<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2025/495 E.  ,  2025/2282 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2025/495<br>Karar No : 2025/2282<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı adına, yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2016 yılının Şubat ila Aralık, 2017 yılının Ocak ila Aralık, 2018 yılının Kasım ve Aralık, 2019 yılının Ocak ila Nisan ve Haziran ila Kasım dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu cezalı vergilere ilişkin ihbarnamelerin davacının e-tebligat adresine 17/08/2021 ve 09/09/2021 tarihlerinde gönderildiği, 22/08/2021 ve 14/09/2021 tarihlerinde ise tebliğ edilmiş sayıldığı dikkate alındığında, bu tarihten itibaren yasal dava açma süresi geçirildikten sonra 27/07/2023 tarihinde açılan davanın esasının incelenemeyeceği gerekçesiyle dava süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Normal şartlarda posta ile yapılması gereken tebligat işlemlerinin bir istisna hali olarak düzenlenen elektronik tebligat işlemi, Kanunun münhasıran yani özellikle de posta vasıtasıyla fiziki olarak yapılmasını öngören 213 sayılı Kanun'un 101. maddesinde tanımlı, kanun içi açık istisna halleri için sonuç doğurması ya da elektronik tebligatın bu maddede sayılan özel haller içinde genişletilerek tatbik edilmesinin, hukuki güvenlik ilkesi ile örtüşmeyeceği gibi tebliğin sonuçları dikkate alındığında mahkemeye erişim hakkı ile mülkiyet hakkının ihlallerine de neden olacağı, bu itibarla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 101. maddesinin 3. fıkrasındaki, işin bırakılması veyahut bırakılmış addolunması halinde tebliğin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılması gerektiği, ıttıla üzerine açılan davanın süresinde olduğu ve işin esasının incelenmesi gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Mükellefiyeti terk olunanlara tek başına elektronik ortamda tebligat yapılması hukuka uygun düşmemekle birlikte dava konusu vergi ve cezaların dayanağı olan ve davacı hakkında tanzim edilen vergi inceleme raporunda davacıya bilinen adreslerinde posta yoluyla tebliğ yapılamadığı ve davacının adres kayıt sisteminde kayıtlı bir adresinin de bulunmadığı yönündeki tespitler dikkate alındığında, vergi ceza ihbarnamelerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun ''Tebliğin ilanla yapılacağı hâller'' başlıklı 103. maddesinin ikinci bendi uyarınca ilânen tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, usulsüz tebliğ ile dava açma süresi başlamayacağından, davanın açıldığı tarih ıttıla tarihi olarak kabul edilmek suretiyle işin esası incelenmek üzere Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,<br>3.Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 15/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br> <br><br>(X)-KARŞI OY :<br><br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 21.maddesinde tebliğ, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi şeklinde tanımlanmış, aynı Kanun'un 93 ila 109. maddelerinde tebliğ esasları, tebliğin muhatapları, posta ve ilan yoluyla tebliğler, memur eliyle tebliğ, elektronik ortamda tebliğ ve tebliğ yerine geçen işlemler düzenlenmiş, tebligatın nerede, nasıl ve kimlere yapılacağı belirlenmiştir. <br>213 sayılı Kanun'un 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği, şu kadar ki ilgilinin kabul etmesi şartıyla tebliğin daire veya komisyonda yapılmasının mümkün olduğu kurala bağlanmıştır. <br>Anılan Kanun'un "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinin 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değişik hâlinin üçüncü fıkrası şu şekildedir: <br>"İşyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır."<br>Vergi Usul Kanunu'na 6009 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle eklenen ve 01/08/2010 tarihinde yürürlüğe giren "Elektronik ortamda tebliğ" başlıklı 107/A maddesinin 6637 sayılı Kanun ile değiştirilen hali ise şu şekildedir:<br>"Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93. maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.<br>(Ek fıkra: 7/4/2015-6637/5 md.) Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.<br>Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir." <br>456 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin 7.maddesinde "Gerçek kişilerde ise ilgilinin ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin idare tarafından tespit edildiği durumlarda ölüm/karar tarihi itibarıyla ilgilinin elektronik tebligat adresi re’sen kapatılır şeklindedir.<br>213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 107/A maddesi ile Maliye Bakanlığa tanınan düzenleyici işlem yapma yetkisi vermiştir. Bu düzenleme verme yetkisi Bakanlığa yeni bir yükümlülük getirmek için değil elektronik tebligatın nasıl, ne şekilde yapılacağı, altyapısına ilişkin düzenleme yetkisi vermektedir.<br>Gerçek kişilerde elektronik tebligat sistemininden çıkış şartının ölüm şartına bağlanması asli olarak yasama organına ait olduğu göz önünde bulundurulduğunda, devri mümkün olmayan yasama yetkisinin bakanlık eliyle kullanılması Anayasa da güvence altına alınan temel hakların yanında Parlamentonun devredilmesi mümkün olmayan yasa yapma yetkisi sınırının aşılması sonucunu doğurmaktadır. <br>Açıklanan nedenlerle, 213 Sayılı Kanun'un 21. maddesinde tebliğin, mükelleflere yapılacağı düzenlenmiş olup, davacının mükellefiyetini terk ettiği dikkate alındığında mükellefiyeti sona eren bir şahsa elektronik ortamda tebliğ yapılamayacağı görüşüyle karara katılmıyorum.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

3. Daire