<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3506 E.  ,  2023/1278 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2022/3506<br>Karar No : 2023/1278 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sendikası (... -Sen) <br>VEKİLİ : Av. ... <br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/06/2022 tarih ve E:2018/4765, K:2022/4283 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 12/06/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 2. fıkrasının, 7. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının, 8. maddesinin 2. fıkrasının ve 10. maddesinin iptali ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 24. maddesinin (d) bendinde yer alan "Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır." cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/06/2022 tarih ve E:2018/4765, K:2022/4283 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarenin usule ilişkin itirazı ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş,<br>Anayasa'nın 131. maddesi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 23., 24. ve 65. maddeleri, Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin 2., 3., 6., 7., 8. ve 10. maddelerinde yer alan kurallar aktarılarak;<br>Dava konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin 2. fıkrası yönünden;<br> Yükseköğretim Kurulunun, yükseköğretim kurumlarının 2547 sayılı Kanun'da belirtilen amaç, hedef ve ilkeler doğrultusunda kurulması, geliştirilmesi, eğitim-öğretim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlar hazırlamak, yükseköğretim kurumları arasında bu Kanun'da belirlenen amaç, ilke ve hedefler doğrultusunda birleştirici, bütünleştirici, sürekli, ahenkli ve geliştirici işbirliği ve koordinasyonu sağlamakla görevli olduğu,<br>Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atama Yönetmeliği'nin 6. maddesinin dava konusu 2. fıkrasında yer alan düzenlemenin, 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesinde belirlenen genel çerçeve kapsamında kaldığı, Kanun hükmü ile dava konusu hükmün benzer düzenlemeler içerdiği, ölçülülük ilkesi ile üst hukuk normlarına aykırı bir yönünün bulunmadığı,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. ve 2. fıkraları yönünden;<br>Dava konusu düzenleme ile, doktor öğretim üyelerinin en az bir en çok dört yıl için atanacağı belirtilmiş olup, bu konuda objektif bir düzenlemeye yer verildiği, 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesinde de doktor öğretim üyelerinin en çok dört yıl için atanacaklarının düzenlendiği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına ve kamu yararına aykırılık görülmediği,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 8. maddesinin 2. fıkrası ile 10. maddesi yönünden;<br>2547 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendinde, "Öğretim Üyeleri: Yükseköğretim kurumlarında görevli profesör, doçent ve doktor öğretim üyeleridir."; anılan bendin (2) numaralı alt bendinde ise, "Doçent: Üniversitelerarası Kurul tarafından verilen doçentlik akademik unvanına sahip kişidir." hükümlerinin yer aldığı,<br>Dava konusu düzenlemelerde, sözlü sınavın doçentlik unvanı kazanılırken aranılan bir şart olarak belirlenmediği, doçentlik unvanını alan kişilerin doçent kadrolarına atanması sırasında ilgili kadroyu açan üniversiteler tarafından sözlü sınav şartının getirilebileceğinin düzenlendiği,<br>Doçent kadrolarına yapılacak atamalarla ilgili üniversitelerin ilgili bilim alanında sözlü sınav yapılıp yapılmaması konusunda seçim hakkı bulunmakla birlikte, ilgili bilim alanının ihtiyaç ve gereklerinin tam anlamıyla karşılanabilmesini teminen ilgili bilim alanının niteliğine göre sözlü sınav yapılması gerekliliğinin bazen bir zorunluluk bazen de bir seçimlik uygulama olduğu,<br>Bu kapsamda; idarelerin, düzenleme yetkisine sahip olunan alanlarda uygulamaları, çağın gereklerine ve akademik ihtiyaçlara uygun olarak değiştirip, yeniden düzenleyebilecekleri tartışmasız olup, üniversitelerden gelen talepler de dikkate alındığında, ilgili bilim alanında bilgi, yetkinlik ve ifade gücünü ölçen bir uygulama ihtiyacının zorunlu olduğu anlaşıldığından, davalı idarece hizmetin daha iyi işlemesi için yapılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve kamu yararına aykırılık görülmediği gerekçeleriyle,<br>davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrolarına başvuran adayların durumlarını incelemek üzere oluşturulacak üç kişilik jüride ilan edilen kadronun bulunduğu birimin bölüm başkanının bulunmasının zorunlu olduğuna ilişkin düzenlemenin 2547 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, doktor öğretim üyeliğine süreli atama kriterinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, doçentlikte ve profesörlükte böyle bir durumun söz konusu olmadığı, ayrıca Kanun'da atamanın en fazla dört yıl için yapılacağının belirtildiği, en az atama süresinin düzenlenmediği, bu nedenle Yönetmelik'teki en az bir yıl ifadesinin hukuka aykırı olduğu, Yönetmelik'te görev süresi sona eren doktor öğretim üyelerinin ilgili yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından yeniden atanabileceğinin düzenlendiği, uygun görüş ifadesinin subjektif bir kavram olduğu, söz konusu ifadenin belirlilik ilkesine aykırı olduğu, doçent kadrolarına yapılacak atamalar sırasında uygulanacak olan sözlü sınavın objektif ve denetlenebilir olmadığı, jüri üyelerine geniş takdir yetkisi sunulduğu, bu nedenle, sözlü sınava ilişkin Yönetmelik hükümlerinin dayanağı 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesindeki cümlenin Anayasa'nın 10., 11., 12. ve 13. maddelerine aykırı olduğu, iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 21/06/2022 tarih ve E:2018/4765, K:2022/4283 sayılı kararının ONANMASINA,<br>3. Kesin olarak, 07/06/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br> <br></font></p></body></html>

atama