<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2026/162 E.  ,  2026/323 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2026/162<br>Karar No : 2026/323 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Hatay ili, Samandağ ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No: ... adresinde bulunan taşınmazın, 06/02/2023 tarihinde meydana gelen depremden dolayı "..." askı kodu ile orta hasarlı olarak tespit edilmesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler ile mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 12/08/2024 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu yapının taşıyıcı sisteminde depreme bağlı 3 adet B tipi hasar tespit edildiği, yapıda deprem nedeniyle oluşan hasarlar göz önüne alındığında orta hasar tespitinin yerinde olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu taşınmazın 06/02/2023 tarihinde meydana gelen depremden dolayı "orta hasarlı" olarak tespit edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davalı idarece orta hasarlı olarak tespiti yapılan dava konusu taşınmaz ile alakalı olarak mahallinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen 02/07/2025 tarihli bilirkişi raporu göz önüne alındığında, uyuşmazlık konusu yapının bir adet kirişinde eğilme çatlağı (A tipi hasar), bir adet kolon-kiriş birleşim bölgesinde eğilme çatlağı (B tipi hasar), bir adet kolonunda A tipi eğilme ve kesme çatlağı, bir adet kolonunda kabuk ezilmesi (B tipi hasar) bulunduğu, taşınmaz üzerinde yapılan harita ölçümleri sonucunda herhangi bir oturma problemi oluşmadığı; meydana gelen hasarların, statik dengeyi asgari düzeyde etkileyerek sadece lokal bir bölgede düşük oranda zayıflığa neden olabileceği, ilgili mevzuat kapsamında, sadece deprem afetinden kaynaklanan hasar durumunun “Az hasarlı” olduğu anlaşıldığından, yapının "Orta hasarlı" olarak tespitine dair dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usule ilişkin olarak; İdare Mahkemesince İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesi gereği usul hükümlerinin gerektiği gibi uygulanmadığı, davanın süresinde açılmamış olduğu, Esasa ilişkin olarak; hükme esas alınan raporun doğru ve güvenilir bir tespit yapmaya elverişli olmadığı, hasar tespit çalışmaları doğrultusunda çekilen fotoğraflarda deprem titreşimleriyle birlikte yapının taşıyıcı elemanlarında hasarlar oluştuğu, yapı elemanlarının taşıyıcılık özelliğinin azaldığının anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu yapının az hasarlı olarak değerlendirilebileceği yönündeki bilirkişi görüş ve kanaatinin kabul edilebilir bir yanı olmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. <br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY:<br>Dava; Hatay ili, Samandağ ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No: ... adresinde bulunan taşınmazın, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremden dolayı "..." askı kodu ile orta hasarlı olarak tespit edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. <br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri hususu ile birlikte aynı maddenin 2. fıkrasında, mahkemenin, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebileceği hususları düzenlenmiştir.<br> 3 Ağustos 2017 tarih ve 30143 sayılı Resmî Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren Bilirkişilik Yönetmeliğinin; "Temel İlkeler" başlıklı 5. maddesinin 7. fıkrasında, "Aynı konuda bir kez rapor alınması esastır. Ancak rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebilir." hükmüne, "Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi" başlıklı 56. maddesinde ise, "(1) Bilirkişi raporu, görevlendirmeyi yapan merci tarafından diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilir. (2) Görevlendirmeyi yapan merci, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular yöneltmek suretiyle ek rapor isteyebilir. (3) Bilirkişi raporunda eksik veya anlaşılmaz hususların bulunması halinde; görevlendirmeyi yapan merci tarafından belirlenen süre içinde bilirkişiden yazılı açıklama istenir. İhtiyaç duyulduğu takdirde, bilirkişinin oy ve görüşünü sözlü olarak açıklamasına karar verilirse, açıklamaları tutanağa geçirilir ve bilirkişinin de imzası alınır. Kurul hâlinde görevlendirme söz konusu ise, bilirkişilerin bilgilerine başvurulan hususu hemen aralarında müzakere etmelerine imkân tanınır ve müzakere sonucunda açıklanan oy ve görüş, tutanağa geçirilerek bilirkişilere imza ettirilir." hükmüne yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin 14/02/2025 tarihli ara kararı ile Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli teknik veri ve açıklama içermediği gerekçesiyle uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için gerekli görüldüğünden, tarafların itirazlarını da karşılayacak nitelikte taşınmazın bulunduğu mahalde yeniden bilirkişi heyeti marifetiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, dosyaya bilirkişilerce 02/07/2025 tarihinde, saat 11:59 ve saat 12:58'de iki ayrı rapor sunulduğu, ikinci gönderilen raporun, düzeltme raporu olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı gibi, Bölge İdare Mahkemesince de bu hususa ilişkin bir açıklama yapılmaksızın, her iki bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilerek bilirkişi raporuna itiraz sürecinin tamamlandığı, sonrasında ise ikinci bilirkişi raporu hükme esas alınarak istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.<br> Dosyada mevcut 02/07/2025 tarih ve saat 11:59'da gönderilen raporun sonuç kısmında, "Dava konusu taşınmazın taşıyıcı elemanlarında meydana gelen ciddi hasarlar, genel <br>taşıyıcı sistemde çökme riskini artırabileceği, yapıyı geniş bir alanda etkileyerek statik <br>dengeyi büyük ölçüde bozabileceği ve bu durumun, yapısal bütünlüğü önemli ölçüde tehlikeye sokabileceği" hususu belirtilmişken; aynı tarihte saat 12:58'de gönderilen raporun sonuç kısmında, "Meydana gelen hasarların, statik dengeyi asgari düzeyde etkileyerek sadece lokal bir <br>bölgede düşük oranda zayıflığa neden olabileceği" hususu belirtilmiş olup, söz konusu bilirkişi raporlarında her ne kadar diğer tüm tespitler uyuşuyor ise de; sonuç kısımlarında belirtilen çelişkilerin bulunduğu anlaşılmaktadır.<br> Bu durumda, yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, dosya kapsamındaki raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince re'sen, bilirkişi raporlarındaki çelişkiyi giderecek şekilde kuşkudan uzak, Danıştay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde ek rapor alınarak, oluşacak sonuca göre taşınmazın hasar durumu hakkında bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.<br> <br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>Temyiz isteminin kabulüne,<br>Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'ın usule ilişkin karşı oyu ile usul yönünden oyçokluğu ve esas yönünden oybirliğiyle BOZULMASINA,<br>Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 02/02/2026 tarihinde kesin olarak karar verildi. <br><br><br>X) KARŞI OY :<br>Dosyanın incelenmesinden; temyize konu karar davanın konusu itibarıyla İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinde sayılan temyiz edilebilecek kararlardan olmamakla birlikte, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi tarafından, İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 6. fıkrasının 1. cümlesini "istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali" yönünden iptal eden Anayasa Mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek, istinaf incelemesi sonucunda verilen karara karşı temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verildiği dikkate alındığında, uyuşmazlığın incelenmesinde, öncelikli olarak temyiz yasa yolunun açık olup olmadığının belirlenmesi, bunun için de yukarıda bahsi geçen hükmü iptal eden Anayasa Mahkemesi kararındaki gerekçeler ve bu gerekçelerin mevcut yargılamalarda ve temyiz yasa yolu uygulamalarında ne şekilde yorumlanması gerektiği hususunun tartışılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Ayrıntıları Dairemizin 18/11/2025 tarihli ve E:2025/4774, K:2025/6001 sayılı dosyasında mevcut azlık oyunda belirtildiği üzere, iş bu davaya konu edilen işlemlerde olduğu gibi, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrudan uygulanarak temyiz yasa yolunun bu tür kararlara açık hale getirilmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesinde düzenlenen ivedi yargılama usulüne göre verilen kararları da hükmün denetlenmesi hakkı yönünden tartışmaya açacağı gibi hasar tespit işlemleri ve bu işlemlere dayalı tesis edilen yıkım vb işlemler yönünden incelendiğinde de; anılan kanunun Geçici 11. maddesinde deprem bölgelerinde hasar tespit raporlarına dayalı olarak tesis edilen işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında yapılan ayrık düzenleme ile, bu konudaki yargılamaların ivedi biçimde sonuçlandırılması amacıyla getirilen özel yargılama usulünün işlemesine de engel olacağı açıktır.<br> Zira, 09/11/2023 tarih ve 32364 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7471 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa eklenen Geçici 11. maddesinin gerekçesinde, "6/2/2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin meydana geldiği bölgede hayatın bir an önce normale döndürülmesi ve olağan hayat şartlarının sağlanmasının büyük önem arzetmesi, özellikle ağır hasarlı binaların her an yıkılması ihtimalinin bölgedeki insanların can ve mal emniyeti bakımından büyük tehlike oluşturması, hasarlı olduğu tespit edilen yapıların akıbetinin bir an önce belirlenmesi gerekliliği dikkate alınarak, Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde, bu depremlerin ve sonrasında meydana gelen depremlerin etkisiyle oluşan hasarlarla bağlantılı olan ve hak sahipliğine ilişkin işlemler hariç olmak üzere, hasar tespit raporları esas alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı açılan iptal davaları bakımından, yargılama süreçlerinin hızlandırılmasına yönelik düzenleme yapılmış, hasar tespit raporlarına dayanılarak tesis edilen güçlendirme, abonelik iptali ve tahliye gibi işlemler ile yıkım kararlarının iptali istemiyle açılan davaların seri bir şekilde sonuçlandırılması için genel usulden farklı hükümler öngörülmüştür. <br> Bu çerçevede; ilk inceleme ve savunma verme süreleri, genel usulden daha kısa belirlenmiş, dosyanın daha çabuk tekemmül etmesi için “savunmaya cevap” ve “cevaba cevap” aşamaları kaldırılarak ve savunma verilmekle dosyanın tekemmül etmesi öngörülmüş, verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir." ifadelerine yer verilmiştir.<br> Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının bu tür kararlar yönünden de temyiz kanun yolunu açacak şekilde uygulanması halinde, 2577 sayılı Kanunun Geçici 11. maddesi kapsamında olan ancak aynı Kanunun Temyiz başlıklı 46. maddesinde sayılmadığı için temyiz kanun yolu öngörülmeyen bu tür uyuşmalıkların da temyiz kanun yoluna tabi hale geleceği dolayısıyla kanunkoyucu tarafından Geçici 11. madde düzenlenirken hedeflenen amacın gerçekleşmesi zorlaşacağı gibi, kanunkoyucu tarafından öngörülmeyen bir sonucun doğmasına yol açılacaktır.<br> Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin 27.03.2025 tarih ve E:2024/189, K:2025/83 sayılı kararında belirtilen ve yasa koyucu tarafından ölçülülük ilkesi çerçevesinde, hükmün denetlenmesini talep etme hakkına daha az zarar verici müdahaleye sebep olacak bir yasal düzenleme yapılması gerekliliğine vurgu yapan iptal kararının, yasal düzenleme şeklinde, bir temyiz kriteri olarak doğrudan uygulanması suretiyle, istinaf dava daireleri tarafından verilen her kısmen veya tamamen kaldırma sonrası yeniden verilen kararların temyiz incelemesine açılması yoluna gidilemeyeceği, mevcut durumda, yasa koyucu tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 6. fıkrasında, Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen, gerekçeler çerçevesinde, hükmün denetlenmesini talep etme hakkına daha az zarar verici müdahaleye sebep olacak bir yasal düzenleme yapılıncaya kadar, istinaf mercilerince verilen kararların hangilerinin temyize açık olduğunun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinde mevcut düzenleme çerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna varıldığından iş bu davada, mevcut hukuki duruma göre temyiz yolunun kapalı olması nedeniyle usul yönünden temyiz isteminin incelenmeksizin reddine, esas yönünden ise kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına usul hükümleri yönünden katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>

4. Daire