<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/9816 E. , 2025/3370 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/9816<br>Karar No : 2025/3370<br>TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI) ... Anonim Şirketi <br> VEKİLİ : Av. ...<br> 2-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı şirketin elde ettiği bayi kazanım bedellerini kurum kazancına dahil etmediği yolunda tespitler içeren vergi inceleme raporu uyarınca adına, 2019 yılı için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve aynı yılın tüm dönemleri için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı geçici vergiler ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 6. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda motorlu kara taşıtı ve motosiklet yakıtının perakende ticareti faaliyeti ile iştigal eden davacıya dağıtıcı firma tarafından 2019 yılının muhtelif dönemlerinde ödenen bayi kazanım bedellerinin, ''gelecek aylara ait gelirler'' muhasebe hesabına alacak olarak kaydedildiği ve dönem sonunda aynı hesaba borç olarak kaydedilmek suretiyle dava dışı bir şirkete olan borçlarına mahsup edildiğinin anlaşıldığı olayda, bayi kazanım bedellerinin 2019 yılında tahakkuk ettiği ancak ilgili yılda davacının kurum kazancına ilave edilmediği açık olduğundan yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ancak mahsup dönemi geçen geçici verginin aranmayacağı, 2018 yılı dönem sonu bilançosunda öz kaynaklar altında yer alan 50.000,00 TL tutarlı “500-Sermaye” muhasebe hesabı bakiyesine 2019 yılı yevmiye açılışında yer verilmediği ve değinilen tutarın “570- Geçmiş Yıllar Karları” muhasebe hesabı bakiyesine eklendiği dikkate alındığında sehven yapılmış bir kayıt bulunduğu ve bu hatanın süreklilik arz etmediği görüldüğünden ve sehven yapılan kayıt sebebiyle davacının tek düzen hesap planına uymadığının kabulü mümkün bulunmadığından kesilen özel usulsüzlük cezasının hukuka uygun düşmediği gerekçesiyle bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergiler üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezası yönünden dava reddedilmiş, geçici vergi asılları ile özel usulsüzlük cezası ise kaldırılmıştır. <br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>Davacı tarafından, hatalı şekilde tebliğ edilen ve usule aykırı bir biçimde düzenlenen vergi ve ceza ihbarnamelerinin iptal edilmesi gerektiği, vergi inceleme raporunda belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığı, vergi incelemesinin eksik ve yetersiz olduğu, usule ilişkin iddiaların kararlarda karşılanmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. <br>Davalı idare tarafından, davacı adına yapılan tarhiyat ile kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu 213 sayılı Kanun'un 353. maddesinin 6. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezası yönünden; davacı şirketin yasal defterleri üzerinden yapılan incelemede, muhasebe kayıtlarının tek düzen hesap planına ve mali tablolara ilişkin usul ve esaslara uygun olmadığının anlaşılması karşısında anılan mevzuat uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiren fiilin somut olarak tespit edildiği anlaşıldığından davalı temyiz isteminin kısmen kabulü ile sözü edilen hüküm fıkrasının bozulması, diğer hüküm fıkralarına yöneltilen temyiz istemlerinin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz istemlerinin reddine,<br>2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,<br>3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 22/09/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br> <br><br>(X)-KARŞI OY :<br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bu Kanun'a göre belirlenen muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve mali tablolara ilişkin usul ve esaslar ile muhasebeye yönelik bilgisayar programlarının üretilmesine ve kullanılmasına ilişkin kural ve standartlara uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesileceği hükme bağlanmıştır.<br>Bakılmakta olan davada, davacı şirketin, yevmiye defterinde yapılan kimi muhasebe kayıtlarının tek düzen hesap planına ve mali tablolara ilişkin usul ve esaslara uygun olmadığı vergi tekniği raporu ile tespit edilmiştir. Bu bakımdan, davacının bu eylemi nedeniyle kesilen cezada yasaya aykırılıktan söz edilemez. <br>Açıklanan nedenle, temyize konu kararın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin (6) numaralı fıkrasına dayanılarak kesilen cezanın kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz isteminin kabulü ile sözü edilen hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>
3. Daire