<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/650 E. , 2022/9433 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2020/650<br>Karar No : 2022/9433 <br><br><br>DAVACI : … <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVALI : … / …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarihli E:.., K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin yine aynı Kurulun … tarih ve K:.. sayılı kararıyla reddine dair karara yönelik yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Hangi disiplin suçu ile itham edildiği tarafına bildirilmeden yazılı savunmasının istenildiği, düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği, aynı fiilden dolayı iki kez meslekten çıkarılmasına karar verildiği, reddi muhakkik talebinin kabul edilmediği, toplanmasını talep ettiği delillerin toplanmadığı ve bu konudaki şikayetinin karara bağlanmadığı, yargı ve yargı mensuplarını ilgilendiren haberlerin paylaşılmasının suç olmadığı, bir taşra hakiminin eleştirel yazı yazarak hedef gösterme gibi önemli bir eylemi gerçekleştirmesinin hukuken mümkün olmadığı, şiddete teşvik edici bir yazının veya yorumun bulunmadığı, paylaşımlarının ceza hukuku bakımdan bir suç teşkil etmediği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davacının, mevzuatın, yargı yetki ve görevinin kendisi için çizdiği hukuki sınırların dışına çıkarak, bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerini yitirerek hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği eylemleriyle mesleğin şeref ve onurunu bozması ve mesleğe olan genel saygı ve güveni ortadan kaldırdığından bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında hukuka, mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, Sivas Cumhuriyet Savcısı iken meslekten çıkarılan davacı tarafından Uşak Hakimi olduğu döneme ilişkin eylemleri nedeniyle, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … gün ve E:…; K:… sayılı kararıyla kesinleşen Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … gün ve E:…; K:… sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kalınan sosyal, parasal ve özlük hakların işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>Danıştay Beşinci Dairesinin … gün ve … esas sayılı ara kararı uyarınca işin gereği düşünüldü;<br>T.C. Anayasasının 139'uncu maddesinde, meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hariç, hakim ve savcıların azlolunamayacağı kurala bağlanarak, hâkimlik ve savcılık mesleği teminat altına alınmış; 140'ıncı maddesinin 3'üncü fıkrasında ise, hâkim ve savcıların atanmaları, hakları ve ödevleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği, kurala bağlanmıştır.<br>Öte yandan, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 62’nci maddesinde, hakim ve savcılara; sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca (maddede) yazılı disiplin cezalarından birinin verileceği hükme bağlanmış; maddenin (g) bendinde zikredilen “meslekten çıkarma” cezası da, Kanunun 69’uncu maddesinde, bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesi olarak tanımlanmıştır. Söz konusu 69'uncu maddenin son fıkrasında ise, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir. <br>Hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı, güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.<br>Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden; davacının meslekten çıkarılması yolundaki Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … gün ve … sayılı kararının, hakkında düzenlenen … gün ve … sayılı soruşturma fezlekesine dayandırıldığı; söz konusu raporda, davacının, Paralel Devlet Yapılanması hakkında yürütülen soruşturma ile ilişkilendirilerek nöbetçi ceza hakimleri listesini düzenleyen ve bazı değişiklikler gerçekleştiren Uşak Adalet Komisyonu Başkanı İ. İ.'ı hedef almak suretiyle, 21.10.2015 tarihinde "www.adalet.org" isimli sosyal sitede "Yargıda organize işler" başlığı altında "Yürütmenin yargı üzerindeki etkisini artırdığı ..... muhalif karar veren/verecek olan hakim ve savcıların dosyalardan el çektirildiği, görev yerlerinin değiştirildiği....., Türk yargısını muasır medeniyetleri seviyesine çıkarmak yerine "saray soytarısı" haline getirecek ve yargı mensupları da "hükümet komiseri" olarak anılmaya başlanacaktır....." şeklinde paylaşımda bulunduğu; Uşak Adalet Komisyonu Başkanı İ.İ.'ın şikayeti üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu … Dairesinin … gün ve … sayılı kararıyla, soruşturma izni verilmesi teklifinin, Bakan emriyle … tarihinde olur'una karar verildiği; "www.adalet.org" isimli sitede 30.12.2014, 15.1.2015, 11.3.2015, 27.3.2015, 4.5.2015, 10.5.2015 ve 25.5.2015 tarihlerinde davacı tarafından yapılan paylaşımlar ile Hakimler ve Savcılar Kurulu üyelerinin ve kararlarının eleştirildiği, aynı sitede 20.2.2015 tarihinde "yargıda tartışılan ucuz konut satışı", 17.7.2015 tarihinde "hüzünlü bayram", 16.10.2015 tarihinde "korumasız yargı", 29.4.2016 tarihinde "iki farklı açıklama ve yargının hali", 22.2.2016 tarihinde "yargıda bağımsızlık hezeyanları" konulu eleştirel yazıların paylaşıldığı; Hakim ve Savcıların üyesi olduğu dernek üyelerinin, siyasilerin ve hakimlerin doğrudan veya dolaylı olarak sürekli hedef gösterildiği; bir hakim tarafsızlığına uygun düşmeyecek şekilde, içerik ve muhteviyatı bilinmeyen dosyalar hakkında örgüt elemanları lehine görüşler paylaşıldığı; söz konusu sitedeki 10.5.2016 tarihli "biz yargı mensupları da yürütmenin gölgesinde yargıyı yerle bir eden HSYK'dan utanıyoruz." paylaşımı ile HSYK'nın tarafsız ve bağımsızlığını zedelemek üzere planlamanın bir parçası olduğu belirtilerek, adli ve disiplin yönünden 2802 sayılı Kanun uyarınca işlem yapılmasının önerildiği; bu rapor doğrultusunda da, ilgiliye isnat olunan ve fiilen görevde iken gerçekleştirilen eylem suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile, mesleğin şeref ve nüfuzu ile şahsi onur ve saygınlığını bozacak nitelikte görüldüğü gerekçesiyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Anayasanın 90’ıncı maddesinin son fıkrasında, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı kurala bağlanmıştır. 1949 yılında kurulan Avrupa Konseyi tarafından hazırlanıp üye ülkelerin imzasına açılan İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi, Türkiye tarafından 4.11.1950 tarihinde imzalanmış, 3.9.1953 tarihinde yürürlüğe giren Sözleşme 10.3.1954 tarih ve 6366 sayılı Kanunla onaylandıktan sonra, 18.5.1954 tarihinde Türkiye için yürürlüğe girmiştir.<br>Sözleşme ağırlıklı olarak, demokratik bir hayat biçimi için zorunlu olan “medeni ve siyasi” hakları korumakta olup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında da belirtildiği üzere, devletin egemenlik alanıyla ilgili bir görevde bulunanlara, görevleri bağlamında uygulanan idari işlemlerin kamu hukukunu ilgilendirdiğinden “medeni hak” kapsamında olmadığı; her ülkedeki kamu hizmeti sektöründeki bazı mevkilerin, kamu hukuku tarafından verilen güçleri kullanmaya katılmayı veya genel menfaat içinde sorumluluk almayı içerdiği; bu nedenle, bu tür mevkilere sahip olanların devletin egemen gücünün bir parçasını kullandıklarından, devletin bu memurlardan özel bir sadakat ve güven bağlılığı talep etmekte meşru bir menfaati bulunduğu kabul edilmektedir (Pellegrin/Fransa kararı). Mahkeme, 19.10.2010 gün ve 20999/04 Özpınar-Türkiye kararında da, bir hakimin özel veya mesleki yaşamında, hakime duyulması gereken güven veya saygıyı engelleyici nitelikte davranışlarda bulunmasının, yargı organının saygınlığı üzerinde bazı sonuçlar doğurabileceğini, belirtmiştir.<br>Bu durumda, davacının; ifa ettiği kamu görevi itibarıyla kamu düzeninin güvencesi olarak kendisinden beklenen özen, sadakat ve güven ilişkisine aykırı tutum ve davranışlarda bulunduğunun soruşturma fezlekesi ile sabit olması; sonrasında davacı hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; suçu sabit görülerek "7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" hükmedilmesi; ayrıca, özel yaşama saygı ilkesi ile izah edilemeyecek davranışlarından dolayı, yargı organının saygınlığını zedelediği sonuç ve kanaatine varılması karşısında, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Ayrıca, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … gün ve E:..; K:… sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, bu karar nedeniyle davacının parasal ve özlük haklarından yoksun kaldığından söz edilemeyeceğinden, ortada tazmini gerektiren bir hak da bulunmamaktadır.<br>Diğer taraftan, davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğundan bahisle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan mali hakların 2.9.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava, Danıştay Beşinci Dairesinin 15.11.2021 gün ve 2021/3704 sayılı kararıyla, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle reddedilmiştir.<br>Davacı tarafından, dava dilekçesinde ileri sürülen diğer iddialarda da yasal isabet görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yönünde karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.<br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY:<br>Davacının, Uşak Hakimi olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemler nedeniyle hakkında düzenlenen soruşturma raporu üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarihli E:…, K:… sayılı kararı ile soruşturmanın kapsamının, davacının;<br>"I <br>Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca parelel devlet yapılanması hakkında yürütülen soruşturma ile ilişkilendirerek nöbetçi ceza hakimleri listesini düzenlemesi sebebiyle bazı değişiklikler gerçekleştiren Uşak Adalet Komisyonu Başkanı müşteki ...’ı hedef almak suretiyle 21.10.2015 tarihinde “adalet.org” isimli sitede “Yargıda Organize İşler” başlığı altında;<br>“Yürütmenin yargı üzerindeki etkinliğini arttırdığı şu günlerde yürütmenin arzusuna muhalif karar veren/verecek hâkim ve savcıların dosyalardan el çektirildiği, görev yerlerinin ve yetkilerinin değiştirildiği hususu, sağır sultan tarafından da duyulmuş bir yüz karası durumdur. Hatta hâkim ve savcıların sırf verdikleri kararlardan dolayı görevden uzaklaştırıldıklarına veya meslekten ihraç edildiklerine tüm yargı mensuplar olarak her gün şahit olmaktayız. <br>HSYK eliyle yapılan bu hukuksuzlukların yanı sıra yerelde de kraldan daha çok kralcı davranan başsavcı ve komisyon başkanlarının hâkim ve savcılar hakkında yapmış oldukları “ketegorizasyonun” sonucu olarak güncel dava ve soruşturmalara etki etmek bakımından ivedi harekete geçtikleri, nöbet çizelgeleri ile oynadıkları ve bu şekilde nöbetçi hâkim ve savcı belirlemeye çalışarak adil yargılamayı etki altına almaya çalıştıkları bilinmektedir. <br>Yine yürütmenin yargı içerisindeki temsilcileri gibi hareket eden ve tabiri caizse yargının “...” rolünü ifa eden bir kısım meslektaşların, yürütmenin selameti bakımından kendilerinden olmayan, emir ve talimatla çalışmayan, vicdanının sesesine göre karar verecek meslektaşlarımızı özellikle hedef haline getirdikleri, onlarla ilgili işlem yapılması için çığlık çığlığa koro halinde HSYK’ya çağrıda bulundukları bilinmektedir. Bu ileride “Türk yargısını sıfırlama ve fişleme hikayesi” yazılmaya başlandığında daha iyi anlaşılacaktır. <br>Bilinmesi gerekir ki, hukukun evrensel ilkelerini ayaklar altına alan ve adil yargılamaya açıkça müdahale niteliğindeki bu tip “organize işler” Türk yargısını muasır medeniyetleri seviyesine çıkarmak yerine “saray soytarısı” haline getirecek ve yargı mensupları da “hükümet komiseri” olarak anılmaya başlanacaktır. Bunun neticesi olarak “bağımsız yargının” yerini, kendini sıfırlayan emir eri haline gelen, günü geldiğinde emir erlerini de yiyen bir “despotik yargı” alacaktır.<br>Dolayısıyla yürütmenin selameti için yargıya kurmuş olduğunuz tuzaklar sizi vurmadan gelin bu hukuksuz davranışlardan vazgeçin ve adalet neyi gerektiriyorsa onun gereklerine katkı sağlayın..” şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>II<br>1) 30.12.2014 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "...'yı meslekten ihraç edenlerin düşüncesi ile bugün 4 meslektaşımızı görevden uzaklaştıranların düşünceleri arasında bir fark yoktur... O zaman askeri otoriteye baş kaldıran bir savcıya ders verilirken bugün yaptığı soruşturmalar nedeniyle meslektaşlarımız görevlerinden uzaklaştırılıyorlar. Ne oldu, ... onuruyla birlikte verdiği mücadelenin neticesi olarak mesleğe geri döndü, onu meslekten atanlar ise o utançla başbaşa kaldılar..Tarih tekerrürden ibarettir. HSYK hak ve adalet üzerine hareket etmeyi yol edinmezse aynı şeyleri tekrar yaşanacaktır. Zira hiç kimse bize bunun hukuki gerekçelerinin olduğuna inandıramaz bu yürütmeyle kolkola olmanın bir sonucudur... Ama ben ne yapacakları baştan belli olan bu KURUL'a kızmıyorum ve görevlerini yapıyorlar deyip geçeceğim. Peki hak, adalet, eşitlik, liyakat, mesleğin onuru naralarıyla ortalığı velveleye veren demokrasi havarileri neredesiniz? Yoksa demokrasi limitiniz mi bitti?<br>Yoksa sıranın size geleceğinden korktuğunuz için bir yerlere mi saklandınız? Yoksa size verilecek makamlara atlama hazırlığı mı yapıyorsunuz? SAHİ HERDESİNİZ?<br>"Yürütme bile 17/25 Aralık'ın ne demek olduğunu anladığı için bakanlarını yüce divana göndermeye hazırlanırken, kraldan daha kralcı olup bilmediğiniz dosyalar hakkında ve tabiki meslektaşlarınız hakkında peşin hükümlü davranmak bir hukukçuya yakışmaz... … bey, bir defa da öfke ve nefretinizden sıyrılarak olayları değerlendirin... Ve en önemlisi de hiç bilmeden de olsa meslektaşlarınızın hakkına girdiğinizi düşünün biraz. Herkesin bütün kötülüklerini paralele yıktığı, yürütmenin yargıyı esir aldığı, insanların ayaklarını kaydırıp makam kazanmak için paralelci diye ispiyonladığı, tek telefonla insanların başka illere geçici görevlendirildiği bu süreçte biraz sağduyulu olup hak endeksli düşünmek lazım. Birilerinin hakkına tecavüz ettiğimiz düşüncelerimizin içinde doğrular olsa da bu doğruların da bir hükmü yoktur...",<br>2)15.01.2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "HSYK'nın bu kararı yürütmenin yargı üzerindeki etkisine uygun bir karar olmuştur. Bu kararlar yürütme destekli HSYK tarafından Türk yargısına verilmek İstenen açık ve net mesajlardır. Ancak bu uygulamalarla bugün birileri kendilerini alkışlasa da yarın hakikatler ortaya çıktığında yanlarında hiç kimse olmayacak. Bu intikam ve hesaplaşma kültürüne dayalı uygulamalar, kısa vadede birilerini güldürse de uzun vadede sıfırlamanın adı olacaktır...<br>Değerli meslektaşlarımıza çok geçmiş olsun. Adalet için, görevlerini yaptıkları için bugün bunlar onlara reva görülmektedir. Ancak dönemin muktedirlerine dokunduğu için meslekten ihraç edilen değerli meslektaşımız ... güzel bir örnektir ve inanıyorum ki tarih tekerrür edecektir...",<br>3)03.03.2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Bu meslektaşlarımıza algı oluşturma adına bu muamelelere tabi tutanların adaletin birgün mutlaka tecelli edeceğini, bu meslektaşların hukuk tarafından haklılıkları ispatlanınca bütün onurları ve şerefleriyle mesleklerine geri döneceklerdir. Tıpkı ... hadisesinde olduğu gibi...Ancak bu dönemde yapılan herbir hukuksuzluğunda adalet karşısında hesap vereceğini de unutmamak gerekir. Neticeden sıfırlamaya çalıştığınız adalet size çarpınca sıfırlanacaksınız...",<br>4)11.03.2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Kabataş olayı birilerinin hedefe ulaşmak için her yolu meşru gördüklerinin,<br>bu uğurda toplumu kin ve düşmanlığa sevk etmek dahil olmak üzere <br>her yolu denediklerinin göstergesidir. Yürütmenin uşaklarına kapak olsun...",<br>5)27.03.2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Bu meslektaşlarımızın referansları HSYK seçimi öncesi ilan ettikleri "etik ilkeleri" gibi ise o referansların hepsi boşa çıkar... Aman dikkat "safları" sıkı tutun, araya sızma olmasın... Gayriresmi kadrolaşmanın resmi dernek statüsünde devamı için başkalarının araya sızmaması şart... Çok şükür yürütme yargı içinde bir derneğe kavuşacak!",<br>6)25.05.2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Zaman "aklama zamanı... Bence havuz medyasında ilanen bir duyuru yapsınlar da, geçmişte bir şekilde kirlenen her kim varsa başvurması halinde kendisine itina ile "ak pak" temiz kağıdı verileceği ve sütten çıkmış "ak" kaşık gibi tertemiz sıfır kilometre olacağı bildirilse...<br>Hatta yetmez öte tarafta bir kumpasa kurban gitmemeleri için şimdiden öte tarafta istedikleri yerden bir "sarayın" kendilerine ayrılacağı da ilan edilse süper olur. Bu fırsat kaçmaz beyler...",<br>7)15.09.2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Zamanın Efendilerini rahatsız edecek soruşturmalar yapıp, bir kısım kararlara imza atarsanız olacağı budur. Gelinen nokta göstermiştir ki bu topraklarda yaşayan "efendilere" bu milletin evlatları hiçbir zaman dokunamadı, dokunanlara da ne yapıldığı ortada. Onun için bu yakalamaları "zamanın efendilerine" esir olmuş "milli irade sevdalılarına" ithaf ediyorum.<br>Neydi kural: "Görme beni görmeyeyim seni",<br>8)10.05.2016 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Biz yargı mensupları da yürütmenin gölgesinde yargıyı yerle bir eden HSYK'dan utanıyoruz....",<br>9)03.05.2016 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Adalet orgda herkesin yazdığı alenen ortada... Ancak amaç bir şeyler bulmak değil bu siteyi töhmet altında bırakıp insanların siteye girişinin, yazı yazmasının, yorum yapmasının önüne geçmek...<br>Vallahi elinizden geleni ardınıza koymayın...<br>Bu hak ve hukuk tanımazlar kadar biz de cesur olamazsak bu arama kararıyla asıl amaçlarına ulaşmış olacaklar...",<br>"Yeni Türkiye'nin üreten beyinleri...:))",<br>10)04.05.2016 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Bir kişiyle alakalı ise neden o kişinin ismi, şüphe konusu eylemi arama kararında yer almaz. Bence yaptıkları hukuksuzluğun vehametini fark edip durumu kurtarma ve masum göstermeye çalışıyorlar... Ortada açıkça ve alenen bir hukuksuzluk var... Yeni Türkiye'nin Yeni HSYK'sı ait buyrun göreve...",<br>11)16.05.2016 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Yürütmenin gölgesinde bir yargıdan başka bir şey beklenmez ve bu yargıya güven de olmaz",<br>12)04.05.2016 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Eminim gerekçesiz, şüpheli simi olmayan, şüpheye konu eylemi olmayan arama kararına istinaden gerekçesiz bir itirazın reddi kararı verilir ve adalet sıfırlanmaya devam edilir...<br>Yeni Türkiye'nin yeni HSYK'sı eserinizle övünebilirsiniz...",<br>13)25.05.2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Paralel söylemi kendini "ak"lama söylemine geçti...Millet iyi yerden yakalıyor... ... Beye bile paralel dedilerse yakında kimler paralel olur tahmin edemiyorum...", şeklinde paylaşımlarda bulunduğu,<br>14)Uşak Adalet Komisyonu Başkanı ...'ın şikâyeti üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üçüncü Dairesinin 03.03.2016 tarih ve 2016/3815 karar numaralı "Soruşturma İzni Verilmesi Teklifi" kararına istinaden hakkında yapılan soruşturma ile ilgili olarak "haberdar.com" isimli haber sitesinde "Uşak Komisyon Başkanının beni kastediyor dediği hakime HSYK’dan inceleme izin<br>Hakim, komisyon başkanları kritik operasyonlar için uygun hakim arayışına girildiği şeklinde yazı yazınca, Uşak Komisyon başkanı "beni kastediyor" diyerek HSYK'ya şikayet etti, HSYK inceleme başlattı.<br>... \ HABERDAR - Uşak Hakimi ... 'ın adalet.org 'da "paralel" adı verilen operasyonlar sırasında gözaltına atmma,sorgu gibi işlemler öncesinde komisyon başkanlarının çizelgenin dışına çıktığı ve uygun hakim arayışı içerisine girdiğini kasteden bir yazı kaleme alması üzerine Uşak Komisyon Başkanı …'ı HSYK'ya şikayet etti. …'ın söz konusu yazısında isim kullanmadığı belirtilirken, Uşak Komisyon Başkanı isim vermese de benden bahsediyor diye yaptığı şikayet üzerine HSYK ... Dairesi Hakim … hakkında inceleme izni verdi. Komisyon başkanının dilekçesinin "paralel" adı verilen operasyonlar için uygun hakim arayışına gidildiğinin kabulü niteliğinde olduğu da öne sürüldü.<br>Urfa'da paralel adı verilen operasyonlarda tahliye kararı verilmesi üzerine, Urfa komisyon başkanının çizelge dışında hareket ettiği iddia edilmiş, tahliye kararını veren hakim ve komisyon başkanı ihraç edilmişti.<br>Diğer yandan paralel operasyonlarda tutuklama verecek hakimlerin belirlenmesi için arayışa gidildiğini dile getiren ...'ın isim vermemesine rağmen, "beni kastediyor" diye şikayetçi olan Uşak Komisyon başkanı hakkında HSYK işlem yapmazken, yazıyı yazan hakime inceleme izni verildi." şeklinde haber yapılmasını, ilgili haberin 16.05.2016 tarihinde "www.adalet.org" sitesinde paylaşılmasını sağlayarak hakkında yürütülen soruşturma ile Uşak Adalet Komisyonu Başkanı ... aleyhinde olumsuz algı yaratmaya çalıştığı,<br>15)29.04.2016 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "İKİ FARKLI AÇIKLAMA VE YARGININ HALİ" başlığı ile <br>"HSYK'nın 2017-2021 Stratejik Plan Çalıştayı'nın yapıldığı Şanlıurfa'da açıklama yapan HSYK Başkan vekil Mehmet Yılmaz, yargı dünyasının 2007-2013 yıllarını "kara dönem" olarak nitelendirdikten sonra 2007'den bu yana yaşanan süreçte yargıya güvenin yüzde 70'ten yüzde 30'lara indiğinden, yargının sopa gibi kullanıldığından dolayı "yargının tarafsızlığının hâkim kılınması" gerektiğine vurgu yaptı. Ancak bu birilerini mutlu eden bir açıklama olsa da gerçeklerle pek uyuştuğu söylenemez.<br>Şöyle ki, Avrupa Parlamentosunun 2016 yılı raporunda Türkiye ile alakalı tespitleri Türk Yargısının perişan halini ortay koymaktadır. Raporda Türkiye'de demokrasi, hukuk devleti, yargının bağımsızlığı, toplanma ve ifade özgürlüğü, insan hakları ve hukuk devletine saygı gibi bazı ana alanlarda giderek Kopenhag kriterlerinden uzaklaşıldığından bahsediliyor. Ayrıca uluslararası kuruluşların raporları ışığında özellikle son iki yılda genel alanda ve sosyal medyada fikir özgürlüğünün ciddi bir gerileme gösterdiği belirtilirken, ... ve ... davasına atıfta bulunarak basın özgürlüğünün dikkate alınması çağrısında bulunuluyor.<br>Görüldüğü üzere Rapor açıkça hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğündeki gözle görülür gerilemeye vurgu yapmaktadır. Sayın HSYK başkanvekilimizin acaba bu rapora ilişkin açıklaması ne olacak merak ediyorum. Bu rapora konu eleştirilerin ortaya çıkmasında Yeni Türkiye'nin Yeni HSYK'sının ve bir kısım yargı mensuplarının katkısının olduğu da unutulmamalıdır. Cenaze ortada ancak sahip çıkacak kimse pek görünmüyor.<br>HSYK kendi döneminde yaşanan ve raporlara konu olan hukuksuzluklara ve haksızlıklara perde olması bakımından sürekli önceki dönemi eleştirerek gündemi geçiştirmeye çalışıyor. Ancak kazın ayağı hiç de öyle değil. Zira önceki döneme yönelik eleştiri getirdikleri unvanlı atamaları, Yargıtay üyesi atamaları, hakim-savcı soruşturmaları konusunda önceki kurula rahmet okutturan uygulamalara imza attılar. En son İstinaf kararnamesinde hangi esaslara göre kimlerin atandığını umarım bir gün açıklama zahmetinde bulunurlar.<br>Anlayacağınız yürütmenin gölgesindeki bir yargı ve HSYK, birilerini mutlu etse de ve bunun üzerinden "bağımsız-tarafsız yargı" pozu verilmek istense de, bu biz yargı mensuplarına ve Uluslararası toplum ve kuruluşlara pek inandırıcı gelmiyor. Emin olun HSYK'nın yaptıkları onlara oy verenlere de inandırıcı gelmiyor ve yapılanları tasvip etmiyorlar. Ancak cadı avının sürdüğü bu süreçte damgalanmamak ve sürülmemek için ses çıkarmıyorlar.<br>Bunun için HSYK'nın değerli üye ve başkanları, görev sürenizin yarısını tamamlamak üzere olduğunuz bu süreçte size oy veren meslektaşlarımıza saygının bir gereği olarak döneminizdeki icraatları vicdan terazisinden bir geçirin ve kendinizi bir özeleştiri sürecine sokun ve ondan sonra Stratejik Planınızı hazırlayın... Aksi takdirde Türk yargısı sıfırlanmaya devam edecektir...",<br>16)22.02.2016 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "YARGIDA BAĞIMSIZLIK HEZEYANLARI" başlığı ile <br>"Sizi bilmem ama ben YENİ TÜRKİYE'NİN bağımsız yargısına (!) haksızlık yapıldığına inanıyorum neymiş efendim bu yargı bağımsız değilmiş de istediği gibi karar veremiyormuş. Hiçte öğle değil. Türk yargısı, o kadar bağımsız ki kendisini sınırlayan evrensel ilkeleri, Anayasa'yı bir tarafa bırakıp kendi ulvî görüşüne göre karar verecek kadar bağımsız.<br>Bu öyle bir bağımsızlık ki, Türk yargısının mensupları, düşüncelerini kararlarına yansıtırken, devletin bekası adına bunu yaptıklarını, evrensel ilkelerin ve Anayasanın kendilerine ayak bağı olduğunu ve bu nedenle aslında tam istedikleri gibi karar veremediklerim büyük bir üzüntü ile dile getirmektedirler.<br>Eğer Türk yargısı bağımsız olmasaydı, sadece yürütmenin istemediği tahliye kararlarını verdi diye hakimler tutuklanabilir miydi? Aynı şekilde görevi kapsamında yaptıkları soruşturmalardan dolayı savcılar tutuklanır mıydı? Yine verdikleri karardan dolayı hakimler ve savcılar, meslekten uzaklaştırılır ya da ihraç edilir miydi?<br>Hele hele birde bu tutuklu yargı mensuplarının duruşmalarının görüldüğü bir Yargıtay'ımız var ki evlere şenlik. Devletin bekası adına feda etmeyeceği ilke, kaide, kural yok. Sanırsınız ki herkes devlet düşmanı bir tek Yargıtay vatansever. Yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş olan hakim ve savcıları adete cezalandırırcasına tutuktu yargılama konusunda ebeden ve âaimen ısrarını devam ettiriyor. Hani acaba yıllarca verdikleri kararlarda tutuklamanın bir TEDBİR olduğunu yazıp çizdiklerini hiç hatırlıyorlar mı?<br>Acaba, Ergenekon ve Balyoz davalarında sabahtan akşama kadar "tutuklama bir tedbir" diyen "şark bülbülü hukukçular"! nerede? Yoksa o söylemler köprüyü geçinceye kadar mı geçerliydi?<br>Bütün bu muhteşem sistemin yanı sıra bu "sıra dışı sitemin sigortası" olan bir HSYK'mız var ki o daha da bağımsız, bildiğiniz gibi değil İşler bir gün geciktiği için hemen özür dileyecek kadar kibar bir HSYK. Tabi yaptıkları hukuksuz ve evrensel ilkelere aykırı uygulamalardan dolayı değil, Meslektaşlarımızı meslekten uzaklaştırmada geciktikleri için, milletin ve yürütmenin beklentilerine anında cevap veremedikleri için çok muzdarîpler.<br>Yürütme aleyhine karar veren hakim savcıları idare şikayet edince bir çırpıda nasıl da "terfi heveslerini" kursaklarında bıraktılar.<br>Bakanlığın mülakat rezaletini ortaya çıkardı ve gündeme getirdi diye cesur bir savcımızı nasıl da "fizana" gönderdiler.<br>Bildiğiniz gibi değil acayip seri çalışıyorlar.<br>Hele bir de verdikleri o çok önemli, yürütmenin ve siyasetin içini ısıtan kararlardan sonra "havuz suyuna bulaşık medyada" boy göstermiyorlar mı, işte ona bitiyorum. Aslında oradaki açıklamaları görünce ne kadar da vatanseverlermiş diyemeden edemiyoruz.<br>Halbuki yargıda ihanet günlerinin böyle afili söylem ve haberlerle PERDELENEMEYECEGİNİ unutmuşlar.<br>EVET, adaleti, insan haklarını, adil yargılanma hakkını ve diğer evrensel ilkeleri kendine ayak bağı gören değerli yargı mensupları, YOL AYRIMINDASINIZ. Ya gerçek manada "adalete" geri dönersiniz ya da tarihin karanlık bir döneminin FİGÜRANI olarak anılacaksınız.<br>Onun için yol yakınken dönün eğer son dönüşü kaçırdıysanız, behemehal vakit kaybetmeden sizi bu bataklığın içine sokan EFENDİLERDEN, "Anayasal sistemin değişmesini" talep edin. Zira sıfırlasanız da bir sistem var ve bu sitem eninde sonunda işlemeye başlayacak.",<br>17)16.10.2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "KORUMASIZ YARGI<br>Bugün haber kaynaklarının neredeyse tamamında devletin bir mafya liderine koruma verdiği yazılıydı.... Heryerde oluk oluk kan akacak diyen bu zata tanınan ayrıcalık maalesef Türkiye'nin en büyük adliyesinde kalleşçe şehid edilen meslektaşımıza tanınmadı.... Rahmetli savcım gibi birçok güvenlik sorunu yaşayan meslektaşımızın koruma taleplerinin reddedildiği, ya da çağrı üzerine koruma gibi etkisiz bir koruma tahsis edildiğine hepimiz şahidiz. Hatta geçmişte pkk ve diğer terör örgütü dosyalarına bakan meslektaşlarımızın koruma kararlarının da kaldırıldığım ya da koruma sayısının teke düşürüldüğüne de çalıştığımız adliyelerde hepimiz şahit oluyoruz...<br>Velhasıl "efendilerin" muktedir olduğu yeni Türkiye 'de yargının ne kadar korumasız bırakıldığına hepimiz şahidiz...Ne diyelim bu ülkede herşeyin bir bedeli var ve yargı mensubu olmanın da ağır bir bedeli var... Bu arada "efendiler" siz sakın bu yazıyı üzerinize alınmayın... Öylesine söylenmiş sözler olarak değerlendirip bir "bir tebessümle " geçiştirin gitsin...",<br>18)17.07.2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "HÜZÜNLÜ BAYRAM" başlığı ile "Türk yargısı hüzünlü bir bayrama girdi. Zira tutsak, sürgün, ihraç edilmiş, meslekten uzaklaştırılmış ve baskı altına alınmış bir yargının bu bayramı kara bir bayramdır... Ve bunun müsebbibi Türk yargısına yürütmenin vurduğu darbenin ortağı olan HSYK'dır...verdiği kararlardan, yaptığı soruşturmalardan dolayı tutuklanan, ihraç edilen meslektaşlarımıza bayram öncesi 49 meslektaşımız daha eklendi. Bizden adalet beklemeyin diyenlerin bu tartışmalı/hukuka aykırı eylem ve kararları devam ediyor...<br>En son Kurul üyesi ... beyinde yaptığı açıklamada belirttiği üzere 276,115 ve 33 dinleme kararında imzası bulunan hakimlerle ilgili soruşturma dahi açılmadığı ancak 1 'er kararda imzası bulunan 8 kişinin ise açığa alındığı görülmektedir. Usulsüz dinleme yapıldığı iddiası ile yapılan incelemede aynı konum ve durumda olan kişiler hakkında farklı kararlar verilmesinin nedeni yargıda oluşturulan "tanırım iyi çocuktur, bizdendir" kültüründen kaynaklanmaktadır.<br>HSYK'nın bu şekildeki ayrımcı tavır ve kararları Türk yargısında telafisi mümkün olmayacak uçurumlara, derin yaralara sebep olmaktadır. Daha önce yapıldığı gibi yargı yetkisini kullanan yargı mensupları HSYK etiyle cezalandırılmaya devam etmektedir. Yargı yetkisini kullanan yargı mensuplarının bu şekilde apar topar savunma hakkı tanınmadan meslekten uzaklaştırılmalarının hukuki bir gerekçesi olmadığı/olmayacağı aşikardır... Açıkçası yürütmenin etkisi altında hareket eden bir HSYK'dan başka birşey de beklemek de beyhudedir. Yürütmenin etkisi ile hazırlanan kararnamelere alıştığımız gibi yine yürütmenin etkisi ile hazırlanmış ihraç/uzaklaştırma listelerine de alıştık...<br>Ancak hep söyledik söylemeye devam edeceğiz: Türk yargısının tutsak edildiği, sürgün edildiği, ihraç edildiği bu "yargıya darbe" süreci sona erdiğinde bu kararlara imza atanlar, havuz medyasına afilli mesajlar verenler bizlerin yüzüne bakacak yüzleri kalmayacaktır. Ancak biz onları sadece ADALETE havale edeceğiz...<br>Bu vesileyle Türk yargısının tutsak, sürgün, görevden uzaklaştırılmış ve baskı altında görevini yapmaya çalışan mensuplarının bu kara bayramını en içten dileklerimle kutluyorum... ADALET ÜZERİNE VE ADALETLE KALMAK DİLEĞİYLE...", paylaşımında bulunduğu,<br>19)20.02.2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Yargıda tartışılan konut satışı<br>Emlak Konut'un Başakşehir'de yaptığı lüks konutların satış kurasından HSYK seçimlerinde …'nin desteklediği Yargıda Birlik Platformu üyelerinin çıkması tartışma yarattı.<br>Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerinde … iktidarının destek verdiği Yargıda Birlik Platformu üyelerinin de aralarında bulunduğu hâkim ve savcılar, Emlak Konut GYO 'nun Başakşehir'de hayata geçirdiği Ayazma Emlak Konut projesindeki lüks konutlara indirimli bir şekilde sahip oldu, HSYK seçimlerinden önce … İstanbul Milletvekili …, Başbakan …'nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde iddiaların doğru olup olmadığını, doğruysa hangi hâkim ve savcıların ev sahibi olacağını sormuştu. Ev sahipleri listesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı …, bakan çocukları ile … tahliye eden hâkim … ve 25 Aralık soruşturmasını kapatan savcılara kadar çok sayıda isim bulunuyor.<br>Emlak Konut GYO'nun internet sitesinde "kuralı satış" olarak lanse edilen projeye başvurular 30 Ocak tarihi itibarıyla sonlandı. 1236 haneli Ayazma Emlak Konutları Projesi'nde 750 konut Adalet Bakanlığına ayrıldı ancak kurayla belirleneceği söylenen bu konutların birçoğuna Yargıda Birlik Platformu üyesi hâkim ve savcılar sahip oldu. Hâkim ve savcılara lüks konutlar için yapılan indirim bazı evlerde 100 bin TL'yi aştı. Bu miktarda yapılan bir indirimle orta gelir düzeyinde bir aile TOKİ'den ev sahibi olabiliyor. Söz konusu projenin Haziran 2017'de bitirilerek teslim edilmesi planlanıyor.<br>MİT TIR'larını durduran savcı Listede en dikkat çeken isimlerden olan ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 17 Aralık soruşturmasının hemen ardından getirilen … evine 491 bin TL'ye sahip olurken evin internet sitesindeki satış fiyatı ise 557 bin TL.<br>Adana'da MİT TIR'larının durdurulmasına ilişkin askerler hakkında "casusluk" soruşturması yürüttükten sonra Küçükçekmece Başsavcısı olarak atanan … da lüks daire sahibi olan isimler arasında yer alıyor. …evini 595 bin TL'ye alırken, evin fiyatı internet sitesinde 675 bin TL olarak yer aldı.<br>Sulh ceza da unutulmadı<br>17 ve 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları sonrası açılan sulh ceza hâkimliklerine atanan, bakan çocukları. … ve … gibi isimleri tahliye eden hâkimler de talihliler listesinde yer aldı. Ekim 2014'teki HSYK seçimleri öncesi İstanbul'da hükümetin desteklediği Yargıda Birlik Platformu'nun yemeklerini organize eden İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı … da lüks daire alanlardan oldu.<br>25 Aralık savcıları<br>Cumhurbaşkanı …'ın oğlu … ile …'nın da aralarında bulunduğu 96 kişinin şüphelisi olduğu 25 Aralık yolsuzluk soruşturmasını kapatan İstanbul Cumhuriyet Savcıları …, … ve … doğdu da lüks konut sahibi olan talihliler arasında yer aldı. Dosyaya takipsizlik kararı veren savcıların üçü de HSYK kararnamesi ile başsavcı vekili olarak atanmıştı. Soruşturmayı örten Başsavcı vekili …'nun daire fiyatı 593 bin TL, Başsavcı vekili … 'm daire fiyatı 528 bin TL, Başsavcı vekili …'ın daire fiyatı ise 674 bin TL.<br>Yargı mensupları tepkili<br>Yargıda Birlik Platformu yöneticilerinin kurduğu "Adalet Gündemi" isimli sitenin Facebook hesabında 23 Aralık 2014'te projeye ilişkin dikkat çeken bir bilgi paylaşılıyor. Sitede yer alan yorumlarda Hâkim …, projenin tek maaşla çalışan hâkim-savcılar için uygun olmadığını belirterek, "5.200 TL maaş alan bir hâkim/savcı her ay 3700 TL ödeyecek. Peki, elinde kalan 1.500 TL ile nasıl geçinecek? " diye soruyor. Hâkim … de projenin amacının hâkim-savcıları ev sahibi yapmak olduğu konusunda tereddütleri olduğunu kaydederek, "Bu fiyatları bir hâkim savcının vermesi mümkün değildir. Amaç elinde birikimi olan veya varlıklı yakınları olan hâkim savcılarımızı rant yoluyla zengin etmek midir?" ifadelerini kullandı.<br>…/…" yazısını aktararak altına "Evet gençlik, mal beyanında bulunma zamanı...Nereden buldun diye sorarlarsa bir cevabınız olsun...Devletimiz/Birliğimiz sağ olsun demekle olmaz bu işler...Yargı çok zenginleşti çok...", şeklinde yorum yaptığı,<br>20)20.02.2015 tarihinde www.adalet.org sitesinde "Yargıdan 'Erdoğan'a hakaret' seferberliği" başlığı altındaki "Yargıdan 'Erdoğan'a hakaret' seferberliği<br>…, …, …, İstanbul, ... Tokat İlçe Başkanı … önceki gün Cumhurbaşkanı … 'a hakaret ettiği ileri sürüterek tutuklandı, Konuk'un tutuklanması ile Cumhurbaşkanı … 'a hakaretten cezaevinde bulunanların sdayısı3'e çıktı. Avukat … tutuklamaların ifade özgürlüğüne karşı yapıldığını belirterek "Demokrasi beş yılda bir verilen oylarla gelmez" dedi<br>... Tokat İlçe Başkanı … önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan 'a hakaret ettiği ileri sürülerek tutuklandı. Konuk'un tutuklanması ile Cumhurbaşkanı …'a hakaretten cezaevinde bulunanların sayısı 3'e çıktı. Avukat … tutuklamaların ifade özgürlüğüne karşı yapıldığını belirterek "Demokrasi beş yılda bir verilen oylarla gelmez" dedi<br>Cumhurbaşkanı ...'a hakaret etmek iddiasıyla şubat ayı içinde aralarında öğrenci, gazeteci ve siyasi parti temsilcilerinin de bulunduğu 40 kişi hakkında TCK 299. maddesi kapsamında soruşturma açıldı. 3 kişi halen tutuklu bulunuyor. TCK'nin 299. maddesi suçu işleyen hakkında 1 ila 4 yıl hapis cezası öngörüyor. Bu madde kapsamındaki davalar Adalet Bakanının izniyle açılabiliyor. TCK'nin 299. maddesinden geçtiğimiz aralık ayında ilk olarak AKP Eski Milletvekili … 'm tutuklanması ile başladı. Ardından lise öğrencilerine kadar uzanan tutuklamalar yaşandı. Sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılan iletiler, basın açıklaması esnasında sarf edilen bir söz, yapılan bir haber ya da bir eylemde taşman döviz, Erdoğan 'a hakaret nedeni sayıldı.<br>... İLÇE BAŞKANI TUTUKLANDI<br>... Tokat İlçe Başkanı Önder Konuk Cumhurbaşkanı … 'a hakaret ettiği ileri sürülerek tutuklandı. Konuk, sosyal medya üzerinden Cumhurbaşkanı ... 'a hakaret ettiği iddiasıyla mahkemeye çıkarıldı ve tutuklanarak Çamlıbel T Tipi Cezaevine gönderildi. …, <br><br>Emniyet Müdürlüğündeki ifadesinin ardından Adliye'ye sevk edilirken "Cumhurbaşkanına hakaret ettiğim söyleniyor. Ama hakaret etmedim. Türkiye'de yaşayan binlerce, milyonlarca vicdanı olan insanların içlerinden geçeni söyledim. Gerçekleri söyledim, kimseye hakaret etmedim" dedi<br>... Manisa İl Başkanı … de, Akhisar ilçe Adliyesinin önünde Birleşik Haziran Hareketi adına yaptığı açıklamada ve elinde tuttuğu dövizde Cumhurbaşkanı … 'a hakaret ettiği gerekçesiyle evinden gözaltına alındı. … önce savcılığa ardından nöbetçi mahkemeye götürüldü. Mahkeme … hakkında denetimli serbestlik kararı verdi.<br>Cumhurbaşkanı … 'a hakaret ettikleri iddiasıyla ... Parti Meclisi üyesi ve Birleşik Haziran Hareketi İzmir İl Koordinasyonu Üyesi ... ve Manisa'nın Akhisar ilçesinde yapılan basın açıklamasında "Aynı suçu ben de işliyorum" diyen … da tutuklu bulunuyor. Gebze'den ... ve Edirne'den … da tutuklandı ancak yapılan itirazlar üzerine tahliye edildi<br>'TEK ADAM'A ELEŞTİRİ'<br>Manisa Birleşik Haziran hareketi İl Koordinasyon Kurulu Üyesi … serbest bırakılmasının ardından gazetemize konuştu. Tutuklu bulunan ... PM Üyesi … ve …'a destek olmak amacıyla Manisa'da "H....z, k...l, sen anlarsın …" dövizi açtıklarını anlatan, …, "O dövizin hakaret içerikli olduğu gerekçesiyle Manisa Akhisar ilçesinden 3 kişi ve basın açıklamasını okuduğum için benim hakkımda yakalama kararı çıkartıldı. Savcı ve hakimlerin operasyon için düğmeye basıldığım söyleyen …, "Edirne'den Tokat'a kadar toplumsal muhalefete karşı siyasi bir müdahale var. Biz Birleşik Haziran Hareketi olarak siyaset çizgimize ve politika yapmaya devam edeceğiz. Nerede bir direniş varsa o direnişi örgütlemek için orada olacağız" dedi. …, Birleşik Haziran Hareketinin kişilere yönelik bir tutum değil politik bir eleştiri yaparak baskıcı, otoriter, tek adamla yönetilen polis devletine karşı çıktığını söyledi.<br>DEMOKRASİ SADECE OY VERMEK DEĞİLDİR<br>Birleşik Haziran Hareketi İzmir İl Yürütme Kurulu Üyesi ...'ın avukatı ... ise gazetemize şu değerlendirmede bulundu: "Genel olarak ceza kanununda Cumhurbaşkanına hakaret şeklinde bir düzenleme var. Ancak müvekkilim ..., 17 Aralık Yolsuzluk Soruşturması kapsamında dönemin Başbakanı …'ın demeçleriyle yolsuzluk dosyanın kapatıldığım ve Gezi'de öldürülen gençler hakkındaki söylemlerine siyasi bir eleştiride bulunmuştur. Bu anlamda …'ın eleştirisi hukuksal olarak ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir" dedi. "Demokrasi sadece 5 yılda bir oy vermek demek değildir. Demokrasi bütün karar süreçlerinde halkın yönetime katılımıdır" diyen Avukat …, "Devlet kendi koyduğu ifade özgürlüğü yasasını çiğniyor. Yetmezmiş gibi bir de halkı kanunsuzlukla suçluyor. Hukukun evrensel ilkeleri ihlal ediliyor" ifadelerini kullandı. ... 'in ifadesi hakkında da açıklama yapan ..., "Hakaret suçuyla ifadeye çağırılırken örgüt suçlamasıyla yargılama yapan bir hukuk ile karşı karşıyayız" dedi<br>İLGİLİ MADDE ŞÖYLE<br>TCK'nin konuyla ilgili maddesi ise şu şekilde: Cumhurbaşkanına hakaret "Madde 299- (1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.<br>(2)Suçun alenen işlenmesi halinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.<br>(3)Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanı'nın iznine bağlıdır." şeklindeki yazıyı aktardığı,<br>21)08.03.2015 tarihinde www.adalet.org sitesinde "Mit suç işledi" başlıklı "Ocak 2014'te MİT'e ait olduğu anlaşılan 3 TIR'da insani yardım malzemesi taşındığı iddialarını reddeden ve dönemin Başbakanı ...'ın hedefe oturttuğu eski Adana Cumhuriyet Savcısı ..., Cumhuriyetin sorularını yanıtladı. Alman bir ihbar üzerine, 19 Ocak 2014'te sonradan MİT'e ait olduğu anlaşılan 3 TIR'da arama yaptırdığı için önce sürgüne gönderilen, ardından da hakkında soruşturma başlatılan Savcı ..., görevini yaptığını vurguladı. Eski Adana Cumhuriyet Savcısı …, "Bu olayda ben ve kolluk kanunların verdiği görev ve yetkiyi kullandık. Yaptığı iş yasal zeminde almayan MİT'ti. Zaten bu suçluluk nedeniyle suçlarının kapatılması için sadece yasaların verdiği görevlerini yapan savcıları açığa alıyorlar, kolluk görevlilerini hukuka aykırı olarak yargılıyorlar" dedi. Yargının "paralel" iddialarıyla pasifize edildiğini ileri süren … "Ülkemiz şu anda terör örgütleri açısından adeta bir cennet İŞİD de bundan yararlanıyor" diye konuştu.<br>… hedef aldı<br>Dönemin Başbakanı ...'ın "paralel savcı, casus, alçak" diye hakaret edip hedefe oturttuğu Savcı ..., Cumhuriyetin sorularını yanıtladı. MİT'e ait olduğu belirtilen TIR'larda insani yardım malzemesi taşındığı iddialarını reddeden Takçı, TIR'larda çok miktarda askeri mühimmat bulunduğuna dair jandarma tarafından tutulan tutanağı da doğruladı. …'nın sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:<br>-19 Ocak'a dönelim, yapılan bir ihbardan yola çıkarak 3 TIR durduruldu ve sonrasında medyaya yansıyanlara bakılırsa ciddi bir kriz yaşandı. O gün neler oldu?<br>19 Ocak 2014 tarihinde Jandarma istihbaratta çalışan üsteğmen veya teğmen rütbesindeki bir görevli sabah erken saatlerde beni aradı ve çok önemli bir konuda danışmak istediğini söyledi. Ben de erken bir saat olmasından dolayı kendisine içimden kızdım ancak önemli olduğunu söylediği için görüşmeyi kabul ettim. Bir süre sonra evime geldi. Bana bir haber elemanından bilgi aldığını, patlayıcı yüklü araçtan söz ettiğini, kendilerinin de Reyhanlı benzeri bir eylemden korktuklarını, çok sayıda … model aracın çalındığını, bu araçlar ite bombalı eylem yapılacağına dair istihbari bilgiler bulunduğunu söyledi. Ben de TMK'nin 10. maddesiyle görevli bir savcı olarak kendisine konuyu titiz şekilde araştırmalarını, gerekli önlemleri atmalarını, bu aşamada adli olarak yapılacak bir işlem bulunmadığını, somut bir şey öğrenirlerse gereken işlemlerin usulünce yapılacağım söyledim. Ayrıca o gün bitirmem gereken dosyalar olduğu İçin adliyeye geçeceğimi söyledim. Kısa bir süre sonra jandarmadan görevli adliyeye gelerek ihbar olduğunu, piakalan verilen üç ayrı TIR'da mühimmat taşındığının bildirildiğini söyledi.<br>"Arama izni verdim"<br>İhbarı birlikte değerlendirdiğimizde ben daha önceki olay ile irtibatlı olabileceğini, bu eylemin ise terör örgütüne silah sağlama olacağını ve 19 gün önceki olay ile bağlantılı olabileceğini söyledim. Hatta ilk olaydan sonra dosyaya bu konuda giren yeni ihbarlar da mevcut idi. Ben de konuyu bildiğimden ve önceki eylem ile irtibatlı olabileceğini değerlendirdiğimden, arama talep etmelerini, benim bunu değerlendireceğimi söyledim.<br>Yazı ile talepte bulunulması üzerine gecikmesinde sakınca bulunduğu da açık olduğundan arama izni verdim. Bir süre daha çalıştıktan sonra çocukların uyanma saati geldiğinden kahvaltı yapmak üzere eve gittim. Kahvaltı sonrası o gün öğle saatlerinde oğlumun okuduğu ... Koleji'nde yapılacak olan ve önceden bilet aldığımız piknik etkinliğine katılmak üzere hazırlık yaptık. Bu sırada TlR'ların durdurulduğu, içerisinde çok miktarda ihbara konu malzeme bulunduğu bildirildi. Ben de gereken işlemleri güvenli şekilde yapmalarını, araçtan güvenli bölgeye almalarım, patlamaya vs, sebep olmayacak önlemleri almalarını istedim. Ailemle birlikte okula gitmek üzere evden çıktım.<br>Bu arada jandarma alay komutanı birçok kez beni aradı. Alay komutanı ile daha önce bir kez karşılaşmıştım ama tanımıyordum. Bana aramada sorun olduğunu banim mutlaka olay yerine gelmem gerektiğini, aranan araçlara artçılık yapan özel bir araçtaki kişilerin MİT görevlisi olduklarını ileri sürdüklerini ancak kimlik göstermediklerini söyledi. Ben de olay yerine gitmeyeceğimi adliyeye geçeceğimi eğer bir talebi olan varsa doğrudan adliyeye gelmesini, talep ettikleri hususta yazı yazmalarım söyledim ve koruma polisimi çağırıp adliyeye geçtim. Burada beklememe rağmen kimse gelmedi, yazı vs, getiren de olmadı.<br>Faksı kontrol ettiğimde orada da bir yazı yoktu. Bir süre sonra yine jandarma alay komutanı aradı, olay yerine gelmem gerektiğini kendisinin de zor durumda kaldığını, araçların hiç bir işlem yapılmaksızın serbest bırakılmasının istenildiğini söyledi. Ben de aynı talimatı tekrar verdim ve talebi olan varsa bana doğrudan iletmelerini benim talimatım dışında hareket etmemesini söyledim. Bu esnada Başsavcı Vekili olan ... ile bir görüşme yaptım ve benim olay yerine gitmemin uygun olacağını değerlendirdik. Kendi aracım ve korumamla olay yerine gittim. Durumu yerinde gördüm, malzemelere baktım.<br>Bu esnada Adana Valisi ... ve Emniyet Müdürü yaklaşık 300-400 kişilik özel harekât ve çevik kuvvet polis ekibi ile olay yerine geldi. Konuyu çözmek için Adana Valisi ile görüştük. Bana bu araçların MlT'e ait olduğunu, bu araçların bırakılması için ölümüne her şeyi yapacağını, Sayın Başbakan'ın arayıp "Bu konuda yasa çıkaracağız, savcı bunları bıraksın" mealinde sözler söylediğini, aynı şekilde içişleri Bakanı'nın da kendisini aradığını söyledi.<br>"Haberler kasıtlı"<br>Ben kendilerine olay yerinde olan kişilerin görev kimliklerini vermeleri, araçların ve malzemelerin MİT'e ait olduğuna dair bir yazı vermeleri halinde araçları bırakacağımızı söyledim. Buna karşılık MİT Bölge Başkanı hem olay yerine bizden çok sonra geldi hem de istenilen kimlikleri ve belgeleri veremeyeceğini söyledi Ancak araya giren Vali Bey'in isteği üzerine sadece sicillerini verebileceğini, yazıyı da valiliğe hitaben yazabileceğini söyledi. Bu süreç 2 -3 saati aşkın bir zaman aldı. Sonunda görevlilerin sicillerini verdiler ve yazıyı da valiliğe hitaben yazdılar.<br>Vali Bey bu yazıyı üst yazı ile tarafıma vereceğini söyleyince ben de kabul ettim ve araçları serbest bırakma talimatım verdim. Oradan Vali Bey'in aracı ile valiliğe geçtik. Vali Bey, | MİT'in bu olayda ağır kusurlu olduğunu, yanlış iş ve işlemler yaptığını, bu malzemelerin nasıl nakledileceğinin mevzuatta belli olduğunu, tedbirsiz ve beceriksiz olduklarını söyledi Bana da sorunun çözülmesindeki katkımdan dolayı teşekkür etti. Ardından MİT Bölge Başkanlığının yazısını, üst yazı ekinde bana verdi ve ben oradan ayrıldım. Olayın aslı budur. Basında yer alan diğer haberler kasıtlı ve uydurmadır. Suç bastırmaya yöneliktir.<br>'MİT görevlileri kimlik göstermedi'<br>- Peki, TIR'larda neler buldunuz? TIR'lara ilişkin tutanaklar, ilk kez …Genel Başkan Yardımcısı ... tarafından Temmuz 2014'te açıklanmıştı. Buna göre tutanaklarda, füze, metal bombalar mühimmatı, doçka ağır silah, bol miktarda cephanelik tespit edildiği yer almıştı. … da, "Birinci TIR'da birinci sandığı açmışlar, 25- 30 adet füze ve roket. 15 sandıkta yaklaşık 300'e yakın 450'ye yakın bombalar mühimmat. ... sandıkta 20-25 adet füze ve roket var" ifadelerini kullanmıştı. Tam olarak ne gördüğünüz sandıklarda, neler kayıt altına alındı?<br>3 ayrı TIR'daki 6 ayrı çelik konteynırın tamamı açılarak tutanak altına alındı. Görevli uzman tarafından tespitler yapılarak dosyaya rapor olarak sunuldu. Ayrıca bir kısım malzemeden örnekler alınarak kriminal inceleme de yapıldı, Dosyada raporları vardır. Bunların hepsi dosyada mevcuttur. Ancak bu aşamada hakkımda soruşturma devam ettiğinden dolayı, daha fazla ayrıntı vermeyeyim.<br>-TIRların MİT'e ait olduğu ve teşkilat personelinin refakat ettiği artık kesin. Peki, yasalar MİT'e silah nakledebileceğine dair bir yetki tanıyor mu?<br>Öncelikle şunu belirteyim, amma yapıldığı sırada TIR'larda bulunan kişiler değil sonradan gelen özel bir araçtaki kişiler sözlü olarak MİT görevlisi olduklarını beyan etmişler, ancak kimliklerinin kontrolünü sağlayacak şekilde göstermemişlerdi. Yani olay sırasında bazı kişiler sadece MİT görevlisi olduklarını söylemelerine karşın kesinlikle kimlik göstermediler, MİT görevlisi oldukları da o anda tamamen şüpheliydi. Konuya dönersek, kanunda MİTin görevleri şunlardır denilerek sayılmış ve "Milli İstihbarat Teşkilatına bu görevler dışında görev verilemez" hükmü getirilmiştir. Bu yasaya göre MİTin silah ve patlayıcı taşıma, nakletme, ihraç etme gibi görevleri kesinlikle bulunmamaktadır. Ayrıca böyle bir görev veremeyeceği yasa ile hüküm altım alınmıştır. Bu itibarla MİT'in silah vb, nakletmesi yasal olmadığı gibi MİT'e böyle bir görev verilmesi de yasa dışıdır ve açıkça suçtur. Kaldı ki 19 Ocak 2014 tarihli arama sırasında, görevi ve yetkisi olmadığı halde olay yerine gelen ve aramaya engel olmaya çatışan dönemin Adana Valisi Sayın ... tarafından, bizzat o dönemin başbakanına atfen, bu konuda kanun çıkarılacağını" söylenerek yapılan işin yasaya aykırı olduğu itiraf edilmiş, daha sonra da bilindiği üzere yasa değişikliğine gidilmiştir.<br>"Mühimmatların nereye gittiğini bilen biliyor"<br>-Bu mühimmatlar nereye ve kime gidiyordu?<br>TIR'larla ilgili soruşturma usulüne uygun devam etseydi bu malzemelerin nereye gittiği net tespit edilebilir ve spekülasyonların önüne geçilebilirdi. Bu konuda MİT, Adana Valiliği vasıtasıyla savcılığa verdiği yazıda, söz konusu malzemenin kendilerine ait olduğunu, Türkiye içi birimler arası nakil işlemi yapıldığını belirtiyor. O zaman başbakan olan … ise bu malzemelerin Suriye'deki Türkmenlere gittiğini söyleyerek, MİT'in verdiği belgenin sahte olduğunu açıklamış oldu. Bu olaydan hemen sonra Suriye'deki Türkmenlerin ise kendilerine mantar tabancası bile gelmediğini söyledikleri basma yansıdı. Sizin yaptığınız haber içeriğinde yer alan tapelerde de yine Suriye'deki Türkmenler silahların kendilerine gelmediğini başkalarına gittiğini söylüyorlardı. Bu durumda malzemelerin Suriye'ye gittiği kesinlik kazanıyor. Ancak Suriye'de kime veya hangi gruba gittiğini ben bilemiyorum, bilen biliyor.<br>MİT'in yaptığı yasal değildi<br>-TIR'ların ve yüklerinin MİT'e ait olduğu, teşkilatın yurt içi ünitelerine malzeme sevkıyatı yaptığı tutanaklarda yer alıyor. Ancak … medyası silah ve mühimmattan gizleyerek sadece yardım malzemesi ve ilaçlar taşındığını öne sürüyor. Diğerlerini gizliyorlar mı yoksa siz yalan tutanak mı tuttunuz?<br>… sayılı soruşturma dosya içerisinde gerek benim tuttuğum gerekse koltuk tarafından tutulan tutanakların tamamı doğrudur. Tutanaklar, titiz bir şekilde gerçeğe ve hukuka uygun tutulmuştur. MİT'i en başta, dönemin Başbakanı meydanlarda açıkça yalanlamıştır, insani yardımlar ne zamandan beri muhaberat teşkilatları etiyle gizli kapaktı yapılıyor ve hatta savcının bile görmesi engellenmeye çalışılıyor?<br>"Yetkimizi kullandık"<br> Bu olayda ben ve kolluk, kanunların verdiği görev ve yetkiyi kullandık, yani yasal zemindeydik. Yaptığı iş yasal zeminde olmayan MİT'ti. Zaten bu suçluluk nedeniyle suçlarının kapatılması için sadece yasaların verdiği görevlerini yapan savcıları açığa alıyorlar, kolluk görevlilerini hukuka aykırı olarak yargılıyorlar.<br>1 Ocak günü Kırıkhan'da durdurulan ve yine MİTe ait olduğu belirlenen ve aranması hükümetin müdahalesiyle engellenen TIR'larla da silah nakli yapıldığına ilişkin iddialar vardı. Yine Adana'da arama yapılan ve içinde mühimmat bulunan otobüsler vardı. Bu olaylar arasında bir bağlantı var mı?<br>1 Ocak günü Kırıkhan'da durdurulan araç ile 19 Ocak 2014 tarihinde Adana'da durdurulan araçlar arasında bağlantı olabileceğini, olayların gelişimi itibarı ve savcılık tecrübem ile fark ederek soruşturmaları aynı dosya üzerinden yürütme kararı almıştım. Gelinen noktada bu iki olayın bağlantısı açıkça ortaya çıkmış oldu. Adana'da arama yapılan ve içinde mühimmat bulunan otobüsler ile ilgili olarak soruşturmayı ben yürütmedim ancak bildiğim kadarı ile bu olayda da araçtan MİT kiralamış. Her üç olayın da ortak noktası MİT olduğuna göre bunları birbirinden bağımsız olaylar olarak göremeyiz. 7 Kasım 2013'te ele geçirilen roket başlıklarının sevkiyatında rol alan kişilerin TIR dosyalarıyla ilgisi var mı? Aralarında MİT'çilerin olduğunu söylemek mümkün mü?<br>Bu dosya ile ilgili olarak yürütülen soruşturmanın bir noktasında, malzemeleri temin eden kişiler ile bazı kamu görevlilerinin yakın ilişkilerini tespit ettik. Soruşturma devam ettiği için daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum.<br>MİT bunları hükümetten bağımsız yapmıyor elbette. Eğer soruşturmayı devam ettirseydiniz kimlere ve hangi makamlara kadar uzanırdı ucu?<br>MİT'i kimin yönettiği bellidir'<br>Bu konuda somut olarak bir şey söylemek doğru değil. Şayet soruşturma devam etseydi gittiği yere kadar çekinmeden gereğini yapardım. MİTi kimin yönettiği, kimlerin MİT'e emir verebileceği bellidir. Soruşturma usulleri neyi gerektiriyor ise ona göre hareket ederdim. Burada iki ihtimal söz konusu: Ya MİT'e bu işleri yapması için emir verildi ya da MİT'in içindeki bazı görevliler bu işi yaptılar. Her ikisi de kanuna aykırıdır ve suçtur. <br>O nedenle sonradan kanunlar çıkararak hukuki zırh giydirdiler bu kuruma ve personeline.<br>"Ülkemiz terör örgütleri için cennet"<br>-Paris'te Charlie Hebdo dergisinin çalışanlarına yönelik El Kaide saldırısı da gösterdi ki yakın geçmişte Irak ve şimdi de Suriye üzerinden tüm dünyada bir cihatçı sorunu var. Aynı risk Türkiye için söz konusu mu? Zaten siz özgür Suriye Ordusu (ÖSO) içindeki bir takım selefi cihatçı örgütlerin nihai hedeflerinin Türkiye içinde de bir cephe açmak olduğunu söylemiştiniz. Nasıl bu kanıya vardınız?<br>IŞİD kendisini dünya çapında konumlandıran bir örgüt. Bunun yanında halen Suriye'de yürüttükleri savaşı Şam Cephesi olarak nitelendiriyorlar.<br>Yani büyük cihadın küçük bir cephesi. Bunun yanında daha sonra Türkiye'de bir cephe açma niyetleri olduğu da basına yansıyor. Bu cepheye de şimdiden İstanbul Cephesi adını vermişler. Açık kaynaklarda da bulunan bir video kaydında … Kod adlı … Suriye'nin bizim sınıra yakın bir bölgesinde bunu açıkça söylüyordu.<br>Uzmanlar pasifize edildi <br>Ayrıca o bölgede çalıştığımız sırada kolluk ve istihbarattan buna dair bilgiler geliyordu. Son zamanlarda basına yansıdığı kadarı ile yüzlerce İŞİD militanının ülkemize sızması da söz konusu. Maalesef huna karşı alınmış bir önlem de görünmüyor.<br>Öfkemizde terör konusunda uzman olan kolluk görevlileri ve savcılar paralel yapılanma iftirasıyla pasifıze edildiği için öfkemiz şu anda terör örgütleri açısından adeta bir cennet. IŞlD de doğal olarak bundan yaralanıyor,<br>…/…<br>Yayınlanma tarihi: 07 Mart 2015 Cumartesi " şeklindeki yazıyı aktardığı,<br>22)25.10.2015 tarihinde www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Aday hâkimleri tek tek fişlediler<br>HSYK ve Adalet Akademisi'nin, mesleğe kabul edilmeyi bekleyen ve atanmaları için önlerinde hukuki bir engel bulunmayan hâkim adaylarıyla ilgili büyük bir fişleme skandalına imza attığı iddia edildi<br>17 ve 25 Aralık soruşturmalarının ardından siyasallaşan yargı camiası yeni bir skandalla daha çalkalanıyor. İddiaya göre mesleğe kabulleri yapılması için dosyalar HSYK'ya gönderilen hâkim adaylarının hala atamalarının yapılmamasının nedeni, "fişleme skandalı". HSYK tarafından mesleğe kabulleri yapılması beklenen hâkim adayları, sınavları başarıyla geçmelerinin yanı sıra, staj yaptıkları mahkemelerde ve Adalet Akademisinde olumlu sicil aldılar. Ancak tüm bunlar mesleğe kabulleri için yeterli olmadı. Adliye koridorlarında konuşulanlara göre, HSYK internet sayfasında kura tarihinin ilan edilmesine rağmen, bu hâkimlerin mesleğe kabul işlemleri durduruldu. Mesleğe kabullerinden önce hakimlerin hangi siyasal gruba ya da dini cemaate yakın oldukları belirlenmeye çalışılıyor. AKP'ye yakınlığı bilmen iki hâkimin, aday hâkimlerin fişlenmesinde rol oynadıkları belirtiliyor. Söz konusu iki hakimin sosyal medyada … propagandası yapan paylaşımlarıyla da dikkat çeken isimler oldukları ifade ediliyor,<br>ATAMAYA HUKUKÎ ENGEL YOK<br>İdari yargı hâkim adayları staj döneminde çeşitli mahkemelerde ve Danıştay'da görev yapıyor ve görev yaptıkları mahkeme başkanları tarafından haklarında sicil fişi düzenleniyor. Yaklaşık iki yıldır bu görevi yürüten söz konusu hâkim adaylarının mesleğe kabullerinin önünde hukuki bir engel bulunmuyor. Ancak HSYK hakimlik için gerekli şartları tamamlamış bu adayları mesleğe kabul etmiyor. HSYK'nin bu uygulamasının ise geçmişte bir örneği bulunmadığı ifade ediliyor, resmi belgede sahtecilik Öte yandan HSYK'nm, bu uygulamasına gerekçe oluşturmak amacıyla hâkim adaylarının sicillerinin bozulması için dosyaları, Adalet Akademisine geri gönderdiği öne sürülüyor. Bu işlemle, fişlenen hâkim adaylarının olumlu sicillerinin olumsuzlarla değiştirilerek kurula geri gönderileceği iddia ediliyor. Ceza hukuku uzmanlarına göre ise, daha öncede olumlu şekilde düzenlenmiş ve UYAP sistemine kaydedilmiş sicil belgelerinin değiştirilerek yeniden düzenlenmesi "resmi belgede sahtecilik" suçunu oluşturuyor,<br>… (…)" şeklindeki yazıyı aktardığı,<br>23)25.07.2014 tarihinde www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "DÜZENİN ADALETİ !!!" başlığıyla<br>"Her kim bir hukuksuzluk yapmış ise kimliğine ve mensubiyetine bakmadan cezasını çekmesi gerektiği hukuk devletinin bir gereğidir. Bunların cemaatçi, hükümetçi, ülkücü, solcu veya devrimci olması sonucu değiştirmemesi gerekir. Zira her bir suç ""hak" kavramım ihlal etmektedir ve "hak" kavramının Allah katında da "hukuk" nezdinde de istisnası yoktur...<br>Diğer taraftan "adaletin" ve "insan haklarının" mağdurun veya sanığın kimliğine göre tanımlandığı ve ona göre tavır alındığı bir sistemin ve düşüncenin de hiçkimseye faydasının olmayacağı<br> da bir gerçektir..<br>Bu bağlamda siyaset kurumu geçmişte yapılan yanlışlardan kurtulma yolu olarak kader birliği yaptığı cemaati "bütün kötülüklerin anası" olarak göstermekte ve kendisini sütten çıkmış "ak" kaşık olarak lanse etmektedir. Bu söylemi hayata geçirmek için de yargıyı dizayn etmek için ne gerekiyorsa yapmaktan kaçınmamaktadır. Aslında 17/25 Aralık operasyonları yapılmamış olsaydı siyaset kurumunun bu şekilde hareket etmeyeceği de bir gerçektir.<br>Hükümet 17/25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu gerekçe göstermek suretiyle bir taraftan "bize dokunan biter" mesajı vererek bir sindirme harekatı başlatılırken, diğer taraftan hükümetin içte ve dışta yıpranmasına sebep olan ve bir dönem açıkça "savcısı" olduklarını beyan ettikleri davalarla bir ilgilerinin olmadığını ve bütün operasyonların paralelciler tarafından yapıldığını avazlarını çıktıkları kadar bağırmaya başladılar... Zira kendilerinin "yeni dönem" olarak niteledikleri bu süreçte "kader birliği" yapacak müttefiklere ihtiyaçları vardı ve yeni müttefikleri ise "düşmanımın düşmanı" olan kesimlerdi...<br>Şu anda bu kutsal ittifakın tarafları, paralelcilere yapılan operasyonun zaferini kutlamak için meydanlarda kardeş pozu vermektedirler. Operasyonun savcısı ise yine aynı.. .İttifakın taraflarından geçmişte yapılan bir kısım uygulamaların hukuka aykırı olduğunu belirterek adalet ve insan hakları havarisi kesilenler ise, şimdi "oh olsun" kültürüne dayalı seranatlarla karşımıza çıkmaktadırlar...<br>Düzen böyle devam ettikçe, mağdurlar değişse de "savcı" değişmez. Güçlü olan ise her zaman savcı olur." şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>24)10.09.2014 tarihinde www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "SEÇMENİN İRADESİNE SAYGI" başlıklı "Seçim süreci ilerledikçe, karar günü yaklaştıkça adaylar ve gruplar seçmenin huzuruna çıkıyor ve vaadlerini, ilkelerini anlatmaya çalışıyorlar.<br>Burada üzerinde durulacak olan husus, bu seçimi seçmenin tercihi belirleyecek ve sonuçta da birilerinin listesi değil "seçmenin listesi" kazanacak Dolayısıyla sonuç kimin lehine ve aleyhine olursa olsun, herkes ortaya çıkacak sonuca saygılı olmak zorundadır. Bu aynı zamanda "seçmenin iradesine " gösterilecek saygının da ifadesidir.<br>Bu nedenle herkes yapacağı eleştirileri ve doğru bildiklerini çıkıp dobra dobra söylesin ancak aynı dobralığı seçim sonuçlarında da ortaya koysun ve sonucu kabullensin.<br>Bu bağlamda bütün adayların da ortaya çıkacak sonucu koşulsuz kabul edeceğini ve sonuçları bertaraf edecek eylem ve düzenlemelerin karşısında olacağını deklere ederek seçmenin iradesine saygı duyacağını şimdiden ilan etmesi gerektiğini düşünüyorum.",<br>25)09.04.2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "YETKİ KARARNAMELERİ ve MOBBİNG" başlığı ile "HSYK'nın, seçim sürecinden önce haşlayıp seçim sonrası "yargısal kıyıma" dönüşen uygulamaları artık yargıyı bitirecek ve işlevsiz bırakacak bir hale gelmiştir. Çıkarılan yetki ve atama kararnameleri ile sürekli yer değişikliği, yetki değişikliği, olmadık şeylerden inceleme ve sotruşturmaya tabi tutma bir bütün olarak, Kurumun yargı mensuplarına mobbing uyguladığının kanıtıdır.<br>Bu mobbing uygulamalarının bir kurbanı da ben olduğum hususunu hakkımdaki yetki kararnameleri ortaya koymaktadır. Zira 2014 yılı Mart ayında HSYK'daki görevimin sonlanması nedeniyle Uşak iline atamam yapıldıktan sonra, çıkarılan yetki kararnameleri ile adete mesleğimi gereği gibi yerine getirmemi engelleyecek uygulamalar imza atılmaktadır.<br>Şöyle ki;<br>Uşak iline atamam yapılmasından yaklaşık bir ay sonra çıkarılan … tarihli ve … sayılı yetki kararnamesi ile Uşak 1. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi olarak yetkilendirildim. Bu süreçte yaptığım başvuru neticesinde katılmış olduğum Yargıtay Savcılığı meslek içi eğitim programında bulunduğum ve henüz tebliğ bile almadan, bu yetkim HSYK'nın … tarihli ve … sayılı yetki kararnamesi kaldırılarak Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesine üye olarak yetkilendirildim. Bu yetkimi de Yargıtay Savcılığı meslek içi eğitimimi tamamlamama müteakip 14/07/2014 tarihinde tebliğ aldım.<br>Yargıtay Savcılığı meslek içi eğitim tamamlayıp göre görevime başladıktan sonra 2014 yılı Temmuz ayında çıkarılan … tarih ve … sayılı yetki kararnamesi ile mevcut ağır ceza mahkemesi üyeliğine ek olarak infaz hakimliği yetkisi tarafıma verildi Bu yetkilere yaptığım yeniden inceleme talebim Kurulun … tarihli ve … sayılı kararı ile reddedilmiştir.<br>Bu yetkilere uyum sağlayıp çalışmak isterken … tarihli ve … sayılı yetki kararnamesi ile Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi üyeliği görevim sonlandırılıp uzun zamandır hiç görev almadığım sulh hukuk mahkemesi yetkisi ile Uşak 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde yetkilendirildim. Saygıdeğer Kurul'um kısa süre içerisinde yapılan yetki değişikliğini yeterli görmemiş ve sulh hukuk yetkisinin yanında infaz hakimliği yetkisinin de devamını öngörmüştür.<br>Bu yapılan ilkesiz ve anlamsız yetki değişikliğinin anlamının kendine muhalif olanları pasifleştirme ve alakasız yetkilerle meşgul etme olduğunu bildiğimden dolayı itiraz bile etmedim. Sebebi ise son dönemde HSYK'da itiraz müessesesinin işlememesi ve "şanslı" birkaç kişi dışında en makul taleplerin bile reddedilmesidir. Zira yeniden inceleme ve itirazlarda kişinin seçim sürecinde kime oy verdiğinin temel kriter alındığı sağır sultanlar tarafından bile duyulmaktadır.<br>Uşak 2. Sulh Hukuk Mahkemesi hakimliği ve infaz hakimliği yetkimi tebliğ aldığım 9 Şubat 2015 tarihinden bu tarafa bu yetkileri birlikte yürütürken yüksek Kurulumuzun 1 Nisan şakası ile karşılaştım. Son yetki değişikliğinin üzerinden daha "iki ay" bile geçmezken HSYK'nın … tarih ve … sayılı kararı ile yetkim değiştirilmiş ve yaklaşık bir yıldır hakimsiz olarak yürütülen ve işin özü batak olan Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesine 1/2 yetki ile yetkilendirildim.<br>Görüldüğü üzere son yetki kararnamesinden sonraki 50 günde gösterdiğim üstün performansa binaen, kuradan gelenler haricinde, adliyede en kıdemsiz olmama rağmen Yüksek Kurulumuz beni Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde yetkilendirmiştir.<br>Batak olduğu için kimsenin istemediği ve vebalı gibi baktığı Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesine … tarihli ve … sayılı yetki kararnamesi ile yapılan e başka bir meslektaşımızın yapılan yetkilendirmesi Mart ayında değiştirilmiştir. Mart ayında Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesine yapılan bu ... yetkilendirmeye de, yetkilendirilen diğer meslektaşımızın yaptığı itiraz kabul edilmiş ve herkes bu batık mahkemeden bir şekilde sıyrılmış ve HSYK bu batık mahkemeyi bana ihale ederek 1 Nisan 'da tebliğe göndermiştir. Şaşırdığım husus ise bu batık mahkemenin yanında infaz yetkimin kaldırılmış olmasıdır. Halbuki ne güzel alakasız yetkilerle devam etmeye alışmıştım.<br>Görüldüğü üzere Nisan 2014 tarihinden bu tarafa 5 defa yetki kararnamesine tabi tutulmuş bulunmaktayım.<br>Önceki yetki kararnamelerine yapılan itiraz ve ön incelemelerin bir sonuç vermediği bilinmekle birlikte, iki ayda bir yetki değişikliği yapan HSYK'nın eylem ve işlemlerinin kayda geçmesi adına bu usulsüz ve ilkesiz yetki kararnamesine "usulen" itiraz ettim. Meslektaşların çalışma aşk ve şevkini kıracak ve terfilerinde sıkıntı oluşturacak şekilde yapılan bu yetki tasarruflarının 2802 sayılı Kanun, ilgili yönetmelikler ve ilke kararları ile bağdaşmadığı ortadadır.<br>Bu batık mahkemeye benden önce atananlar kadar "şanslı" olmadığım için yetki itirazımın da reddedileceğini iyi biliyorum. Zira oradakilerin "tanırım bizden değildir, karşıttır" diyerek hiç inceleme yapmadan talebimin reddine karar verecekleri tartışmasızdır.<br>Ama yapılanın kendinden olmayanı alakasız yetkilerle ve sık sık yapılan yetki ve atama kararnameleri ile baskı altına almak ve bu mesleği bu şekilde bu insanlar için çekilmez hale getirilmek istendiği aşikardır. Ancak bütün bu mobbing uygulamalarına ve baskılara rağmen biz ADALET dağıtmaya devam edeceğiz.<br>Ey saygıdeğer HSYK;<br>Özellikle HSYK seçim süreci ve sonrasında kendinize muhalif gördüğünüz meslektaşlarınıza yönelik savaş hukukunu hatırlatan uygulama ve tasarruflar sizi hukuken ve vicdanen sorumluluk altına sokacaktır. Yargı mensuplarına yönelik yer değiştirme, yetki değiştirme, alakasız sebeplerle inceleme başlatma uygulamalarınız ve bu uygulama kapsamında almış olduğunuz kararlar birer kurumsal karar olmaktan ziyade öç almaya yönelik bireysel tasarruflardır. Bu kararların kurum adı altında verilmiş olması bu kararların nitelik ve mahiyetini ortadan kaldırmayacaktır. Bundan dolayı siz hangi tasarrufta bulunursanız bulunun, biz adalet için çalışmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Ancak bu yapılan tasarruflara karşı hukuk içinde gereken bütün yollara başvurulacağını bilmenizi isteriz.<br>UNUTMAYIN, ADALETSİZLİĞİN SAHİBİNE DÖNME GİBİ KÖTÜ BİR ALIŞKANLIĞI VARDIR...",<br>26)20.04.2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "HAYIRLI KAHVALTILAR" başlığı ile "HSYK seçim sürecinin tamamlanması ite birlikte muktedir olan Yargıda Birlik Platformu, sarı sendika/dernek formatında tüzel kişilik kazandıktan sonra tanıtım çalışmalarına başlamış bulunmaktalar. Yürütmenin gayrı resmi olarak yargı içerisindeki yapılanmasını tüzel kişiliğe büründürmek adına çıkılan bu yolda, HSYK seçim sürecinden önce olduğu gibi, şimdi deyine devletin imkanları kullanılmak suretiyle organizasyonlar yapılmakta ve kahvaltılar düzenlenmektedir. Hangi amaç ve saiklerle yola çıkılmış olursa olsun, devletin imkanlarının kullanılmasına kimsenin hakkı bulunmamaktadır.<br>Eyy milletin başsavcıları ve komisyon başkanları;<br>Hangi hakla hakim ve savcıları düzenlenecek kahvaltılara davet etmek için devletin resmi görevde kullanmak için size tahsis ettiği resmi telefonları ve görevlendirdiği sekreterleri kullandırıyorsunuz?<br>"Hukuken " ve "vicdanen " inandığınız Kitapta bunun yeri var mı?<br>Eyyy yürütmenin selameti için yola çıkanlar;<br>Altına imza attığınız etik ilkeleriniz de, yol haritası yaptığınız Dernek Tüzüğünüz de devletin imkanlarını kullanmanıza imkan veren bir hüküm var mı?<br>Sahi "etik olmak" sizin tüzükte niye yazar?<br>Hayırlı kahvaltılar...",<br>27)12.06.2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "Sisteme monte olmak!!! başlığı ile<br>"Nedense bu kopya hadisesi gündeme gelince aklıma "...bu ekim'de efendim, avukatlıktan gelen yaklaşık 2000'e yakın arkadaşımız transfer oluyor sisteme." Diyalogu geldi şimdi bu diyalogun ne demek olduğunu "sözde milli irade sevdalıları" bir açıklayabilir mi? İstisnasız adalete kavuşmak dileğiyle..." şeklinde paylaşımlarda bulunduğu,<br>28)23.05.2014 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde "CADI AVI BAŞLIYOR<br>İşte yargıda cemaat operasyonunun hiçbir yerde olmayan ayrıntıları<br>Adalet Bakam ..., her hafta Salı ya da Perşembe günleri Ankara Hakimevi'nde Yargıda Birlik Platformu'nun yöneticileriyle bir araya gelerek toplantılar yapıyor. Toplantılara Adalet Bakanlığı müsteşarı, yardımcıları ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Sekreteri de katılıyor. Bu toplantılarda Adalet Bakanı Bozdağ'a Yargıda Birlik Platformu'nun Türkiye genelinde yaptığı görüşmelerin raporları sunuluyor. …'nin ulaştığı bilgilere göre, toplantılarda "paralel yapı" ile beraber hareket ettiği iddia edilen hâkim ve savcıların listeleri Bakanlık bürokratlarına veriliyor.<br>"PARALEL LİSTESİ" VERİLİYOR<br>Ankara Hakimevi görüşmelerinde, Yargıda Birlik Platformunun toplantılarına katılanların, davet edildiği halde katılmayanların listesi, yapılan konuşmaların ayrıntıları bürokratlarla paylaşılıyor.<br>Kaynaklar, Hükümetin yargı operasyonuna burada şekil verdiğini belirtiyor. ...'ye konuşan yargıç ve savcılar, yargıya yapılacak operasyonu şu sözlerle anlatıyor; "Hakimevindeki bu toplantılarda Yargıda Birlik Platformuna yani Hükümete destek veren ile vermeyen hâkim ve savcılar belirlenmiş oluyor. Hatta 'paralel yapıdan' olduğunu iddia ettikleri kişilerin listeleri adliyelerde dolaşıyor. HSYK seçimlerinden sonra onların tabiriyle 'temizlik' başlayacak."<br>SEÇİMLER İÇİN GEÇİCİ ATAMA<br>İstanbul Anadolu Adliyesi Başsavcı vekili ...'ın da, Yargıda Birlik Platformu'nun Adalet Bakanı ile yaptığı toplantılarına katılmak için her hafta Ankara'ya gittiği biliniyor. Her hafta İstanbul-Ankara arası mekik dokuyan başsavcı vekilinin imdadına ise Bakan Bozdağ yetişmiş!<br>Bakan …'ın, daha rahat çalışma yapması ve HSYK seçimleri sürecinde Ankara'da ikamet etmesi için …'ı geçici olarak Adalet Akademisi'nde görevlendirildiği öğrenildi.<br>…<br>....com" şeklindeki yazıyı aktarmasına ilişkin konulardan ibaret olduğu hususları belirtildikten sonra, davacının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10., Anayasa'nın 25 ve 26. maddeleri uyarınca güvence altına alınan düşünce ve kanaat hürriyeti ile düşünceyi açıklama hürriyetinin kullanılması sırasında, eleştiri hakkı kapsamında değerlendirilemeyecek biçimde, yargısal yükümlülük ve görevi ile bağdaşmayacak şekilde, demokratik bir toplum için gerekli meşru bir amaçla orantılı olmayan, başkalarını, kişilere, kamu görevlilerine veya toplumun bir kesimine karşı şiddete teşvik edici ve görevinin gerektirdiği tarafsızlığa da aykırı bir tutum sürdürerek, adli teşkilatın bağımsızlığına toplumun inanç ve güveninin azalmasına yol açacak biçimde, "adalet.org" adlı sosyal paylaşım sitesinden, Uşak Adalet Komisyonu Başkanı İ.İ.'yi, Hakimler ve Savcılar Kurulu ve üyelerini, Yargıda Birlik Derneği üyelerini, siyasileri ve yargıçları doğrudan veya dolaylı olarak hedef göstererek, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarını da aşarak paylaşımlar yaptığı hususunun, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle sabit olduğu, davacının paylaşımlarıyla anılan düzenlemelere ve ilkelere aykırı hareket etmek suretiyle görevini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceğini açıkça ortaya koyduğu, yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldırdığının soruşturma dosyası kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br>Anılan karara yapılan yeniden inceleme talebinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itiraz Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedilmiştir.<br>Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük hakların iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br>Öte yandan, … tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, davacının yargı mensubu olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir. <br>Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi talebiyle açılan davada Dairemizin 15/11/2021 tarih ve E:2017/927, K:2021/3704 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>B) İLGİLİ MEVZUAT:<br>2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin birinci fıkrasında, meslekten çıkarmanın, bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesi olduğu, son fıkrasında ise disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verileceği hükmüne yer verilmiştir.<br>Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir. <br><br>C) İNCELEME VE GEREKÇE:<br>Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. <br>Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan sosyal medya paylaşımları ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, hakim-savcı, avukat vb. herkesin üye olabildiği ve içerisindeki paylaşımlara herkesin ulaşabildiği "adalet.org" isimli sosyal paylaşım sitesinde, 2013- 2016 yılları arasında Uşak Adalet Komisyonu Başkanı İ.İ.'yle, dönemin Hakimler ve Savcılar Kurulu ve üyeleriyle, Yargıda Birlik Derneği üyeleriyle alakalı olarak görevinin gerektirdiği tarafsızlığa ve bağımsızlığa aykırı olacak şekilde paylaşımlar yaptığının anlaşıldığı, bu şekilde davacıya isnat edilen eylemlerin, kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuran, şeref ve onurunu bozan nitelik ve ağırlıkta olduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerekmektedir. <br><br>D) KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarihli E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin yine aynı Kurulun … tarih ve K:… sayılı kararıyla reddine dair karara yönelik yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,<br>2. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,<br>3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinden davacı tarafından peşin ödenen … TL vekalet harcının davacının üzerinde bırakılmasına, … TL'den … TL vekalet harcının mahsubu sonrasında kalan ve davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,<br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>
atama