<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/887 E. , 2025/4173 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2024/887<br>Karar No : 2025/4173 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : 1- ... 2- ...<br> 3- ... 4- ...<br> 5- ... 6- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 27/08/2011 tarih ve 28038 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/08/2011 tarih ve 2011/2133 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Adana-Kozan İmamoğlu Sulaması 4. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Adana ili, Kozan ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; dosyadaki bilgi ve belgelerle taşınmaz mahalinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davacı ... yönünden; davacının ... sayılı kadastro parselde hissedar olduğu, dava konusu toplulaştırma işleminde bu parselden gelen hak edişinin ... ada ... sayılı parselden hisseli olarak tahsis edildiği, davacının hissedarı olduğu ... sayılı kadastro parselinden gelen hak edişinin tamamının dava konusu toplulaştırma işlemi sonucunda kendi yerinden, yani toplulaştırma öncesi kullandığı alanda oluşturulan bir parselden kendisine tahsis edildiği, dava konusu kadastro parseli ile kendisine tahsis edilen ... ada ... sayılı parselin aynı fizyografik birim ve topoğrafya üzerinde bulunduğu, bu parsellerin aynı arazi ve toprak karakteristiklerine sahip olduğu, buna bağlı olarak da bu parsellerin tarımsal verimliliğinin eşdeğer düzeyde olduğu görülmekle birlikte; dava konusu kadastro parselinin bulunduğu alanda oluşturulacak olan bir parselden müstakil olarak kendisine tahsis edilme olanağı mevcut iken, ortada herhangi bir teknik, hukuki ve fiili zorunluluk ile bilimsel, nesnel ve teknik yönden herhangi bir gerekçe bulunmamasına rağmen bu olanağın değerlendirilmediği, davacının hak edişinin hisseli olarak kendisine tahsis edilerek davacı yönünden hisseli mülkiyet yapısının devam ettirildiği, bu durumun da davacı yönünden mülkiyet sorununa yol açtığı, bu kapsamda davacının hissedarı olduğu ... sayılı kadastro parselindeki payının dağıtımı yönünden mevzuat hükümleri ile toplulaştırmanın amacına ve ilkelerine aykırı davranıldığı, bununla birlikte, davacının ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili bir mülkiyet ilişkisinin bulunmadığı görülmekte olup, belirtilen parseller yönünden dava konusu toplulaştırma işleminin iptalinin istenilmesinde menfaatinin ve dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı; davacı ... yönünden, davacının ... sayılı kadastro parselinde hissedar olduğu, dava konusu toplulaştırma işleminde bu parselden gelen hak edişinin ... ada ... sayılı parselden hisseli olarak tahsis edildiği, davacının hissedarı olduğu ... sayılı kadastro parselinden gelen hak edişinin tamamının dava konusu toplulaştırma işlemi sonucunda kendi yerinden, yani toplulaştırma öncesi kullandığı alanda oluşturulan bir parselden kendisine tahsis edildiği, dava konusu kadastro parsel ile kendisine tahsis edilen ... ada ... sayılı parselin aynı fizyografik birim ve topoğrafya üzerinde bulundukları, bu parsellerin aynı arazi ve toprak karakteristiklerine sahip oldukları, buna bağlı olarak da bu parsellerin tarımsal verimliliğinin eşdeğer düzeyde olduğu, bununla birlikte davacının hak edişinin ... ada ... sayılı kadastro parselden, mülkiyet sorununa yol açılmadan kardeşleri ve annesi ile birlikte paydaş olacak şekilde kendisine tahsis edildiği, dolayısıyla dava konusu toplulaştırma işleminde davacının hissedarı olduğu ... sayılı kadastro parselindeki payının dağıtımı yönünden mevzuat hükümleri ile toplulaştırmanın amacına ve ilkelerine uygun davranıldığı, bununla birlikte, davacının ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili bir mülkiyet ilişkisinin bulunmadığı görülmekte olup, belirtilen parseller yönünden dava konusu toplulaştırma işleminin iptalinin istenilmesinde menfaatinin ve dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı; davacı ... yönünden, davacının ..., ... ve ... sayılı kadastro parsellerde hissedar olduğu, dava konusu toplulaştırma işleminde bu parsellerden gelen hak edişinin ... ada ... ve ... ada ... sayılı parsellerden hisseli olarak tahsis edildiği, davacıya tahsisin yapıldığı bu parsellerden ... ada ... sayılı parselin davacının toplulaştırma işlemi öncesi hissedarı olduğu ... sayılı kadastro parselinin bulunduğu alanda, ... ada ... sayılı parselin ise davacının toplulaştırma işlemi öncesi hissedarı olduğu ... sayılı kadastro parselinin bulunduğu alanda oluşturulan bir parsel olduğu, davacının toplulaştırma öncesi hissedarı olduğu ..., ... ve ... sayılı kadastro parsellerinden gelen hak edişinin tamamının toplulaştırma işlemi sonucunda büyük payının bulunduğu ... sayılı kadastro parselinin bulunduğu alanda, kendi kullanımda olan alan ve çevresinde oluşturulacak olan bir parselden müstakil olarak kendisine tahsis edilebilmesi mümkün iken ve dava konusu toplulaştırma işleminde ortada herhangi bir teknik, hukuki ve fiili zorunluluk bulunmamasına, bilimsel, nesnel ve teknik yönden de herhangi bir gerekçesi olmamasına rağmen bu olanağın değerlendirilmediği, davacının ..., ... ve ... sayılı kadastro parsellerinden gelen hak edişinin iki farklı parselden hisseli olarak kendisine tahsis edilerek davacı yönünden hisseli mülkiyet yapısının devam ettirildiği, bu durumun da davacı yönünden mülkiyet sorununa yol açtığı, dava konusu toplulaştırma işlemi sonucunda davacı yönünden tarımsal bütünlüğün sağlanamadığı, bununla birlikte dava konusu toplulaştırma işlemi sonucunda davacıya tahsisin yapıldığı parsellerden olan ... ada ... sayılı parselin büyük bölümünün höyük etkisi altında kalan alandan oluştuğunun belirlendiği, bu parselin yaklaşık %45'inin tarımsal amaçlı kullanıma uygun olmadığı, bu durumun davacının aleyhine bir durum ortaya çıkardığı ve bir mağduriyete sebebiyet verdiği, bu kapsamda davacının hissedarı olduğu ..., ... ve ... sayılı kadastro parsellerindeki payının dağıtımı yönünden mevzuat hükümleri ile toplulaştırmanın amacına ve ilkelerine aykırı davranıldığı; davacılar ..., ... ve ... yönünden ise; davacıların ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili bir mülkiyet ilişkilerinin bulunmadığı görülmekte olup, belirtilen parseller yönünden dava konusu toplulaştırma işleminin iptalinin istenilmesinde menfaatlerinin ve dolayısıyla dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı sonucuna varıldığından; dava konusu parseller yönünden dava konusu işlemin kısmen iptaline, davanın kısmen reddine, kısmen ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdare Mahkemesi dosyasına sunulan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz araştırmaya dayanılarak hazırlandığı, yapılan toplulaştırma işleminin dava konusu toplulaştırma kapsamına alınan bölgedeki mevcut projeler ile fiili durum üzerinden en verimli ve en uygun proje olarak uygulandığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. <br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> <br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 01/07/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
4. Daire