<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/1805 E. , 2023/1339 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2023/1805<br>Karar No : 2023/1339<br><br>DAVACI : … <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVALI : … Kurulu / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin zımnen reddine ilişkin kararın iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın, savunma hakkı tanınmadan ve soruşturma izni alınmadan tesis edildiği, FETÖ ile iltisak ve irtibatı konusunda kişiselleştirme yapılmadığı, ölçülülük ilkesi ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, kamu hizmetine girme hakkının, özel ve aile hayatına saygı hakkının, mülkiyet hakkının, kanuni hakim güvencesinin, düşünce ve ifade hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, kararın tesis edildiği tarihte hakkındaki delillerin hiçbirisinin mevcut olmadığı ileri sürülerek hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan davacı tarafından, dava konusu kararın dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmektedir. <br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Davacının, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden davanın reddine, yeniden inceleme talebinin zımnen reddine ilişkin karar yönünden ise davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu kararın yeniden incelenmesi isteminin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.<br>Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.<br>Anayasanın 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz.... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.", Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükümlerine yer verilmiştir. <br> 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, " Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer." hükmü yer almıştır.<br>6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.<br>Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış, hâkimlerin herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, kendi vicdani kanaatleriyle, bağımsız hareket etmek suretiyle yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir boyutta ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü de yansıtmak zorunda oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları özgürce ve kendi iradeleriyle kabul etmek durumunda oldukları, ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesini yerine getirilirken mesleğin vakar ve onuruna uygun davranmaları gerektiği belirtilmiştir.<br> 15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20.7.2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu'nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.7.2016 tarihli ve29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun salt çoğunluğunca; Yargıtay daire başkanı ve üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca; Danıştay daire başkanı ve üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulunca; hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca ve Sayıştay meslek mensupları hakkında Sayıştay Başkanının başkanlığında, başkan yardımcıları ile Sayıştay Başkanı tarafından belirlenecek bir daire başkanı ve bir üyeden oluşan komisyonca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.<br> 7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan ve 23.1.2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11'inci maddesiyle, 22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18.10.2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenlerin, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'a dava açabileceği hükmü getirilmiştir. <br>Davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisindeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş olarak, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.<br> 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği ifade edilmiştir. 6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak “terör örgütlerine” veya “Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar”dan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.<br>Her ne kadar dava konusu meslekten çıkarma kararı öncesinde savunma alınması adil yargılanma hakkının sağladığı usule ilişkin güvencelere aykırılık oluşturabilecek ise de; adil yargılanma hakkı yargılamanın bütünü anlamında bir incelemeyi gerekli kıldığından daha önceki bir safhada savunma alınma yoluna gidilmemesi şeklinde gerçekleşmiş bir eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, diğer taraftan olağanüstü hâli gerekli kılan durum ve 667 sayılı KHK’nın amacı ile 3. ve 4. maddelerinde yargı mensupları ile kamu görevlilerine ilişkin düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve içeriği dikkate alındığında, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın; adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliği taşıması ve davaya konu kararın, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu husus dava konusu işlemin iptalini gerektirir nitelik taşımamaktadır.<br>Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmeleri, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önünde en büyük engel olduğu gibi toplum nazarında yargıya olan güvene zarar vermesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla, adaletin icrasında görev yapan yargı mensuplarının taraflılık veya iltimas görüntüsüne yol açabilecek durumlardan kaçınması mesleki bir zaruret olup toplum nazarında da yargıya güvenin sağlanmasının bir gereğidir.<br>Dosya içeriğinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu kabul edilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin dava konusu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. <br><br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 03/03/2022 tarihinde, davacı ile vekilinin gelmediği, davalı idare vekili Av. … ve Danıştay Savcısının katılımıyla duruşma yapıldıktan sonra, işbu dava hakkında verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın, davacının 06/01/2022 tarihli dilekçesinde, "F.A." hakkında reddi hakim talebinde bulunulmasına rağmen Dairece bu hususta bir değerlendirme yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı gerekçesiyle Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/11/2022 tarih ve E:2022/2953, K:2022/3383 sayılı kararıyla bozulması üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 49/4. maddesi uyarınca bozma kararına uyulmasının zorunlu olması nedeniyle bozma kararına uyularak; davacının 06/01/2022 tarihli dilekçesinde, Yargıda Birlik Derneği üyesi olarak FETÖ/PDY terör örgütüne mensup hakimlerin tespitinin çalışmalarına katılan Danıştay üyelerinin bu davada tarafsız ve bağımsız olamayacağı iddiasıyla, davaya bakan Danıştay Beşinci Daire üyeleri hakkında ve ayrıca FETÖ/PDY terör örgütüne mensup hakimlerin tespiti amacıyla 2013 yılında Ankara Hakimevinde yapılan toplantıya katıldığı iddiasıyla, kararda imzası bulunan "F.A." hakkında reddi hakim talebinde bulunulduğu görülmekte ise de, söz konusu dilekçede 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin yaptığı yollama ile 6100 sayılı Kanun'un 36. maddesinde sayılan hakimin reddi sebeplerinden hiçbirisine yer verilmediği, ret sebeplerine ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmediği, dolayısıyla davaya bakmakta olan Danıştay Beşinci Daire üyelerinin ve kararda imzası bulunan "F.A."nın reddedilmesini gerektirecek sebep bulunmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca reddi hakim talebinin geri çevrilmesine karar verildi ve davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesi ile ilgili Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmediğinden işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:<br><br>A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ<br>1) Genel Olarak<br>Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. <br>Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br>MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. <br>Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.<br><br>2) Davacıya İlişkin Süreç <br>... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından 29/11/2016 tarih ve 2016/434 sayılı kararla reddedilmiştir. <br>Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin zımnen reddine ilişkin kararın iptali talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.<br> Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 13 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile de hakimin reddi talepleri hakkında usulüne uygun olarak karar verilmesi sağlanmadığı gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu bozma kararı üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile de hükmün onanmasına karar verilerek davacı hakkındaki mahkumiyet kararının 25/10/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.<br><br>B) İLGİLİ MEVZUAT<br>1) Anayasa<br> Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.<br> Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."<br> Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. <br> Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.<br> Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”<br> Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."<br> Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”<br> Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. <br> Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”<br> Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. <br> Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." <br> Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”<br> Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. <br> Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."<br> Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”<br> Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. <br> Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”<br> Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”<br> Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”<br> Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”<br><br>2) AİHS<br> AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."<br> AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.<br> Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”<br> AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.<br> Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.<br> Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."<br><br>3) Kanun<br> 667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”<br> Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”<br> Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”<br><br>4) Etik İlkeler<br> Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.<br> Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.<br> Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.<br><br>C) İNCELEME VE GEREKÇE<br>DAVA KONUSU 24/08/2016 TARİH VE 2016/426 SAYILI KARARA YÖNELİK İPTAL İSTEMİ YÖNÜNDEN:<br>1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç<br> AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir. <br> Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.<br> Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).<br> Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır. <br> Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır. <br>Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır. <br>Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir. <br>Bu kapsamda davacının adli yardım istemi, Dairemizin 16/11/2021 tarihli kararı ile kabul edilmiştir.<br>Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.<br>06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.<br>Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulmuş olan ve davacı hakkında yeni bilgi ve belgeleri içeren 01/06/2018 ve 04/02/2019 tarihli ek beyan dilekçeleri ve ekleri, 16/10/2019 tarihli ara kararımızla davacıya tebliğ edilmiş ve bunlara ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya otuz gün süre verilmiştir. <br>Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir. <br> Bununla birlikte, AİHS’in ‘’Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.<br> AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46). <br> Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.<br> Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır. <br><br>2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler<br>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. <br>1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. <br>Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:<br>"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...<br>Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...<br>HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.<br>Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...<br>Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...<br>Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."<br>Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”<br> Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur. <br> Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir. <br><br>3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü<br> AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).<br> AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir. <br> Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir. <br> Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.<br> Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.<br><br>4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği<br> Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.<br> Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.<br> Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. <br> Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. <br> Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. <br> Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.<br> <br>5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br> Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. <br> Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br><br>a) ByLock Delili<br>i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme<br> Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir. <br> Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında; ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı, ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; kullanıcılar tarafından buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye'yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, sistemin deşifre olduğunun düşünülmesi halinde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verilerek Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel nitelikte ve amaçta mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir. <br> Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.<br> Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; 4/6/2020 tarih ve Başvuru No: 2018/15231 sayılı kararı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.<br> Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da Ali adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. …Mesut abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “Burak isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. …Burak, hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. …Burak bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra Burak, bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada ... kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”<br> Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.<br><br>ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi<br>Dava dosyasına sunulan ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağının incelenmesinden; davacının ID numarasının "...", kullanıcı adının "...", şifrenin "...?" olduğu; "ID'yi Ekleyenlerin verdikleri İsimler" başlığı altında davacıyı, H.S. isimli kişinin "metin (kod adı)" olarak, S.S. isimli kişinin "… (kod adı)" olarak, ... ID numaralı kullanıcının "…" olarak kaydetmiş olduğu görülmektedir.<br>Bununla birlikte davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında "... 29.05.2017 tarihli Bylock Tespit Tutanağınında da sanığın ... ID numaralı Bylock kullanıcısı olduğuna dair aynı doğrultuda tespit yapılmıştır. ByLock hesabına yönelik yapılan incelemede, ... ID numaralı ByLock hesabının kullanıcı profil bilgilerinde Kullanıcı Adının;"..." , şifresinin; "...?" olarak oluşturulduğu, bu ID'de kayıtlı kullanıcıların yüksek yargı eski mensuplarından oluştuğu, sanığın Bylock ID'ini ekleyen diğer Bylock kullanıcılar tarafından, sanığa " metin, kara " adının verilerek ByLock kişi listesine kaydedildiği, sanığın kullanıcı adını oluştururken, kod adının kısaltması olan "mt", ... numaralı görev sicilinin ilk iki hanesi olan "34" ile memleketi Denizli ilinin plaka kodu olan "20" rakamını kullandığı, şifresini oluştururken ikamet ettiği şehir olan " Ankara" ile yine nüfusa kayıtlı olduğu ilin plaka kodu olan " 20" rakamını kullandığı tespit edilmiştir. ..." tespitlerine yer verilmiştir.<br>Davacı tarafından, kendisi hakkında düzenlenen "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"na karşı, ByLock kullanıcısı olmadığı, istihbari nitelikteki bilgilerin hukuki delil olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı, Anayasa'nın 22. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde düzenlenen haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği, yazışma içeriklerinin ve yazışmaların örgütsel nitelikte olup olmadığının tespit edilmediği, ByLock kullanımına ait verilerin mahkeme kararı olmaksızın ele geçirilmiş olması nedeniyle yasak delil kapsamında olduğu ve hükme esas alınamayacağı ileri sürülmektedir.<br> ByLock uygulaması ile ilgili yukarıda aktarılan hususların ve davacı hakkında düzenlenmiş olan "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"nın birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının bu beyanına itibar edilmemiştir.<br> Kaldı ki davacının Bylock kullanıcısı olmadığını iddia etmesine rağmen Anayasanın 22.maddesinde yer alan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmesi çelişkili bir durum olmakla birlikte, 13/10/2020 tarih ve 31273 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 17/09/2020 tarih ve 2018/23077 sayılı Genel Kurul kararında; hiçbir demokratik devletin kendi varlığına yönelmiş tehditler karşısında hareketsiz kalamayacağı, Devletin, demokratik toplum düzenini, anayasal nizamı ve meşru hükümeti zorla ortadan kaldırmayı hedefleyen kişi ve yapılara karşı mücadele etme yetki ve görevinin bulunduğu, bu kapsamda örgütün faaliyetlerinin ve üyelerinin tespitinde Bylock sunucusundan elde edilen verilerin oldukça önemli bir role sahip olduğu, örgütün bir çok üst düzey yöneticisinin Bylock verileri neticesinde tespit edildiği, FETÖ/PDY'nin yapısı gözetildiğinde daha hafif bir aracın tercihiyle aynı sonucun elde edilmesinin mümkün olmayacağı, istihbarat yöntemleri kullanılmak suretiyle Bylock sunucusunda bulunan verilerin elde edilmesinin ve bunların yargılama makamlarına aktarılmasının demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırılık oluşturmayacağı tespitlerinde bulunulduğu görülmüştür. <br>Netice itibarıyla davacı hakkında düzenlenen bahse konu tutanağın incelenmesinden; davacının "..." ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu anlaşılmaktadır.<br><br>b) Davacının ByLock Yazışmaları ile Adının Geçtiği ByLock Yazışmaları<br>b-1) Davacının ByLock Yazışmaları Şu Şekildededir:<br>Davacının ceza yargılamasının yapıldığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; " ...<br>Sanığın Örgütsel Toplantı Faaliyetlerine, Örgüt Elemanlarının Özel Durumlarının Takibine ve Menfaat Sağlanmasına İlişkin Yazışmaları;<br>... ID'den (...) ... ID'e (Yargıtay eski üyesi S.S.) gönderilen 11.07.2015 günlü; "ustad a.k. beye ugradimbugun kizlarinin durumundan cok musteki ben bunca yildir hizmetin icindeyim bir kizlarima bile sahip cikamadim burda ne isim var benim modunda evde surekli cocuklarla ilgili kavga oluyormus esi ile bosanmayi bile dusundugunu hatta konustugunu soyledi geceleri uyuyamiyorum dedi ortancs kizi gatadan ayrilan koceelinde evde kaliyormus ayrilmis ona ev tutmuslar en kucuk kiz 3000 ne girmis hukuk istemiyor psikoloji ve istsnbula gitmek istiyormus bayramda denizliye gidecek arefeye kadar bir kamp programi varsa katilabilirim dedi boyle bir grub varsa dahil edeli m bana haber verin ben birakirim kendisini ailece iftara davet ettim bugun gurler beylerdeler ailecek kim samimi ise ilgiye ihtiyaci var esininde psikolojisinibozmus gibigeldi bana sizdenhaber bekliyorum kampicin" şeklinde yazışma içeriklerinden, sanık gibi Denizli nüfusuna kayıtlı FETÖ/ PDY terör örgütü üyesi suçundan hüküm kurulan Yargıtay eski Üyesi A.K.'in özel durumunun, sanığın da içinde olduğu diğer örgüt mensuplarınca takip edildiği, sorunlarının çözülmesi amacıyla kamp ayarlanmak ve destek olunmak istendiği anlaşılmaktadır<br> ... ID (...) ile ... ID (açık kimliği tespit edilemeyen) arasında geçen mesajlarda:<br> ... ID (16.01.2016 tarihli); abi bence bir cagirmanizda fayda var"/" ayakustu konusmus gibiler"/" bu ara cagirirsaniz iyi olur sanki"/" … abi yanina gitti, ama kalmadan geldi"/ "irtibat yok abi"/" arada … abi gidip geliyordu"/ "o da 6 ayda 1"/" bi cagirip konusmak belki de agirlamak lazim"/" 1 ay oldu abi "/"abi … ile ilgili bi haber gelmedi"<br> ... ID (17.01.2016 tarihli); "ben 15 tatilde ziyaret ederim o arkadasin imtihani agir ben gidip iltifat ederim agirlarim birde sendeki fazla bayan parfumlerden guzel kokululardan komsum ile gonderebilirsen sevinirim"<br> ... ID (02.02.2016 tarihli); "mrb parfumu unutma bir yere lazim"<br> ... ID (02.07.2016 tarihli); "50/4 bir arkadas var sormam lazim bana gonder" şeklindeki yazışmalarla sanığın, bir diğer örgüt mensubunun talimatı ile hareket ettiği, sıkıntıda olan örgüt mensuplarını ağırladığı, diyalog kuruduğu, örgüt mensuplarından menfaat temin ettiği ve örgütün hedefleri doğrultusunda bu menfaatlari başka yerlere aktardığı anlaşılmıştır.<br>Sanığın Örgüt İçi Tedbir ve Gizliliğin Sağlanmasına Dair Bylock Yazışmaları ve Paylaşımları<br> ... ID (...) ile ... ID (Yargıtay eski üyesi S.S.) arasında geçen 29.12.2015 tarihli mesajlarda ;<br> ... ID; "son gelen nota gore evinde tablet olanlar hic kitap bulundurmayacak mi"<br> ... ID; "tablette dökümanlar var ise gerek yok, HE ait eserler olmasın ,"<br> ... ID; "ok"/ "aro", <br> ... ID'den (...) ... ID'e (Yargıtay eski üyesi S.S.) gönderilen mesajda; "... (13.01.2016 18:16): Türkiye genelinde FETÖ soruşturmaları kapsamında Gülen Cemaati'ne yönelik olarak gerçekleştirilen operasyonlar ilginç bir ayrıntıyı ortaya çıkardı. Gözaltına alınan kişilerin büyük çoğunluğunun cüzdanlarından 1'er dolar çıktı. Bu duruma şaşıran savcılar sebebini araştırmaya başladı. Sözcü gazetesinden … Aranca’nın haberine göre, 1 doların, Fethullah Gülen tarafından 'bereket' getirmesi için okunarak Amerika Pensilvanya'dan cemaat üyelerine gönderildiği ortaya çıktı. İşin gerçeği gözaltına alınan bir şüphelinin verdiği ifade sayesinde ayd��nlandı. Şüpheli, cüzdanından çıkan 1 doların kendisine bereket getirmesi için ABD'de yaşayan Gülen tarafından gönderildiğini itiraf etti. Gülen tarafından okunmuş dolarların cemaat çok yakın birçok kişide olduğu da öğrenildi. Bir çok cemaat üyesinin, okunmuş dolarlardan sonra işlerinin açılabileceğine inandığını söylediği de belirtildi... Böyle bir bilgi ulaştı. Arkadaslarda bu tür seyler varsa dikkatli olmalı..." <br>... ID (...) ile ... ID arasında geçen 05.01.2016 tarihli mesajda<br>... ID ; "Kiymetli Abiler Boyle bir konu var duyuralim ins.. Muhterem abiler; Kayseri kılıçarslan eğitim Vakfı soruşturma sında geçmişe dönük 850 kişilik burs listesinde ki çocukları arayıp burs aldın mı almadın mı diye tek tek emniyete çağrılıp soruluyor. Tabi burda sıkıntı bir kısım arkadaşlardan kartlar toplanmış burs yattığından haberi yok. Bazen bizim arkadaşlar bile almadım diyebiliyor. Burda aranan arkadaş aldım okurken heryere başvuru yaptım çıktı orası necidir bilmem ben aldığım paraya bakarım vs cümleler sarf etmeliler yoksa 2. bir Çanakkale vakası olur Allah muhafaza ifade ye gidip almadım diyenler varsa düzeltme yapabiliyorlar hatırlamamıştım geçen gün sonra aklıma geldi bir sene almışım adamların parasını yedik vs deyip duzeltebiliyorlar"<br>... ID (...), ... (Yargıtay eski üyesi S.S.), ... (Yargıtay eski üyesi H.S.), ... ID, ... ID (Yargıtay eski üyesi A.C.), ... ID 'nin de dahil olduğu Bylock grup paylaşımlarında; <br>... ID (17.02.2016 tarihli) "Konu:Fw: Fw: ÖNEMLİ DUYURU-17.02.2016 20:58, … yazd?: 17.02.2016 20:50, Kıymetli abiler; bu aksam olan kahredici patlamadan sonra Ankara genelinde sıkı aramalar olacaktır... Bu nedenle önlem olarak tüm arkadaşlar cuma akşamına kadar zaruri değilse arabalar içinde ve yanında bilgisayar, usb, tablet vs gibi malzeme varken hareket halinde olmamalıdırlar. Ayrıca hafta sonu dahil kalabalik yerlerde bulunmamalıdır..."<br>şeklinde yazışma içeriklerinden örgüt içi üst gruplardan gelen talimatla, örgütsel gizliliğin devamı ve tedbir kapsamında örgüt lideri Fetullah Gülen'e ait (yazışmada örgüt liderinden hoca efendinin kelimelerinin kısaltması "HE" olarak bahsedildiği) kitap, yazılı döküman, cd ve sair belgelerin evde ve dijital materyallerde bulundurulmamasına, ortadan kaldırılmasına dair talimat verildiği ve bu kapsamda sanığın Yargıtay eski üyesi S.S.'e konuyu açıklattırarak, talimata uygun hareket edeceğini ifade ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca "…" kod adlı örgüt mensubunun örgütsel mensubiyet ile 1 Dolar bulundurma ilişkisinin ortaya çıktığından bahisle, tedbiren bu türden paranın bulundurulmamasına ilişkin sanığa gönderdiği yazışma içeriğini, sanığın bir diğer örgüt mensubu S.S. ile paylaşarak, 1 doları olanların dikkat etmeleri hususunda uyarıda bulunduğu anlaşılmaktadır.<br>Sanığın örgütsel gizlilik ve tedbirlere ilişkin masajları diğer örgüt mensubu ile paylaştığı görülmüş, bu durum sanığın gizliliğe verdiği önemi göstermesi bakımından önemli bir delil olarak değerlendirilmiştir. <br> Sanığın Yüksek Yargıdaki Seçimlere İlişkin Bylock Yazışmaları ve Paylaşımları<br> ... ID (...) ile ... ID (Yargıtay eski üyesi S.S.) arasında geçen mesajlarda:<br>... ID (02.09.2015 tarihli) ; "... beye istedigini söyleyebilirsin , ... beye istersen iki adaya da oy ver diyebilirsin...<br> ... ID (24.11.2015 tarihli); "h.m.in seciminde h.d. akademide derste imis onu telefonla cagirmislar ve gelip oy kullanmis h.m. 259 ile secildi ",<br>... ID (17.01.2016 tarihli); " TEKRAR GÖNDERMİŞ OLABİLİRİM... 6 CD DE … BEYE ... YSK SEÇİMİNDE İSE GEÇERSİZ VERECEKSİN",<br>... ID (17.01.2016 tarihli); "ysk ile ilgili gelen genel nota gore ben n.t. a.t.ya vermeyi dusunuyordum ama tum oylari gecersiz mi kullanacagim ysk icin 3 oy verme hakkimiz var", şeklindeki yazışmalar Yargıtay'da YSK üyeliği için yapılan seçimlerde izlenecek stratejinin sanığa talimat olarak iletildiği sanığında bu talimata uygun olarak hareket ettiği yazışmalar olarak değerlendirilmiştir. <br>... ID (18.01.2016 tarihli); "bugun A.O. zannedersem 1. ci turdan sonra ş. beyin yanina geldi ş. müzakereden çikti yarim saat kadar görüştüler müzakerede bir ara ş., a.s. beyi oda tv ye mulakat verdiğinden dolayı eleştirdi aleviler 6 cezada kimi desteklediler acaba"<br>... ID (18.01.2016 tarihli); "f.ö. secimlerin gayri resmi sonucunu öğrenince hemen e. beyi telefonla arayıp tebrik etti zannım e. beye oy verdi"<br>... ID (19.01.2016 tarihli); "ÇARŞ. GÜNÜ A.O. VE A.T.'A OY VER LÜTFEN, HER İKİSİNİ DE YARIŞTAN KOPARMAMAK LAZIM, S. KAZANIRSA DİÄžEKLERİ DE KAZANABİLİR..."<br>... ID (19.01.2016 tarihli); "Yarın için arkadaşları, n., a. ve a. ye oy verme konusunra teşvik etmek lazım, …ye niye oy veriyoruz denirse , yarıştan kopmamak için desteklememiz gerekiyor, S. Bey , solcilar bana oy vermiyor diyormuş"<br>... ID (17.02.2016 tarihli); "bugun m.k. ile beraber maç seyrettik terorle mucadeleye genel olarak destek veriyor. h.r.u. emeklilikten vazgecme dusuncesinde imis maas duzenkemesinin yapilmasi beklentisinde imiş birde a.o.'a destek verin ehveni ser dedi müsteşar n.h.'na hsyk daki uyumlu çalışmaları nedeniyle ysk üyesi olmasini istiyormuş a.o. seçilemezse veya adaylıktan çekilirse n. seçilir bu nedenle a.o.'ı destekliyelim sizde destek verin diyor" şeklinde yazışmalarla Yüksek Seçim Kurulu, Yargıtay ve Danıştay'a atanacak üyelerin belirlenmesi ve yüksek mahkeme başkanlığı, daire başkanlıkları, yönetim kurulları seçimlerinde örgütün etkinliğini artırmayı hedeflediği anlaşılmaktadır.<br> ... ID (...), ... (Yargıtay eski üyesi S.S.), ...(Yargıtay eski üyesi H.S.), ... ID, ... ID( Yargıtay eski üyesi A.C.), ... ID 'nin de dahil olduğu Bylock grup paylaşımlarında;"<br> ... ID (26.12.2015 tarihli); "Konu:6 cd ve 9 hd seçimi- ARKADAŞLAR 6 CD VE 9 HD BAŞKANLIK SEÇİMİ NEDENİYLE ÖNEREBİLECEĞİNEZ İSİMLER VAR İSE LÜTFEN GERİ DÖNÜŞ YAPIN..." şeklinde grup içi paylaşımla Yargıtay’da yapılan Yüksek Seçim Kurulu, Uyuşmazlık Mahkemesi ve Daire Başkanlığı seçimlerinde örgüt çıkarları doğrultusunda sonuç alınması noktasında seçimlerde kimlere oy verileceğine ilişkin örgütten gelen talimatlara göre hareket ettiği ve gelen talimatları örgütün diğer yüksek yargı mensuplarına ilettiği, seçimlere ve sonuçlarına ilişkin edindiği bilgileri örgütün diğer mensubuna rapor ettiği anlaşılmıştır. <br>Sanığın Menfi Tespit ve Bilgi Aktarımına İlişkin Bylock Yazışmaları ve Paylaşımları<br> ... ID (...) ile ... ID (Yargıtay eski üyesi S.S.) arasında geçen mesajlarda:<br>... ID (02.09.2015 tarihli); "bugün z. beye ugradim toplantiya hala cagrilmamis biraz sitem etti i kose beyin grubuna katilmis kendiliginden . s.k. beyin kendisine anlattiklarindan bahsetti s. beyden laf alinabiliyor 9 ceza daki arkadaslar icin yurutulen sorusturma da h.e.'i sorusturmaci olarak atayabileceklerini yine 12-15-ve 8 ceza baskanlarinin dairelerini degistirebileceklerini bunlarin artik baskalik gorevinin bulunmadigini konusmuslar bunu tartismislar"<br> ... ID (26.12.2015 tarihli); "mrb arkadaslar bir ruyadan bahsediyorlar . internette tiranin ruyasi t.o. yazinca cikiyor t.o. yszmis bu ruya bir kurgu mu yoksa gercek mi t.o. bunu nereden duymus bir bilginiz var mi"/" soyledigim yaziyi okuyabildiniz mi asli nedir????" <br> ... ID (27.12.2015 tarihli); "1-2 ay kadar önce bahsettiğin yazıyı okumuştum, sözkonusu nüya ile ilgili birimden olumlu yada olumsuz cevap gelmeyince ben de paylaşmak istemedim"<br> ... ID (29.12.2015 tarihli); " f.b. ın yeni cok guzel yazisi var ne çektin be cemaat diye"<br> ... ID (19.01.2016 tarihli); "DÜNKÜ YEMEKLE İLGİLİ DUYUMLARIN VAR MI"/"SEN DEŞMEYİ İYİ BİLİYORSUN:)"<br> ... ID (19.01.2016 tarihli); "tam bilmiyorum ama bugun sunu duydum swis otelde hakyolcular ysk da daha once gorev alanlar tekrar aday olmali mi diye oylama yapmislar haluk kircanin ayetli hadisli gonderdigi mesaj swis oteldeki yemeğe katilan kisilere imiş"<br> ... ID (09.02.2016 tarihli); "bugun emine saba yalcin ertugrul la gorustum. bana ozellikle istinaf ve uyelikle ilgili yapılması planlanan kanun değisikliklerini sordu son gelismeler nasil biraz merak icinde sanki bu değisikliklerin yapilacagi anayasaya uygun bir duzenleme yapilmayacaği ikanaati ve birazda tedirgiligi var isin sirazeden ciktiğıni söylüyor, mesut balciya oy vermedigini konusmalarindan cikardim ilkesiz biri dun sizden tarafta idi bugun bunlar guclu geldiler yargida birlik toplantilarına katiliyor dedi".<br> ... ID (09.02.2016 tarihli); "m.k. beyi ziyaret ettim a.s.e. da vardi r.ş. de vardı. Genel olarak hukumetin icraatlerinden işide verilen destekten dogudaki olaylardan ileride aihm de cok sikintilar yasanacağini suç ışlediklerini konusuyorlar."<br> ... ID (09.02.2016 tarihli); "bugun i.d. muzakerede tek aday olan baskanlar neden seçilemiyor neden oy verilmiyor gibi konustu acaba 21 ve 9 da oy mu veriyor kanaati bende olustu. dairede iyi sinyaller vermiyor etliye sutluye karismiyor muzakerelerde bekliyor çogunluk nerde ise o taraftan oluyor bir fikri yok dik duramaz fikrini savunamaz pasif"<br>... ID (09.02.2016 tarihli); "h.p. ile dairesindeki arkadaşlar samimi emekli olan ş. iste cok samimi onu cok seviyor . halim âşaner beyede saygisi var. Bende konusuyorum ama beni bizi biliyor bize münafıklik yapabilir ama arkadaşla konuşursa tamamen takiyye yapamaz diye düşünüyorum"<br> ... ID (...) ile ... ID (açık kimliği tespit edilemeyen) arasında geçen mesajlarda:<br> ... ID (28.12.2015 tarihli); "paylasim yok birkac gundur"/"senden bana"/"ben hergun gonderdim almadin mi senden aro guzel seyler geliyordu "/"t.o. in tiranin ruyasi diye birkac ay onceki bir yazisi vardi teyit ettiremedim cok dehsetli bir ruya kurguda olabilr tam emin degilim sen duydun mu okudun mu"<br>... ID (28.12.2015 tarihli); " yok abi"/" bilmiyorum ki abi sorayim ben birisine"<br>... ID (21.01.2016 tarihli); "mrb uzun zamandir bir sey gondermedin"<br>... ID (21.01.2016 tarihli); "abi yurt disindayiz hakkinzi helal edin, dinunce duzene girer yine ins"<br> ... ID (05.01.2016 tarihli); "ACİL HEMEN SADAKALARIMIZI AYIRALIM. ABİLER "/"dun gece he yi gordum. sadaka vermemizi istedi. kendi topladi sadakayi. insanlar onun eline verdi o da kutuya koydu."/" ..... abi ile de istisare ettik.. sadaka verilmesi ile ilgili arkadaslarimiza duyuru yapalim.. cenab i hak verdigimiz sadakalari ve dualari dergahi izzetinde kabul buyursun.. BUYUKLERLE GORUSMEDEN ONCE SADAKA VERILIRI ALLAH U ALEM AYRI BIR INAYET OLACAK INS.."<br> ... ID'den (...), ... ID' e( Yargıtay eski üyesi) gönderilen 01.02.2016 tarihli mesajlarda; "selam vereyim dedim metin ben" /"dualarimiz musterek olsun"/"bana s. beyden notlar geliyor baska orjinal notlar olursa paylasalim lutfen"/"f.b. yeni yön tv de u.t. f.b. yazilari var cok guzel analizler var"<br> ... ID (...), ... ID, ...ID (Ö.S.) , ...ID (Yargıtay eski üyesi M.S.D.), ... (Yargıtay eski üyesi S.S.), ...(Yargıtay eski üyesi H.S.), 'nin de dahil olduğu Bylock grup paylaşımlarında;<br>... ID (31.01.2016 tarihli); "Konu:Fw: Fw: BELÇİKA LEUVEN ÜNİVERSİTESİ F.GÜLEN KÜRSÜSÜ- 31.01.2016 15:10, … (…) yazd?: BELÇİKA LEUVEN ÜNİVERSİTESİ F.GÜLEN KÜRSÜSÜ Leuven Üniversitesi (Belçika ) 5 yıl önce açılan Fethullah Gülen Kürsüsünün dün ikinci 5 yıllık dönemi"<br>... ID (21.01.2016 tarihli); "Konu:Fw: Fw: Fw: SAHA BİLGISİ-14.02.2016 10:29, … (…) yazd?: 14.02.2016 04:08, a06 yazd?: Arkadaşlar dikkat(…): "Bakanlıkta bir meslektaşımızı ziyaret ettim... Odasına girdiğimde kapali bir bayan çıkıyordu, orada calışıyomuş. Arkadaş bayağı şaşkındı girdiğimde ne oldugunu sordum. Kızı bozuk para var mı gibi garip bi bahaneyle odaya girdigini ve resmen kendisine sarkintilik ettigini soyledi. Odasında ses ve görüntü kaydı olabilir.. Dikkat etmek lazım... Sıradan bir taciz degil. Hedefe odaklı hareketler... Günahlarını almış gibi olmayayım ama bakanlıkta çalışan sekreter çaycı gibi sözde kapalılar var. Tetkik hakimleri ile çok ilginç diyaloglari var. Açıkçası bu bayanlar takibe alinsa neler cikar bilinmez. Bu arada başka bir burokratı beklerken başka bir bürokratın odasından sekreter gelip bizimle ilgilenmeye çalıştı. İki kişiydik ve ikimiz de şaşırdık. Ben önceden de giderdim bakanlığa ama böyle ciddiyetsiz ortam görmedim... Seviye yerlerde kimin eli kimin cebinde belli degil... Burada anlaşılan oradaki hakimlere sar?ıntılık yapıp sonra da tehdit ve şantajla iş de yaptırırlar...Bakanlikta iki bina da böyle malesef... Dikkatimi çeken ikinci husus o bayanların özellikle secmiş olduğudur. Özellikle genç tetkik hakimlerinin çalistiğı EK B BLOK tam böyleleriyle doludur..."<br> ... ID (...), ... (Yargıtay eski üyesi S.S.), ...(Yargıtay eski üyesi H.S.), ... ID, ... ID( Yargıtay eski üyesi A.C.), ... ID 'nin de dahil olduğu Bylock grup paylaşımlarında;"<br>... ID (29.12.2015 tarihli); "Konu:İLT: Kitap 29.12.2015 17:59, a06 yazd?: De?erli abiler, Beslenme için: -Radyolar mutlaka takip edilmeli, -Tableti olmayanlar bir büyü?ümüzün, bir de risaleden olmak üzere iki kitap bulundurmal?. KK (… abinin meali d???nda) ve cevsen mutlaka olmal?"<br>... ID (01.01.2016 tarihli); "Konu:ben salı gününe kadar inşaallah memlekette olacağım, bu nedenle bu süre zarfında turkuaza giremeyeceğim, Allaha emanet olunuz"<br>... ID (14.02.2016 tarihli); "Konu:Fw: Kitap 14.02.2016 20:22, a06 yazd?: Saygıdeğer Abiler; V.A. tarafından yazılan Darbe Oyunu kitabın alınmasını ve okunmasınıda fayda var. Bu kitapta, 17 Aralık 2013?ten bu yana Türkiye?de yaşanan olayların bilinmeyen yönlerine ışık tutuluyor. Dershanelerin kapatılmasında ki asıl amaç neydi? 17 Aralık, bir yolsuzluk operasyonu muydu? yoksa bir darbe miydi? Dışişleri dinlemelerini cemaatNmi yaptı? Tahşiye operasyonunun aslı nedir? Birilerinin üniversite diploması sahte mi? Söz konusu Kitap Dost Kitapevinden temin edilebiliyor. Tedbir amacıyla internetten alınmaması, kitapçılardan nakit olarak alınması, kredi kartı kullanılmamasına dikkat edilmelidir..."<br> Gerekçeli kararımızın örgütün genel yapılanmasına ilişkin anlatımlarında ayrıntıları ile açıklandığı üzere örgüt mensuplarınca örgüt mensubu olmayan kamu görevlileri hakkında edilen olumsuz bilgiler örgüt lehine kullanılmak üzere toplandığı, toplanan bu bilgilerin ilgisine göre diğer örgüt mensupları ile paylaşıldığı, bu kapsamda sanık ve diğer örgüt mensuplarının bilgileri birbirleriyle paylaştıkları tespit edilmiştir. Sanık ve örgüt üyesi eski yüksek yargı mensuplarının örgütsel amaçlar doğrultusunda edindikleri ve önem atfettikleri sair hususları da birbirlerine bildirdikleri anlaşılmışıtır.<br> Yargıtay Genel Kurul Kararlarını Etki Etmeye Dair Paylaşım <br> ... ID (...), ... ID, ... ID (Yargıtay eski üyesi M.S.D.) ile ... (Yargıtay eski üyesi S.S.), , ...ID (Yargıtay eski üyesi M.A., ... ID( Yargıtay eski üyesi A.C.), ... ID, ...ID(Yargıtay eski üyesi Ö.B.), ... ( Yargıtay eski üyesi M.K.) ve ... ID'nin de dahil olduğu Bylock grup paylaşımlarında; <br> ... ID (Yargıtay eski üyesi M.K.) tarafından 17.02.2016 tarih, 20:28 saatinde paylaşılan aşağıdaki yazı, aynı tarih saat 22:42' de sanık tarafından başka bir Bylock grubunda paylaşmıştır.<br>... ID (17.02.2016, 22:42); "Konu:Fw: Fw: Re: cgk- 17.02.2016 18:28, mk9512 yazd?: 17.02.2016 00:04, … yazd?: Bu gün geçmedi mi? Haftaya kaldıysa herkese mutlaka duyuralım 16.02.2016 20:55, … yazd?: abi cgk gündemindeki akademi genel sekreteri m.c. ankara hukuk mezunu bizim arkadaş, konyada bizimle kalırdı. çizgisi değişmez bu nedenle haftaya gidecek olanlar itiraz ret demeli."<br>Örgüt hakkında yapılan genel açıklamalar kısmında ayrıntıları anlatıldığı üzere örgütün Yargıtay yapılanması içerisinde bulunan dava takip birimi; örgüt tarafından önemli görülen davaların takibi, talep edilen hukuki konular hakkında görüş hazırlanması, örgütün görüşleri hakkında hukuki gerekçe oluşturulması gibi görevleri yerine getirdiği, bu kapsamda sanığın ByLock hesabından, dava takibi ile ilgili örgüt talimatını, diğer FETÖ/PDY terör örgütü üyesi eski yargı mensupları ile paylaştığı görülmüştür.<br> Örgütsel Motivasyonun Arttırılması Ve Örgütsel Bağlılığın Kuvvetledirilmesine Dair Yazışmalar ve Paylaşımlar<br> ... ID (...) ile ... ID (Yargıtay eski üyesi S.S.) arasında geçen mesajlarda:<br> ... ID (09.01.2016 tarihli); "N. A. (07.01.2016 16:02): o odaya doğru gittim içeriye girdiğimde gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüş HE vardı. öyle ağlıyordu ki onu öyle görünce neden bu kadar ağlıyorsunuz hocam nedir sizi bu kadar ağlatan dedikce daha çok ağlamaya başladı. o ağladikca bende ağlamaya başladim. sonra biraz sakinleşince başını kaldırmadan" ben derdime ortak bildiğim kardeşlerimden beklediğim duayı hissedemiyorum" üzerimde öyle ağır hissiyatlar var ki siz bu davaya gönül vermis kardeşlerimin duasına öyle ihtiyacım varki. bilmem ki bunu istemeye ne hakkım var. Derdimizin ortak olmasi icin aynı acıyı kendin yaşıyormuş gibi samimiyetle dua edip tevbe etmediğimiz sürece bu imtihan süreci uzayıp gidecektir. "o kardeşlerim bilsinler samimiyetle ihlasla dualarda hemhal olmayı ihmal etmesinler" dedi ve ağladı, ağladım....> Gerçek yiğitlik Gerçek yiğitlik kendini sıfırlayabilmektir. Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, kalkıp da, yalana yalan diyen birileri çıkmıyor!.. Zaaf gururun madenidir. Acz muhalefetin menşeidir. Merak ilmin hocasıdır. Bu imtihanı da, şikâyet etmeden, Kaderi tenkit etmeden, Kadere taş atmadan atlatırsak; Yeni bir gül devrine doğru yürüme olur. inşaalah!"<br>... ID (12.01.2016) ; "... (09.01.2016 18:45): Fw: Dua (Posta) ... (11.01.2016 21:53): DIYARBAKIR' DAN BIR ESNAF ABININ BU hafta içinde gördüğü bir rüyayı paylaşmak istiyorum. Abimiz şu şekilde anlattı : Diyarbakır'da vazifeli esnaf, hoca, talebe vb. epeyce geniş bir kalabalıkla çok güzel yemyeşil bir alanda toplanmış muhabbet ediyoruz.Sonra alana nuraniyeti gözleri kamaştıran birkaç zat gelir. bize neler yapıyorsunuz diye sorarlar. bizde Diyarbakır da vazifeli kişileriz diye cevap veriyoruz. Ardindan daha dikkatli bakınca o nurani heyetin içinde Űstad hz. de var. bana hangi yıla girdiğimizi soruyor.Bende efendim 2016 ya yeni girdik deyince gayet latifeli bir tarzda desenize bahara çok az kaldı diye cevap veriyor az daha dayanın bahar gerçekten çok yaklaştı şeklinde topluluğa hitap ediyor ve hepimiz onun hem huzurlu hem de çok sevinçli olduğunu görüyoruz. Rabbimizden ümidimiz bu baharın hem şehrimizde hem ülkemizde hemde Alem-i Islam da en güzel şekilde yaşanıp hissedilmesidir."<br> ... ID (...) ile ... ID (açık kimliği tespit edilemeyen) arasında geçen mesajlarda:<br> ... ID (02.01.2016 tarihli); "Vaizlik imtihanında Nur suresi 55.ayeti çıkmıştı. Hiçbir şeyde rastlantı yoktur.Elli senedir bu ayetin tahakkuk edeceği günü bekledim durdum... Bugün dünya "Anglo- Sakson, Siyon, Mason" şeytan üçgeninde inim inim inliyor! Bizdeki durum bunların 300 senelik İNCE İŞÇİLİÄžİNİN neticesi! İçimizdeki; Pakraduniler, Dönmeler, Persler hepsini aleyhinizde ittifak ettirdiler! Ama 100 yıllık bir filmin finalindeyiz. Finalde Allah'ın size biçmiş olduğu role bakın. Finale yakışır duruş sergileyin! Bu süreç (yaz sonu itibariyle) BİTTİ!!! Artık İMTİHAN faslındayız; ta ki bütün karakterler iyice gün yüzüne çıksın, hamlar haslardan tamamen ayrılsın. Bu belanın tamamen def olması ise esbab olarak çekilen ızdırap ve külliyet kesbeden duanın karşı tarafın duasına galebe çalmasına bağlı... Şu anda dünyadaki yedi milyar insanın en bahtiyarları bu süreçte hizmette sabit duran,yer değiştirmeyenlerdir!!!Ötede size neler kazandırdığını bir bilseydiniz sevinçten çıldırırdınız!!! Hele birde tutuklananların derecesini bilseydiniz kendinizi tutuklatmak için gider kendinizi ihbar ederdiniz!!! Ama zalimin işini kolaylaştırmak Cenab-ı Hakka karşı terbiyesizlik sayılır"<br>... ID (25.01.2016); "Gelecekte bunların yaptığı; yalanları, dolanları, mantıksızlıkları ve her türlü hukuksuzlukları fıkra gibi anlatacaksınız. Azıcık sabredin... Hukuk tanımazların hukuksuzluğunun anayasası "K��r kapıyı gir içeri" sonra kanun yaparız...Arıyorlar bulamıyorlar bir şeyler bulun gelin diyorlar. İtirafçı adı altında çıkarcı iftiracıların iftirasıyla ahiretleri adına hizmet erlerinin dereceleri artıyor... Elmas ile kömür ayrışmış oluyor. Dost bilip yakın gördüklerimiz; keşke yarınlar adına çok mahcup olup utanacak durumlara düşmeselerdi. Halbuki yarın çok yakın mı yakın!... Bazen sebebler sis ve duman gibi çöker görülemez apaçık olan hak ve hakikat. Varsın sen İlahi, hep varsın... Hissimde ve ruhumda hep sen varsın...İnsan her zaman hazır olmalı... Ne zaman gel diyecekler belli değil... Ölüm ansızın çarpar insana... Ötesi kabir ve amel sandığı... Bu iş gaflete gelmez... Biri öldüğü zaman tatlı rüyalar iklimine doğru açılıyor gibi açılır. Biri de kabuslu hesap cenderesinde yuvarlanır durur. O nerede, bu nerede? Bugün zulm edenler vakti geldiğinde hiç şüpheniz olmasın, bir çer çöp gibi der dest edilip defterleri dürülecektir. Çok keşke keşke diyecekler..."<br>... ID (...), ... ID ve ... ID'nin (Yargıtay eski üyesi M.S.D.) de dahil olduğu Bylock grup paylaşımlarında; <br>... ID (24.12.2015 tarihli); "Konu:Fw: Fw: Fw: Not 6 24.12.2015 15:56, … (…) yazd?: 24.12.2015 12:35, … yazd?: 24.12.2015 09:48, (Büyüğümüz bir Risale eline aldı ve tefeül etti...) "Milyonlar kahraman başlar feda oldukları bir kudsî hakikate başımız dahi feda olsun" ile, bizim nihayete kadar sebat edeceğimizi dâvâ etmişiz. Bu dâvâdan vazgeçilmez. İçinizde vazgeçecek yok ümit ediyorum. Madem şimdiye kadar sabrettiniz, "Daha kısmetimiz ve vazifemiz bitmedi" diye tahammül ve sabrediniz. RNK-Şuâlar/440"<br> ... ID (...), ... (Yargıtay eski üyesi S.S.) ve ... ID'nin (Yargıtay eski üyesi M.S.D.) de dahil olduğu Bylock grup paylaşımlarında; <br>... ID (21.12.2015 tarihli); "Konu:Fw: Fw: RABBİM BİZLERİ YANLIZ BIRAKMAYACAKYIR... NE HÜZEL BİR BİR BİŞARET...21.12.2015 05:09, ... yazd?: 20.12.2015 20:15, hanif (Hanif) yazd?: RABBİM BİZLERİ YANLIZ BIRAKMAYACAKYIR... NE HÜZEL BİR BİR BİŞARET... Çanakkalede olan bir hadise!... Yurdun bulunduğu sokak başında oturan 65 yaşlarında bir amca yurda gelir " benim bir evladım vardı, askere gönderdik, iki ay sonra da Mardin de şehit düştü. evlilik ve iş için 100 bin TL biriktirmiştik, oğlumuzun hayrı için 4000 TL. sini ihtiyaç sahiplerine dağıttık. dün gece oğlumu rüyamda gördüm. baba dedi kalan 96 bin TL. Parayı başka yere verme, bizim sokakta bulunan yurda götür. asıl makbule geçen hayır yeri orasıdır. hoca efendinin talebelerine şehitler bile gıbta ediyorlar. onların makamına kimse çıkamıyor." dedi ve parayı yurt görevlisine verdi."<br>... ID (...), ... ID, ... ID, ... ID (Yargıtay eski üyesi M.S.D.) ile ... (Yargıtay eski üyesi S.S.), ... ( Yargıtay eski üyesi M.K.) ve ... ID (Yargıtay eski üyesi H.S.)'nin de dahil olduğu Bylock grup paylaşımlarında; <br>... ID (18.02.2016 tarihli); "Konu:Fw: Fw: HİZMET ÖLÇÜLERİ!!! -Bu güzel epey....18.02.2016 18:25, knn0220 yazd?: 18.02.2016 20:24, Hüseyin Seyhan (huseyinby) yazd?: 05.02.2016 13:49, Hüseyin Seyhan (huseyinby) yazd?: HİZMET ÖLÇÜLERİ -2 Hizmet insanı, şikayet etmez, hizmet eder. Hizmetteki eksik ve kusurları da tenkit etmez; tekmil eder. Ben, ne geçmişin kahramanı, ne de geleceğin şehsuvarı olmayı istemem. Ben bugünün hizmetinde bir nefer olmayı, her ikisine de tercih ederim. Hizmet insanı, "her yere giderim, her işi yaparım ve herkes ile de geçinirim." diyebilendir. Akıbetiniz hesabına; Cemaat içinde olun! Cemaat içinde kalın! Cemaat içinde ölün!.. Ama bunun için mutlaka vazife alın!.. Çünkü nice arı kovanları vardır ki, içinde ölü arılar vardır. Fakat o arıların, kovandaki baldan nasipileri yoktur. Nasibi olanlar; çiçek çiçek gezip, öbek öbek kovana polen taşıyanlardır. Hizmette zevk almak, bir gâye ve maksat değildir ve olmamalıdır da..... Ama hizmette zevk almak isteyenler, onu başka yerlerde değil; o zevki yine, hizmette ve zahmette aramalıdırlar. Hakk yolunda kahır çeken olmak; kahrı çekilen bir kimse olmaktan daha hayırlıdır. Hizmet insanı, kendisine tevdî edilen vazifeye, makama veya müesseseye emânet nazarıyla bakar ve sahip çıkar; ama asla sahiplenmez. Çünkü sahip çıkan, her şeyi Allah'ın (cc) ve her şeyi de Allah'tan (cc) bilir. Sahiplenen ise , her şeyi kendisinin; olanları da kendinden bilir ama haddini bilmez. Sahip olduğumuz şeyler, lâyık olduğumuz şeyler değil. Ne kadar layık olmasakta, konumun hakkını verme adına, liyâkatsizliğimiz, liyâkat kesbetmeye de mâni değildir. Hakka hizmet yolunun yolcuları, Cenab-ı Hakkın kendi üzerlerindeki Hakları'nın farkında olduklarından, Hakka hizmet karşılığında bir "Hakk-ı temettu" talebinde bulunmazlar. Sadece vazifelerinin hakkını vermeye çalışırlar. Adanmışların en büyük sermayeleri beklentisizlikleridir. Hizmet insanının iffeti, hem zîneti hem de izzetidir. Hizmet insanı, yürüdüğü yolun ve o yolun yolcularının üzerlerine bir leke bulaştırmaktansa ölümü yeğleyendir. Baki davalar, fani şahısların şahsî meziyet ve faziletlerine bina edilemeyeceği gibi; şahısların şahsî kusurlarıyla da itham edilemez. Bilhakis bâkî davalar, ancak şahs-ı manevinin muhkem ve bâkî esasları üzerine bina edilebilir. Şahs-ı manevinin hükmünün icra edildiği yerde, şahsî prensiplerin hükmü izâle olunur. Şahısların şahsî dehası hiç bir zaman Şahs-ı manevinin kâmeti kıymetine bâliğ olamaz. Hizmet insanı, hizmetini kendine göre değil; şahs-ı manevinin prensiplerine ve hizmet şuuruna göre yapar. Hizmet şuuru; hizmet adına istenilen şeyi, istenilen şekilde, istenilen zamanda istesekte, istemesekte yapmaktır.<br> ... ID (...), ... ID, ... ID, ... ID (Yargıtay eski üyesi M.S.D.) ile ... (Yargıtay eski üyesi S.S.), ... ( Yargıtay eski üyesi M.K.), ...ID (Yargıtay eski üyesi Ö.B.) ... ID( Yargıtay eski üyesi A.C.), ... ID (Yargıtay eski üyesi H.S.) 364269 (Yargıtay eski üyesi T.E.), ...ID, ...ID, ...ID ve ... 'nin de dahil olduğu Bylock grup paylaşımlarında:<br>... ID (30.12.2015 tarihli); "Konu:Fw: Fw: SABIR VE DUA-30.12.2015 16:47, a06 yazd?: Siz,Hz.Nuh'un(AS) durduğu gibi,dimdik durursanız;Hz.Yunus'un (AS) muzdar hâli gibi,bir teveccühte bulunursanız;İnanın!!!!Onları,tufanın üstünde tutan ve balığın karnından dışarı atan Kudret(cc),sizi de pek yakında sâhil-i selâmete çıkaracaktır. Bu davanın akıbetinden endişe etmeyin!Siz kendi âkıbetinizden endişe edin.Çünkü bu davayı , SAHİBİ(cc) mutlaka selâmete erdirecektir. Hakkın emrine itimat ederek kendini denize salan Hz.Musa'yı (AS),Firavun'un eline bırakmayıp ,O'nu ve ümmetini denizde boğdurmayan Allah, bugün Hakk'ta sebat eden,o yolun yolcularını da,bu fitne seylâplarında inşaallah boğdurmayacaktır. Kaderde olandan öte bir şey olmayacaksa,keder etmeye değmez.Hizmet insanı,kaderin hükmüne boyun eğse de,hiç bir zaman,bir zâlime boyun eğmez. Sebepler sizinle artık konuşmuyorsa artık,o zaman sizde gönlünüzü ve derdinizi Müsebbibü'l Esbaba açın.O (cc), kendisine açılmış hiç bir derdi,hiç bir zaman dermansız bırakmamıştır. Ümit bağladığınız sebepler, her gün bir bir yıkılıp gidiyorsa,her geçen gün,Müsebbibü'l Esbâba daha fazla teveccühün vakti gelmiş demektir. Esbabın şer adına bütün imkanlarını acımasızca kullanıp,tuzak üstüne tuzak kuranların,zulüm üstüne zulüm edenlerin hallerine bakıpta ye'se kapılma!!!Zira inâyet,sebeplerin tamamen sukût ettiği anda zuhûr eder. Ye'se düşmeye gerek yok,teveccühe çokça ihtiyaç var.Teveccüh etmez mi Rahman ,yalvarınca muzdar.. Bahar'ın heyecanı olmasaydı,kış, bütün eşcâra ve nebâtâta ölüm olurdu.Onları kışın bağrında diri tutan şey ,onlardaki baharın hayali ve heyecânıdır.Onun için,istikbâle ümitle kulaç atanlar,hadiselerin "yeis"dalgalarında boğulmazlar. Kışın, kurumuş toprağına bakıp ta,"artık bir daha buralar çemenzâr olmaz" diyenler,toprağın altında bahar için ,nasıl bir hazırlık yapıldığının farkında olmayan ğâfillerdir. Rüzgarlar nasıl eserse essin ve ne kadar sert vurursa vursun,baharın gelmesine engel olamazlar.<br> ... ID (...), ... (Yargıtay eski üyesi S.S.), ... ID( Yargıtay eski üyesi A.C.), ... ID (Yargıtay eski üyesi H.S.) , ...ID, ve ... 'nin de dahil olduğu Bylock grup paylaşımlarında<br> ... ID (23.01.2016 tarihli); "Konu:Fw: SİLİVRİ HATIRALARI ...OKU.....AĞLA 23.01.2016 16:26, ... yazd?: SİLİVRİ HATIRALARI ...OKU.....AĞLA Silivri'den çıkan bir arkadaşın içeriyle ilgili izlenimleri... Silivri'yi sıkı yapmışlar ama bizim hayatımız için avantaja dönmüş, farketmeden işimize"<br> ... ID (28.01.2016 tarihli); "Konu:Fw: Fw: Not 11 28.01.2016 15:24, a06 yazd?: 28.01.2016 14:09, Bunca yıl geçmiş ama bu sürecde bay bayanıyla dik duran ınsanları vesıle yapın. alllah'tan istediğiniz kadar isteyın onlar hürmetine allah verir inşallah bu surecte dik duranlar için; "bir tarafta uhud şehidleri, bir tarafta hayber şehıtlerı, bir tarafta onlar olacak inşallah" ancak onlardan olmak için 4 sart var: *tevekkul *teslımıyet *sabır *letafet bu surecte bu 4 şarta uygun hareket edip dik duranların mertebesıne hiç kimse erişemeyecek. ***siz de endişe etmeyin içerdekıler de endişe etmesınler. müslümanda stres olamaz mukaddes hafakan olur..." şeklindeki yazışma ve grup içi paylaşımlarda örgüt lideri Fetullah Gülen'den, "HE" (hoca efendi kelimelerinin kısaltması), örgütten de hizmet hareketi olarak bahsedildiği, örgüt liderinin mesajlarının ve talimatlarının dini kisve altında gizli şekilde paylaşıldığı, bir kısım örgüt mensupları hakkında idari, cezai tahkikat yapılması ve tutuklama tedbirinin uygulanması sonrası, örgütsel motivasyonun arttırılmasına yönelik paylaşımların yapıldığı anlaşılmaktadır. <br> 2015 yılı sonu ve 2016 yılı ilk aylarında, sanığın da dahil olduğu grup içi ByLock yazışmalarında; "Daha kısmetimiz ve vazifemiz bitmedi", "Onları kışın bağrında diri tutan şey ,onlardaki baharın hayali ve heyecânıdır.. baharın gelmesine engel olamazlar.", "Halbuki yarın çok yakın mı yakın!.. Bugün zulm edenler vakti geldiğinde hiç şüpheniz olmasın, bir çer çöp gibi der dest edilip defterleri dürülecektir. Çok keşke keşke diyecekler...", "300 senelik ince işçiliğin neticesi! Ama 100 yıllık bir filmin finalindeyiz. Bu süreç (yaz sonu itibariyle) BİTTİ!!! Artık İMTİHAN faslındayız; .. Şu anda dünyadaki yedi milyar insanın en bahtiyarları bu süreçte hizmette sabit duran,yer değiştirmeyenlerdir!!!Ötede size neler kazandırdığını bir bilseydiniz sevinçten çıldırırdınız!!! Hele birde tutuklananların derecesini bilseydiniz kendinizi tutuklatmak için gider kendinizi ihbar ederdiniz!!", " 2016 ya yeni girdik deyince gayet latifeli bir tarzda desenize bahara çok az kaldı .. az daha dayanın bahar gerçekten çok yaklaştı .." şeklinde mesajlaşmaların tarih ve içeriği ile ülkemizde yaşanan darbe teşebbüsünün 2016 yılının Temmuz ayında gerçekleştiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, yazışmaların sadece örgüt içi motivasyonu ve bağlılığın arttırılmasına yönelik olmadığı, ayrıca darbeye teşebbus veya en azından vehamet arzedecek benzer nitelikte bir olayın gerçekleşeceğine dair bilgi mahiyetinde olduğu, yazışmaların niteliği ve muhteviyatının, sanığın örgüt içerisindeki konumu ve önemini ortaya koyan diğer bir husus olduğu anlaşılmaktadır.<br> Ayrıca yukarıda bazı örneklerine yer verilen mesajlaşmalar dışında sanığın, ByLocktan irtibat halinde olduğu kişilerle örgütsel motivasyonun arttırılması ve bağlılığın kuvvetledirilmesi ile örgüt talimatlarının ulaştırılması için, içerikleri dosyada bulunan çok sayıda mesaj ve maili bağlantılı olduğu kişilerle paylaştığı anlaşılmıştır. ..." davacının ByLock yazışma içeriklerine yer verilmiştir.<br>b-2) Davacının Adının Geçtiği ByLock Yazışmaları Şu Şekildededir:<br>Davacının ceza yargılamasının yapıldığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "Dosyaya içerisine belge olarak giren ve CMK 217. madde uyarınca huzurda tartışılan belgeler çerçevesinde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Yargıtay hücre yapılanması içinde yer alan ByLock kullanıcıları ile sanığın ByLock mesajları ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından tanzim edilen 31.01.2018 ve 15.05.2018 Tarihli Mali Analiz Raporları ile birlikte irdelenmesinde, sanığın diğer eski yüksek yargı üyesi örgüt mensupları ile birlikte, örgütün finans kaynaklarından olan Bank Asya'nın desteklenmesine yönelik faaliyetlerde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda;<br>*... ID'den (Yargıtay eski üyesi A.A.) ... ID'e (Yargıtay eski üyesi S.S.) gönderilen 12.01.2016 tarih ve 07:11 saatli mesajda;<br>"Konu:Re: CVP: Asya<br>K. Beye soralım. S. istiyor mu? İstiyorsa çektirip iade edelim. İ. abi ve S. abi ile ben görüşeyim. İ. abiye doğrudan sormamın sizce bir sakıncası var mı? 11.01.2016 18:50, S. (…) yazd?: ABİ DAHA ÖNCEDE YAZMIŞTIM, 25 ARALIKTAN SONRA H. S. 100.000 TL PARA VERMİŞTİ, BENDE ... BEYE TESLİM ETMİŞTİM O DA AYNI DAİREDE BİRLİKTE ÇALIŞTIĞI M.K. BEYİN KARDEŞİNİN ADINA BANKAYA YATIRDIĞI SÖYLEMİŞTİ... HENÜZ BU PARAYI GERİ ALAMADI, BİLGİLERİNİZE ARZOLUNUR. AYRICA İ. ABİ DE O DÖNEMDE 5.000 TL KADAR PARAYI S. ABİYE (BEN BÖYLE HATIRLIYORUM) VERDİĞİNİ SÖYLEMİŞTİ. ANCAK BEN DAHA SONRA BU PARAYI GERİ ALIP ALMADIĞINI YADA İADE EDİLİP EDİLMEDİĞİNİ SORMADIM, S. 11.01.2016 13:10, a06 yazdı: Asyayla alakalı, emanetini iade ettiklerimiz hariç, başka alacağımızın olmadığını bildirdim" şeklindeki olduğu tespit edilmiştir.<br> Bylock yazışma içeriği incelendiğinde, Yargıtay eski üyesi A.A.'ın (dosyadaki ByLock veri havuzu incelenmesine ilişkin tespitten elde edilen bilgi), Yargıtay eski üyesi S.S.'in kullanımındaki Bylock programına 11.01.2016, 13:10'da "Asyayla alakalı, emanetini iade ettiklerimiz hariç, başka alacağımızın olmadığını bildirdim" şeklinde mesaj gönderdiği,<br> Bu yazışma akabinde "…" kod adlı S.S. , A.A.'ın kullanımındaki Bylock programına 11.01.2016, 18:50' de gönderdiği mesajda; bu konuda daha önce de yazdığını, 25 Aralık'tan sonra (25/12/2013) H. S.'nun (H.S.) 100.000 TL para verdiğini, kendisinin de (S.S.) bu parayı … Beye (...) teslim ettiğini, ...' un bu parayı M.K.'ın kardeşi adına (T.K.) bankaya yatırdığını söylediği ancak henüz bu parayı geri alamadığı yönünde cevap verdiği,<br>A.A., S.S.'e cevaben 12.01.2016, 07:11'de gönderdiği Bylock mesajında "K. Beye soralım. S. istiyor mu? İstiyorsa çektirip iade edelim. İ. abi ve S. abi ile ben görüşeyim. İ. abiye doğrudan sormamın sizce bir sakıncası var mı?" şeklinde yazarak, H.S.'nun paranın isteyip istemediği sorulması, parayı istemesi halinde bankadan çekilerek iade edilmesine dair düşüncesini paylaştığı ve diğer örgüt mensubu yüksek yargı mensupları ile bu konuyu görüşmesinin herhangi bir sakınca oluşturup oluşturmadığını sorduğu,<br> Tespit edilmiştir. <br>*... ID'den (Sivil İmam M.B.) ... ID'e (Yargıtay eski üyesi A.A.) gönderilen 12.01.2016 tarih ve 07:20 saatli mesajda;<br>"Konu:Re: Fw: Re: CVP: Asya<br>abi ihtiyacı yoksa ?ekmesin... bankanin sikintisi var 12.01.2016 07:12, a06 yazd?: Abi, bilgi için(Aytekin)......"( Mesajın devamında yukarıdaki Bylock mesajı kopyalanmak suretiyle gönderilmiştir), şeklinde yazışmada A.A.'ın, S.S. ile yaptıkları Bylock yazışma içeriklerini aynen alıntılayarak, ... Kod adlı sivil imam M.B.'a gönderdiği, T.K. adına Bank Asya'ya yatırılan para konusunda nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda talimatını sorduğu, M.B.'ın da cevaben, örgütün finans kaynağı Bank Asya'nın sıkıntıda olması nedeniyle, söz konusu paranın çekilmemesi yönünde talimat verdiği anlaşılmıştır. Bu yazışmaların hemen akabinde;<br>*... ID'den (Yargıtay eski üyesi A.A.) ... ID'e (Yargıtay eski üyesi S.S.) gönderilen 12.01.2016 tarih ve 07:22 ve 07:23 saatli mesajda;<br>... ID "Ama ihtiyacı yoksa çekmesin, bankanın ihtiyacı varmış",<br>"Fakat k. la ö. nu bizzat veya bilvasıta irtibatlandırmalıyız. Acil ihtiyaç vs durumunda kısa sürede ulaşabilsin" <br>... ID (12.01.2016, 14:19); "tamam", şeklinde yazışma ile A.A.'ın, M.B.'dan aldığı talimatı S.S.'e aynen aktardığı ve H.S.'nun paraya acil ihtiyacı olması halinde M.K. ile aracı olmaksızın ulaşabilmesi için irtibat kurulması gerekliliğini iletmiştir.<br>*... ID (Yargıtay eski üyesi H.S.) ve ... ID (Yargıtay eski üyesi S.S.) arasındaki mesajlarda;<br><br>... ID (H.S- 05.02.2016, 18:31); "Sana borç verdiğim parayı ihtiyaç nedeniyle müsaitsen geri almak istiyorum, iyi günler"<br>... ID (S.S- 09.02.2016, 21:44); "size ne zamana kadar borcu ödemeliyim?", şeklinde yazışma ile H.S.'nun verdiği parayı S.S.'den geri istediği anlaşılmaktadır.<br>* ... ID (Yargıtay eski üyesi S.S.) ve ... ID (sanık ...) arasındaki mesajlarda;<br><br> ... ID (SS-17.02.2016, 20:16); "metin bey hüseyin beyin 100.000 tl sini f. abiye mi yoksa k. abiye mi verdin hatırlayabiliyormusun" <br>... ID (M.K-17.02.2016, 22:28); "ikiside olabilir ama f. abi olabilir" şeklindeki yazışma ile, S.S.'in … kod adı ile sanığa, H.S.'dan alınan 100.000 TL paranın akıbetini sorduğu, … kod adlı kişiye mi yoksa ... Kod adlı( F.E.) şahsa mı verdiğini sorduğu, sanığın her ikisine vermiş olabileceği ancak ... Kod adlı( F.E.) şahsa vermiş olabileceğini söylediği tespit edilmiştir. Bu yazışma akabinde ... Kod adlı sivil imam M.B., ... Kod adlı Fetö/Pdy terör örgütü mensubu F.E. ile aşağıdaki şekilde yazışma gerçekleştirmiştir.<br>*... ID'den (Sivil İmam M.B.) ... ID'e (F.E.) gönderilen 18.02.2016, 01:46 ve 01:49 saatli mesajda;<br>"Abi S. Beyden: "Abi h. bey bana tam 100.000 tl yi bütün olarak verdi, bende hemen metin beye teslim ettim, ilk zamanlar metin bey m. beye kardeşi adına yatırmak üzere verdiğini söylemişti, paranın iadesi gündeme geldiğinde bukez ya kartal abiye yada faik abiye verdiğini söyledi, m. bey zaten bana değişik zamanlarda 50.000 ve 35.000 tl civarında para aldığını bunuda geri istenmesi üzerine çekip iade ettiğini söylemişti. Dolayısıyla metin beyin faik abi yada kartal abiye verdiğini düşünüyorum",<br>" Abi bu size mi verildi. Bunu kime verdik abi" şeklinde yazışma ile M.B., … kod adlı Yargıtay eski üyesi S.S.'den gelen mesajı aynen alıntılayarak ... Kod adlı F.E.'e göndererek 100.000 TL paranın akıbetini sorduğu, ayrıca, Mali Analiz Raporları ve T.K' a ait Bank Asya kayıtları ile birlikte yazışma içeriği incelendiğinde; H.S.'nun 100.000 TL'yi S.S.'e verdiği, S.S.'in bu parayı hemen Metin kod adlı sanık ...'a teslim ettiği, ...'un S.S.'e ilk zamanlar, parayı M.K.'ın kardeşi T.K. adına yatırdığını söylediği, paranın H.S.'na iadesi gündeme geldiğinde ise, ...'un bu seferinde, Kartal veya ... Kod adlı kişilere parayı verdiğini söylediği, M.K.'ın değişik tarihlerde 50.000 ve 35.000 TL para aldığını kabul ettiği ancak bu paranın geri istenmesi üzerinde bankadan çektirip iade ettiğini söylediği, bu nedenle ...'un parayı Kartal veya ... Kod adlı kişiye verdiği yönünde düşüncesini açıkladığı anlaşılmıştır. Nitekim bu nedenle ... Kod adlı şahsa bu mesaj içeriği gönderilerek paranın akıbeti sorulmuştur.<br>Gizli tanık …' nin dilekçesi ile Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinde alınan beyanında, sanığın kod adının "…" olduğuna dair açıklama ile Bylock yazışmalarında sanığa bazen asıl adı, bazen kod adı ile hitap edilmesi de sanığın kod adı olarak "…" adını kullandığını ortaya koymaktadır.<br>Nüfus ve Vatandaslık İşleri Genel Müdürlüğü'nün 02.02.2018 tarihli yazısı ve ekli nüfus kayıt belgesinde, T.K.'ın, Yargıtay eski üyesi M.K.'ın kardeşi olduğu yazılıdır.<br>Mali Sucları Arastırma Kurulu Baskanlığı'nın 15.05.2018 Mali Analiz Raporu'na göre ;" ''İncelenen Bylock görüşmelerinde ... ID Numaralı A.A. (T.C. Kimlik No:…) ... ID Numaralı S.S. (T.C KİMLİK NO:…) de yapmış olduğu "K. Beye saralım, S. istiyor mu? İstiyorsa çektirip iade edelim. i. ahi ve S. abi ile ben görüşeyim. İ. abiye doğrudan sormamın sizce bir sakıncası var mı? 11.01.2016 18:50T Sami (s.\0650)yazd? ABİDAHA ÖNCEDE YAZMIŞTIM, 25 ARALIKTAN SONRA H.S. 100.000 TL PARA VERMİŞTİ BENDE … BEYE TESLİM ETMİŞTİM O DA AYNI DAİREDE BİRLİKTE ÇALIŞTIĞI M.K. BEYİN KARDEŞİNİN ADINA BANKAYA YATIRDIĞI SÖYLEMİŞTİ HENÜZ BUPARAYI GERİ AIAMADL BİLGİLERİNİZE ARZOLUNUR. AYRICA İRE AN ABİ DE 5.000 TL KADAR PARAYI S. ABÎYE (BEN BÖYLE HATIRLIYORUM) VERDİĞİNİ SÖYLEMİŞTİ ANCAK BEN DAHA SONRA BU PARAYI GERİ ALIP ALMADIĞINI YA DA İADE EDİLİPİ EDİLMEDİĞİNİ SORMADIM, … 11,01.2016 13:10 a06 yazdı: Asyayla alakalı, emanetini iade ettiklerimiz hariç başka alacağımızın olmadığını bildirdim" şeklinde görüşme yaptıkları ve görüşmede adı geçen kişinin ... ID numaralı ... (T.C. KimlikNo:…) olduğu analiz edilmiştir. ”<br>...<br>Yukarıda yazılı 12.01.2016 tarihli Bylock yazışma içeriğinde geçen "...25 aralıktan sonra H. S. 100.000 tl para vermişti, bende ... Beye teslim etmiştim o da aynı dairede birlikte çalıştığı M.K. beyin kardeşinin adına bankaya yatırdığı söylemişti..." şeklinde yazışmanın bulunduğu, Yargıtay Birinci Başkanlığı'nın … tarihli ve … sayılı yazısı ve dosya kapsamı incelendiğinde, sanık ...'un 27/06/2011-09/02/2015, M.K. 'ın da 23/06/2011-17/07/2016 tarihleri arasında Yargıtay 11. Ceza Dairesinde çalıştıkları, bu kapsamda Bylock yazışmalarında "... Bey" olarak anılan ve M.K. ile aynı dairede çalıştığı belirtilen şahsın ... olduğu, bu tespit ile de doğrulandığı anlaşılmıştır.<br> Tüm bilgiler ışığında, sanık ...'un diğer örgüt mensupları ile birlikte örgütün finans kaynaklarından Bank Asya'nın desteklenmesi saik ve amacı ile yürütülen faaliyetler içerisinde olduğu, yüksek yargı eski mensubu M.K.'ın kardeşi T.K. adına Asya Katılım Bankası nezdinde hesap açtırıp para yatırılmasını sağlamak suretiyle, hiyerarşik yapı içerisinde yer alma iradesini gösterdiği tespit edilmiştir.<br>Sanığın Tanzanya'ya seyahat etme isteğine dair Bylock yazışmalarında:<br>*... ID'dan (sanık ...) ... ID'e (Yargıtay eski üyesi S.S.) gönderilen 23.01.2016 tarihli ve 01:09 saatli mesajda;<br><br>"ustad onumuzdeki hafta bizim muzakere yok bir tanidikla hizmetten degil mazeret izni alarak yaklasik 1 haftaligina tanzanya ya gitme ihtimalim var. ucak biletini millerim var oradan kalacagim otelinde parasini kredi kartim ile odeyecegim. bir kac arkadasa danistim masraflari kendin karsilarsan ve izinli gidersen bir sıkıntı olmaz dediler. mahzurlumu haber verirmisiniz" şeklinde S.S.'den görüş istediği ve bu mesaj akabinde S.S.'in, sanık ...'un mesajını aynen alıntılayarak A.A.' a aşağıdaki şekilde mesaj gönderdiği tespit edilmiştir.<br>*... ID'den (Yargıtay eski üyesi S.S.) ... ID'e (Yargıtay eski üyesi A.A.) gönderilen 23.01.2016 tarihli ve 05:59 saatli mesajda;<br><br>"Konu:No Subject<br>ABİ … BEYİN NOTUNU İLETİYORUM.. BİRAZ RİSKLİ GİBİ GÖRÜNÜYOR, DİĞER ŞAHIS KİMDİR BİLMİYORUZ metin (22.01.2016 23:09): ustad onumuzdeki hafta bizimmuzakere yok bir tanidikla hizmetten degil mazeretizni alarak yaklasik 1 haftaligina tanzanya ya gitme ihtimalim var. ucak biletini millerim var oradan kalacagim otelinde parasini kredi kartim ile odeyecegim. bir kac arkadasa danistim masraflari kendin karsilarsan ve izinli gidersen bir sıkıntı olmaz dediler.mahzurlumu haber verirmisiniz" şeklinde yazışma ile S.S., sanığın talebinin örgütün gizlilik ve tedbir kıstaslarına uygun olmadığını belirterek, A.A.'a görüş bildirmesi için gönderdiği anlaşılmıştır. Bu mesajın hemen akabinde Yargıtay eski üyesi A.A. 'ın, bu konuya ilişkin "..." adlı Bylock kullanıcısından (sivil imam - M.B.) 25.01.2016, 21:28 saatinde görüş aldığı ve bu talimatı aynen alıntılayarak sanığa iletmesi için S.S.'e gönderdiği anlaşılmıştır. ( ... ID Bylock kullanıcısı M.B.'ın Bylock kullanıcı adı ...'dir) <br>*... ID'dan (Yargıtay eski üyesi A.A.) ... ID'e (Yargıtay eski üyesi S.S.) gönderilen 25.01.2016 tarihli ve 23:37 saatli mesajda;<br><br>"Konu:Fw: Fw: Fw: No Subject<br>25.01.2016 21:28, ... yazd?: abi muhatap kimsir... Eger hizmetten ise olmasın... Eğer yabancı ise adamın durumuna göre karar vermeli... Tanzanya seyahatleri do?a turizmi ve zevkü safa i?in yapılır... Muhatabın durumunu anlatır mı? Söz dinler mi abimiz... Eğer dinliyorsa makul gerekçesi yoksa kesinlikle do?ru de?il... 25.01.2016 21:49, a06 yazd?: Abi bu abimize ne cevap verelim. 23.01.2016 03:59, … (…) yazd?: ABİ METİN BEYİN NOTUNU İLETİYORUM.. BİRAZ RİSKLİ GİBİ GÖRÜNÜYOR, DİĞER ŞAHIS KİMDİR BİLMİYORUZ metin (22.01.2016 23:09): ustad onumuzdeki hafta bizimmuzakere yok bir tanidikla hizmetten degil mazeretizni alarak yaklasik 1 haftaligina tanzanya ya gitme ihtimalim var. ucak biletini millerim var oradan kalacagim otelinde parasini kredi kartim ile odeyecegim. bir kac arkadasa danistim masraflari kendin karsilarsan ve izinli gidersen bir sıkıntı olmaz dediler.mahzurlumu haber verirmisiniz" şeklinde yazışmalar ile <br>sanığın Tanzanya'ya gitmesi halinde örgütsel gizlilik ve tedbir kurallarına riayet bakımından bir sakıncasının olup olmadığı yönünde örgüt mensuplarından (... ---> S.S. ---> A.A.----> M.B.) görüş aldığı ve bu talimatlara göre hareket ettiği, bu durum sanığın gizliliğe verdiği önemi ve örgüt iradesine teslimiyetini göstermesi bakımından önemli bir delil olarak değerlendirilmiştir.<br>*... ID numaralı hesabın kullanıcısından, ... ID'e (U.Y.) gönderilen 15.11.2015 tarihli mesajda; <br> "abi m.ş. bizim dönem bir arkadaş ancak kurayı askere gittiginden dolayı bizimle çekmedi fatih koleji mezunu ... abi bu arkadaşın belletmeni f.a. bu arkadaşın kolejden arkadaşı ... abi bu arkadaşı tanıdığı için referans oldu müfettiş oldu hizmet ile ilgili bir sıkıntısı yoktu ancak süreçten önce böyleydi şimdi nasıl bilmiyorum müfettiş olduğu dönemde müfetti??ler galiba onu takip ediyordu f.a. görüşüyordu birde ... abinin görüştüğünü biliyorum eski müfettişlerden sizin dönem mecitten de bilgi alınabilir ama biz kendi aramızda arkadaşa 4 l??k demedik bizim evlereden sınav kazanmamış universite dönemini bilmiyorum ama ... abi 5 lik gibi sahip çıkıyordu f.a. ve ... abi daha detaylı bilgi verebilir" şeklinde yazışma ile sanığın Fetö/PDY terör örgütündeki aktif faaliyetlerde bulunduğunu, örgüt ile ilişkisinin çok uzun bir geçmişe dayandığını ortaya koymaktadır." tespitlerine yer verilmiştir.<br>Netice itibarıyla Bylock kullanıcılarına yönelik olarak yürütülen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturmaları kapsamında yapılan araştırmalarda davacının ByLock yazışma içerikleri ile adının geçtiği ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik unsur olduğu sonucuna varılmıştır. <br><br>c) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları<br> Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.H.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... ...; Fetullah Gülen cemaati mensupları olan HSYK üyeleri kendi listelerinden bu kişiyi seçtirmişlerdir. Cemaat mensubu olduğunu biliyorum. ..."<br>İfadesine başvurulan H.P.'ye ait, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/09/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... Ayrıca daha önceki ifademde açığa alınan savcılardan ... isimli şahsın gerçek isim ve soy isminin ... olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Bu şahıs Fatih Kolejinde 3-4 yıl kadar rehberlikten sorumlu müdür yardımcılığı görevi yapmış ve N.Y. le birlikte çalışmıştır. ..."<br>Aynı şahsın davacının ceza yargılamasında; "Ben 1990-1991 yılları arasında Fatih bölgesinde örgütün Fatih bölge imamıydım. Bana sormuş olduğunuz ... da Fatih kolejinde eğitim sorumlusu yani serrehber olarak örgütte görev yapıyordu. Kod adı ...'du. 1990-1991 yılları arasında kendisiyle birlikte Azerbaycan'a seyahat ettik. Kendisiyle Fatih kolejinde okuyan Azerbaycanlı öğrencilerin ailelerini yerinde ziyaret etmek ve onlara moral vermek için serrehberlik kapsamında oraya gittik. Fatih kolejinin rehberlik sorumluluğu örgüt içerisinde kritik bir sorumluluktur. Aynı yıllar örgütün o zamanki ismiyle ÖSS ve askeri okullar sınavları, hatta Biyoloji, Matematik, Fizik olimpiyatlarında soru çaldığı yıllardı. Yine bu yıllar örgütün bu sınavlarda başarı kazandığı, ödül aldığı yıllardı. Benim tanıdığım yılarda kendisi tahminen Hukuk fakültesinden yeni mezundu. Ancak serrehberlik dışında başka bir resmi meslek icra etmiyordu. Zaten resmi bir göreve başlamadan önce gizlilik sağlanması için örgütle alakalı ne kadar kaydı varsa hepsi silinir. Bunun bir örneği de İmam hatip lisesi mezunu olup yargıya girecekleri zaman kendilerini düz lise mezunu olarak göstermeleridir. Bana sormuş olduğunuz ... ile 2 yıl bilfiil birlikte çalıştık. 1992 yılları civarında kendisi bu işi bıraktığını tahmin ediyorum. Bu tarihten sonra yargıya iltisak ettikleri için bizim fiziki temasımız kesildi. Benim ifademde geçen yargı mensuplarının hepsi birbirini yakinen tanıyan isimlerdir ve aynı dönemlerde çalışmış isimlerdir. Bu tarihlerden sonra kendisiyle bizzat görüşmemiz olmamasına rağmen ortak tanıdıklarımız vesilesiyle haber alıyorduk. Hızla yükseldiklerine dair bilgi sahibi oluyorduk. Bunlardan bir tanesi de ...'dur."<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.D.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... ..., kendisini Ankara'ya geldikten sonra tanıdım ve kendisinin bu yapıya müzahir olduğunu duydum. Kendisi sohbetlerimizin birkaçına da katılmış olabilir. ..."<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.K.Ö.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... ... Fetullah Gülen cemaati mensubudur. Yargıtay üyeleri arasında cemaat içerisinde nasıl bir görev aldığını bilemiyorum. Çünkü biz ceza hukukçuları ile bir araya gelmiyoruz. ... ...; Fetullah Gülen cemaati mensubudur. ..."<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan O.G.G.'ye ait, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı; "... HSYK seçim döneminde yargıtay 11. Ceza dairesi üyesi ... ve staj yaptığım Sincan Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimi ismini tam olarak hatırlamamakla birlikte S.A. beni aradılar bana yargının selameti için ve tanıdığı arkadaşları olan bağımsız adaylara oy vermemi benden istediler. ..."<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ö.F.T.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 02/06/2015 tarihli müşteki ifade tutanağı; ".. Suluova da göreve başlayınca kendilerini daha önceden tanımadığım C.K. ile ... makamıma geldiler. Bana “bizi tanıyorsun, bir sıkıntın olursa bize bildir, bundan sonra birlikte toplantılar yapacağız” dediler ve görev yerleri olan Göğüncek’ e döndüler. Yaklaşık 1 ay sonra C.K. beni telefonla aradı. Bir hafta sonra Amasya Adliyesinin önünde beni alacağını söyledi. Bu şekilde C.K. ve ... ile buluştuk. Birlikte Göğüncek’ e C.K.’ nın evine gittik. Bizden başka kimse yoktu. Bu toplantıya eşlerimiz de katılmıştı. Ancak onlar bizden ayrı oturuyorlardı. Bu toplantıları her ayın 15’ inden sonraki ilk cumartesileri olacak şekilde tekrarladık. Bu toplantılar için yapılan aramalarda enkesörlü telefonlar kullanılıyordu. Cep telefonu ile cemaat işlerini konuşmak yasaklanmıştı. Bu toplantıların her defasında yine maaşımın yüzde 10’ u tutarında himmet olarak tanımlanan miktarı ...’ a verdim. C.K.’ da birkaç kez benim yanımda ...’ e para verdi. Bu toplantılara başka kişiler de katılıyordu. Ancak tanışma olmadığı için bu kişilerin kim olduklarını bilmiyorum. Bir süre sonra çevre il veya ilçelerde görev yapan meslektaşlar da gelmeye başladı. ... bizim imamımız pozisyonundaydı. Suluova'da görev yaparken A.A. ve N.A. isimli karı koca hakim savcı atama ile geldiler. Toplantılarda ... bu kişilerin tehlikeli olduğunu, cemaatin alevi kodu olan (-2) kodunda olduklanı söyledi. ..."<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ö.K.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... ..., Fetullah Gülen cemaati mensuplan tarafından belirlenen listeden Yargıtay üyeliğine seçilmiştir. Cemaat içinde etkin yerlerden olduğunu biliyorum. ..."<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.E.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/12/2016 tarihli tanık ifade tutanağı; "... Bu kişilerle olan ilişkilerimizin yukarıda açıklanan sebeplerle 2010 yılından sonra farklı bir boyuta geçtiğini ve azaldığını 2012 yılından sonra da bir mücadeleye dönüştüğünü yukarıda örneklerini verdiğim bir çok olay vesilesiyle izah etmiştim. Ancak özellikle 2011 yılında yapılan Yargıtay ve Danıştay üyeliği seçimlerinde bu iş bir pazarlığa dönüştüğü için daha önce tanımadığım bir çok mensuplarını da bu vesileyle öğrenmiş oldum. Bu kapsamda tanıdığımız veya bu seçimler nedeniyle kendi ifadeleriyle bu yapıya mensup olduğunu öğrendiğimiz Yargıtay Üyeleri şunlardır; ..., ..., ... olmak üzere toplam 132 kişi. ... O dönem bu bağlamda yapılan çalışmalar devam ettiği sırada ben bakanlıktan ayrılmıştım. Zaten ifademin seyri içerisinde somut olaylar ve sorulara ilişkin tanıklıklarımda da isimler geçmiştir. Yine de ben gözden kaçabileceği düşüncesiyle özellikle 2012 yılına kadar yaptığım gözlemlere dayanarak bu yapı içerisinde önde ve aktif olduklarını düşündüğüm isimleri ayrıca belirtmek istiyorum. Bu kişiler; Yargıtay’da; ..., ..., ...’tır. ..."<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan G.A.'ya ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... HSYK seçimlerinden sonra Yargıtay'a yeni üyeler seçileceği yolunda haberler çıktı ve bu hususta bir seçim yapılacağı HSYK sitesinde ilan edildi. Seçimin yapılacağı hafta beni ya M.S. ya da B.Ç. beni aradı ve beni B.Ç.'in Karşıyaka'da ki lojmanda bulunan evine davet etti. Ben B.'un evine gittiğimde ... ve ...'u gördüm. ... Bey Ankara'dan haber getirdiğini ve üye olabilecek kişilerin listesini çıkarttıklarını ve benim de kuvvetle muhtemel üye olacağımı söyledi. Ben ise ...'e karşı çıktım ... Ankara'ya daha yakın olduğu için C.'in üyeliğinin daha iyi olabileceğini ...'e söyledim. ... ise bana cevaben "olabilir, bu hususu ileteceğim'' dedi. ... o gün B.'un evine paralel yapıyı temsılen gelmişti ve benim karşı teklifimi de yine bu yapıya mensup olan ancak kim olduklarını bilemediğim karar verici kişilere ileteceğini söylemişti. ..."<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan K.T.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... Yaklaşık 1-2 ay sonra ... isimli Yargıtay Üyesi yanıma geldi. Bana seni Yargıtay Üyesi seçtirdik, artık kaçma, sohbetlere katıl, dedi. ...'un aynı konuşmada seni biz seçtirdik, demesi beni önce üzdü, ancak ses çıkarmadım, onun istemesi üzerine o akşam evine gittim. Eve gittiğimde Yargıtay üyeleri ...'da vardı. ... Ben ...'un Elvankenfte bulunan lojmandaki evine saat 20:00 sıralarında gittim. Ben eve girdiğimde ..., S.S., M.K., A.C., M.K. ve T.E. oturuyordu. Bunların benden önce geldikleri görüşme yaptıklarını anladım. Ben girdikten sonra ... bana K. sen bundan sonra T.E.’nun grubundasın, dedi. Bana çay ikram edildi. Yaklaşık 10 dakika sonra ... bana sen gidebilirsin deyince ben evden çıktım. O zaman anladım ki, ... ve evde bulunanlar cezacı olan Yargıtay üyelerinin grup sorumlularıdır. Beni ise T.E.’nun grubuna verdiklerini bizzat ... söyledi. ... Hukuk Dairelerinin sorumlusu Yargıtay Üyesi olan A.A.'dı. Ceza Dairelerinin sorumlusu ...’du. 2014'ün başında ...'un Yargıtay imamı olduğu şeklinde basında haberler çıkınca ...'un ceza daireleri sorumluluğundan alınarak yerine S.S.'in geçtiğini biliyorum. Bu hukuk ve ceza dairelerinin sorumlularının üstünde ise Yargıtay imamı olan İ.Ş. vardır. ... Benim grubumun abisi belirttiğim gibi T.E.'dur. Bu kişinin üstünde ... vardır. ...'un üstünde ise İ.Ş. vardır. T.E.'nun bize ilettiği talimatları ...'dan geldiğini biliriz. Ancak İ.Ş.'in direk olarak T.E.’na talimatlar gönderdiğini de biliyorum. ... Ceza dairelerinin sorumlusu ...’un altında ise, ...’ün olduğunu biliyorum. ..."<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.O.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... 71)...; Fetullah Gülen cemaat mensubu olduğunu biliyorum. Fetullah Gülen cemaat mensuplarının kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçilmiştir. 2013 yılında cemaat ile ilgili eleştirilerimi bu kişiye de dile getirmiştim. O da bana bizimkiler de senden rahatsız, uygulamalarını beğenmiyorlar dedi. Hatta bana arkadaşlar bu kişiden bu kadar rahatsızsanız niye seçtirdiniz diye sitem ediyorlar diyerek beni kendilerinin seçtiğine inanacak kadar cemaat mensubu olduğunu biliyorum. Fetullah Gülen cemaati içerisindeki görevini bilmiyorum. Ancak cemaat içerisinde etkin olanlardan biri olduğunu hissediyorum. ..."<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.G.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... Ben, İngiltere'den döndükten sonra cemaatin "eğitim birimi" olarak anılan bir birimde rol alıp, o sırada hakim savcı olarak görev yapmakta olan kıdemli meslektaşların çocuklarından üniversite ve lise öğrencisi olup, cemaate ait evlere gidenlerin bu evlere devam edip etmediklerini velileri ile irtibata geçip kontrol ediyordum. Ve bu çocukların evlere devam etmedikleri öğrenmem halinde bu durumu eğitim birimi başında olan ... (...)'a bildiriyordum. ..." <br>Davacının ceza yargılamasında ifadesine başvurulan gizli tanık ...'nin ifadesi (davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararından); "Gizli Tanık …'nin ... Ağır Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında, ... Ağır Ceza Mahkemesi … talimat numarası ile alınan beyanında; FETÖ/PDY örgütünün 2007, 2008 ve 2009 yıllarında Türkiye'deki yapı mensubu tüm hâkim ve savcı çocuklarının ortaokul, lise ve üniversiteye giden çocuklarına dini eğitim verilmesi ve onların takibi açısından eğitim biriminin oluşturulduğunu, bu sistemin başında, sonradan Yargıtay üyesi olan Metin kod adını kullanan açık kimliğini ... olarak duyduğu kişinin bulunduğunu, örgüt tarafından Türkiye'nin Ankara merkez ve taşra diye ikiye ayrıldığını, bu şekilde örgüt içerisindeki kıdemli hâkim ve savcı çocuklarının örgütle iltisaklı dershanelere gitmeden iyi bir şekilde üniversite sınavına hazırlanmasına, örgütsel sohbetlere katılımın sağlanmasına çalışıldığını duyduğunu beyan etmiştir. Gizli Tanık ...'nin 29.11.2017 tarihinde ibraz ettiği dilekçesinde ise önceki ifadelerde hatırlamaması sebebiyle muğlak bir şekilde isimleri belirtilen kişilerden Metin kod adlı kişinin ... olduğunu yazılı olarak sunmuştur." <br>Davacı, tanık ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını, çelişkiler barındırdığını, duyuma ve yoruma dayalı ifadeler olduğunu, hakkında somut bir suç isnadının olmadığını, tanıkların psikolojik durumunun tespiti için sağlık dosyalarının incelenmesi gerektiğini, tanıklara soru sorma hakkı tanınmadığını beyan etmektedir.<br> Bu durumda, davacının örgütün içinde aktif ve etkin olarak yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte himmet topladığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine ve anılan adaylar için oy istediğine, örgüt kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçildiğine, 2014 yılına kadar Yargıtay Ceza Daireleri sorumlusu olarak örgüt içinde faaliyet gösterdiğine, örgüte ait kolejde rehberlikten sorumlu müdür yardımcılığı görevini yürüttüğüne ve örgütün eğitim birimi başında olduğuna ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.<br><br>d) Diğer Hususlar<br> d-1-Unvanlı Görev<br>Davalı idare, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde unvanlı bir göreve atanmasının davacının anılan terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik bir tespit olduğunu ileri sürmüştür.<br>Kararımızın "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler" başlıklı kısmında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY tarafından bu örgütle iltisak ve irtibatı bulunan hâkim ve savcıların örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesini sağlamak maksadıyla üst görevlere getirilmesi hedeflenmiş ve örgütün Adalet Bakanlığı ve HSK'da etkin olduğu dönemde örgüt yöneticilerinin yönlendirme ve telkinleriyle örgüt mensuplarının üst görevlere getirilmesi sağlanmıştır.<br>Nitekim, yargı mensubu olarak görev yapmış ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan R.A. isimli şahsın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında yer alan, "...Ben Tatvan'dan sonra 2010 yılında Konya Ereğli'ye hakim olarak atandım. Burada göreve başladıktan sonra cemaat adına şuan soyadını hatırlayamadığım ve mesleğini bilmediğim İ. isimdeki bir şahıs cemaat adına benimle irtibata geçti ve ben burada maaşımdan cemaate gönderdiğim parayı bu şahsa verdim. Bu şahıs bana unvanlı görev talep etmemi tavsiye etti. Ben de onun yönlendirmesiyle hatırladığım kadarıyla 2012 yılının Kasım, Aralık ayları gibi Ankara ili Batıkent semtindeki cemaate bağlı şuan ismini hatırlayamadığım bir liseye gittim. Burada hakim olduğunu bildiğim ancak idari görevi hakkında bilgi sahibi olmadığımı E.D. isimli şahısla tanıştım. O, benim Ankara'ya neden geldiğimi zaten biliyordu. O, beni İ.O.'ya yönlendirdi. Ben, E.D.'nin HSYK'da görevli olduğunu daha sonra öğrendim. Ben, İ.O.'yu makamında ziyaret ettim. Burada kendisine unvanlı görev talep ettiğimi ilettim. O da benim talebimi not aldı ve daha sonra 2013 yılı yaz kararnamesi ile Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi başkanı olarak atandım..." yönündeki ifadesi de yukarıda yer verilen tespitleri doğrulamaktadır.<br>Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden, davacının hakim olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde Hakimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulunun 24/02/2011 tarihli kararı ile Yargıtay üyeliğine seçildiği görülmüştür.<br> Netice itibarıyla davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Yargıtay üyesi olarak seçilmesinin yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.<br><br>d-1- Mali Analiz Raporu<br>Davacının ceza yargılamasının yapıldığı Yargıtay 9. Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "... Mali Analiz Raporu, Bylock yazışmaları, sanığın görev yaptığı daire bilgileri ve tüm belgeler ışığında; sanığın örgüte finansal destek sağlama saik ve amacı ile, FETÖ/PDY mensubu Yargıtay eski üyelerinden para toplanması ve bu paranın yüksek yargı eski mensubu M.K.'ın kardeşi adına Asya Katılım Bankasına hesap açtırılıp yatırılması organizasyonunda yer alarak, örgütsel hareketin bir parçası olma ve hiyerarşik yapı içerisinde yer alma iradesini gösterdiğinin kabulü gerekmiştir. ..." tespitlerine yer verilmiştir.<br>Netice itibarıyla, örgüt liderinin talimatı sonrasında örgütün amacına hizmet eden bir finans kuruluşu olan Bankanın mali durumuna destek olmak amacıyla davacı tarafından FETÖ/PDY mensubu Yargıtay eski üyelerinden para toplanması ve bu paranın yüksek yargı eski mensubu M.K.'ın kardeşi adına Asya Katılım Bankasına hesap açtırılıp yatırılması organizasyonunda yer almasının davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.<br><br>d-1- Operasyonel Hat Kullanımı<br>Davacının ceza yargılamasının yapıldığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "... 10/04/2019 tarihli HTS Bilirkişi İnceleme Raporunda özetle; Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ/PDY terör örgütünün mahrem yapılanmasının deşifresine yönelik yapılan yapılan soruşturma kapsamında, umuma açık ankesörlü telefonlar ile FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının iletişim kurdukları tespiti üzerine, telefonların HTS dökümleri incelenmiştir. Bu inceleme kapsamında; sanık ...'un, O.Y. adına kayıtlı olan ... numaralı GSM hattını kullandığı, bu hattın örgütün deşifre olmamak için kendi arasında gizli haberleşmede kullanılan "Operasyonel Hat" niteliğinde olduğu ..." tespitine yer verilmiştir.<br>Netice itibarıyla, davacının kullandığı O.Y. adına kayıtlı olan ... numaralı GSM hattının örgüt içerisinde deşifre olmamak için gizli haberleşmede kullanılan "Operasyonel Hat" niteliğinde olmasının, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.<br><br>6) Dava Konusu Kararın Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi<br> Davacı, dava konusu karar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır. <br> Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. <br> Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).<br> Dava konusu edilen karar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.<br> AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir. <br> Dolayısıyla dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir. <br> Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.<br> AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.<br> Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.<br> Dava konusu karar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.<br>Zira dava konusu karara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir. <br> AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.<br> Dava konusu karar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır. <br> Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir. <br> AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).<br> Dava konusu kararın müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır. <br> Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu karar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.<br><br><br>7) Sonuç olarak<br> Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.<br> <br>HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU GENEL KURULUNUN DAVA KONUSU … TARİH VE … SAYILI KARARINA KARŞI YAPILAN YENİDEN İNCELEME TALEBİNE 60 GÜN İÇERİSİNDE CEVAP VERİLMEMEK SURETİYLE OLUŞTUĞU İLERİ SÜRÜLEN ZIMNİ RET İŞLEMİNİN İPTAL İSTEMİ YÖNÜNDEN:<br> Davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin HSK Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının son paragrafında; 6087 sayılı Kanun'un 33'üncü maddesi uyarınca, kararın tebliği tarihinden itibaren on gün içerisinde, HSK Genel Kurulu nezdinde yeniden inceleme talebinde bulunulabileceğinin belirtildiği görülmüştür. <br> 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu" başlıklı 33. maddesinde; HSK Genel Kurulunun ilk defa aldığı kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde, Genel Kuruldan yeniden inceleme talebinde bulunulabileceği, yeniden inceleme talebi üzerine verilen kararların kesin olduğu kurala bağlanmıştır. <br> 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmi Gazetede yayımlanan 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kabul edilen 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ''Yargı Denetimi'' başlıklı 11. maddesinin 2. fıkrasında ise; ''22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir.'' düzenlemesine yer verilmiştir.<br> Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte incelenmesinden, yargı mensuplarının meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin kararlara karşı dava açılabilmesi için bu kararların kesinleşmesi gerektiği, kesinleşmenin de on gün içinde yeniden inceleme talebinde bulunulması halinde, HSK Genel Kurulunca yeniden inceleme talepleri hakkında bir karar verilmesi, ya da yeniden inceleme talebinde bulunulmaması halinde olacağı açıktır. Bu nedenle yargı mensuplarının, meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin kararlara yönelik olarak yeniden inceleme talebinde bulunmaları halinde ve HSK Genel Kurulunca 60 gün içerisinde bu istem hakkında karar verilmemesi halinde zımni ret işleminin oluştuğundan bahsedilemeyeceği gibi kesinleşmeden de bahsetmeye olanak bulunmamaktadır. <br> Bu nedenle, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararın, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin HSK Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile reddedilmesi suretiyle kesinleştiği anlaşıldığından dava konusu edilen kesinleşmiş bu kararın iptali isteminin incelenmesi gerektiği açıktır.<br> Bununla birlikte, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı karara ilişkin yeniden inceleme talebine davalı idarece 60 gün içerisinde cevap verilmemesi suretiyle oluştuğu öne sürülen zımni ret işlemine ilişkin iptal istemi yönünden ise, bu istemin yukarıda yer verilen gerekçe uyarınca ortada oluşmuş bir zımni ret işleminden bahsedilemeyeceğinden incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br><br>D) KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemesinin iptali istemi yönünden DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,<br>3. Aşağıda ayrıntısı gösterilen toplam … TL yargılama giderinden davanın açılışı sırasında ödenen … TL harç ile … TL posta gideri olmak üzere toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, … TL'nin mahsubu sonrasında kalan ve adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle tahsil edilemeyen … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,<br> 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br> 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 22/02/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>
atama