<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2023/1606 E.  ,  2025/4060 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DOKUZUNCU DAİRE<br> Esas No : 2023/1606<br> Karar No : 2025/4060<br> <br>TEMYİZ EDENLER :1-(DAVACI) ....<br>VEKİLİ : Av. ...<br> 2- (DAVALI) ... Defterdarlığı-...<br> (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K: ... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br> Dava Konusu İstem: ... Nakliyat Lojistik Depolama Dağıtım İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd Şti.'ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan haciz işleminin iptali istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... Vergi Mahkemesi'nin ... tarih ve E: ..., K:...sayılı kararıyla; dava konusu olayın incelenmesinden, davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu şirketin, 2017/Ocak, Şubat, Mart dönemlerine ilişkin kanuni süresinden sonra verilen düzeltme beyannamelerinden doğan tahakkuklar ile 2016, 2017 yıllarına ilişkin yasal defter ve belgelerinin incelenmek üzere ibrazının istenildiği, buna ilişkin yazının şirketi temsile yetkili ...'ya tebliğ edilmesine karşın, yasal defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle ilgili dönem katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesi suretiyle cezalı tarhiyatların yapıldığı, şirket adına yapılan takibatın sonuçsuz kaldığından bahisle de 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. ve 62. maddeleri uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına dava konusu haciz işlemlerinin uygulandığı, haciz işleminin dayanağı ödeme emirlerinin davacının Mernis adresinde usulüne uygun tebliğ edildiği ve dava konusu edilmeksizin kesinleştiği görüldüğünden vergi borçların tahsili amacıyla tesis edilen dava konusu haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: <br>DAVACININ İDDİALARI: Tahsil zaman aşımının gerçekleşmiş olduğu, şirket ile ilgili malvarlığı araştırmasının dosyaya sunulmadığı, amme alacağının şirketten tahsil edilemediğinin ortaya konulmadığı, davacının kusur durumunun değerlendirilmediği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir. <br>DAVALININ İDDİALARI: Davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin dava konusu edilmediği, şirket adına kayıtlı herhangi bir mal varlığına rastlanılmadığından davacı hakkında takibe geçilmesinin dava konusu haciz tatbikinin hukuka uygun olduğu iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Davalı idarenin temyiz isteminin incelenmeksizin reddi; davacı temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının, Daire kararında belirtilen gerekçelerle bozulması gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br> ... Lojistik Depolama Dağıtım İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd Şti.'ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan haciz işleminin iptali istenilmektedir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.<br>6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde; Amme borçlusu veya borçlu terimi; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini, aynı Kanunun "Haciz" başlıklı 62. maddesinin birinci fıkrasında; Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunacağı, son fıkrasında ise; tahsil dairesi alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükellef olduğu kuralına yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME <br>Davalının temyiz istemi bakımından;<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinde; Danıştay Dava Daireleri ile İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay'da temyiz edilebileceği hükme bağlanmış ise de kanun yoluna başvuran tarafın, aleyhine kanun yoluna başvurduğu kararın bozulmasını talep etmesinde ve kararın bozulmasında korunmaya değer hukuki bir menfaatin bulunması şarttır.<br>Dosyanın incelenmesinden, bakılan davada, Vergi Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, davalının istinaf başvurusunun da Bölge İdare Mahkemesince reddine karar verildiği, bu kararla davalı aleyhine bir durumun da meydana gelmediği anlaşıldığından bu kararı temyiz hakkı davacıya ait olup karşı taraf durumunda olan davalının bu kararla hukuki menfaatinin zedelendiğinden söz edilemez.<br>Bu durumda, davalı tarafından yapılan temyiz başvurusunun incelenmesine olanak bulunmamaktadır. <br>Davacının temyiz istemine gelince;<br>Yukarıda yer alan düzenlemelerden, tüzel kişilerin usulüne uygun olarak kesinleşen ve şirketten tahsil edilemeyen vergi borçlarının, vergisel ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcilerden tahsil edileceği anlaşılmaktadır.<br>Anayasanın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün ''Mülkiyetin Korunması'' başlıklı 1. maddesinde ise; her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının var olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği; yukarıdaki hükümlerin, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmeyeceği düzenlenmiştir.Görüldüğü üzere en temel haklardan olan mülkiyet hakkına kanundan kaynaklanan bir istisna teşkil eden haciz uygulamalarında, son derece dikkatli davranılarak, anayasa ve kanunla tanınan sınırların dışına çıkılmaması gerekmektedir. Bu kapsamda haciz uygulamalarında, borcu aşan tutarda haciz yapılmaması, borçlunun haline münasip evinin haczedilmemesi borçluyu korumaya yönelik ilkeler olarak karşımıza çıkmakta olup, amme idarelerince dikkat edilecek en önemli husus kamu alacağının tahsilinde doğru borçluyu tespit etmek ve ona karşı takip işlemlerini yürütmek olmalıdır.<br>Dosyanın incelenmesinden, davacının 02/05/2016 -20/10/2017 tarihleri arasında anılan şirketin kanuni temsilcisi olduğu ve tüm hisselerini devrederek şirket kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı, dava konusu haciz işleminin, davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu şirketin yasal defter ve belgelerinin süresi içinde vergi incelemesine ibraz edilmemesi ve kayıt dışı satışlar dolayısıyla 2016 yılı için resen tarh edilen kurumlar vergisi, muhtelif dönemlere ilişkin katma değer vergisi, vergi ziya cezası, gecikme faizi, özel usulsüzlük cezası, 2017 yılının muhtelif dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezaları, gecikme faizi ve 2017/1Ocak-Mart dönemlerine ilişkin katma değer vergisi için 09/10/2019 tarihinde kanuni süresinden sonra verilen düzeltme beyannamelerinden doğan tahakkuklara ilişkin olduğu, düzeltme beyannamesi verildiği tarih (2019 yılı) ve defter ve belgelerin ibrazı yazısının tanzim ve tebliğ edildiği tarih itibariyle (2020 yılı) davacının kanuni temsilcilik yetkisinin bulunmadığı, düzeltme beyannamesinin verilme tarihinde ve asıl borçlu şirkete ait yasal defter ve belgeleri ibraz etme konusunda anılan tarihte vergisel ödevi bulunmayan, bu nedenle herhangi bir kusur sorumluluğu da bulunmadığı anlaşılan davacının, 6183 sayılı Yasa'nın 3 ve 62. maddelerine göre amme borçlusu olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, amme borçlusu sıfatıyla işlem yapılmasını gerektiren düzenlemede aranan koşulların gerçekleşip-gerçekleşmediğinin tahsilatın diğer bir aşaması olan haciz aşamasında da değerlendirilmesine engel bulunmadığından; anılan hususlar dikkate alınmak suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı temyiz isteminin incelenmeksizin reddine, davacının temyiz isteminin kabulüne;<br> 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K: ... sayılı kararının BOZULMASINA,<br> 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 06/10/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

9. Daire