<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/154 E. , 2025/1160 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/154<br>Karar No : 2025/1160<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ...<br> (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Yatırım İnşaat<br> Anonim Şirketi (Önceki Ünvanı: ...<br> Gayrimenkul Yatırım İnşaat Limited Şirketi)<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı adına, vergi inceleme raporu uyarınca resen tarh edilen 2010 yılına ait kurumlar vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.<br>... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:<br>Dava dosyasının incelenmesinden, T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından ihale edilen "Kuzey Ankara Kent Girişi 6 Etap 591 Konut, 1 adet Ticaret Merkezi, 1 adet 32 Derslikli İlköğretim Okulu İnşaatı ile Ada İçi Altyapı ve Çevre Düzenleme İşi" için davacı ... Yatırım İnşaat Anonim Şirketi (işin yüklenildiği dönemdeki ünvanı: ... İnşaat Taahhüt Gıda Turizm Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi) ile ... Mühendislik Mimarlık İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından ... Adi Ortaklığı kurulmuştur. Adi ortaklık tarafından üstlenilen yapım işi ihalesi neticesinde, 10/08/2010 tarihinde geçici kabul tutanağı imzalanmıştır. İşin tamamlanması sonucunda ortaklığın toplam 1.689.519,86 TL zarar ettiği beyan edilmiştir. Davacı tarafından, işin yapımı sırasında idarece tahsil edilen 1.210.767,47 TL tutarındaki gelir (stopaj) vergisinden hissesine düşen 605.383,74 TL'nin iadesi istemiyle 19/09/2014 tarihinde idareye başvuruda bulunulmuştur. Başvuru neticesinde 10.000 TL iade edilmiş, kalan tutarın iadesi için ise davacı hakkında vergi incelemesi başlatılmıştır. İnceleme sonucunda, adi ortaklık hakkında ... tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği Raporu, davacı hakkında ise ... tarih ve ... sayılı Vergi İnceleme Raporu düzenlenmiştir. Bu raporlara istinaden davacı şirket adına bakılmakta olan davaya konu 2010 yılına ait tek kat vergi ziyaı cezalı 252.905,51 TL tutarında kurumlar vergisi tarhiyatı yapılmıştır. Söz konusu tarhiyata ilişkin uzlaşma süreci devam ederken tarhiyata karşı idareye itirazda bulunulmuştur. Yapılan itiraz üzerine davacı şirket 18/12/2015 tarihinde takdire sevk edilmiş, bu kapsamda adi ortaklık hakkında ... tarih ve ... sayılı, davacı şirket hakkında ise ... tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği Raporları tanzim edilmiştir. Alınan takdir komisyonu kararı uyarınca, davacı şirket adına tek kat vergi ziyaı cezalı 346.923,95 TL tutarında ikinci bir kurumlar vergisi tarhiyatı yapılmıştır. Anılan tarhiyat üzerine ikinci kez tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunulmuş, ancak uzlaşmanın vaki olmaması üzerine 12/12/2016 tarihinde ... Vergi Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında dava açıldığı açıldığı ve 19/12/2016 tarihli düzeltme fişi ile yapılan ikinci tarhiyatın 252.905,51 TL'lik kısmının terkin edildiği anlaşılmıştır.<br>Dava konusu vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatının dayanağı olan ... tarih ve ... sayılı Vergi İnceleme Raporu incelendiğinde, resen tarhiyata esas alınan matrah farkının, adi ortaklık adına tanzim edilen ... tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği Raporu ile tespit edildiği anlaşılmaktadır. Anılan raporun incelenmesinden, adi ortaklığın bazı alış faturalarında ve yevmiye kayıtlarında eksiklikler bulunduğu, gider olarak gösterilen bazı tutarların kanunen kabul edilmeyen gider niteliğinde olduğu ve bazı giderlerin ise ihalesi alınan işle ilgisinin bulunmadığı belirtilmiştir. Bu tespitlere dayanılarak adi ortaklığın defter kayıtları ve bunlara ilişkin belgelerin, doğru bir vergi incelemesi yapılmasına imkân vermeyecek derecede noksan, usulsüz veya karışık olduğu gerekçesiyle olayda resen takdir sebebinin bulunduğu kabul edilmiştir. Raporda ayrıca, yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinde resen takdir nedenlerinin mevcut olması hâlinde, gerçek gelir, gider ve kârın tespitine imkân bulunmadığından, hasılatın %20'sinin veya maliyetlerin %25'inin kâr olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu nedenle, adi ortaklığın toplam 42.970.742,69 TL tutarında hak ediş aldığı ve adi ortaklık kârının ise 8.594.148,54 TL olduğu tespit edilmiştir.<br>Olayda bir kısım belgelerin ibraz edilmemesi ve envanter defterlerinin tutulmamış olması nedeniyle resen tarh sebebinin varlığı mevcuttur.<br>Ancak dava konusu vergilendirme türü dikkate alındığında, gelirin gerçekliği ilkesi gereği gerçek maliyetin araştırılması ve gerçeğe en uygun kazanç tespit edilerek vergilendirme yapılması gerekmektedir. Buna karşın inceleme elemanının, adi ortaklığın faaliyet konusu gözetilerek ticaret odaları veya diğer ilgili mesleki kuruluşlar nezdinde sektördeki kârlılık oranını belirlemeye yönelik herhangi bir araştırma yapmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca işletmenin geçmiş yıllara ait kayıtları ve benzeri unsurlar da incelenmemiştir. Bu durumda, davacı şirketin olması gereken kârı hukuken geçerli delillerle ispat edilmeksizin, yalnızca Danıştay içtihatlarından hareketle tespit edilen matrah farkı esas alınarak vergilendirme yapıldığı görülmektedir. Bu nedenle eksik araştırma ve inceleme sonucu elde edilen birtakım verilere dayanılarak belirlenen matrah farkı üzerinden yapılan dava konusu vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Mahkeme bu gerekçeyle cezalı tarhiyatı kaldırmıştır.<br>Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:<br>Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu edilen kararın hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir.<br>Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 26/05/2022 tarih ve E:2018/6177, K:2022/3351 sayılı kararı:<br>Davacı hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği Raporu'nda şu tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir:<br>i. Adi ortaklık tarafından üstlenilen yapım işi ihalesi neticesinde geçici kabul tutanağı imzalanmıştır.<br>ii. 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarına ait defter kayıtlarından hareketle düzenlenen 31/12/2010 tarihli Gelir Tablosu'nda ortaklığın dönem net zararının 1.689.519,86 TL olduğu, bu zararın 844.759,93 TL'sinin davacı şirket tarafından 2010 yılı gelir tablolarına "Diğer Olağan Gider ve Zararlar" olarak kaydedildiği tespit edilmiştir.<br>iii. TOKİ ile yapılan 15/10/2007 tarihli sözleşmeye istinaden yürütülen yıllara yaygın inşaat işleri karşılığında yapılan hak ediş ödemeleri üzerinden, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 42. ve 94. maddeleri uyarınca 1.210.767,47 TL gelir (stopaj) vergisinden davacı şirketin hissesine düşen 605.383,74 TL, 2010 yılına ilişkin verilen kurumlar vergisi beyannamesine dahil edilmiştir.<br>iv. 19/09/2014 tarihinde, nakden iade talebiyle idareye başvurulmuş; başvuruya istinaden 605.383,74 TL nakden iade tutarının 10.000 TL'lik kısmı düzeltme fişi ile iade edilmiştir. İadesi yapılamayan 595.383,73 TL tutarındaki nakden iade işleminin yapılabilmesi için ilgili hesap dönemlerine ilişkin vergi incelemesi gerçekleştirilmiştir. İnceleme neticesinde adi ortaklık adına vergi inceleme raporu, ortaklık ve davacı şirket adına da vergi tekniği raporları düzenlenmiştir.<br>v. Söz konusu raporlarda, mükellefin beyan ettiği zararın gerçekte olmadığı, aksine 4.177.166,48 TL tutarında kâr aktarılması gerektiği tespit edilmiştir. Bu durumda zarar mahsubu reddedilerek inceleme neticesinde tespit edilen kâr gelirlere eklenmiş ve takdir komisyonunca dikkate alınması gereken resen tarhiyata konu matrah farkı bulunmuştur. Bilançoda belirtilen kanunen kabul edilmeyen giderlerin bu tutara eklenmesi ile oluşan matrah farkı üzerinden hesaplanan kurumlar vergisi tutarının 942.3087,68 TL olduğu, kesinti yoluyla ödenen ve iadesi henüz gerçekleşmeyen 595.383,73 TL'nin hesaplanan kurumlar vergisinden tenzili sonucunda tarh edilecek kurumlar vergisinin 346.923,94 TL olması gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Olayda resen takdir sebebinin bulunduğu, yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinde resen takdir nedenlerinin mevcut olması sebebiyle gerçek gelir, gider ve kârın tespitine imkân bulunmayan durumlarda Danıştay içtihatları doğrultusunda hasılatın %20'sinin veya maliyetlerin %25'inin kâr olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilerek dava konusu kurumlar vergisi tarhiyatı yapılmıştır.<br>Yıllara sari inşaat taahhüt işi yapan davacı şirkete ilişkin olarak adi ortaklığın bazı alış faturalarında ve yevmiye kayıtlarında eksikliklerin bulunduğu, bazı şirketlere ilişkin hak ediş raporlarının ve yapılan sözleşmelerin bulunamadığı gerekçesiyle incelemeye ibraz edilmediği tespit edilmiştir. Ayrıca, ortaklığa ait envanter defterlerinin boş olması, gider olarak gösterilen bazı tutarların kanunen kabul edilmeyen giderlerden oluşması ve bazı tutarların ihalesi alınan işle ilgisinin bulunmaması hususları da tespit edilmiştir. Bu tespitler neticesinde, resen takdir nedenlerinin uyuşmazlıkta mevcut olduğu kabul edilmiştir. Danıştay içtihatlarından hareketle tespit edilen matrah farkı esas alınarak vergilendirme yapılmış ve hak ediş gelirlerinin %20'si gayri safi kâr olarak kabul edilmiştir. Bu şekilde hesaplanan matrah üzerinden yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık görülmediğinden, temyize konu kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.<br>... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:<br>Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Israr kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Uyuşmazlık, TOKİ tarafından ihale edilen bir taahhüt işine ilişkindir. İşin imalat, metraj ve hak ediş kayıtları hem yüklenici defterlerinde hem de TOKİ'nin resmî kayıtlarında kesin biçimde yer almakta olup hasılat ve maliyet somut olarak tespit edilebilir durumdadır. Buna rağmen vergi inceleme elemanı, yalnızca hasılata dayanarak matrah belirlemiş, gider ve maliyetleri dikkate almamıştır. Vergi mevzuatında hasılatın belirli bir oranının matrah sayılacağına dair düzenleme bulunmamaktadır.<br>Dava konusu iş kapsamında, konut, okul, ticari alan, yol ve çevre düzenleme işlerinin yüklenici firma tarafından eksiksiz olarak gerçekleştirildiği TOKİ tarafından düzenlenen kabul tutanakları ile sabittir. Resmî birim maliyetlere göre yapılan hesaplamalarda da, beyan edilen maliyetlerin yüksek olmadığı açıkça görülmektedir. Buna rağmen inceleme elemanı, teknik olarak mümkün olmayan derecede düşük maliyet varsayımıyla tarhiyat yapmıştır.<br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca vergilendirmede vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti esastır. Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanunu hükümleri gereğince vergiye tabi matrah, elde edilen hasılattan bu hasılatın elde edilmesi için yapılan gider ve maliyetlerin düşülmesi suretiyle belirlenir. Kurumlar vergisinde götürü kâr veya varsayıma dayalı vergilendirme yöntemi bulunmamaktadır. Ticari faaliyetlerde kâr edilebileceği gibi zarar edilmesi de mümkündür ve her faaliyetten belirli bir oranda kâr elde edileceğine ilişkin bir yasal düzenleme yoktur. Kanunda yer almayan bir vergilendirme yönteminin yorum yoluyla uygulanması, Anayasa'nın 73. maddesine de aykırıdır.<br>Belirtilen nedenlerle temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Israr kararının hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE,<br>2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,<br>3- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,<br>24/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br><br><br>X - KARŞI OY:<br>Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.<br><br><br><br></font></p></body></html>
Vergi Dava Daireleri Kurulu