<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/2131 E. , 2025/3966 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2025/2131<br>Karar No : 2025/3966 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Madencilik Anonim Şirketi <br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br> <br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Niğde İli, Bor İlçesi, ... Beldesi ... Mahallesi, ... Ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde, davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Kimyevi Ürünler, Sıkılaştırılmış Gaz ve Türevleri Üretim ve Depolama Tesisleri" projesi ile ilgili olarak Niğde Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve E-... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji mühendisi, kimya mühendisi ve harita mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacı şirkete ait “Sondaj Yöntemi ile CO2 Gazı Çıkarılması” faaliyetinin madencilik faaliyeti olarak değerlendirilmesi gerektiği, müdahil şirketin ilgili parseldeki “Kimyevi Ürünler, Sıkıştırılmış Gaz ve Türevleri Üretim ve Depolama Tesisi” faaliyetinin ise madencilik değil sanayi üretim faaliyeti olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacı şirketin 2 adet sondaj kuyusu için proje tanıtım dosyası (PTD) hazırlandığı ve bu dosyada yalnızca iki adet kuyu için çevresel etkilerinin araştırıldığı, davacı ... Doğalgaz Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin projesine ait PTD incelendiğinde, özel bir başlık ve/veya tanımlama ile ÇED sınırlarını oluşturan koordinatın belirtilmediği, davacı şirket adına alınan ... tarih ve ... karar nolu ÇED Gerekli Değildir belgesi üzerinde ruhsat alanı koordinatlarının yazıldığı, Niğde Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ... tarih, E-... sayılı ve ÇED Sınırı Konulu yazısında özetle; "Söz konusu ÇED Gerekli Değildir Belgesinin 2 adet sondaj kuyusu için verilmiş olduğu anlaşılmış olup; söz konusu ÇED kararı verilen sondaj kuyusu koordinatları verilmiştir" şeklindeki ifadeyle davacı şirket lehine verilen ÇED Gerekli Değildir kararının ruhsat alanı için değil, yalnızca 2 adet sondaj kuyusu için verildiğinin belirtildiği, böylelikle davacı şirket lehine 2 adet sondaj kuyusu için verilen ÇED Gerekli Değildir kararının tüm ruhsat alanını kapsamadığının anlaşıldığı, davacı yönünden verilen ÇED Gerekli Değildir kararının 2 adet sondaj kuyusu haricinde tümden ruhsat alanı için ÇED yönünde kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, müdahil şirket lehine verilen ÇED Gerekli Değildir kararındaki noktalar ile davacı şirketin 2 adet sondaj kuyusunun olduğu noktaların birbiriyle çakışmadığı, müdahil şirket lehine verilen ÇED Gerekli Değildir kararına konu tesisin vaziyet planı ile davacının madencilik faaliyetini yürüttüğü 2 adet sondaj kuyusunun vaziyet planındaki koordinatları incelendiğinde anılan tesisin, sondaj kuyularına 2700 m mesafede olduğu, müdahil şirkete ait tesisin ve ÇED Gerekli Değildir kararının davacının sondaj kuyularındaki faaliyetini etkilemediği, diğer yandan 2872 Sayılı Çevre Kanunu, 31907 sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği ve genel olarak çevre mevzuatında aynı alanlarla ilgili farklı ÇED kararları verilemeyeceğine dair sınırlayıcı herhangi bir hükmün yer almadığı, belirtilen işletme sahasında iki farklı firma ve iki farklı faaliyet konusu için birbirlerini etkilememek ve oluşturacak etkilerinin kümülatif olarak değerlendirilerek gerekli tedbir ve önlemlerin alınması kaydıyla ÇED süreçleri başlatılabileceği, davaya konu ÇED Gerekli Değildir kararına ait PTD'de kümülatif değerlendirme yapıldığı, başka bir yatırımcı ve/veya kurum kuruluşun davacıya ait ruhsat alanında yapacağı herhangi bir yatırım ve/veya düzenleme için Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden görüş alması gerektiğini belirtir hükmün Maden Kanununda yer aldığı, ancak ÇED sürecinin tabi olduğu çevre mevzuatında böyle bir hükmün bulunmadığı, kurumlardan veya yatırımcıdan görüş ve izin alınması koşulunun ancak madencilik faaliyeti yapıldığı süreçte izin ve ruhsat aşamasında tabi olduğu mevzuat kapsamında değerlendirilmesi gereken başlıklardan olduğu, bu kapsamda ÇED sürecince anılan görüş ve izinlerin alınmasına ihtiyaç bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuki bir gerekçe yerine davalı idarenin ... tarih ve E-... sayılı yazısına dayandığı, 2008 yılında davacıya verilmiş bir ÇED kararı varken, aynı ruhsat sahasına MAPEG'ten görüş alınmaksızın davalı yanında müdahile ÇED kararı verildiği, nitekim bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporu ile yeni bir keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda davacıya ait ÇED Gerekli Değildir kararının tüm ruhsat sahasını kapsadığının, bu nedenle dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararı verilmeden önce MAPEG'ten görüş alınması gerektiğinin vurgulandığı, Mahkemece davacının projesinin iptali isteniliyormuş gibi inceleme yapılarak, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararı hakkında yeterli bir incelemenin yapılmadığı, Mahkeme kararının aksine, davacıya ait ÇED Gerekli Değildir kararı tüm ruhsat sahasına yönelik verildiğinden dava konusu projeyle çakışmanın söz konusu olduğu, bu haliyle davacının tüm ruhsat sahasında faaliyet yapılmasının engellenmiş olduğu, dava konusu proje kapsamında gaz üretimi olacağı, dolayısıyla MAPEG'ten görüş alınmasının gerekli olduğu halde, projeyle ilgili boru hatları yönünden görüş alındığı, dava konusu işlem tesis edilirken davalı yanında müdahil tarafından fiili durumda madencilik faaliyeti yapılacağının ve davacının söz konusu alanla ilgili lehine tesis edilen diğer işlemlerin dikkate alınmadığı, bu haliyle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozularak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : 1- Davalı idare tarafından, davacının iddiasının aksine deliller açıklandıktan sonra Mahkeme kararının gerekçeli olarak verildiği, Mahkeme kararının, son bilirkişi raporundaki çevre mühendisinin tespitlerine dayalı olarak oluşturulduğu, iki proje arasında çakışma bulunup bulunmadığı husunun çevre mühendisinin uzmanlık alanı olduğu, diğer bilirkişilerin uzmanlık alanı dışında değerlendirme yaptıkları, davacının kendisine verilen ÇED kararının tüm ruhsat sahasına yönelik olduğu iddiası nedeniyle davacıya ait ÇED kararının da incelendiği, her iki projenin kümülatif etkileri çevre mevzuatını ilgilendiren bir konu olduğundan MAPEG'ten görüş alınmadığı, her iki projenin vaziyet planlarındaki koordinatlar incelendiğinde dava konusu projenin davacıya ait maden projesini etkilemediğinin anlaşıldığı, ayrıca davacı maden ruhsat sahibi olsa da gerekli tüm izinlerin alınmadan alanın tamamında gaz çıkarma faaliyetini yapamayacağı, dava konusu işlemin usulüne uygun ilan edildiği, dava konusu tesiste kullanılacak hammadde olan gazların civardaki tesislerden temin edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla dava konusu projenin gaz çıkarma faaliyetine ilişkin olmadığı, bu nedenle de MAPEG'ten görüş alınmasına gerek bulunmadığı, ayrıca mevzuata göre diğer kurumlardan görüş istenilmesinin zorunlu olmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br> 2- Davalı yanında müdahil tarafından, usule ilişkin olarak, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, davada süre aşımı bulunduğu, Mahkeme kararının deliller açıklandıktan sonra gerekçeli olarak verildiği, davalı idarenin ... tarih ve E-... sayılı yazısı ile davacıya verilen ÇED Gerekli Değildir kararına konu ÇED alanının açıklığa kavuşturulduğu, dolayısıyla Mahkemenin bu işlemi esas almasında hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı, davacıya ait ÇED kararının 2 kuyu için geçerli olduğu ve bu kuyuların koordinatlarına yer verildiği, dolayısıyla ÇED alanının ruhsat sahası sınırları olmadığının açık olduğu, (dava konusu işlemin tesis edilmesinden sonra) MAPEG tarafından hazırlanan raporda tesis inşaat alanında arama ve/veya üretim amaçlı açılmış herhangi bir kuyunun bulunmadığının belirtildiği, ÇED sınırlarıyla ilgili değerlendirmenin uzmanlık alanı itibarıyla çevre mühendisine ait olacağı, dolayısıyla Mahkemenin bu bilirkişinin tespitlerini dikkate almasının hukuka uygun olduğu, kaldı ki davacı tarafından söz konusu alanda yapılması planlanan kapasite artışı projesiyle ilgili davalı idarece verilen 29/01/2025 tarihli ÇED Gerekli Değildir kararının verildiği ve bu kararın iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında dava açıldığı, davacının ilk ÇED kararı tüm ruhsat sahası sınırları için geçerli olsaydı kapasite artışı ile ilgili yeni bir ÇED kararı alınmasına gerek bulunmayacak olduğu, dava konusu işlem tesis edilirken MAPEG'in çevresel etkilerle ilgili katkısının bulunmayacağı ve dava konusu projenin de madencilik projesi olmadığı için görüşünün alınmadığı, tesisin davacıya ait kuyulara olan mesafesi dikkate alındığında, madencilik faaliyetinin engellenmediği, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının karşı oyda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin reddine,<br> 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ... ve Üye ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br> 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 23/06/2025 tarihinde karar verildi.<br> <br><br>(X) KARŞI OY : <br>Dava; Niğde İli, Bor İlçesi, ... Beldesi ... Mahallesi, ... Ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde, davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Kimyevi Ürünler, Sıkılaştırılmış Gaz ve Türevleri Üretim ve Depolama Tesisleri" projesi ile ilgili olarak Niğde Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve E-... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle açılmıştır.<br>29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde, "... aa) Kümülatif etki değerlendirme: Yapılması planlanan projenin, planlandığı alan ile projeden doğrudan etkilenecek alanlar veya kaynaklar üzerinde oluşturabileceği çevresel risk ve etkilerinin; mevcut, planlanan veya proje ile doğrudan ilgisi olabilecek diğer faaliyetlerle birlikte belirlenmesi ve analiz edilmesini, (...) ifade eder." olarak tanımlanmış, "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinin 2. fıkrasında; "Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler." kuralına, "Çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projeler" başlıklı 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2’deki listede yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-2’deki listede belirtilen projeler, için proje tanıtım dosyası hazırlanması zorunludur." kuralına, "Başvuru ve inceleme" başlıklı 16. maddesinde 3. maddesinin (b) bendinde; "Bakanlık tarafından gerekli görülmesi halinde, dosyadaki bilgiler dikkate alınarak ilgili kurum/kuruluşlardan yazılı görüş istenebilir veya ilgili kurum/kuruluşlarla toplantı düzenlenebilir. Yazılı görüş istenilmesi halinde görüş talep yazı tarihinden itibaren, toplantı düzenlenmesi halinde ise toplantı tarihinden itibaren 30 takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. Görüş bildirmek için ilave süreye ihtiyaç duyulması halinde talep ilgili komisyon üyesi tarafından yazılı olarak Bakanlığa iletilir. Kurum/kuruluşların ilave süre talepleri Bakanlık tarafından dikkate alınır." kuralına yer verilmiştir.<br>Uyuşmazlıkta; dava konusu projenin ÇED alanının, davacı şirketin maden işletme ruhsatı içinde kaldığı, yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca sürece hem teknik hem de ilgili mevzuat açısından katkı sağlayacak bir kurum olan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden, gerek PTD'nin hazırlanması sürecinde proje sahibi tarafından, gerekse PTD'nin değerlendirilmesi aşamasında davalı idare tarafından projeyle ilgili görüşünün alınmadığı gibi, işlemin dayanağı PTD'nin 98. sayfasında da "Kümülatif etki değerlendirme" başlığı altında "Planlanan projenin etki alanlarının içerisinde kalan herhangi bir faaliyet konusu bulunmamaktadır.(...)" şeklinde hatalı değerlendirme yapıldığı dikkate alındığında, dava konusu projenin ÇED alanının, davacı şirketin maden işletme ruhsatı içinde kaldığı halde MAPEG'in görüşü alınmadan ve fiili durumu ortaya koyan kümülatif etki değerlendirilmesi yapılmadan davalı idare tarafından PTD'nin yeterli bulunduğu anlaşılmıştır.<br>Bu durumda, eksik incelemeyle söz konusu PTD'ye dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, Mahkeme kararının bozulması suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>
4. Daire