakkı, makul sürede yargılanma hakkı ve savunma hakkı olmak üzere Anayasa ve AİHS'de korunan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY : <br>Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.<br>Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br>MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararıyla reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Öte yandan, davacı hakkında, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde, … Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun … tarih ve Soruşturma No: …, Karar No: … sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ve bu karar 17/01/2019 tarihinde kesinleşmiştir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>1) Anayasa<br>Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.<br>Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."<br>Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.<br>Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.<br>Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz."<br>Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."<br>Anayasa’nın 13. maddesi: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."<br>Anayasa’nın 14. maddesi: "Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.<br>Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. ..."<br>Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.<br>Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."<br>Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."<br>Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.<br>Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."<br>Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler."<br>Anayasa’nın 139. maddesi: "Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. <br> Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır."<br> Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: "Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler."<br> Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar."<br> Aynı maddenin sekizinci fıkrası: "Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar. ..."<br><br>2) AİHS<br>AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."<br>AİHS'in 8. maddesi: "Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.<br>Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."<br>AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.<br>Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.<br>Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."<br>3) Kanun<br> 667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir."<br> Üçüncü fıkrası: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır."<br> Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. ..."<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği<br>Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar hariç, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.<br>Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.<br>667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. <br>Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.<br>Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.<br>Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.<br>Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.<br> <br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br> İptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. <br> Görülmekte olan davada davalı idareyi dava konusu işlemi yapmaya sevk eden maddi sebep ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesini temin etmektir. Hukuki sebep ise bunu gerçekleştirmek için Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş olması ve yine Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin çıkartılan ve 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamedir.<br> 667 sayılı KHK'nın 3.maddesinin 1.fıkrasının öngördüğü üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hakim ve savcılar hakkında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca karar verilir hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.<br> Davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfiyetten uzak olması gerekir.<br> Diğer yandan, 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11. maddesinin ikinci fıkrasıyla; "22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir." hükmü getirilerek söz konusu işlemler yargı denetimine açılmış ve ilgililere davalı idarece haklarında bu çerçevede tesis edilen işlemlere karşı yargı yoluna başvurabilme imkanı tanınmıştır. <br> Bu kapsamda, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece somut şekilde ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir.<br> Her ne kadar dava konusu işlemin, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden sağlanması amacıyla tesis edilen “olağanüstü tedbir" niteliğinde olması nedeniyle anılan işlemin dayanağı olan deliller, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulmuş ise de; bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminde dikkate alınabileceği tabiidir. Bu bağlamda davalı idarenin, tesis ettiği işlemin sebep unsurunu ortaya koyabilmek için bütün imkanlarını kullanarak (teftiş birimini harekete geçirmek suretiyle tanık dinlemek, sosyal çevre araştırması yaptırmak, Emniyet Genel Müdürlüğü birimlerince ve diğer kamu kurumlarınca yapılan tespitler ile tanık ifadelerinde yer verilen hususları değerlendirmek vb.) elde ettiği lehe ya da aleyhe delilleri sunması gerekir.<br> Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ilişkin bilgi ve belgeler aşağıda irdelenmiştir:<br>Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları<br> Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren R.A. isimli şahsın beyanı yönünden;<br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan R.A.'ya ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 23/03/2018 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: <br> "Ben halen Aksaray Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmaktayım. Temmuz 2014-Ocak 2015 yılları arasında Kars Cumhuriyet Başsavcısı olarak çalıştım. HSYK Genel Kurulu tarafından FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen ...’ü Kars Adliyesinin Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmış olması nedeniyle tanırım. Daha öncesinden kendisi ile bir tanışıklığım yoktur. Kendisi benden 1 yıl önce kura ile Kars Adliyesine atanmış. O tarihte paralel yapılanmanın yargıyı ele geçirdiği yoğun bir şekilde konuşulmaktaydı. HSYK’da bu örgütün iradesi hakimdi. Ancak 17-25 Aralık sürecinden sonra bu irade kırıldı. Ben de bu irade kırıldıktan sonra Kars Adliyesine Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanmıştım. Yeni başladığım bu adliyede Hâkim ve Cumhuriyet Savcılarını uzaktan gözlüyor, FETÖ örgütünün kontrolündeler mi yoksa bağımsız iradeleri var mı ya da bu örgütün üyeleri ile birlikte toplu hareket ediyorlar mı diye izliyor, anlamaya çalışıyordum. Bu örgütün kontrolünde olmadığından emin olduğum Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile birlikte bu hususları değerlendiriyorduk. Ben göreve başladığımda HSYK Genel Kurulu tarafından FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen Kars eski Cumhuriyet Başsavcısı M.K. ve hem onunla, hem de benimle birlikte görev yapan HSYK Genel Kurulu tarafından FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen Kars eski Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanı İ.K.’ı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile birlik havası oluşturmuşlar. Sürekli olarak gezi ve yemek programları düzenliyorlarmış. Bu programlarının kontrolünün M.K. ve onun yönlendirdiği, örgüt ile irtibatlı Hâkim ve Cumhuriyet Savcılarında olduğunu gördüm ve programlara ilk birkaç sefer haricinde katılmadım. Bu örgütün kontrolünde olmadığını düşündüğüm Hâkim ve Cumhuriyet Savcılarına da katılmamalarını söyledim. Bu örgüt ile irtibatı olanlar beni örgütün karşısında gördükleri için bana karşı mesafeliydiler ve bana soğuk davranıyorlardı. Sormuş olduğunuz ... hakkındaki gözlemim şu şekildedir; ilk görüşmelerimizde kendisine sıcak davrandım. O da bana karşı sıcak davrandı. Karşılaşmalarımızda Devlet sorunlarını konuşurken kendisi bu gruba mesafeliymiş gibi bir intiba bıraktı. Ben de kendisinin bu grupla irtibatı olmayabilir düşüncesine kapıldım. Adliyedeki örgüt kontrolünde olmayan meslektaşlardan durumunu öğrenmek istedim. Onlar da “kesin bilgi sahibi değiliz, çok fazla görüşünü belli etmiyor, paralel olmayabilir” demişlerdi. Ben bir ihtiyat payı bırakarak kazanmak adına kendisiyle ilgilendim. Eşi Milli Eğitim İl Müdürlüğünde avukattı. Neredeyse hiç konuşmayan sessiz birisiydi. Pek ortalıkta gözükmezdi. Bilgi ve beceri yönünden bir sorunu yoktu. Bu durumu sanırım 2014 yılı HSYK seçimine kadar devam etti. Bu süreçteki YBP’nin faaliyetlerine katıldı. ...’ün açıktan FETÖ’yü övdüğünü veya propaganda yaptığını görmedim ve duymadım. Seçim sürecinde adaylar geldiğinde de hepsiyle görüşüyor ancak net bir fikir beyan etmemeye çalışıyordu. Kendisi sessiz kalarak ortalıkta gözükmemeye çalışıyordu. Tüm Türkiye’de bu süreç konuşulduğu ve tüm adliyelerde tartışıldığı halde bütün ortamlarda sessiz kalıyor, görüş beyan etmiyordu. Başsavcısı olan benimle de resmi işleri dışında görüşmemeye çalışıyordu. Sanırım kuradan geldiği için benden de çekiniyor, bize de yakın görüntü vermeye çalışıyordu. YBP’nin Erzurum ilinde adaylarında katıldığı bir tanıtım yemeği organizasyonu olmuştu. Kars Adliyesinden katılmak isteyenlere yönelik arkadaşlar ile birlikte bir araç ayarlaması yaptık. Ben ...’ü yemekten 1 veya 2 gün önce bu programa katılmaya davet ettim. Kendisi katılacağını söyledi. Ancak organizasyonun olduğu gün gündüz vakitlerinde minibüsler belirlenirken arkadaşlar bana ...’ün net cevap vermediğini, gelmekten vazgeçmiş olabileceğini söylediler. Ben tekrar kendisini aradım. Katılıp katılmayacağını sordum. Çünkü saat 16:30 gibi yola çıkacaktık. ... bana tereddütlü cevaplar verdi, evet veya hayır demedi, bende kendisinin daha önce söz verdiğini, ona göre ayarlama yaptığımızı söyledim. Bunun üzerine zoraki gelmiş oldu. Ben ve arkadaşlar adliye içerisindeki paralel Hâkim ve Cumhuriyet Savcılarının bu toplantıya katılmaması için ...’e baskı yaptıklarını düşündük. Saat 16:40 sıralarında adliyenin önünden minibüs ile Erzurum iline doğru arkadaşlar yola çıktı. Peşlerinden kısa bir süre sonra ben de birkaç arkadaşla özel araçla yola çıktım. Erzurum iline vardığımız zaman minibüs ile gelen arkadaşlardan bir kaç tanesi bana yolda giderken ...’ün minibüse bindiğinde pencereden paralelciler bakıyordu, muhtemelen HSYK Genel Kurulu tarafından FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen Kars eski Cumhuriyet Başsavcısı M.K.’ye haber vermiş olacak ki, M.K. de ...’ü cep telefonu ile Selim ilçesi civarında aradı dediler. ... telefona cevap verince muhtemelen M.K. ne yapıyorsun diye sormuş, o da kem küm ederek Erzurum iline gittiğini söylemiş, yine telefonda M.K. bir şeyler söylemiş, bunun üzerine ...’ün suratı düşmüş, morali bozulmuş, telefon görüşmesinden sonra arkadaşlar hayırdır diye sorunca, Başsavcı M.K.’nün sicil dolduruyordum, aklıma geldin, aradım gibi şeyler söylediğini söylemiş, Bu hususu aramızda değerlendirdiğimizde Kars ilindeki Hâkim ve Cumhuriyet Savcılarının haber vermesi üzerine M.K.’nün aradığını ve ...’ü korkutmak için sicil notu doldurduğundan bahsederek tehdit ettiğini, korkutmaya çalıştığını düşündük. Çünkü saat 16:50 sıralarında İstanbul’da görevli Hâkim ve Cumhuriyet Savcılarının servisi gittiği için o tarihte arada çalışan M.K.’nün o saatte sicil doldurması pek mümkün değildi. Her iki şahsın telefon görüşme kayıtlarından bu görüşme teyit edilebilir. Bu tehditler üzerine ... korkmuş ise kendisi ile bir görüşmenin yararlı olacağını düşünerek birkaç gün sonra ziyaretine gittim. Böyle bir olay olup olmadığını sordum. Kaçamak cevaplarla böyle bir konuşma oldu ancak maksadın beni tehdit etmek olduğunu düşünmüyorum. Öylesine aradı ve hal hatır sordu dedi. Ben kendisine yaklaşık 2 saat kadar paralel yapının amaçlarını, hareket tarzını ve Devlet için tehlikesini uzun uzun anlattım. Kendisi kibar, nazik ve kaçamak cevaplarla doğru, haklısınız gibi cümleler kuruyor ancak kısa, herhangi bir görüş beyan etmeyecek şekilde konuşuyordu. ...’ün HSYK Genel Kurulu tarafından FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen T.G. ile yine aynı nedenle ihraç edilen Kars eski Cumhuriyet Başsavcısı M.K.’nün Kars ilindeki bir otelde düzenledikleri, çoğunluğu paralel yapıya mensup Hâkim ve Cumhuriyet Savcılarının katıldığı yemeğe iştirak ettiğini duydum. HSYK seçim günü Kars Adliyesinin konferans salonunda sahnede seçim sandığı kuruldu. Oy sayımı sandık görevlileri tarafından sahnede yapıldı. Oy sayımının yapıldığı esnada Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları da izleyici koltuğunda izliyordu. Orada kendiliğinden doğal olarak bir ayrışma yaşandı. Sahnenin sağ tarafında YBP’yi destekleyen Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları, sahnenin sol tarafındaki koltuklarda ise paralel yapı adaylarını destekleyen Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları oturuyorlardı. Okunan oy pusulalarını kontrol edip not alıyorlardı. Paralel yapının içerisindeki gurubun önünde de HSYK Genel Kurulu tarafından FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen S.S. kamera çekimi yapıyordu. ... de paralel yapı adaylarını destekleyen Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile birlikte oturuyordu. Onlara oy çıktıkça seviniyordu ve gülüyordu. Ben ise onun en azından orta yollu bir tavır sergileyeceğini düşündüğümden bu duruma şaşırmıştım. Seçim sonrasında daha da rahatladı, paralel yapı adaylarına tümüyle oy verdiğini belli ederek aynı gurupla birlikte hareket etmeye, görüşmeye ve ev toplantıları yapmaya devam etti. Örgütün kontrolünde olmayan Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile görüşmelerini azalttı. Baştaki sıcak davranışını kendisini gizlemek veya meslekte yeni olması nedeniyle çekingenliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. Bir süre sonra benim yanıma gelip “Başsavcım Yargıtay Tetkik Hâkimi olmak istiyorum, siz ne dersiniz, onay verir misiniz” gibi sözler söyledi. Ben de kendisine “benim onay vermemin bir önemi olmadığını, kendisinin bu yasal hakkını kullanabileceğini” söyledim. Diğer taraftan da muhtemelen Yargıtay’daki paralel yapı mensupları temizleneceği için yerlerine yine kendi adamlarını Yargıtay’a yerleştirmek için yönlendirdiklerini düşündüm. ...’ün, FETÖ örgütü ile birlikte hareket ettiğini, iradesinin bağımsız olmadığını, örgütün dışında olan herhangi bir kimse ile samimi olmadığını ve örgütün en azından irtibat ve iltisak noktasında onun üzerinde kontrolünün olduğun düşünüyorum. Ancak M.K.’nün ve diğerlerinin baskısı olmasaydı, örgütün kontrolünden çıkma ihtimali olduğu kanaatindeyim. ... hakkında o dönem Kars Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan M.G., Cumhuriyet Savcısı O.K. ve Hâkim U.D. detaylı bilgi sahibidir diye düşünmekteyim."<br> Davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından; dava dosyasına sunulan yargı mensubu olarak görev yapan R.A. isimli şahsın yukarıda yer verilen beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür.<br> Davacı tarafından ise; tanık R.A.'nın ifadelerinin genel itibarı ile doğru olmakla birlikte bazı yanlışlıkların bulunduğu; 2014 HS(Y)K seçimleri döneminde Yargıda Birlik Platformunun Kars ve Erzurum illerinde yapılan toplantılarına katıldığı, ancak Yargıda Birlik Platformunun Erzurum ilinde düzenlenen faaliyetlerine zoraki değil isteyerek katıldığı, Erzurum iline tanığın beyanının aksine adliyeden kalkan minibüs ile değil aynı adliyede görev yapan bir savcının özel aracı ile gittikleri; yine HS(Y)K seçimleri sırasında bağımsız aday adı altında Kars Adliyesine gelen bazı adaylar da olduğu, T.G. ismindeki bağımsız adayın o dönemdeki Van Başsavcısı ile Kars'a geldiklerinde adliyede bir kısım hakim ve cumhuriyet savcısı ile birlikte dışarıda verilen bir yemeğe katıldığı, bunun dışında seçim süresince herhangi bir toplantı ya da faaliyette bulunmadığı kimse için oy istemediği; HS(Y)K seçimleri sırasında oylar sayılırken bu örgüte mensup hakim ve savcılarla birlikte oturduğu ve paralel adaylara oy çıktığında gülüp sevindiği şeklindeki beyanlarının da doğru olmadığı, tanığın oyların sayıldığı konferans salonunun sol ön tarafında, kendisinin ise ön tarafta yer bulunmadığından salonun arka tarafında bulunan koltuklarda bağımsız olarak oturduğu, paralel adaylara oy çıkarken sevinmediği ve gülmediği, tanığın kişileri karıştırmış ya da aradan geçen zaman nedeniyle yanlış hatırlamış olabileceği, son olarak da tanığın ifadesi bir bütün olarak ele alındığında tanığın kendisi ile ilgili olarak FETÖ üyesi olduğuna veya iltisakı ve irtibatının olduğuna dair somut beyanda bulunmadığı, varsayım ve tahmine dayalı düşüncelerinden bahsettiği, kesinlikle anılan örgütle temasının olmadığı, onlar adına herhangi iş veya işlem yapmadığı ileri sürülmüştür. <br> R.A. isimli tanığın yukarıda yer verilen ifadesi dikkate alındığında; aynı adliyede görev yaptıkları süre içerisinde özellikle de 2014 HS(Y)K seçimi döneminde davacının belli tarihlerdeki davranışlarından bu yapı ile irtibatlı ve iltisaklı olabileceğini düşündüğünü, adliyede geçmişte ve o tarihte görev yapan örgüt mensubu hakim savcıların baskısı altında olduğunu, bu baskının ortadan kalması durumunda ise davacının örgüt kontrolünden çıkma ihtimalinin bulunduğunu beyan ettiği, ancak diğer taraftan da davacının başka tarihlerdeki hal ve hareketlerine bakarak anılan yapı ile ilişkisinin olmayacağı düşüncesine kapıldığını, birlikte görev yaptıkları süre boyunca davacının alenen FETÖ/PDY terör örgütünü övdüğüne ya da propaganda yaptığına şahit olmadığını beyan ettiğinin görüldüğü, bu haliyle tanığın davacının bu yapı ile irtibat ve iltisakı noktasında tereddüt içerisinde olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı hakkında daha detaylı bilgi sahibi olan o dönem Kars Adliyesinde görev yapan U.D., M.G., O.K. isimli hakim savcıların bilgilerine başvurulması gerektiğini ifade ettiği görülmüştür.<br> Bu doğrultuda tanığın işaret ettiği U.D., M.G., O.K. isimli tanıkların beyanlarına bakıldığında;<br> Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren U.D. isimli şahsın beyanı yönünden;<br> Davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No:… sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan U.D.'ye ait 15/11/2018 tarihli ifadede şu beyanlara yer verilmiştir:<br> "Ben halen Eskişehir ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapmaktayım. Bir dönem Kars Hakimi olarak görev yaptım. Bu dönem içerisinde ismi geçen ... isimli şahıs Kars Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmaktaydı. Ülke genelinde fetönün kendisini iyiden iyiye açık ve net bir şekilde hissettirmeye başladığı dönemde yargı teşkilatı içinde ve adliyelerde de somut olarak bu yapı kendisini belli etmeye başlamıştı.Bu dönem içerisinde Kars'ta malum grup çok açık ve net bir şekilde birarada idi. Fikri ve eylemsel olarak hep birlikte hareket etmekte ve kendilerinden olmayan azınlıktaki hakim ve savcılara psikolojik anlamda dışlama veya tecrit uygulamaktaydılar. Grup içerisindekiler adeta kendilerinden olmayanlarla tüm diyalogları kesmiş durumdaydılar. Böyle bir halde iken grup içerisindeki şahıslar kendilerinden olmayanlarla kesinlikle yakın diyalog içine girmiyordular. Adeta kendilerinden olmayanları gördüklerinde telaş ve panik yaşayarak saklanma veya kaçma yolunu tercih ediyor idiler. Böyle bir ortam içerisinde ... isimli şahıs malum grup ile görüşmekle birlikte onlarla organik bir bağ veya militarist bir hareket tarzı içerisinde değildi. Bildiğim kadarıyla malum grubun kurul üyelerine oy vermişti. Blok halinde oy verdiğini biliyorum. Yanılıyor da olabilirim. Ancak bunun dışında mesleki olarak yeni ve tecrübesiz olduğu gibi malum grubun baskı, dışlama, psikolojik baskıları ve özellikle malum grubun başında dönemin Başsavcısının olduğu da düşünülünce, ... isimli şahsın da bu psikolojik baskı ile malum grubun çevresinde olduğunu düşünüyorum. Zira gruptaki diğer fertler çok sıkı bir şekilde birlikte hareket eder iken ve yine kendilerinden olmayanlardan telaş ve panikle kaçar iken ... isimli şahıs bizlerle görüşürdü. Aleni olarak sohbet ederdi. Kendisini diğerlerinden gizleme ihtiyacı duymazdı. Telaş ve paniğe kapılmazdı. Başkaca bilgi, belge, delil var mı bilemiyorum. Ancak benim bildiğim ve gördüğüm kadarıyla adı geçen şahıs malum grup ile organik bir bağ içerisinde değildi. Şahsın sırlarına vakıf değilim. Fetöcü olup olmadığını net bir şekilde söyleyemem. Ancak malum gruba yakın duranlar içerisinde o grupla çok sıkı olmayan ve dışarıdakiler ile de insani ilişkilerini devam ettiren, bunu yaparken de malum gruptan çekinmeyen tavırları vardı. Malum grup içerisinde benim bizzat çağırıp, konuşup uyardığım hakim ve savcılar olmuştur. Olumsuz yanıt almıştım. Açık ve net bir şekilde tavırlarını belli etmiş idiler. ... isimli şahıs böyle bir karakter değildi. Hatta vicdanen mesleki olarak da yeni olan bu şahısla da malum grup ile ilgili dikkatli davranması konusunda konuşmadığım, onu uyarmadığım için pişmanlık duymaktayım. Zira böyle bir halde bu şahsın malum grup ile çokta ilgilenmeyebileceğini düşünüyorum. Yine darbeye teşebbüs eden. Devlet Başkanını öldürmeye kalkan bu yapının Adliye ve lojmanlardaki psikolojik baskı ve tecriti de dikkate alınınca ...'ün bu baskı ve tecrite karşı koyabilecek irade ve güce sahip olmadığını, bu nedenle onlarla görüşüp yakınlık kurduğunu düşünüyorum. Hatta yanılmıyorsam kurul seçimleri döneminde malum gruptaki başsavcının ...'ü telefonla arayıp not fişinin geldiğini ve dolduracağını söylediğini hatırlıyorum. Bir başsavcının savcısına bunu söylemesine gerek olmadığı halde böyle davranmasının da ilgili şahsın bir yönden baskı altına alınması sonucunu doğurabileceğini düşünüyorum. Tekrar özellikle belirtmek isterim ki, şahıs malum gruba çok sıkı bağlı değildi. Bu durumunda malum gruptan korktuğu için zorunlu ölçüde görüştüğü sonucuna varıyorun.. Onun dışında fetö ile net bir bağı konusunda hiçbir bilgim yoktur. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir." <br>Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren O.K. isimli şahsın beyanı yönünden;<br>… Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No:… sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında, talimatla ifadesi alınan 16/11/2018 tarihi itibarıyla Turhal Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan tanık O.K.'nın 16/11/2018 tarihli ifadesinde şu beyanlara yer verilmiştir:<br> "Ben halen Turhal Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmaklayım, bana sormuş olduğunuz ... isimli şahısla aramda herhangi bir akrabalık ilişkisi bulunmamaktadır, yine aramızda bir husumet söz konusu değildir, ben 2013 yılında HSK'nın kura kararnamesiyle Kars Cumhuriyet Savcısı olarak atandım, bu sırada ... de Kars Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmaktaydı, kendisi halen görevde bulunan Cumhuriyet Savcısı T.P. ile bir müddet aynı odayı paylaştılar, bir süre sonra T.P.'ın tayinin çıkmasına müteakip yine halen görevde bulunan Cumhuriyet Savcısı U.K. ile aynı odada görevlerini sürdürdüler, ... genellikle kendi halinde olan herhangi bir gruplaşma içerisinde yer almayan, yine adliyede herhangi bir kimseyle husumeti olmayan bir kisiydi, zira Kars Adliyesinde özellikle HSYK seçimleri öncesinde ve sonrasında bu örgüt içerisinde yer aldıkları net olarak anlaşılan hakim savcılar bulunmaktaydı, bu şahıslar eylem ve söylemleri ile bu durumu net olarak ortaya koyuyorlardı, ben ...'ün bu şekilde bir grup içerisinde hareket ettiğine kesinlikle denk gelmedim, HSYK seçimleri sırasında Erzurum ilinde düzenlenen Yargıda Birlik Platformunun toplantısına kendisinin de katıldığını biliyorum zira aynı toplantıda birlikte yer aldık, lakin buna ilişkin şahsın bu toplantıya katılma noktasında gönüllü olmadığını Cumhuriyet Başsavcımız R.A.'ın isteği ile katıldığını duymuştum, Şahsın seçim sırasında örgütün desteklediği adaylara oy verip vermediği noktasında net bir bilgiye sahip olmamakla birlikte seçim sonrasında Cumhuriyet Başsavcımız R.A. ile yaptığımız bir konuşmada kendisi bana "Hasan Savcıya bağımsız adayların paralelcilerin adayları olduğunu, kendilerinin ihanet içerisinde olduklarını saatlerce anlattım, ancak yine ikna edemedim, gitti onlara oy verdi" şeklinde söylemde bulundu, yukarıda ayrıntılı olarak belirttiğim üzere ben şahsın net bir şekilde örgütsel nitelikli faaliyetine rastlamadım yine örgütü över nitelikli bir söylemi ile karşılaşmadım, olaya dair bilgi ve görgüm bundan ibarettir." <br><br> Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren M.G. isimli şahsın beyanı yönünden;<br> … Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No:… sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında, talimatla ifadesi alınan 16/11/2018 tarihi itibarıyla Çubuk Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan tanık M.G.'nin 16/11/2018 tarihli ifadesinde şu beyanlara yer verilmiştir:<br> "2013 yılı yaz kararnamesi ile Kars Cumhuriyet Savcılığına atandım. 2013 yılı Temmuz ayında Kars Adliyesindeki görevime başladığımda Cumhuriyet Başsavcısı M.K. ile birlikte diğer savcılar ve talimatta ismi geçen ...'ü de bu vesileyle tanımış oldum. Göreve başladığım tarihlerde Kars Adliyesi Kars Valiliğinin bir kısmında faaliyette bulunmaktaydı. Oda sıkıntısı sebebiyle bazı savcılar 2 kişi aynı odada çalışmakta idi. Bana da adliyenin ikinci katında pimapen kapılarla bölünmüş bir oda tahsis edildi. Odanın hemen yan tarafında da Cumhuriyet Savcıları ... ve U.K. birlikte aynı odada çalışmaktalardı. Aynı Cumhuriyet Savcılığımızda görev yapmamız ve odamızın bitişik olması sebebiyle Cumhuriyet Savcısı ...'le zaman zaman sohbetlerimiz olmakta idi. Ancak kendisi siyasi görüşü ye dünya görüşünü açıktan söylemezdi. Kendim adliye lojmanlarında kalmamakla beraber zaman zaman arkadaşlarla sohbet etmek için adliye lojmanındaki lokale giderdim. Cumhuriyet Savcısı ... de zaman zaman lokale gelirdi ancak lojmandaki ve dışarıdaki adliyece yaptığımız sosyal faaliyetlere fazla katılmazdı. Zaman zaman yaptığımız sohbetlerde güncel olaylar hakkında yüzeysel konuşmalardan ileri giden sözler söylemezdi, FETÖ Terör Örgütü ile ilgili de açık veya kapalı, lehine veya aleyhine her hangi bir sözünü duymadım. Kendisi 2015 Ocak Şubat aylarında Yargıtay Tetkik Hakimliğine geldikten sonra bir defa Dikmen Semtinde rastlantı eseri olarak yolda karşılaştım. Ayak üzeri bir sohbetten sonra ayrıldık. 2014 HSK seçimlerinden sonra Kars Adliyesinde FETÖ Terör Örgütü yanlısı olduğunu tahmin ettiğim bazı hakim savcılar ile FETÖ Terör Örgütü yanlısı, olmayan hakim savcılar arasında bir ayrışma meydana geldi. ...'ün bu ayrışmada çok fazla taraf olduğunu düşünmüyorum. Cumhuriyet Savcısı ... Kars Adliyesinden ayrıldıktan sonra yukarıda bahsettiğim görüşme dışında bir daha görüşmedim. Cumhuriyet Savcısı ... ile ilgili Kars Adliyesindeki ve sonrasındaki FETÖ Terör Örgütü ile ilgili bildiklerim bundan ibarettir." <br> Davacı tarafından ise, U.D., M.G., O.K. isimli tanıkların, şahsının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğuna ilişkin bir beyanda bulunmadıkları, aksine her üç tanığın da anılan örgütle bağlantısı olmadığı yönünde beyanlarda bulundukları, yine ifadelerden de anlaşıldığı üzere 2014 HS(Y)K seçim sürecinde örgütü destekleyen hakim savcılarla birlikte hareket etmediğinin açık olduğu, dolayısıyla bu tanık beyanlarının kendisi lehine değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.<br> Dosya kapsamındaki tanık beyanları ve davacının savunması birlikte değerlendirildiğinde; R.A. isimli tanık her ne kadar şahsi gözlemlerinden hareketle davacının belli tarihlerdeki davranışlarına bakarak bu yapı ile irtibatlı ve iltisaklı olabileceğini beyan etmiş ise de, davacının başka tarihlerdeki hal ve hareketlerine bakarak da anılan yapı ile ilişkisinin olmayacağı düşüncesine kapıldığını beyan etmiş, görev yaptıkları süre boyunca davacının alenen FETÖ/PDY terör örgütünü övdüğüne ya da propaganda yaptığına şahit olmadığını belirtmiş olup, bu haliyle tanığın davacı hakkındaki beyanlarında tereddüt hatta çelişki içerisinde olduğu görülmektedir. <br> Netice itibarıyla, tanık R.A.'nın beyanının; davacı hakkında daha detaylı bilgi alınabileceğini işaret ettiği diğer üç tanığın beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br>3) Sonuç olarak<br> Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, öte yandan, davalı idarece Kurulumuzun 04/05/2023 tarihli ara kararına verilen cevapta da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerekmektedir.<br>Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği de açıktır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 12/11/2020 tarih ve E:2016/59046, K:2020/5085 sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Beşinci Dairesine gönderilmesine, <br>4. Kesin olarak, 05/10/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br><br><br>KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. </font></p></body></html>

atama