<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2023/5685 E.  ,  2024/5120 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/5685<br>Karar No : 2024/5120<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br><br>İSTEMİN KONUSU:... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacının, tasfiye sürecinde tasfiye memuru olduğu ... Danışmanlık Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2013 ve 2014 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla banka hesabına uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin ... tarih ve ... sayılı ilanına göre asıl borçlu şirketin tasfiyesinin sonuçlandığı ve tasfiye sonu beyanına göre şirketin aktif ve pasifinin olmadığının anlaşıldığı olayda, tasfiye memurunun sorumluluğunun tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlı olduğu, tasfiye sonucu ise dağıtılan bir kurum kazancı olmadığından davacı yönünden tasfiye memuru için öngörülen sorumluluk şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle dava konusu haciz kaldırılmıştır.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Usulüne uygun biçimde kesinleşen kamu alacağının tahsili amacıyla davacının banka hesabına uygulanan haczin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,<br>3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 07/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br><br><br>(X)-KARŞI OY :<br> Bakılmakta olan dava, ... Danışmanlık Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketinden alınamayan kamu alacağının tahsili amacıyla tasfiye memuru olan davacının banka hesabına uygulanan haciz işleminin iptali istemiyle açılmış; verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddi üzerine davalı idare bu kez temyiz yoluna başvurmuştur. <br>Kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın, borç onbeş günde ödenmediği gibi, bu süre içinde ödeme emrinin iptali istemiyle idari davanın açılmaması veya açılmış olan davada yargı merciince verilmiş bir yürütmenin durdurulması kararı bulunmaması veya davanın reddedilmesi durumlarında, alacaklı tahsil dairesince, kamu borçlusunun, mal bildiriminde gösterilen veya başka suretle tespit olunan mal, hak ve alacaklarına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un öngördüğü usullere uygun olarak haciz uygulanabilecektir. Haciz işlemine karşı açılan davalarda, ancak haciz işlemindeki münferit hukuka aykırılıklar ile haciz işleminin sebep unsurunun ödeme emri olması nedeniyle ödeme emrinin tebliğine ilişkin hukuka aykırılıkların incelenebileceği, bu bağlamda, bakılmakta olan davanın konusunun haciz işlemi olduğu dikkate alındığında temyize konu kararda yapılan değerlendirmenin ancak davacı adına ödeme emri düzenlenmesi üzerine dava açılması halinde 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde yer alan ''borcum yoktur'' kapsamında incelenebilecek hukuka aykırılık hali olduğu açıktır.<br>Bu durumda, dava konusu haciz işleminin hukuka uygunluk denetiminin, 6183 sayılı Kanun'un davada uygulanacak ilgili yasa kurallarına göre haciz koşullarının oluşup oluşmadığının bu işlemin dayanağı davacı hakkındaki ödeme emirleri yönünden incelenmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.<br><br>(XX)-KARŞI OY :<br>5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin, 5904 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle eklenen ve 03/07/2009 tarihinde yürürlüğe giren 9. fıkrasında, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezaların, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi birinin adına yapılacağı hüküm altına alınmıştır.<br>Tüzel kişiliği sona eren şirketlerin bu tarihten önceki dönemlere ait sonradan ortaya çıkarılan vergisel ödevlerden sorumlu kılınacak kişilerin belirlenmesi konusundaki hukuki boşluk, 5904 sayılı Kanunun 6. maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesine eklenen 9. fıkra ile giderilmiştir. Buna göre, tasfiye edilerek tüzel kişilik kaydı ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden herhangi biri adına vergi salınabilecek ve ceza kesilebilecektir.<br>Dosyanın incelenmesinden, takibe konu alacağın tasfiye dönemine ilişkin olduğu ve usulüne uygun biçimde kesinleştiği, davacının banka hesabına uygunlanan hacizde ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından dava konusu haczi yazılı gerekçeyle kaldıran Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kararın bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>

3. Daire