<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2024/1680 E.  ,  2025/5730 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DÖRDÜNCÜ DAİRE<br>Esas No : 2024/1680<br>Karar No : 2025/5730<br><br>DAVACI : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Valiliği <br><br>DAVANIN KONUSU: 16/10/2023 tarih ve 7717 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 7269 sayılı Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilan edilen alanda kaldığı iddia edilen davacıya ait taşınmazların, afete maruz bölgeden çıkarılması talebiyle Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına yapılan 25/12/2023 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : 16/10/2023 tarih ve 7717 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile taşınmazlarının afete maruz bölge sınırı içinde kaldığı, yeniden etüt raporu düzenlenerek taşınmazların afete maruz bölgeden çıkarılması talebiyle yapılan başvuruya Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından kesin/net olmayan bir cevap verildiği, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararına dayanak oluşturan 18/04/2022 tarihli jeolojik etüt raporu'nun teknik bir rapor olmadığı, ilgili rapor düzenlenirken alanında uzman kişilerin bulunmadığı, raporun yalnızca sayısallaştırma amacı ile yapıldığı bu kapsamda koordinat belirleme şeklinde parsel belirleme işlemi yapıldığı, anılan rapora dayanılarak bazı bölgelerin afete maruz bölge olmaktan çıkarıldığı ve bazı bölgelerin de afete maruz bölge olarak belirlendiği, bu belirleme işleminin ise ilgili görevliler ve mahalle muhtarının gözlemi ile yapıldığı, kaya düşmesi nedeniyle kaleden uzak olan davacının taşınmazlarının afet bölgesi ilan edilmesine karşın, kaleye yakın yerlerin afet bölgesi ilan edilmediği, tesis edilen işlemin usul ve hukuka aykırı olduğu iddia edilerek, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Bölge hakkında daha önce 06/01/1959 tarihli jeolojik etüt raporuna istinaden 21/04/1960 tarihli ve 4/12969 sayılı Bakanlar Kurulu kararı, 03/01/1962 tarihli jeolojik etüt raporuna istinaden 17/07/1962 tarihli ve 6/748 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ve 02/08/1965 tarihli jeolojik etüt raporuna istinaden 20/01/1967 tarihli ve 6/7623 sayılı Bakanlar Kurulu kararlarının alındığı, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının ise bu kararlar ile belirlenen krokisiz afete maruz bölge sınırlarının sayısallaştırılması amacıyla alındığı, bu kararın dayanağı 18/04/2022 tarihli jeolojik etüt raporunda; afete maruz bölge sınırları içerisinde metruk durumda bulunan konutlarda bakımsızlık kaynaklı çökme yıkılma tehlikesi ve kale olarak adlandırılan peribacasından düşebilecek blok/parçalar kaynaklı kaya düşmesi afet tehlikesinin devam ettiğinin belirtildiği, afet bölgesinde bulunan taşınmazların bu bölgeden çıkarılmasının 7269 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince mümkün olduğu, ancak afete maruz bölge kararının kaldırılabilmesi için, mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğünün 19/08/2008 tarih ve 10337 sayılı Genelge'sinde belirtilen Format 3'e uygun olarak özel jeoloji büroları veya Üniversite Döner Sermayelerince hazırlanmış olan jeolojik-jeoteknik etüt raporu ile Valiliğe başvuruda bulunulması gerektiği, hazırlanan raporların incelenip değerlendirildikten sonra, belirtilen önlemlerin afet riskini ortadan kaldırması için yeterli görülmesi durumunda, söz konusu raporların 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Genelgesi uyarınca Valilik (İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü) tarafından onaylanıp, raporun sonuç ve öneriler kısmında belirtilen önlemlerin alınması durumunda, konunun Cumhurbaşkanlığına sunulmak üzere Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığına gönderileceği, Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı tarafından uygun görülmesi durumunda ise alanın Cumhurbaşkanı Kararı ile kararname kapsamından çıkarılarak afete maruz bölge kararının kaldırılacağı, olayda da bu yöntemlerin izlenmesi gerektiği belirtilerek, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ :Dairemiz kararında belirtilen gerekçe ile davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava, davacıya ait Nevşehir ili, Ürgüp ilçesi, ... Mahallesi, ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazları kapsayan alanın afete maruz bölge olarak ilan edilmesine ilişkin 16/10/2023 tarih ve 7717 sayılı Cumhurbaşkanı kararının dayanağı olan jeolojik etüt raporuna yönelik itirazların değerlendirilmesi, yeniden rapor düzenlenmesi ve taşınmazların afete maruz bölgeden çıkarılması istemiyle yapılan başvurunun kesin olmayan bir cevapla reddine ilişkin Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde; dilekçelerin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği belirtilmiş olup, davanın esastan incelenebilmesi için dava konusu işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olması gerekmektedir.<br>7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1. maddesinde, " ... Afete uğrayan meskün yerlerin büyüklüğü o yerin tamamında veya bir kesiminde yıkılan, oturulmaz hale gelen bina sayısı, zarar gören yapı ve tesislerin genel hayata etki derecesi, mahallin ekonomik ve sosyal özellikleri, zararın kamu oyundaki tepkisi, normal hayat düzenindeki aksamalar ve benzeri hususlar göz önünde tutulmak suretiyle afetlerin genel hayata etkililiğine ilişkin temel kurallar, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarının mütalaaları da alınarak İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Yukarıda yazılı afetlerin meydana gelmesinde veya muhtemel olması halinde zararın o yerin genel hayatına etkili olup olmadığına, yönetmelik esasları gereğince, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından karar verilir." hükmü; 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmü yer almaktadır.<br>Yine, (Mülga) Bayındırlık ve İskan Bakanlığının (Afet İşleri Genel Müdürlüğü) 19/08/2008 günlü, 10337 sayılı Genelgesi ile, mevcut ve olası yerleşim alanlarında afet zararlarının azaltılması ve afete duyarlı planlamanın etkin hale getirilmesine yönelik olarak bir standart halinde jeolojik etüt raporlarının incelenmesi ve hazırlanmasının düzenlendiği; ayrıca, afet tehlike ve/veya riski nedeniyle, afete maruz bölge kararının alınması, kararın kaldırılması veya sınırlarının genişletilip daraltılmasını içeren plana esas Jeolojik, Jeolojik-Jeoteknik Etüt ve Mikrobölgeleme Etüt raporları ile Jeolojik Etüt (Afet Etüt) Raporlarına ilişkin inceleme, değerlendirme ve onay işlemlerinin Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 20/03/2013 günlü, 1919 sayılı Genelgesindeki düzenlemelere göre yürütüldüğü görülmektedir. <br>Dosyanın incelenmesinden; Nevşehir İli, Ürgüp İlçesi, ... mevkiinde meydana gelen kaya düşmesi ve mağara göçmesi nedenleriyle mülga İmar ve İskan Bakanlığınca 06/01/1959, 03/01/1962, 02/08/1965 tarihli jeolojik etüt raporlarının düzenlendiği; daha sonra İçişleri Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Tarım Bakanlığının uygun mütaalalarına dayanılarak İmar ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlanan bu raporlara istinaden sırasıyla 21/04/1960 tarihli ve 4/12969 sayılı; 17/07/1962 tarihli ve 6/748 sayılı ve 20/01/1967 tarihli, 6/7623 sayılı Bakanlar Kurulu kararlarıyla uyuşmazlığa konu bölgenin "afete maruz bölge ilan edildiği"; Nevşehir Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından, 20/03/2013 günlü, 1919 sayılı Genelge doğrultusunda Nevşehir İlinde koordinatsız-kroki halinde olan afete maruz bölge sınırlarında söz konusu raporlarda belirtilen isim listeleri ve krokisindeki konutların köy muhtarı, azaları ve Afet ve Acil Durum Müdürlüğü teknik personeli ile birlikte yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması ve yeniden çizilmesi suretiyle 18/04/2022 tarihli jeolojik etüt raporunun düzenlendiği ve bu rapora dayanılarak da 16/10/2023 talerinin, karşılarında tarih ve sayıları belirtilen Bakanlar Kurulu Kararlarının kapsamından çıkarılmasına ve aynı listede tarihleri yazılı jeolojik etüt raporları ile eki pafta/haritalarda gösterilen alanların afete maruz bölge olarak ilan edilmesine karar verildiği; bu kararın Nevşehir Valiliği tarafından 27/11/2023 - 26/12/2023 tarihleri arasında ilan edildiği, davacı tarafından 18/12/2023 tarihinde anılan Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle dava açıldığı, bu davanın Danıştay Dördüncü Dairesinin E:2023/13946 sayılı dosyasında derdest olduğu, 25/12/2023 tarihinde ise Cumhurbaşkanı kararının dayanağı olan jeolojik etüt raporuna yönelik itirazların değerlendirilmesi, yeniden rapor düzenlenmesi ve taşınmazların afete maruz bölgeden çıkarılması istemiyle Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD)'na başvurulduğu, AFAD'ın ... tarih ve ... sayılı yazısı ile başvuruya konu hususun Valilikçe değerlendirilerek bilgi verileceğinin davacıya bildirildiği, davacı tarafından bu cevabın başvurusunun reddi sayılarak bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda; afete maruz bölge kararının alınması, kararın kaldırılması veya sınırlarının genişletilip daraltılması önerilerini içeren jeolojik etüt raporlarının, asıl işlemlerin hazırlayıcısı, diğer bir ifade ile ön işlem niteliğinde teknik bir rapor olması nedeniyle, jeolojik etüt raporuna yönelik itirazların değerlendirilmesi, yeniden rapor düzenlenmesi ve taşınmazların afete maruz bölgeden çıkarılması istemiyle Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına yapılan başvuruya verilen kesin olmayan cevabın nihai ve icrai bir işlem olarak tek başına idari davaya konu edilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemin incelenmesine olanak bulunmamaktadır. <br>Açıklanan nedenlerle, davanın incelenmeksizin reddi gerektiği, düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 04/11/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'ın geldiği, davalı idarenin temsilcisi/vekili gelmediği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Davacı vekiline usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra davacı vekiline son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>Dava konusu alan hakkında ilk olarak 06/01/1959 tarihli jeolojik etüt raporunun düzenlendiği ve rapora istinaden kaya düşmesi tehlikesi nedeniyle...tarihli, .../... sayılı İcra Vekilleri Heyeti kararı ile afete maruz bölge kararı verildiği, aynı nedenden dolayı yapılan inceleme sonucu hazırlanan 03/01/1962 tarihli jeolojik etüt raporuna istinaden 17/08/1962 tarihli, 6/748 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının alındığı, alandaki muhtemel kaya düşmesi olaylarının incelendiği ve inceleme alanında farklı yükseklikte kaleler ve derelerin bulunduğu, ayrıca çökme ve göçme olayları olan alanların imar planında yeşil alan olarak gösterilerek, yeşil alan olarak kalmasının uygun olacağı yönünde hazırlanan 02/08/1965 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak 20/01/1969 tarihli, 6/628 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile afete maruz bölge kararı alındığı, ilerleyen dönemlerde ise bölge hakkında muhtelif tarihlerde jeolojik etüt raporlarının hazırlandığı ve benzer afet risklerinden bahsedildiği görülmüştür.<br>Son olarak, Afet ve Acıl Durum Yönetimi Başkanlığının ... tarihli ve ... sayılı yazısı ile daha önce koordinatsız-kroki halinde olan 'afete maruz bölge” sınırlarının sayısallaştırmasının istenilmesi üzerine, Nevşehir Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından 18/04/2022 tarihli jeolojik etüt raporunun düzenlendiği, söz konusu raporda; afete maruz bölge sınırları içerisinde metruk durumda bulunan konutlarda bakımsızlık kaynaklı çökme yıkılma tehlikesi ve kale olarak adlandırılan peri bacasından düşebilecek blok/parçalar kaynaklı kaya düşmesi afet tehlikesinin devam ettiğinin belirtilmesi üzerine, söz konusu rapora istinaden 21/04/1960 tarihli ve 4/12969 sayılı Bakanlar Kurulu kararı, 17/07/1962 tarihli ve 6/748 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ve 20/01/1967 tarihli ve 6/7623 sayılı Bakanlar Kurulu kararında belirtilen "afete maruz bölge" sınırının sayısallaştırılmasına yönelik 16/10/2023 tarih ve 7717 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı tesis edilmiştir.<br>Davacı tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına yapılan 25/12/2023 tarihli başvuruda ise; afete maruz bölge kararına dayanak 18/04/2022 tarihli jeolojik etüt raporuna itiraz edildiği, yeniden jeolojik etüt raporu düzenlenmesi ve maliki olduğu ve afete maruz bölge sınırında kalan Nevşehir İli, Ürgüp İlçesi, ... Mahallesi, ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların afete maruz bölgeden çıkarılması talep edilmiştir. <br>Söz konusu başvuruya istinaden Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından verilen ... tarihli, ... sayılı yazıda; başvuruda belirtilen konunun Nevşehir Valiliği (İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü) tarafından değerlendirilerek, bilgi verileceği belirtilmiş, davacı tarafından bu cevabın net/kesin olmadığı da belirtilmek suretiyle, başvurunun zımnen reddedildiği değerlendirilerek, bakılmakta olan dava açılmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava Şartları" başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması." kuralına yer verilmek suretiyle "derdestlik" dava açma şartları arasında sayılmış; 115. maddesinde ise, dava şartı noksanlığı tespit edildiğinde mahkemenin davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda "derdestlik" müessesesi düzenlenmemiş ve Kanun'un 31. maddesinde, (mülga) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve onun yerine çıkarılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun derdestlik ile ilgili maddelerine atıfta bulunulmamış olmakla birlikte, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun tespit edilmesi hâlinde, usûl hukukunun temel kavramlarından olan derdestlik müessesesinin temelinde yatan, ilk davanın aynısı olan ikinci davanın açılmasında davacının hukukî yararı bulunmadığı olgusundan hareketle, idari yargı yerinde açılan ikinci davanın da derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.<br>Dava dosyası ile Dairemizin E:2023/13946 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden; 7269 sayılı Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca bir kısım yerlerin afete maruz bölge olarak ilan edilmesine ilişkin 16/10/2023 tarihli ve 7717 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın Nevşehir İli, Ürgüp İlçesi, ... Mahallesinde davacının malik olduğu ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kısmının iptali istemiyle 15/12/2023 tarihinde Dairemizin E:2023/13946 sayılı dosyasında dava açıldığı, öte yandan aynı davacı tarafından aynı istemle 11/03/2024 tarihininde açılan davanın ise görülmekte olan Dairemizin E:2024/1680 sayılı dosyasına kaydedildiği anlaşılmıştır.<br>Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; bu dava ile Dairemizin E:2023/13946 sayılı dosyasında derdest bulunan davanın aynı istemle açıldığı, konusu ve sebepleri ile her iki davada elde edilmek istenen hukukî yararın da davacı açısından aynı olduğu (her iki dosyanın davalıları farklı olsa da usul ekonomisi açısından husumet düzeltilmesine gerek duyulmamıştır) sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla; davacının, derdest bulunan ve Dairemizin E:2023/13946 sayılı dosyasında kayıtlı davadan ayrı olarak, bu davayı açmakta korunmaya değer güncel bir hukukî yararı bulunmadığından, bakılan davanın derdestlik nedeniyle incelenmesi mümkün bulunmamıştır.<br> <br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. DERDESTLİK NEDENİYLE DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,<br>2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,<br>4.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 04/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>

4. Daire