<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/945 E. , 2026/108 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2025/945<br>Karar No : 2026/108 <br><br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Otel ve Yat İşletmeleri Turizm Ticaret Anonim Şirketi <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada,... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binada ruhsat ve eki projesine aykırı yapılan imalatların 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 11. ve 12. maddeleri uyarınca düzenlenen...tarih ve ... sayılı 1 no'lu yapı tatil tutanağı ile tespit edilmesi sonrasında, anılan tutanakta belirtilen aykırılıklara ek olarak ruhsat ve eki projesine yeni imalatlar yapıldığının... tarihli, ... sıra no'lu, ... no'lu yapı tatil tutanağı ile tespit edilmesi üzerine, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı şirkete 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca 405.077,11-TL, idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmemesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmemesi durumunda, aynı Kanun'un 42. maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca 7.444.158,15-TL olmak üzere, toplam 7.849.235,16-TL idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeninin... tarih ve ...-... sayılı kararı tesis edilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... K... sayılı kararda; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki yapı tatil tutanağında belirtilen tüm aykırılıkların ve bu aykırılılara ilişkin alanların, yapının fiili durumunu doğru yansıttığı görülmekle birlikte, davacı şirketin imara aykırılığa konu taşınmaza 26/02/2019 tarihinde malik olduğu, tespit edilen aykırılıkların ise bu tarihten öncesinde yapıldığı; nitekim, gerek dava konusu işlemin dayanağı olan... tarih, ... sayı ve ... no'lu yapı tatil tutanağında, gerekse dava konusu işlemde, taşınmazın zemin katındaki büyütülen alanların, sol yan cephede tespit edilen yangın merdiveni ve teras kattaki kapalı alanın, belediye veri tabanında yer alan 2017 yılı hâlihazır ve orto fotoğrafta görüldüğünün ifade edildiği, görüntülerde gözükmeyen bodrum kata ilişkin aykırılığın ise hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığına dair herhangi bir somut tespitte bulunulmadığı ve tespit çalışması sırasında herhangi bir inşai faaliyet görülmediğinin açıkça belirtildiği anlaşılmış olup; davalı idarece davacının tapuda malik olarak görünmesi nedeniyle hissesi oranında para cezasından sorumluluğu cihetine gidildiği; bu itibarla, tapu kaydında yapının maliki olmanın doğrudan doğruya, o taşınmazda yapılan tüm ruhsata aykırı inşai faaliyeti gerçekleştiren olmaya karine teşkil etmeyeceğinden, davacı şirket tarafından gerçekleştirildiği somut olarak ortaya konulamayan ruhsatsız imalatlar nedeniyle davacı şirket hakkında idari para cezası uygulanmasına ilişkin encümen kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uyuşmazlık konusu taşınmazın web tapu kayıtlarında yapılan incelemede, yapıda 05/08/2009 ile 26/02/2019 tarihleri arasında davacı şirketin kiracı olduğu ve 26/02/2019 - 06/04/2022 tarihleri arasında anılan şirket tarafından satın alındığı, 06/04/2022 tarihinde ise anılan şirket tarafından dava dışı başka bir şirkete devredildiği, her iki şirketin yetkilisinin aynı kişi olduğu; dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmüştür.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.<br><br>TETKİK HÂKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca 405.077,11-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden;<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrasında "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez." hükmü yer almaktadır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel ilkelerindendir. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Başka bir anlatımla bir kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tabidir.<br>5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Zaman bakımınında uygulama" başlıklı 5. maddesinde "(1) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler bakımından da uygulanır. (...)" hükmüne; "İçtima" başlıklı 15. maddesinin ikinci fıkrasında " (2) Aynı kabahatin birden fazla işlenmesi halinde her bir kabahatle ilgili olarak ayrı ayrı idarî para cezası verilir. Kesintisiz fiille işlenebilen kabahatlerde, bu nedenle idarî yaptırım kararı verilinceye kadar fiil tek sayılır" hükmüne; "Soruşturma zamanaşımı" başlıklı 20. maddesinde ise, "(1) Soruşturma zamanaşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi hakkında idarî para cezasına karar verilemez. (...) Soruşturma zamanaşımı süresi; a) Yüzbin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde beş, b) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde dört, c) Ellibin Türk Lirasından az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç, yıldır. (...) (5) Kabahati oluşturan fiilin aynı zamanda suç oluşturması halinde suça ilişkin dava zamanaşımı hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. <br>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Dava zamanaşımı" başlıklı 66. maddesinde "(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; (...) (e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer. (...) (6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar." hükmü; "İmar kirliliğine neden olma suçu" başlıklı 184. maddesinin birinci fıkrasında "Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü yer almaktadır.<br>5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun, genel kanun niteliği gereği, mer'i mevzuatta, karşılığında idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımının öngörüldüğü bütün fiiller hakkında uygulanması gerektiği açıkça hükme bağlandığından, 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında verilen idari para cezaları hakkında kanun yoluna ilişkin hükümler dışında uygulanması ve bu cezaların zamanaşımı süresinin 5326 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde belirlenmesi gerekmektedir.<br> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan imar kirliliğine neden olma suçu ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında düzenlenen "ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere ve imar mevzuatına aykırı olarak yapı yapma" kabahatinin her durumda örtüşmesinin mümkün olmadığı, zira imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için imar mevzuatına aykırılıkların yapıldığı yerin "bina" niteliğini haiz olması gerekirken, 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin ikinci fıkrası kapsamımda düzenlenen kabahatin oluşabilmesi için imar mevzuatına aykırılıkların yapıldığı yerin "yapı" niteliğini haiz olmasının yeterli olduğu; buna karşın, anılan fiillerin işleniş ve hareketin ortaya çıkış biçimleri bakımından benzer mahiyette olduğu, zira söz konusu fiillerin, icrası süreklilik arz eden ve icrası bir anda tamamlanmayan suç olarak tanımlanan mütemadi (kesintisiz) suç (kabahat) mahiyetinde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Bu durumda; kesintisiz suçlarda (kabahatlerde), suçun tamamlanma anı ile bitme anının farklılık gösterebileceği, "ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere ve imar mevzuatına aykırı olarak yapı yapma" kabahati açısından, ruhsatsız ya da ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere aykırı imalatların inşasına başlanıp, bahse konu imar mevzuatına aykırılığın, imar mevzuatı uyarınca "yapı" olarak değerlendirildiği an itibarıyla kabahatin tamamlandığı; buna karşın, fiilin süregelen niteliği gereği ruhsatsız veyahut ruhsata aykırı yapının inşasına devam olunup yapı son halini alana kadar fiilin devam ettiği, yapının nihai halini alması anında ise söz konusu kabahatin sona erdiğinin kabulü gerekmektedir. Hareketin ortaya çıkış biçimleri bakımından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kabahat ile benzer mahiyetteki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suç tipinin (imar kirliliğine neden olma suçu) binanın yapımına yönelik olarak inşa faaliyetine başlanmakla birlikte suçun tamamlandığı; buna karşın fiilin icrasının binanın inşa faaliyeti devam ettiği sürece devam ettiği için, söz konusu suçun mütemadi (kesintisiz) suç olarak kabulü gerektiği belirtilmektedir (Göktürk, Neslihan / Kılıç, Ali Şahin, Herkes İçin Çevre Adaleti, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçunda (TCK M. 184/1) Suçun Tamamlanma Anı ve Bağlantılı Sorunlar, Haziran 2023, s.464). Nitekim Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesinin 13/05/2024 tarih ve Esas No:2021/33455, Karar No:2024/6406 sayılı kararında "suça konu teşkil eden ve bina niteliğinde olan deponun yapım tarihi ile iddianame tarihi arasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre 8 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğundan düşme kararı verilmesine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin takdir ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmediği"ne karar verildiği, aynı doğrultuda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/10/2021 tarih ve Esas No:2018/4-392, Karar No:2021/444 sayılı kararında da "...25.09.2012 tarihinde gerçekleştirilen eylemle ilgili olarak, sanık hakkında dava zamanaşımını kesen en son işlem 11/12/2012 tarihli sorgu olup bu tarihten sonra zamanaşımını kesen veya durduran başkaca bir sebebin gerçekleştirilmediği gözetildiğinde, TCK'nın 66/1-e maddesindeki sekiz yıllık asli zamanaşımı süresi 11.12.2020 tarihinde dolmuş bulunmaktadır..." denilmek suretiyle anılan suç tipi açısından binanın bitirilerek suçun sona erme tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin başlatılması gerektiği yolunda değerlendirmede bulunduğu görülmektedir.<br>Bu itibarla; İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, uyuşmazlık konusu taşınmazda ruhsat ve eki projesine aykırı yapıldığı tespit edilen ve idari para cezası verilmesine esas teşkil edilen imalatların Eylül 2009 - Ağustos 2014 tarihleri arasında yapıldığı yolunda görüş bildirildiği; dolayısıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeninin dava konusu ... tarih ve ... sayılı kararı ile idari para cezası verilmesinin 5236 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20. maddesinin birinci ve beşinci fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, zamanaşımı nedeniyle mümkün olmadığı anlaşılmakta olup; 20/02/2023 tarihli yapı tatil tutanağına istinaden davacıya 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca 405.077,11-TL para cezası verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Dava konusu işlemin 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca 7.444.158,15-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısma gelince;<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrasında "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez." hükmü yer almaktadır.<br>26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinde; "(1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz.(...) (2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." hükmü yer almıştır.<br>İdari yaptırımlar alanında genel kanun niteliğine sahip olan Kabahatler Kanunu'nun 5. maddesinde kanunun zaman bakımından uygulanmasına ilişkin hükümler yer almakta ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulanmasına ilişkin hükümlere atıfta bulunulmaktadır.<br> İdari yaptırımlar, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin gereği olarak ancak, kanuni bir düzenleme ile hukuk düzeninde varlık kazanabilirler. Suç ve cezaların aleyhe olacak biçimde geriye yürütülememesi, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin sonucudur. Buna göre, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç veya kabahat saymadığı bir fiilden dolayı söz konusu fiilleri gerçekleştirenler cezalandırılmayacağı gibi; suç ya da kahabat olarak kanunda tanımlanan fiilin gerçekleştirildiği zaman kanunda söz konusu suç veya kabahat için öngörülen cezadan daha ağır bir ceza verilmesi de mümkün değildir.<br>Uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, uyuşmazlık konusu taşınmazda ruhsat ve eki projesine aykırı yapıldığı tespit edilen ve idari para cezası verilmesine esas teşkil edilen imalatların Eylül 2009 - Ağustos 2014 tarihleri arasında yapıldığı yolunda görüş bildirildiği; suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin ikinci fıkrasına 25/03/2020 tarihinde eklenen (ç) bendi uyarınca davacıya ilave para cezası uygulanması mümkün olmadığından; anılan Kanun'un 42. maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca davacıya 7.444.158,15-TL idari para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında ise sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmadığından, temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçe doğrultusunda onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY : <br>İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ...parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binada ruhsat ve eki projesine aykırı yapılan imalatların 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 11. ve 12. maddeleri uyarınca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı 1 no'lu yapı tatil tutanağı ile tespit edilmesi sonrasında, anılan tutanakta belirtilen aykırılıklara ek olarak ruhsat ve eki projesine yeni imalatlar yapıldığının... tarihli, ... sıra no'lu, ...no'lu yapı tatil tutanağı ile tespit edilmiştir.<br> ... tarihli, ... sıra no'lu,...no'lu yapı tatil tutanağında, tespite konu yapıda ruhsat ve eki projesine aykırı olarak bodrum katın deniz yönüne doğru 12,0 metre büyütüldüğü, zemin katın deniz yönünde (onaylı mimari projedeki teras alanının bitiminden itibaren) 11,50 metre ve sol yan cephede 2,50 metre büyütüldüğü, zemin katta onaylı mimari projede teras olarak görülen alan ve zemin katta büyütülen alanın üstünün açılır-kapanır sistemle örtülerek onaylı mimari projeden farklı kullanım alanı oluşturulduğu, onaylı mimari projede binanın deniz tarafındaki bodrum kat ve zemin kata hizmet eden merdivenin yerinde olmadığı, binanın sol yan cephesinde 2,50 metre x 8,00 metre ebatlarında yangın merdiveni yapıldığı ve binanın ön cephesinde taşınabilir güvenlik kabininin koyulduğu, binanın tüm cephelerinde doluluk - boşluk oranının onaylı mimari projeden farklı olduğu, zemin kattaki büyütülen alanlar, sol yan cephede tespit edilen yangın merdiveni ve teras kattaki kapalı alanın idare veritabanında yer alan 2017 yılı halihazır ortofotoğrafta görüldüğü ve tespit çalışması sırasında herhangi bir inşai faaliyetin görülmediği hususu tespit edilmiş ve anılan tutanak dayanak alınarak, davacı şirkete 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca 405.077,11-TL, idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmemesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmemesi durumunda, aynı Kanun'un 42. maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca 7.444.158,15-TL olmak üzere, toplam 7.849.235,16-TL idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeninin ... tarih ve ...-... sayılı kararı tesis edilmiştir.<br>Bunun üzerine, anılan encümen kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasa'nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin 7. fıkrasında, “Ceza sorumluluğu şahsidir.” hükmü yer almaktadır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel ilkelerindendir. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Başka bir anlatımla bir kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tabidir.<br>3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin ikinci fıkrasında; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, bin Türk Lirasından az olmamak üzere, maddede belirtilen şekilde hesaplanan idari para cezalarının uygulanacağı düzenlenmiş; (a) bendinde; Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için idari para cezası verileceği, bu miktarların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında bir Türk Lirasının küsuru da dikkate alınmak suretiyle artırılaracağı; (b) bendinde ise; mevzuata aykırılığı yapı inşaat alanı üzerinden hesaplanması mümkün olmayan, yapının cephelerini ve diğer yapı elemanlarını değiştiren veya yapı malzemesi için öngörülen gereklere aykırı bulunan uygulamalar için, Bakanlıkça yayımlanan ve aykırılığa konu imalatın tespiti tarihinde yürürlükte bulunan birim fiyat listesine göre ilgili idarece belirlenen bedelin % 20’si kadar idari para cezası verileceği, (c) bendinde ise artırım sebepleri sayılmış, (ç) bendinde ise bu fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezasının yukarıdaki bentlere göre aykırılıktan sorumlu olan yapı sahibine ve yapı müteahhidine verilen para cezalarına ayrıca ilave edileceği, bu fıkraya göre verilen idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde bu bent uyarınca ilave edilen para cezasının tahsil edilmeyeceği kurala bağlanmıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin ikinci fıkrasına göre verilecek olan para cezasının ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapıyı fiilen yapan ya da yaptıran kişi adına, bir başka ifade ile yapı sahibi adına verilmesi gerekmektedir. Yapı sahibinin ise her zaman taşınmaz maliki ile aynı kişi olması zorunlu olmadığından, ruhsatsız yapıyı yapan kişinin taşınmaz malikinden farklı bir kişi olduğunun anlaşılması durumunda, taşınmaz maliki adına değil, yapıyı yapan adına para cezası verilmesi gerekmektedir. <br> Dosyanın incelenmesinden; İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binada ruhsat ve eki projesine aykırı yapılan imalatların 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 11. ve 12. maddeleri uyarınca düzenlenen... tarih ve ... sayılı... no'lu yapı tatil tutanağı ile tespit edilmesi sonrasında, anılan tutanakta belirtilen aykırılıklara ek olarak ruhsat ve eki projesine yeni imalatlar yapıldığının... tarihli, ... sıra no'lu, ... no'lu yapı tatil tutanağı ile tespit edilmesi üzerine, davacı şirkete 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca 405.077,11-TL, idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmemesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmemesi durumunda, aynı Kanun'un 42. maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca 7.444.158,15-TL olmak üzere, toplam 7.849.235,16-TL idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeninin ... tarih ve 3... sayılı kararının tesis edildiği görülmektedir.<br> Uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki... tarihli, ... sıra no'lu, ... no'lu yapı tatil tutanağı ile tespit edilen imar mevzuatına aykırılıkların fiili durumu yansıttığı, ancak tespite konu aykırılıkların davacının uyuşmazlık konusu taşınmazı satın aldığı tarih olan 26/02/2019 tarihinden önce, Eylül 2009 - Ağustos 2014 tarihileri arasında yapıldığı yolunda görüş bildirildiği; davacı şirket tarafından gerçekleştirildiği somut olarak ortaya konulamayan ruhsatsız imalatlar nedeniyle davacı şirket hakkında idari para cezası uygulanmasına ilişkin encümen kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun ise temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararı ile reddedildiği görülmektedir.<br> Olayda; gerek bilirkişi raporuna itiraz, gerek istinaf, gerekse temyiz dilekçelerinde, davalı idare tarafından uyuşmazlık konusu taşınmazın web tapu kayıtlarında yapılan incelemede, yapıda 05/08/2009 ile 26/02/2019 tarihleri arasında davacı şirketin kiracı olduğu ve 26/02/2019 tarihinde anılan şirket tarafından satın alındığına yönelik beyan ve itirazlarda bulunulduğu; bununla birlikte hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespite konu imalatların yapıldığı değerlendirilen Eylül 2009 - Ağustos 2014 tarihleri arasında taşınmaz maliki olarak Ziraat Finansal Kiralama Anonim Şirketi görülmekte ise de, anılan taşınmaza ilişkin beyanlar hanesinde, söz konusu taşınmazın 05/08/2009 tarihi itibarıyla davacı şirket tarafından ... Noterliğinin ... tarih ve ... sayılı noter sözleşmesine isitnaden finansal kiralama sözleşmesi ile kiralandığı görülmektedir.<br>Bu itibarla; 03/08/2009 tarihli noter sözleşmesine istinaden finansal kiralama sözleşmesi ile davacı şirket tarafından kiralandığı anlaşılan ve uyuşmazlık konusu imar mevzuatına aykırı imalatların yapıldığı tarih (hükme esas alınan bilirkişi raporunda imalatların "Eylül 2009 - Ağustos 2014 tarihleri arasında yapıldığı" yapıldığı yolunda görüş bildirilmiştir.) itibarıyla davacı şirketin finansal kiralama sözleşmesi kapsamında zilyetliğinde bulunduğu anlaşılan taşınmaz üzerinde bulunan binada, davacı şirket tarafından yapıldığı anlaşılan imar mevzuatına aykırı imalatlar nedeniyle verilen idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu encümen kararında "cezaların şahsiliği ilkesi" açısından hukuka aykırılık bulunmadığından; işlemin diğer unsurları yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmekte olup; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Temyiz isteminin kabulüne,<br>2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 14/01/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.<br><br><br><br></font></p></body></html>
4. Daire