<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2025/198 E.  ,  2025/2300 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2025/198<br>Karar No : 2025/2300<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı adına, 2015 yılına ait kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ...tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emrinin...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı üzerine düzenlenen (2) nolu ihbarnameye dayandığı, söz konusu karara yöneltilen istinaf isteminin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği, buna göre kesinleşmiş mahkeme kararına dayanan ve vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu kamu alacağının zamanaşımına uğramış olduğu, varsayıma dayalı olarak komisyon oranı belirlenmek suretiyle yaptıkları para transferi hizmetine aracılık işinin yanlış değerlendirildiği ve ödeme emrine konu tarhiyatın hukuka aykırı olarak yapıldığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davaya konu ödeme emri içeriğinde yer alan kamu alacağına ilişkin olarak tarhiyat aşamasında açılan davanın Vergi Dava Dairesince kesinleştirildiği ancak yapılan araştırmada söz konusu kararın temyizinin kabil olduğunun görüldüğü buna göre usuli güvenceleri sağlanmayan davacının mülkiyet hakkına yargı yoluyla müdahale edildiği değerlendirildiğinde hukuka aykırı olan ödeme emrinin iptali aksi yönde yazılı gerekçeyle verilen temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,<br>3.Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 15/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br><br><br>(X)-KARŞI OY :<br>Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesinde: “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” düzenlemesi yer almaktadır.<br>Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden söz etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi bakımından bu madde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesini kapsamaktadır (Bekir Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044, 17/12/2015, § 71). Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak yapılmalıdır (Züliye Öztürk, B. No: 2014/1734, 14/9/2017, § 36).<br> Öte yandan; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükümlerine yer verilmiştir. <br> Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrasında, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip olduğu; maddeye 4709 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle eklenen ikinci fıkrada ise Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda bulunduğu hüküm altına alınmıştır.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği hüküm altına alınmış, aynı fıkranın (b) bendinde, konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan davalar hakkında bölge idare mahkemesinin istinaf yoluyla yapılan başvurular üzerine verdikleri kararlar, temyiz edilebilecek olan kararlar arasında sayılmıştır.<br> Bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklı bir şekilde kullanmalarını amaçlayan Anayasa'nın 40. maddesinde yer alan düzenleme karşısında, yargı kararlarında kanun yolunun gösterilmesi gerekmekte olup hüküm ve kararlardaki kanun yolu bildiriminin; kanun yolu, mercii, şekli ve süresini de kapsaması zorunluluğu yanında açıkça anlaşılabilir ve her türlü yanıltıcı ifadeden uzak olması gerektiği açıktır.<br> Dolayısıyla temyiz sınırını aşan ve temyiz yolu açık olan kararın hüküm fıkrasında "kararın kesin olarak" verildiğinin belirtilmiş olması, davacının da bu nedenle temyiz yoluna başvurmamış olması mahkemeye erişim hakkının sınırlanmasına yol açan usuli bir hata olacaktır.<br>6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55. Maddesinde ise, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmış; aynı Kanun'un takip eden 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği kurala bağlanmıştır.<br>Buna göre ödeme emri düzenlenebilmesi için en temelde kesinleşmiş bir kamu alacağının bulunması gerektiği anlaşılmaktadır.<br>Davaya konu ödeme emri içeriğinde bulunan kamu alacağıyla ilgili olarak tarhiyat aşamasında açılan dava ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kesin olarak karara bağlanmış ise de UYAP ortamında yapılan incelemelerde söz konusu kararın miktar itibariyle temyize tabi olduğu ve Vergi Dava Dairesince olarak kesinleştirildiği, taraflarca temyiz edilmesi halinde temyizinin kabil olduğu anlaşılmaktadır.<br>Buna göre usulsüz kesinleşen bir başka ifadeyle henüz kesinleşmeyen mahkeme kararı uyarınca davacıdan tahsiline çalışılan kamu alacağını içeren ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı ve mülkiyet hakkına haksız bir müdahale içerdiği gerekçesiyle Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyoruz.<br> <br> <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

3. Daire