<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3104 E. , 2023/1537 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2022/3104<br>Karar No : 2023/1537 <br><br>TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : … Odası<br>VEKİLİ : Av. …<br> 2- (DAVALI) : … Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. …<br> <br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/04/2022 tarih ve E:2017/7300, K:2022/2566 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maden Yönetmeliği'nin 124. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer alan "veya" ibaresinin, 125. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "ve önlem alınmasına nezaret eder" ibaresinin, (c) bendinde yer alan "Daimi nezaretçi iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili alınan tedbirlerin uygunluğunu denetler" ibaresinin, (e) bendinde yer alan "ve Kanun kapsamında gerekli önlemlerin yerine getirilmesini sağlama yetkisine sahiptir." ibaresinin, (h) bendinde yer alan "eksiklik ve aksaklıkları", "Eksiklik ve aksaklıkların," "ve önlemlerin" ibareleri ile 3. fıkrasında yer alan "Ancak, yeterlik belgesi alan maden arama/ işletme ruhsat sahibi veya işletmesi olan tüzel kişiliklerde istihdam edilen personel, aynı firmaya ait ruhsat sahalarında daimi nezaretçi ya da teknik eleman olarak görevlendirilebilir." cümlesinin, 127. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkralarının, 131. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin, Geçici 6. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde" ibaresinin iptali istenilmiştir.<br> Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/04/2022 tarih ve E:2017/7300, K:2022/2566 sayılı kararıyla;<br>Anayasa'nın 124. maddesi ile 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 3. maddesinde yer alan "daimi nezaretçi" tanımı, 10. maddesi ve 31. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kurallar aktarılarak,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 124. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer alan "veya" ibaresi yönünden;<br>Yönetmelik'in 124. maddesinde, maden mühendisinin atanabilmesi için Genel Müdürlüğe yapılacak başvuru yönünden gerekli belgeler sayılmış olup, maddenin 1. fıkrasının (f) bendinde, oda sicil belgesi veya oda üye kimlik kartının bu belgeler arasında gösterildiği,<br><br>Davacı tarafından; daimi nezaretçi atanması için her iki belgenin de zorunlu olarak Genel Müdürlüğe verilmesi gerektiği, sadece üye kimlik kartı ile başvurulması ve oda sicil belgesi istenilmemesi halinde geçici süre ile meslekten men edilmiş mühendislerin de daimi nezaretçi olarak atanması sonucunu doğurabileceği iddia edilerek "veya" ibaresinin iptalinin istenildiği,<br>3213 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, oda sicil belgesinin; mühendislerin odaya üyeliklerinin devam ettiğine dair yılda bir kez alınan belgeyi ifade ettiğinin düzenlendiği,<br>3213 sayılı Kanun'un 31. maddesi kapsamında daimi nezaretçi olarak istihdam edilen maden mühendislerinin bağlı oldukları Maden Mühendisleri Odası mevzuatında, oda kimlik belgesinin neyi ifade ettiği hususunun ortaya konulması gerektiği,<br>02/12/2002 tarih ve 24954 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ana Yönetmeliği'nin 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Ana Yönetmelik; kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve bağlı Odalarının işlev, işleyiş ve amaçlarını, üyelerinin, organlarının görev ve yetkilerini kapsar."; "Üyelik ile İlgili Temel Hükümler" başlıklı 109. maddesinde, "Üyelik için aşağıdaki hükümler geçerlidir:<br>a) Türkiye'deki mühendis, mimar ve şehir plancıları, mesleklerinin uygulanmasını gerektiren işlerle uğraşabilmek ve mesleki öğretim yaptırabilmek için, meslek disiplininin ilgili olduğu Odaya kaydolmak ve kimlik belgelerini her yıl onaylatarak, üyeliklerini korumak zorundadırlar..." hükümlerinin yer aldığı,<br>TMMOB Maden Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise, Türkiye’de maden mühendisliği mesleğinin uygulanmasını gerektiren işlerle uğraşabilmek ve mesleki öğretim yaptırabilmek için, maden mühendisleri veya maden yüksek mühendislerinin, Odaya üye olmak ve Oda kimlik belgelerini her yıl onaylatarak, üyeliklerini korumak zorunda olduklarının belirtildiği,<br>Bu durumda, oda sicil belgesinin mühendislerin odaya üyeliklerinin devam ettiğine dair yılda bir kez alınan belge olması ve oda kimlik belgesini de her yıl onaylatma yükümlülüğünün bulunması karşısında, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 125. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "ve önlem alınmasına nezaret eder" ibaresi, (c) bendinde yer alan "Daimi nezaretçi iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili alınan tedbirlerin uygunluğunu denetler" ibaresi, (e) bendinde yer alan "ve Kanun kapsamında gerekli önlemlerin yerine getirilmesini sağlama yetkisine sahiptir." ibaresi, (h) bendinde yer alan "eksiklik ve aksaklıkları", "Eksiklik ve aksaklıkların," "ve önlemlerin" ibareleri yönünden;<br>Yönetmelik'in daimi nezaretçinin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen 125. maddesinde, "(1) Daimi nezaretçinin görev, yetki ve sorumlulukları:<br>...<br>b) Ruhsat alanı içerisinde maden işletme faaliyetlerini işletme projesine uygun olarak planlar, koordine eder ve yürütülmesini sağlar. İşletme projesine aykırı olan tehlikeli bir durumun varlığı söz konusu olduğu zaman, gerekli önlemlerin alınmasını önerir ve önlem alınmasına nezaret eder.<br>c) Daimi nezaretçi iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili alınan tedbirlerin uygunluğunu denetler.<br>...<br>e) Daimi nezaretçi, görevi ile ilgili inceleme yapmak ve gerekli her türlü bilgiyi alma ve Kanun kapsamında gerekli önlemlerin yerine getirilmesini sağlama yetkisine sahiptir. Bu yetkinin kullandırılmaması, önlemlerin yerine getirilmemesi durumunda doğacak her türlü sorumluluk daimi nezaretçinin atanmasını talep edenlere aittir.<br>...<br>h) Daimi nezaretçi, görev aldığı işyerindeki faaliyetler ile ilgili eksiklik ve aksaklıkları, öneri ve önlemleri belirler. Aynı zamanda içeriği Genel Müdürlük tarafından belirlenmiş ve noter onaylı daimi nezaretçi defterine rapor ederek ruhsat sahibine bildirir. Eksiklik ve aksaklıkların, öneri ve önlemlerin rapor edilmemesinden daimi nezaretçi, bunların yerine getirilmemesinden ruhsat sahibi sorumludur." hükmünün yer aldığı,<br>3213 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca, daimi nezaretçinin görev, yetki ve sorumlulukları, atanma usul ve esasları, eğitimi, çalışma usul ve esaslarının Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle belirleneceği açık olup, daimi nezaretçilik görevi ile madencilik faaliyetlerin can ve mal emniyeti açısından daha teknik ve güvenilir şekilde yapılarak kazaların en aza indirgenmesinin amaçlandığı,<br>3213 sayılı Kanun uyarınca, daimi nezaretçinin atandığı ruhsat sahasındaki faaliyetleri düzenli bir şekilde denetleyerek tespit ve önerilerini daimi nezaretçi defterine kaydetmesinin zorunlu olması karşısında, atandığı ruhsat sahasındaki madencilik faaliyetleri ile ilgili eksikliklerin ve aksaklıkların tespit edilmesi ile sahadaki önlemlerin alınmasına nezaret edilmesi görevlerinin daimi nezaretçinin görevleri arasında sayılmasına ilişkin dava konusu düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 125. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ancak, yeterlik belgesi alan maden arama/ işletme ruhsat sahibi veya işletmesi olan tüzel kişiliklerde istihdam edilen personel, aynı firmaya ait ruhsat sahalarında daimi nezaretçi ya da teknik eleman olarak görevlendirilebilir." cümlesi yönünden;<br>Yönetmelik'in 125. maddesinin 3. fıkrasında, "Daimi nezaretçi ve teknik eleman olarak görev yapan mühendis YTK’da görev alamaz. Ancak, yeterlik belgesi alan maden arama/işletme ruhsat sahibi veya işletmesi olan tüzel kişiliklerde istihdam edilen personel, aynı firmaya ait ruhsat sahalarında daimi nezaretçi ya da teknik eleman olarak görevlendirilebilir." hükmünün yer aldığı,<br>Dava konusu düzenleme ile; daimi nezaretçi ve teknik eleman olarak görev yapan mühendisin yetkilendirilmiş tüzel kişilerde görev yapamayacağı düzenlenmiş olup, devamında ise bu duruma istisna getirilerek yeterlik belgesi alan maden arama/işletme ruhsat sahibi veya işletmesi olan tüzel kişiliklerde istihdam edilen personelin aynı firmaya ait olma koşulu ile firmanın ruhsat sahalarında daimi nezaretçi ya da teknik eleman olarak görevlendirilebileceğinin düzenlendiği,<br>3213 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, yetkilendirilmiş tüzel kişilerin, Genel Müdürlükçe yetkilendirilen, bu Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken rapor, proje ve her türlü teknik belgeyi hazırlamaya yetkili ve bunlardan sorumlu olan, şirket hisselerinin yarısından fazlasının sahibinin mühendis olduğu ya da bünyesinde nitelik ve nicelikleri yönetmelikle belirlenen mühendisler çalıştıran maden arama ruhsat sahibi veya işletmesi olan tüzel kişiler olarak tanımlandığı,<br>İlgili mevzuat uyarınca; maden arama ruhsat sahibi veya işletmesi olan tüzel kişiler, Genel Müdürlükçe yetkilendirilmeleri ve bünyesinde nitelik ve nicelikleri yönetmelikle belirlenen mühendisleri çalıştırmaları durumunda yetkilendirilmiş tüzel kişi olarak faaliyet gösterebildiğinden, bu özellikteki yetkilendirilmiş tüzel kişilerde istihdam edilen personelin aynı firmaya ait olma koşulu ile firmanın ruhsat sahalarında daimi nezaretçi ya da teknik eleman olarak görevlendirilmesine ilişkin dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 127. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları yönünden;<br>Yönetmelik'in 127. maddesinde, "(1) Maden işletme faaliyetinde bulunulan her ruhsat için en az bir maden mühendisi daimi nezaretçi olarak atanır. İstifa eden veya azledilen nezaretçiler, aynı yıl içinde en fazla üç defa daimi nezaretçi olarak atanabilir.<br>(2) Yeraltı üretim yöntemi ile faaliyette bulunulan ruhsatlar hariç olmak üzere; işletme izin alanları arasında kuş uçuşu en fazla 20 km. mesafe olan ve toplam üretim miktarı II. Grup (b) bendi maden ruhsatlarında toplam 15.000 m3/yıl diğer grup ruhsatlarda ise toplam 300.000 ton/yılı geçmeyen aynı ruhsat sahibine ait en fazla üç ruhsata bir daimi nezaretçi atanabilir. Her bir ruhsat için ayrı bir nezaretçi defteri tutulur. Bu üretim miktarları aşıldığı takdirde bu ruhsatlardaki işletme faaliyetleri durdurulur. Her bir ruhsata nezaretçi ataması yapılmadan işletme faaliyetlerine izin verilmez. Bu ruhsatlar için istisna hükmü uygulanmaz.<br>(3) Açık işletmelerde üretim faaliyetinde bulunulan ocağın aynı ruhsat sahibine ait mücavir ruhsatlar içerisinde devamlılığı olması halinde Genel Müdürlüğün tespiti ile bir daimi nezaretçi atanabilir.<br>(4) Kanunun 29 uncu maddesinin altıncı fıkrası gereğince ortak proje verilerek, projesi Genel Müdürlükçe kabul edilen mücavir sahalara tek bir daimi nezaretçi ataması yeterlidir.<br>(5) Hammadde üretim izin sahalarında, hammadde üretim izin talebine mesnet teşkil eden aynı proje için 20 km. dahilinde tek daimi nezaretçi ataması yapılabilir. Ancak, atama yapılan hammadde üretim izin sayısı beşi geçemez.<br>(6) Aynı ruhsat sahasında birden fazla rödövansçı/faaliyeti gerçekleştiren olması halinde her rödövansçı/faaliyeti gerçekleştiren için ayrı ayrı daimi nezaretçi ataması yapılması zorunludur." hükmünün yer aldığı,<br>"Kanuni idare ilkesi" ve normlar hiyerarşisi uyarınca, idarenin eylem ve işlemlerinin bir kanuna dayanması, bu eylem ve işlemlerinin kanuna aykırı olmaması, idarenin kanun ile kendisine verilen yetkiyi kanuna uygun olarak kullanması gerektiği,<br> 3213 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca, daimi nezaretçinin görev, yetki ve sorumlulukları, atanma usul ve esasları, eğitimi, çalışma usul ve esaslarının Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle belirleneceği açık olmakla birlikte, maddede kurala bağlanan maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinin, maden mühendisi nezaretinde yapılması ve asgari bir maden mühendisinin daimi olarak istihdam edilmesi zorunluluğunun lafzi ve amaçsal olarak yorumlanmasının uyuşmazlığın çözümü için gerekli olduğu,<br>3213 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile madde gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, iş riski yüksek olan maden sahalarında yapılacak madencilik faaliyetlerinin can ve mal emniyeti ile kazaların en aza indirgenmesi amacıyla maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinin maden mühendisi nezaretinde yapılmasının zorunlu kılındığının anlaşıldığı, madencilik faaliyetini yürüten maden işçilerinin can güvenliği ve maden işletmesinin çevre yönünden taşıdığı tehlike dikkate alınarak, maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinde asgari bir maden mühendisinin daimi olarak istihdamı ve işletme faaliyetinin maden mühendisinin gözetiminde yapılması konusunda bir istisnanın öngörülmediği,<br>Nitekim bu durumun, maddede maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinin, maden mühendisi nezaretinde diğer bir ifade ile gözetiminde yapılmasının zorunlu olduğu lafzı ile ortaya konulduğu, teknik nezaretçinin kaldırılarak, daimi nezaretçi istihdamının zorunlu kılınmasındaki amacın, bu görevin daimi olarak yürütülmesi ve yapılan denetimlerdeki tespit ve önerilerin düzenli olarak kaydedilmesi olduğundan, maden işletme faaliyetinde bulunulan her bir ruhsat için en az bir maden mühendisinin daimi olarak nezaret görevini yürütmesi gerektiği,<br>Buna karşın; dava konusu Yönetmelik'in 127. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkralarında, maden işletme faaliyetinde bulunulan her ruhsat için en az bir maden mühendisinin daimi olarak atanması hususuna istisnalar getirilmiş olup, belirli durumlarda, tek bir daimi nezaretçinin birden fazla ruhsat sahasına atanabilmesi ve birden fazla işletme faaliyetine nezaret etmesinin mümkün kılındığı,<br>Davalı idare tarafından, sektörün ihtiyaçları göz önüne alınarak, zaman içinde yaşanan ve tecrübe edinilen hususlar sonucu tesis edilen dava konusu düzenlemelerde, işletme güvenliği açısından tek noktadan kontrolün sağlanması amacıyla bir daimi nezaretçi atanmasının öngörüldüğü savunulmuşsa da, 3213 sayılı Kanun'un 31. maddesi, madde gerekçesi ve teknik nezaretçi yerine daimi nezaretçi istihdamı ile madencilik faaliyetlerinin yürütülmesindeki can ve mal emniyetinin gereği gibi sağlanmasındaki kanun koyucunun iradesi dikkate alındığında, bu iddiaya itibar edilmediği,<br>Bununla birlikte; dava konusu Yönetmelik'in 125. maddesinde, daimi nezaretçinin görev, yetki ve sorumlulukları kurala bağlanmış olup; bu maddenin (f) bendinde, daimi nezaretçinin, atandığı ve sorumlu olduğu işletmenin faaliyetlerinin projeye uygunluğunu işletme faaliyetinde bulunulan her gün inceleyerek tespitlerini ve önerilerini daimi nezaretçi defterine en az haftada bir kaydetmek zorunda olduğu, bu süre içerisinde işletmede yeni bir durumun ortaya çıkması halinde bu hususun aynı gün deftere kaydedileceği, aksi takdirde daimi nezaretçinin Genel Müdürlükçe uyarılacağı; aynı maddenin (i) bendinde, daimi nezaretçinin, işletme projesine aykırı faaliyetin işletme açısından tehlikeli durum oluşturduğunu tespit etmesi halinde bu durumu işverene bildireceği, işverenin, üretim/üretime yönelik faaliyetleri derhal durduracağının belirtildiği,<br>Daimi nezaretçinin, maden ruhsat sahasındaki görev, yetki ve sorumlulukları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, birden fazla ruhsat sahasına bir daimi nezaretçinin atanmasının madencilik faaliyetini yürüten maden işçilerinin can güvenliği ve çevre yönünden oluşabilecek tehlikeli durumlara derhal müdahale edilebilmesi ve gereken tedbirlerin alınması konusunda sorunları beraberinde getireceği, nitekim; bu durumun daimi nezaretçinin, atandığı ve sorumlu olduğu işletmenin faaliyetlerinin projeye uygunluğunu işletme faaliyetinde bulunulan her gün incelemesi ve tehlikeli bir durum oluştuğunda faaliyetin derhal durdurulması gerekliliğine ilişkin dava konusu Yönetmelik'in 125. maddesinin (f) bendinin uygulanmasını da bertaraf edeceği,<br>Bu itibarla; dava konusu Yönetmelik'in 127. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkralarında, dayanak norm olan 3213 sayılı Kanun'un 31. maddesinin lafzi ve amaçsal yorumuna aykırı olarak birden fazla ruhsat sahasına bir daimi nezaretçinin atanmasının mümkün kılınması nedeniyle kanuni idare ilkesi ile normlar hiyerarşisi ilkesinin ihlal edildiği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmadığı,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 131. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden;<br>Yönetmelik'in 131. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "Teknik eleman istihdam şartının oluştuğu ancak teknik eleman istihdam edilmediğinin tespiti halinde teknik eleman istihdamı için on beş gün süre verilir. Bu sürede teknik eleman istihdamı yapılmaması durumunda Kanunun 31 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince işlem tesis edilir. Ancak, bu hükümlere göre yapı ve inşaat hammaddeleri üretimi için izin alan kamu kurum ve kuruluşlarının sadece faaliyetleri durdurulur." düzenlemesinin yer aldığı,<br>3213 sayılı Kanun'un 31. maddesinde, maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinin, maden mühendisi nezaretinde yapılacağı, maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinde asgari bir maden mühendisi daimi olmak üzere, işletme tekniği, büyüklüğü ve yapısal durumu göz önüne alınarak diğer meslek disiplinlerinden mühendis istihdam edilmesinin zorunlu olduğunun belirtildiği, istihdam şartları sağlanmadan faaliyette bulunulması durumunda idari para cezası uygulanarak, faaliyetin durdurulacağının düzenlendiği, söz konusu işlemlerin tesisi öncesi süre verilmesine ilişkin bir usulün öngörülmediği,<br>Diğer bir anlatımla, işletme tekniği, büyüklüğü ve yapısal durumun gerekli kılması durumunda istihdam edilmesi zorunlu olan teknik elemanın istihdam edilmeden, maden işletme faaliyetinde bulunulması hâlinde idari para cezası uygulanarak, maden işletme faaliyetlerinin durdurulmasının 3213 sayılı Kanun'un 31. maddesinin gereği olduğu,<br>Bu durumda, dava konusu Yönetmelik'in 131. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, teknik eleman istihdamı şartlarının oluşmasına karşılık, teknik eleman istihdam edilmediğinin tespit edilmesi halinde teknik eleman istihdamı için on beş gün süre verilmesinin, 3213 sayılı Kanun'un 31. maddesine aykırı olduğu, kanuni idare ilkesinin ve normlar hiyerarşisinin ihlal edildiği, madencilik faaliyetini yürüten maden işçilerinin can güvenliği ve çevresel değerler yönünden tehlike oluşturacağı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlık bulunmadığı,<br>Öte yandan, Kanun'da daimi nezaretçi ve koşulları oluşması halinde teknik eleman istihdamı bakımından, tesis edilecek işleme ilişkin olarak herhangi bir ayrım bulunmadığından, davalı idarenin, teknik elemanın olmaması halinde de, maden sahasında daimi nezaretçi mevcut olduğundan, madencilik faaliyetlerinin maden mühendisi tarafından yürütülmeye devam edebileceği yolundaki savunmasına itibar edilmediği,<br>Dava konusu Yönetmelik'in Geçici 6. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde" ibaresi yönünden;<br>Yönetmelik'in Geçici 6. maddesinin 3. fıkrasında, "Maden işletmelerinde denetim veya üretim faaliyetlerinde fiili olarak en az beş yıl çalışan maden mühendislerinin bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde başvurması halinde eğitime katılma şartı aranmaksızın daimi nezaretçi sertifikası düzenlenir." düzenlemesinin yer aldığı,<br>Yönetmelik'in Geçici 6. maddesi bir geçiş hükmü olup; Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla maden işletmelerinde denetim veya üretim faaliyetlerinde fiili olarak en az beş yıl çalışan maden mühendislerince Yönetmelik'in yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde başvuruda bulunulması halinde eğitime tabi tutulmaksızın bu kişilere daimi nezaretçi sertifikası düzenleneceğinin kurala bağlandığı,<br>Yönetmelik'in "Daimi nezaretçi eğitimi ve daimi nezaretçi sertifikası" başlıklı 126. maddesinde ise, daimi nezaretçi eğitim programı ve daimi nezaretçi sertifikasının süresine ilişkin usul ve esasların düzenlendiği, söz konusu maddenin 3. fıkrasında, madencilikle ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında denetim veya üretim faaliyetlerinde fiili olarak en az beş yıl çalışan maden mühendislerine başvurmaları halinde, daimi nezaretçi eğitim programına katılma şartı aranmaksızın daimi nezaretçi sertifikası düzenleneceği kurala bağlanarak, daimi nezaretçi eğitim programı yönünden madencilikle ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında denetim veya üretim faaliyetlerinde çalışan maden mühendislerine bir istisna getirildiği,<br>3213 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca, daimi nezaretçinin görev, yetki ve sorumlulukları, atanma usul ve esasları, eğitimi, çalışma usul ve esaslarının Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle belirleneceği açık olup, dava konusu düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle,<br>21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maden Yönetmeliği'nin 127. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları ile 131. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptaline, dava konusu diğer kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>Davacı tarafından, bir maden mühendisinin daimi nezaretçi olarak atanabilmesi için hem oda sicil belgesi hem de oda kimlik belgesinin istenilmesi gerektiği, bunların birbirine eşdeğer belgeler olmadığı, maden mühendisinin Oda üyesi olup olmadığı ve kısıtlılığının bulunup bulunmadığının tespiti için iki belgenin de aranması gerektiği, 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 6. fıkrasına göre, daimi nezaretçinin görevinin atandığı ruhsat sahasındaki faaliyetleri denetleyerek tespit ve önerilerini daimi nezaretçi defterine kaydetmek olduğu, dava konusu Yönetmelik hükümlerinde ise, Kanun'un bu hükmüne aykırı olarak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili de birtakım görevlerin verildiği, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 3. maddesine göre, bu görevlerin iş güvenliği uzmanının görevleri olduğu, dolayısıyla söz konusu Yönetmelik hükümlerinin 3213 sayılı Kanun ile 6331 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, yetkilendirilmiş tüzel kişilerin kurulma amaçlarından birinin de, projeyi hazırlayan kişiler ile projeyi uygulayan kişilerin ayrılması olduğu, yetkilendirilmiş tüzel kişilerde istihdam edilen personelin aynı firmaya ait ruhsat sahalarında daimi nezaretçi ya da teknik eleman olarak görevlendirilmesine ilişkin düzenleme ile bu durumun kamu yararına aykırı bir şekilde ortadan kaldırıldığı, söz konusu düzenlemenin eşitlik ilkesine de aykırı olduğu, Yönetmelik'in 126. maddesinin 3. fıkrasında, madencilikle ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında denetim veya üretim faaliyetlerinde fiili olarak en az beş yıl çalışan maden mühendislerine eğitime katılma şartı aranmaksızın daimi nezaretçi sertifikası düzenleneceğinin belirtildiği, bu düzenlemede, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan maden mühendisleri yönünden herhangi bir süre sınırlaması getirilmediği ve her zaman eğitime katılma şartından muaf tutuldukları, Yönetmeliğin Geçici 6. maddesinin 3. fıkrasında ise, özel sektörde görev yapmış olan maden mühendisleri için süre sınırlaması getirildiği, bunların Yönetmelik'in yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde başvurmaları halinde eğitime katılma şartından muaf tutuldukları, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>Davalı idare tarafından, Yönetmelik'in 127. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkralarında yer alan düzenlemelerin zaman içinde yaşanan ve tecrübe edilen hususlar neticesinde tesis edildiği, düzenlemelerde esas alınan kiriterlerin; ruhsatların aynı ruhsat sahibine ait olması, ruhsat sahalarındaki ocağın devamlılığı ve işletme faaliyetinin ortak bir proje haline getirilmesi gibi kriterler olduğu, bu durumlarda işletme faaliyetlerinin tek bir noktadan kontrolünün mümkün olduğu, sektörün ihtiyaçları göz önünde bulundurularak şartları taşıyan ruhsatlar için tek bir daimi nezaretçi atanmasına imkan tanındığı, Yönetmelik'in 131. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 3213 sayılı Kanun'un amacını ve sınırlarını aşan bir düzenleme olmadığı, teknik elemanın olmasa bile, maden sahasında daimi nezaretçi bulunduğundan madencilik faaliyetlerinin maden mühendisinin kontrolünde yürütüleceğinin açık olduğu, bu nedenle teknik elaman istihdamı için ruhsat sahibine süre verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş; davacı tarafından ise savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,<br>2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen dava konusu düzenlemelerin iptali, kısmen davanın reddi yolundaki Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 08/04/2022 tarih ve E:2017/7300, K:2022/2566 sayılı kararının ONANMASINA,<br>3. Kesin olarak, 04/07/2023 tarihinde, Yönetmelik'in 131. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden oyçokluğu, dava konusu diğer kısımları yönünden oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY<br>X- 3213 sayılı Kanun'un 31. maddesinin 1. fıkrasında, maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinin, maden mühendisi nezaretinde yapılacağı, maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinde asgari bir maden mühendisi daimi olmak üzere, işletme tekniği, büyüklüğü ve yapısal durumu göz önüne alınarak diğer meslek disiplinlerinden mühendis istihdam edilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiş; daimi nezaretçi ile teknik elemanın görev, yetki ve sorumlulukları, atanma usul ve esasları, eğitimi, çalışma usul ve esaslarının Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür. Söz konusu maddenin 2. fıkrasında da, istihdam şartları sağlanmadan faaliyette bulunulması durumunda idari para cezası uygulanarak faaliyetin durdurulacağı belirtilmiştir.<br>Dava konusu Maden Yönetmeliği'nin "Zorunlu olarak teknik eleman çalıştırılacak ruhsat sahaları" başlıklı 131. maddesinde, " (1) Teknik eleman istihdam edileceği durumlar şunlardır;<br>...<br>b) Teknik eleman istihdam şartının oluştuğu ancak teknik eleman istihdam edilmediğinin tespiti halinde teknik eleman istihdamı için on beş gün süre verilir. Bu sürede teknik eleman istihdamı yapılmaması durumunda Kanunun 31 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince işlem tesis edilir. Ancak, bu hükümlere göre yapı ve inşaat hammaddeleri üretimi için izin alan kamu kurum ve kuruluşlarının sadece faaliyetleri durdurulur." hükmüne yer verilmiştir.<br>Bu haliyle, dava konusu Yönetmelik'in 131. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, dayanağı olan 3213 sayılı Kanun'u aşan veya kapsamını genişleten herhangi bir düzenleme yapılmadığı ve yeni bir kural belirlenmesinin de söz konusu olmadığı, bilakis 3213 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile verilen yetki uyarınca, bu Kanun'un uygulanmasına dair usul ve esasların belirlendiği anlaşıldığından, söz konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.<br> Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının dava konusu Yönetmelik'in 131. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.</font></p></body></html>
atama